1946'da Nazlı, Mısır'ı terk etti ve böbrek rahatsızlığı tedavisi için ABD'ye gitti.В 1946 году Назли покинула Египет и отправилась в США из-за проблем со здоровьем.
Etrafındakiler rahatsız etmeyi görevlenmiştir diyebiliriz.Считается, что выделение кого-то может обидеть окружающих.
1604 yılında Macaristan seferi sırasında Sofya'da rahatsızlandı.В 1604 году во время похода в Венгрию заболел.
Larvalar rahatsız edildiklerinde 15 cm yükseğe zıplayabilirler.Личинки, будучи побеспокоенными, способны прыгнуть на расстояние до 15 сантиметров.
Ömrünün son seneleri rahatsızlıkla geçmiştir.Последний год своей жизни тяжело болел.
Benzetilmek beni rahatsız etmez.Оджома это не волновало.
Çünkü yapılan dedikodular herkesi rahatsız etmişti.Это преступление возмутило всех.
Rahatsız edildiğinde tıkırtıya benzer bir ses çıkarır.При встряхивании раздаётся звонкий щёлкающий звук.
Ciddi anlamda, insanları rahatsız eder.И это беспокоило людей.
Kolaylıkla rahatsız olurum.Я буду чувствовать себя неуютно.
Ama Jason burada serseriler tarafından sürekli rahatsız edilir.У Джейсона наступают тяжёлые времена — его постоянно преследуют местные хулиганы.
2002'de, bir Fransız erotik, rahatsız edici kompleks filmi A New Life'ta Anna Mouglalis ile oynamıştır.В 2002 году он сыграл во французском эротическом фильме «Новая жизнь», вместе с Анной Муглалис.
İlk teşhisten 2 yıl sonra Mayıs 2001'de kanser geri döner ve Schuldiner rahatsızlanır.В мае 2001 года, спустя два года после первичного диагноза рак вернулся.
2002 yılındaki rahatsızlığına kadar kendi tiyatrolarında çalıştı.Работал в театре вплоть до смерти в 1999 году.
Bunlardan öyle rahatsız olmuştu ki, Virginia ölüm döşeğinde, "Bayan Ellet'ın onun katili olduğunu" söyledi.На смертном одре Вирджиния призналась, что «Миссис Э. убила её».
Fakat Mutlucan bu durumdan son derece rahatsız olmaktadır.Его тесть Смикрин крайне недоволен такой ситуацией.
Rahatsız oluyorlar.Докучалова.
Psikolojik bir rahatsızlık olarak tanımlanır.Они чувствуют психологический дискомфорт.
Ancak küçükken dizimden bir rahatsızlık geçirmiştim.Когда я был маленьким, мне приходилось нелегко.
Çevresindekiler de, bu durumdan rahatsız olur.Все окружающие очень досадовали на него за это.
Bunları konuşmayı reddediyorum, çünkü beni rahatsız ediyor, anlıyor musun oğlum?Помню, что я ссорилась из-за этого с Володей, возмущаясь, что он дразнит маленького.
Bir süredir kanser rahatsızlığı nedeniyle tedavi gören Osman Öztürk 70 yaşında vefat etti. ^10-летний мальчик по имени Оскар болен раком.
Kategori adında da belirtildiği gibi sarmal galaksiler rahatsız edici görünümdedirler.Как определено в названии категории, спиральные галактики имеют разрушенные формы.
Çocukluğumdan beri vücutça rahatsız olduğumdan layikiyle tahsil edemedim.А я не могу взлететь, А с детства была крылатой.
28 Ocak 2018'de Mısır'a yaptığı ziyaret sonrasında rahatsızlanarak Rigshospitalet'te hastaneye kaldırıldı.28 января 2018 года он был госпитализирован в Ригхоспиталет после посещения Египта.
Astrid ise dikkatlerin Hıçkıdık'ta olmasından rahatsızdır.Встревоженный Хартли отправился проверить, всё ли в порядке.
Aslı bu durumdan bir hayli rahatsızlık duymaktadır.Здесь, правда, возникает одна неприятность.
İkisi de "çok rahatsız edici şekilde bulanıklaşmaya başladı" ve kitap fikrini oluşturdu.«Сильнее всего меня вдохновлял Ветхий Завет», — так прокомментировал он идею создания книги.
Kalp rahatsızlığı nedeniyle futbolu bırakmıştır.Закончил со спортом из-за инфаркта.
Bir daha asla bu kadar rahat olmak istemiyorum, rahatsız olmayı tercih ederim.Не думай, что легко отделался, так смутив меня.
Bu olay Osmanlı Hanedanı'nın da bu meseleden rahatsızlık duyduğuna örnek olarak gösterilir.Бывший же его хозяин конечно недоволен таким развитием событий.
Hastaneden eve gelen en son bebekti, çünkü nefes rahatsızlığı vardı.Это был его последний выход из дома, он заболел пневмонией.
