Ana içeriğe geç
Sözlük

rahatsız ile cümle

rahatsız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Çocukken birkaç yıl süren bir kekeme rahatsızlığının üstesinden geldi.W dzieciństwie na ponad rok przykuła ją do łóżka choroba biodra.
1696 yılında kızı rahatsızlandı.We wrześniu 1621 roku ciężko zachorowała.
Bu düşünceler, o şahısa büyük rahatsızlık verir.Niestety, jej wuj przysparza im wielu kłopotów.
İngilizce mob fiili ise saldırmak veya rahatsız etmek anlamlarına gelmektedir.Pierwotne niemieckojęzyczne znaczenie to pchnięcie, uderzenie.
De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır).Säg: "Det som överstiger vars och ens behov."
Bart'ın isyankâr tutumu, Springfield İlkokulu'nda onu rahatsızlık verici bir öğrenci yapmıştır.Bart har en rebellisk attityd som gjort honom till en störande elev på Springfield Elementary School.
Bu rahatsızlık bir yaralanma sonucu ortaya çıkar.En sådan här utställning skadar oss.
37 yaşında yıllardır süren zihin rahatsızlığı ve yoksulluğun ardından intihar etti.Efter år av fattigdom och mental sjukdom begick han självmord vid en ålder av 37 år.
Son zamanlarda ise rahatsızlandı.Han var under sina sista år ofta sjuk.
Rahatsız edilmeyi sevmez.Hon gillar att bli mutad.
Sağlık problemleri, böbrek rahatsızlığı onu 1975 yılında emekli olmaya zorladı.En hjärtinfarkt tvingade honom dock till förtidspension 1975.
Utangaç kuşlardır, rahatsız edildiklerinde kaçarlar.Dessa stora fåglar är mycket farliga om de blir störda.
Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu.Han är rädd för att göra andra upprörda och försöker undvika att göra andra arga.
Kendilerine özgü ve yakın mesafede kulağı oldukça rahatsız edici, ürkütücü ve uzun bir çığlık sesi çıkarırlar.De har ett högt, spöklikt klagande läte som hörs på långt avstånd.
19 Mart 1955 günü kalp rahatsızlığından dolayı hayata veda eder.Han dog 10 mars 1925 av hjärtproblem.
Buradan ayrılarak Smaug'u rahatsız ettiler.Väl där ställde Smaug till med stor skada.
Larvalar rahatsız edildiklerinde 15 cm yükseğe zıplayabilirler.Ifall larverna störs kan de hoppa sträckor upp till 15 centimeter.
Son zamanlarda sırtından çok ciddi bir şekilde rahatsızlanmıştı.Med tiden drabbades han av svåra ryggbesvär.
Kısmen alkolizm nedeniyle kaynaklanan sorunlardan rahatsız olan ağabeyi Henry 1 Ağustos 1831'de öldü.Brodern Henry avled av tuberkulos i augusti 1831.
Gürciyev ve Ouspensky arasında rahatsızlıklarla dolu bu ilişki onlarca yıl boyunca devam etmiş.Av olika anledningar fungerade inte relationerna mellan Lev Gumiljov och hans jämnåriga.
Heisenberg bunu ölçümden kaynaklanan bir rahatsızlık olarak açıklamıştır.Lundberg bedömer detta som en vansklig grund att förlita sig på.
Rahatsız edildiğinde tıkırtıya benzer bir ses çıkarır.När de skakas hörs ett skallrande ljud.
Günde 5 bardak veya daha fazla su içmek kalp rahatsızlıklarını %50 azaltabilir.15 %, eller 11 miljoner kycklingar varje år, lider av fel på benen på grund av sin oproportionerliga vikt.
Ciddi anlamda, insanları rahatsız eder.För andra betydelser, se Caño Gente.
Çocuklarla durum özellikle rahatsız edicidir.Detta är speciellt viktigt för barn.
Dennis'den nefret eder çünkü Dennis onu hep rahatsız eder.Många får höra det och Dennis förlorar jobbet.
Hipotermi, 37 °C olan normal vücut sıcaklığının, 35 °C'nin altına düşmesi halinde meydana gelen rahatsızlık.Kroppstemperaturen under en värmevallning brukar understiga 37C.
