Ana içeriğe geç
Sözlük

rahatsız ile cümle

rahatsız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Daha sonra kendisinin dilinden rahatsızlıkları dinlenir.Para poco más tarde redimirse cortándose a sí mismo la lengua.
İkinci kullanım yeri; Orgnaik sebebe dayanan zihinsel rahatsızlarda.UU.; ocupando el segundo lugar después de las enfermedades cardiovasculares.
Danny DeVito kostümünden rahatsız oluyordu ama o karakteri anlayabilmesi için kolaylık sunuyordu.DeVito se sentía incómodo con su traje, pero esto hizo que fuera más fácil para él entrar en el personaje.
Bu durum hükümeti rahatsız ediyordu.El hecho molestó al Jefe del Estado.
Bu rahatsızlığını da şu cümlelerle dile getirir: "Dehşetli bozuluyorum.Esta terminó sus meditaciones diciendo: «Mal andan allá arriba.
Koku çürüme kokusu olarak tanımlanamasa da rahatsız edici bir kokudur.Tiene un olor tan fuerte que puede resultar desagradable.
İlk teşhisten 2 yıl sonra Mayıs 2001'de kanser geri döner ve Schuldiner rahatsızlanır.En mayo de 2001 el cáncer regresó y Schuldiner enfermó otra vez.
Etrafındakiler rahatsız etmeyi görevlenmiştir diyebiliriz.También puede deberse a algún disturbio a su alrededor.
Ama bunun Emma'yı çok rahatsız ettiği söylenemezdi.Esto disgusta mucho a Emma.
Sana Bir Sır Vereceğim dizisinden rahatsızlığı sebebiyle ayrılmak zorunda kaldı.Tuvo que abandonarlo debido a un falso diagnóstico acerca de su codo.
Sürekli bir kıyas hali psikolojik bir rahatsızlıktır.El trastorno psicótico compartido no deja de ser una curiosidad psiquiátrica.
Evinin sürekli ziyaretçi ve turistlerle dolmasından ötürü rahatsız oluyordu.Ella siempre tenía tiempo para sus visitantes.
Bu, durumdan rahatsız olan samurayların bir dizi isyanına neden olmuştur.Esto originó una serie de disturbios provocados por samuráis descontentos.
Rahatsız edilmeyi sevmez.No le gusta que le molesten.
Fakat, hükümet Namık Kemal isminden rahatsız oluyordu.Por lo tanto, el nombre Hans es incorrecto.
Bunu yazdığım için dahi, tanrılara hakaret gibi bir duyguya eşlik eden bir rahatsızlık hissediyorum.Así que escribo con un sentimiento diferente cuando lo hago para la gente joven.
Ek olarak bazı agnozi türleri, gelişimsel rahatsızlıklardan da kaynaklanabilir.Además, algunas formas de agnosia pueden ser el resultado de trastornos del desarrollo.
Kişi, kendini rahatsız eden bu acılardan kurtulmayı amaçlar.El deseo de librarse de cualquier enfermedad que nos afecte.
Stieglitz'in fotoğrafla olan aktif alakası geçirdiği kalp rahatsızlığına bağlı olarak 1937'de bitti.El trabajo fotográfico de Stieglitz terminaría en 1937 debido a su enfermedad cardiaca.
Her halukarda, Vitellius'un Germanya'dan İtalya'ya yürüme şeklinden rahatsız olmuştu.Pero estaba el problema de Vitelio, quien llevaba días marchando sobre Italia desde Germania.
Ancak, son dönemlerde, kişideki kuruntuların rahatsızlık verici olması kavramı tekrar önem kazanmıştır.Sin embargo, en el último tramo de su mandato se hizo notorio el hastío de la población.
Ancak birçok eleştirmen O'Brien'ın rahatsız edici ve ukalâca buldukları tavrına karşı çıkıyordu.Sin embargo, varios otros funcionarios buscados por O'Doherty estaban ausentes.