İngilizlerin İran'daki güçleri onu çok rahatsız ediyordu.Власть англичан в Ирландии была слабой.
Vuruş yaparken arkasında ya da onu rahatsız edecek kadar yakın durmayınız.Вручную отжимать очень аккуратно, без перекручивания, либо не отжимать.
Preston son yıllarında hipertansiyon ve böbrek rahatsızlığı ile savaştı.Всю жизнь Гомер Ли страдал головными болями и нарушениями зрения.
Ses tellerindeki rahatsızlıktan dolayı devam edemedi.Не смог дальше выступать из-за заболевания пневмонией.
Onlar sıkça mantıksız kuruntularla bilinen rahatsızlıklar yaratıyorlar.Часто возникают галлюцинации, связанные с бредовыми идеями.
Sürüş sırasında sigara yakmak sürücüleri rahatsız edebilir.Следует избегать курения трубки при вождении.
De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır).وحيث قال : أنّه لهوٌ مكروه يشبه الباطل.
Rahatsız oluyorlar.آسف على الإزعاج.
Eşinin rahatsızlığı üzerine İstanbul’a döndü.ثم عاد أدراجه إلى إستانبول على إثر مرض زوجته.
Son zamanlarda ise rahatsızlandı.المرض مؤخراً.
1963'te Harold Macmillan rahatsızlandı ve başbakanlıktan istifa etti.في أكتوبر 1963، أصيب ماكميلان بالمرض واستقال من منصبه كرئيس للوزراء.
Ek olarak bazı agnozi türleri, gelişimsel rahatsızlıklardan da kaynaklanabilir.إضافة إلى ذلك بعض أشكال العمه قد يكون نتيجة اضطرابات النمو.
Bu durum Sudan’ın Müslüman halkını rahatsız etti.هذا النصر الذى منّ الله تعالى به على المسلمين».
Onun bu mental rahatsızlığı ile olan mücadelesi ölümüne dek sürdü.منذ تلك الفترة عانى ألتوسير من أمراض عقلية حتى وفاته.
Her ikisi de durumdan memnundur, fakat beklenmedik bir şekilde rahatsızlanacaktır.الاثنان يوافقان على بقاء علاقتهما، ولكن بدون استباق الأحداث.
Bir daha asla bu kadar rahat olmak istemiyorum, rahatsız olmayı tercih ederim.أنا لم أستفز أحداً من قبل، لم أفعلها أبداً، والأفضل عدم الرد على الاستفزازات.
Bu durumdan rahatsız olan Volkan (Ata Demirer) ve Aslı (Gülse Birsel), bir plân yaparlar.ويُجْدي في كفاية شرّ الأعداء، وفي فتح باب الرّزق، وفي غفران الذّنوب.
Bu karşılaşma başlangıçta onları rahatsız eder.ومن بينهم من عارض قيامها في البداية.
Yanıklar aynı zamanda duygusal ve psikolojik rahatsızlığa da neden olabilmektedir.وقد تكون الحروق سببا للاضطراب العاطفي والنفسي أيضا .
Kızların onu kardeş veya dost olarak görmesinden biraz rahatsızdır.هي قريبة جدا من أختها و تعتبرها بمثابة أم لها.
Savaş bunalımı geçiren bazı kişilerde travma haline gelmiş ve kalıcı bir psikolojik rahatsızlık oluşturmuştur.الناس المصابين بصدمات نفسية يجدون أنفسهم في نوع من مزاج الإنذار المستمر.
Nitekim kısa süre sonra sultan ve ümera arasında gerginlikler ve rahatsızlıklar artmıştır.وفيما بعد ازدادت التوتّرات بين منتظری وبين النظام.
Sana Bir Sır Vereceğim dizisinden rahatsızlığı sebebiyle ayrılmak zorunda kaldı.إلا انه اضطر إلى التخلي عن هذا العمل بسبب إصابته بمرض في الكلى .
Hep o adam tarafından rahatsız edilir ve onunla ilgili kâbus görürdü.زوجها يغار عليها دائما ويتعرض لمواقف توقعه بالمشاكل من أجلها.
Ancak yabancı sermayenin gelmesi solcuları Turistlerin gelmesi ise dincileri rahatsız ediyordu.من المهم أن نميز السياح من المقيمين الأجانب لأن السياح يأتون لقضاء عطلهم فقط.
Kalp krizlerine, felçlere ve başka ölümcül rahatsızlıklara neden olur.مما يؤدي إلى مشاكل في القلب و الموت المفاجئ.
Hastalık düzeyindeki rahatsızlarda doktor kontrolü mecburidir!!!مما يدل على وجود خلفية طبية لدى القاتل..!!
Kişiyi rahatsız edecek kuvvetler azaltılmış ve bir denge haline ulaşılmıştır.واحْرَنْفَشَتِ الرجال إِذا صرع بعضهم بعضاً، والمُحْرَنْفِشُ: المُتَقَبِّضُ الغضبان.»