Kimse inançları yüzünden -ki bunlar dini inanç bile olsa- rahatsız edilmeyecektir ilkesini savunuyordu.Även utan religion, även som icke-troende, har vi förmågan att befrämja dessa ting.
Bu ziyaret Cécile'i babası ile paylaştığı disiplinsiz yaşamı rahatsız edeceğini düşündüğünden rahatsız eder.Cécile är rädd att Anne kommer att störa hennes och hennes pappas odisciplinerade livsstil.
Rahatsız mı oldun amca?Чим ти занепокоєний сину?
Yanıklar aynı zamanda duygusal ve psikolojik rahatsızlığa da neden olabilmektedir.Опіки також можуть призводити до емоційних та психологічних розладів.
Hele gözlerinden çok rahatsızdı.Особливо ретельно розмальовувалися очі.
Bu rahatsızlık fiziksel ya da psikolojik bir durum olabilir.Цей біль може бути фізичними або психічними стражданнями.
86 günlük kısa yönetimi çok rahatsız ediciydi.1816 рік для уряду був дуже неспокійним.
Son zamanlarda ise rahatsızlandı.Увечері йому стало погано.
Larvalar rahatsız edildiklerinde 15 cm yükseğe zıplayabilirler.Личинки, якщо їх потурбувати, здатні стрибнути на відстань до 15 сантиметрів.
Rahatsız edilmekten hoşlanmaz.Не любив вирізнятися.
Rahatsız oluyorlar.Ті застрайкували.
Çünkü yapılan dedikodular herkesi rahatsız etmişti.Їх виступ піддало всіх в шок.
1901’de rahatsızlanır.1931-го важко захворів.
Ancak bu her böbürlenen kişinin psikolojik rahatsızlığı olduğunu göstermez.Не всі з батьків розуміють, що покарання — це психологічна травма.
Fındıkoğlu ilk ciddi rahatsızlığını 16 Aralık 1971 günü yaşar.Перший злочин Бірюков скоїв 16 вересня 1977 року.
Bu durum hükümeti rahatsız ediyordu.Це викликало невдоволення уряду.
Elise Eberle, dizideki adıyla (Mercy Lewis) , Mary Sibley'in büyüsü altında şiddetli rahatsızlıklar yaşadı.Еліз Еберлі — Мерсі Льюїс, дівчина, одного разу змучена закляттям Мері Сіблі.
Daha sonra annesinin rahatsızlığı sebebi ile Bursa'ya geri dönmek zorunda kaldı.Через хворобу матері був змушений повернутись додому.
Rahatsız edici ayak kokusu yapar.Але викликають неприємний запах шкіри.
Utangaç kuşlardır, rahatsız edildiklerinde kaçarlar.Слони й провідники, злякавшись, тікають.
Bunları konuşmayı reddediyorum, çünkü beni rahatsız ediyor, anlıyor musun oğlum?Бо мені те не байдуже, Бо мені те не байдуже, Прощавай, не плач, мій друже!
2002 yılındaki rahatsızlığına kadar kendi tiyatrolarında çalıştı.Поки не підкосила хвороба, працював режисером театру до 2004 року.
Zihninizi arayışla rahatsız etmeyin.Намагайся не нав'язувати своєї думки.
Lise dönemlerinde, kendisini hayatı boyunca rahatsız edecek sedef hastalığı ortaya çıktı.З самого народження він хворіє на невідому хворобу, яка вплине на все його життя.
Önemsiz meseleler veya sırf merak için rahatsız edilmemeleri gerekir.Та не такий Лейк, щоб турбуватися через дрібниці.
Bu kehanet Macbeth'i çok rahatsız etmektedir.До того ж він посіпака місс Макбет.
Ancak küçükken dizimden bir rahatsızlık geçirmiştim.З дитинства була хворобливою.
Ciddi anlamda, insanları rahatsız eder.Поодинці можуть серйозно докучати людям.
Fakat ölü oldukları zaman rahatsızlık duymaz.Але не одужавши, помер.
23-25 yaş arası: Hayattan mutsuzluk ve rahatsızlık hissediliyor.Живуть від 15 до 20 років в дикій природі і в неволі.
Onu rahatsız etmeyin. Şu anda çalışıyor.Не турбуй її. Вона саме працює.
Bir şey onu rahatsız ediyor.Щось його турбує.
Bir şey onu rahatsız ediyor.Щось її турбує.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod