Ana içeriğe geç
Sözlük

rahatsız ile cümle

rahatsız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Uruklar, güneş ışığından rahatsız olmazlar.لم يسمح للأسرى بالاستمتاع بأشعة الشمس.
Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu.ولا يلاحظ الإزعاج الذي يسببه للآخرين.
Bu rahatsızlık bir yaralanma sonucu ortaya çıkar.بذلك تتكون صورة واضحة للعضو المصاب.
Filmlerinde gerilim, cinayet, tutku, psikolojik rahatsızlıklar gibi temaları işler.تدور موضوعات أفلامه حول التشويق والجريمة والهوس والاضطرابات النفسية.
Leylekler rahatsız edilmedikleri sürece insanlardan çekinmez ve genellikle binaların üzerine yuva yaparlar.وطالما بأن اللقالق تشعر بعدم أزعاجها للبشر فأنها تنشئ عششها فوق المنازل.
Dentin displazisi, dişin köklerinin ve pulpanın etkilenebileceği bir rahatsızlıktır.خلل التنسُّج العاجيّ هو اضطراب قد تتأثر به جذور و لب الأسنان.
Bart'ın isyankâr tutumu, Springfield İlkokulu'nda onu rahatsızlık verici bir öğrenci yapmıştır.وحالة التمرد لبارت جعلته طالب مقدم في المدرسةالإبتدائية على مضض.
Gemiler ayrıca doğal yaşamı rahatsız eden gürültü kirliliği de yaratmaktadır.والتصادم مع السفن والضوضاء الناتجة عن أنشطة بشرية تهدد أيضا بشكل ملحوظ الانتعاش.
Castro'nun Guevara'nın tanınmışlığından rahatsız olup onu tehdit olarak görmesi de neden olarak gösterildi.بدأ كاسترو يأخذ حذره من تزايد شعبية غيفارا واعتبره تهديداً محتملاً.
Başka bir rahatsızlığa bağlı olarak ortaya çıkmaz.الاضطراب ليس بسبب أي مرض آخر.
Patrick rahatsızdır ve yere yığılarak hayatını kaybeder.هشام مريض ويفقد قدرته على الكلام.
Bu rahatsızlığın en büyük zararı arka dişlerde aşınma meydana getirmesidir.أخطر ما يقوم به هذا السم هو التسبب في إحداث إحصار أذيني بطيني.
Bunları konuşmayı reddediyorum, çünkü beni rahatsız ediyor, anlıyor musun oğlum?اللهم إنك تعلم أني نصحت الناس قولا، وخنت نفسي فعلا، فهب خيانتي لنفسي، لنصيحتي للناس.
Rusya da bu dretnotların Osmanlı Devleti'ne satılmasından rahatsız oldu.كما تخوفت روسيا أيضاً من امتلاك الدولة العثمانية لمثل هذه السفن.
Dan sürekli aramalarla Linda'yı rahatsız etti.ازعج دان ليندا بمكالماته المستمرة.
Rahatsız mı oldun amca?Se não, isso lhe incomoda?
Claudius'un kendisi rahatsızlığını hayatını kurtarmak için abarttığını iddia etmiştir.O próprio Cláudio chegou a alegar que exagerara a sua doença para poder salvar a sua vida.
Kategori adında da belirtildiği gibi sarmal galaksiler rahatsız edici görünümdedirler.Tal como referido no nome da categoria, as galáxias espirais parecem perturbadas.
Bu normal olmayan hallerden rahatsız olan Macbeth, Cadılara tekrar gider.Macbeth, perturbado, vai às bruxas mais uma vez.
86 günlük kısa yönetimi çok rahatsız ediciydi.O seu curto reinado (86 dias) não foi fácil.
Brian, şirketin bu yeni fikirlerinden rahatsızdır ve bunun üzerine sigarayı bırakır.Brian, irritado com as ideias da indústria, para de fumar.
Andrea ve Milton, olan olaylardan oldukça rahatsız olmuş bir şekilde odayı terk eder.Tanto Andrea quanto Milton saem do quarto, perturbados pelo evento.
Klein büyük ölçüde rahatsız oldu.Klein foi muito ofendido.
O sıralar özgürlükçü olmak yeterince rahatsız edici bir durumdu.Sendo um libertário, na altura, tornou-se algo bastante desagradável.
Bu, durumdan rahatsız olan samurayların bir dizi isyanına neden olmuştur.Isto levou a uma série de revoltas de samurais descontentes.
De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır).KE: que (como conjunção, não como correlativo).
Moore daha sonra klasik fikirlerden rahatsız olmuştur.Moore cada vez mais se sentia incomodado com estas idéias, derivadas do conceito clássico.
Rahatsız oluyorlar.Ficam preocupados.
Bu rahatsızlık için bilinen mevcut bir tıbbi tedavi yöntemi yoktur.Atualmente não existe nenhum tipo de tratamento conhecido para esse distúrbio.
Yara izleri de vücudun görünüşünden rahatsızlık duymaya yol açabilir.A cicatrização pode também provocar alterações na aparência do corpo.
Düşünme şeklimizi rahatsız edebilme yeteneğimiz bu projeleri dekonstrüktivist yapan önemli bir unsurdur.É a capacidade de perturbar nossos pensamentos sobre a forma o que faz destes projetos desconstrutivos.
Ciddi anlamda, insanları rahatsız eder.Acho que isso incomodava as pessoas.
"Rahatsızım galiba başarımın keyfini çıkaramıyorum"."Eu não posso acreditar em o quanto estou feliz.
1822’de sinirsel rahatsızlıklar geçirmiş ve bu raharsızlıklar sonucu dinlenmek için yolculuğa çıkmıştır.Em 1822, uma séria doença nervosa o atacou e ele foi obrigado a fazer uma viagem para poder descansar.
Kaşıntı, ağrı yapabilirler veya hiç rahatsızlık vermeyebilirler.As bolhas podem coçar, causar dor, ou não produzir sintomas.
Her halukarda, Vitellius'un Germanya'dan İtalya'ya yürüme şeklinden rahatsız olmuştu.Problema, de qualquer forma, na forma de Vitélio, estava marchando para a Itália a partir da Germânia.
Daha önce hiç kendinizi rahatsız hissedene kadar çok yediniz mi?Alguma vez você já jogou por mais tempo do que planejava?
Psikiyatrik rahatsızlıklar.Emergências psiquiátricas.
ADHP, sosyalist fikirlerle ülkeyi yenileştirmeyi deniyordu; fakat ülkede büyük rahatsızlık vardı.O PDPA tentou modernizar o país, de acordo com uma agenda socialista, mas houve grande resistência.
Van Gogh'un olayı hiç hatırlamaması akut sinir rahatsızlığı yaşadığını düşündürmektedir.Van Gogh não tinha memórias do incidente, o que sugere que talvez tenha passado por um surto mental agudo.
Ayrıca rahatsız edici böcek ve sürüngen resimleri gösteriliyordu.Trouxeram também uma impressionante coleção de plantas e insetos desconhecidos.
Leylekler rahatsız edilmedikleri sürece insanlardan çekinmez ve genellikle binaların üzerine yuva yaparlar.Essas cobras não têm medo dos seres humanos e geralmente entram nas casas.
Sana Bir Sır Vereceğim dizisinden rahatsızlığı sebebiyle ayrılmak zorunda kaldı.Porém teve que abandonar o combate devido a uma lesão.
Benzetilmek beni rahatsız etmez.Isso não parecia incomodá-los.
Bir daha asla bu kadar rahat olmak istemiyorum, rahatsız olmayı tercih ederim.Eu nunca mais quero usar a minha comédia para magoar alguém.
Zihninizi arayışla rahatsız etmeyin.Não procure o teu interesse.
Diğer bir özelliği ise herkesi rahatsız eden gülüşüdür.“Uma pessoa feliz é aquela que está sorrindo, certo?
İnsanların aşırı ilgisi onu rahatsız ediyor ve saçma geliyordu.Cuspiram nele e ridicularizaram sua tolice.
Bazı ırklar kalp rahatsızlıklarına daha eğilimlidir.Sintomas mais frequentes da insuficiência cardíaca.
Fakat ölü oldukları zaman rahatsızlık duymaz.Nada que fará você se sentir deprimido.
Sistemik rahatsızlıklar da dişte renk değişimine sebep olabilir.A desidratação pode ainda provocar a coloração azulada da pele.
De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır).(Dan wordt er gezegd): "In geen geval; het is slechts een woord dat hij uit."
Rahatsız mı oldun amca?Heeft u last van storing?
86 günlük kısa yönetimi çok rahatsız ediciydi.Zijn korte regeerperiode van bijna drie maanden (86 dagen) was een zeer ongemakkelijke.
Faust'un bu arayışı Şeytan'ı (Mefistofeles) rahatsız etmektedir.Faust sluit een pact met de duivel (Mefistocles).
Londra'da kaldığı süre içerisinde akıl rahatsızlığı daha da belirginleşmiştir.Gedurende zijn tijd in Londen werden de tekenen van zijn psychische aandoening steeds duidelijker.
Kızların onu kardeş veya dost olarak görmesinden biraz rahatsızdır.Hij kan er niet tegen als mensen hem voor zijn broer aanzien.
Koku çürüme kokusu olarak tanımlanamasa da rahatsız edici bir kokudur.Een geur die als onaangenaam wordt ervaren, wordt aangeduid als stank.
Bu etkiler izleyiciyi rahatsız edecek şekilde gürültülü ve kötü görüntülüdür.Dit veroorzaakt een nefast en deprimerend gevoel op de toeschouwer.
1696 yılında kızı rahatsızlandı.Begin 1691 werd hij ziek.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
rahatsız ile cümle - Sayfa 30 - rahatsız kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App