Halk tarafından özellikle mide rahatsızlıklarında ve yaraların iyileştirilmesinde kullanılmaktadır.Es costumbre popular invocarle particularmente para remediar afecciones de la garganta.
Onun bu mental rahatsızlığı ile olan mücadelesi ölümüne dek sürdü.Le dolió esa contradicción hasta su muerte.
Onlar sıkça mantıksız kuruntularla bilinen rahatsızlıklar yaratıyorlar.A veces crea planes ridículamente difíciles de realizar.
Opaklaşma arttıkça hem uzak hem de yakın görmeler hastanın sosyal yaşantısını rahatsız edecek şekilde artar.Únicamente un mal olor y la presencia de un enfermo parece perturbar el ambiente.
Kâbus en genel olarak uyurken kişiye güçlü bir duygusal rahatsızlık veren rüyalardır.El acostarse del lado del corazón ocasiona malos sueños.
Bir kere bir kir gördü içinde saplantı halinde-düzelmeyen rahatsızlık olmuştu.Se sentía como si hubiera un arrebato de emoción incontrolada dentro de nosotros.
Sonuçta ortaya rahatsız edici, umutsuzluk aşılayan ve acıtıcı bir sinema çıkmıştır.Creo que realmente puede ser un film conmovedor, terrorífico e inolvidable.
Bu rahatsızlığı, huzursuzluğu Freud neurosis (nevroz, sinirce) olarak isimlendirmiştir.Sin embargo lo que verdaderamente le interesa a Freud es lo que llama angustia neurótica.
1955 yılında Hodgkin rahatsızlığından öldü.1949), murió en 1991 a causa de la enfermedad de Hodgkin.
Personel önlemlerden rahatsız olabilir.Además, podrían molestar a los comensales.
Rahatsız edildiklerinde yerden uçarak kalkar ve yakınlardaki ağaçlara sessizce tünerler.Cuando se las molesta se elevan volando a los árboles.
Ancak küçükken dizimden bir rahatsızlık geçirmiştim.Recuerdo con gran nostalgia mi infancia.
Albümün video klip çekilen şarkıları ise "Gece Kadar Rahatsız Etmiyor" ve "Dayan" oldu.También se filmaron vídeos musicales para las canciones «Ain't Too Proud to Beg» y «Till The Next Goodbye».
Gıdıklama Fetişizmi RahatsızlığıEmbarazo Trastornos del colágeno.
Hele gözlerinden çok rahatsızdı.Es irritante para los ojos.
Orada çok sıkıntılı ve rahatsız olduklarını söylemişler.No es extraño que fueran pesadas e incómodas.
Seni çok fazla rahatsız ettiğim için üzgünüm.Mi spiace darti così tanto disturbo.
Çalışırken beni rahatsız etmeyin.Non disturbarmi mentre studio.
Tom seni rahatsız ediyor mu?Tom ti sta dando fastidio?
Rahatsız ettiğim için çok üzgünüm Tom.Tom, mi dispiace molto di averti disturbato.
Rahatsızlık için üzgünüz.Ci dispiace per il disagio.
Sekreterime rahatsız edilmek istemediğimi söyledim.Ho detto alla mia segretaria che non voglio essere disturbato.
Seni bir şey rahatsız ediyorsa bana söyle.Se c'è qualcosa che ti disturba dimmelo.
Claudius'un kendisi rahatsızlığını hayatını kurtarmak için abarttığını iddia etmiştir.Lo stesso Claudio affermò di aver esagerato i propri malanni per salvarsi la vita.
Londra'da kaldığı süre içerisinde akıl rahatsızlığı daha da belirginleşmiştir.Durante la permanenza a Londra la sua infermità mentale cominciò a mostrarsi in maniera più netta.
Bu rahatsızlıklar nedeniyle eser veremez oldu.Vi ringrazio per il disturbo.
Kısmen alkolizm nedeniyle kaynaklanan sorunlardan rahatsız olan ağabeyi Henry 1 Ağustos 1831'de öldü.Il fratello maggiore Henry, in cattiva salute in parte a causa di problemi di alcolismo, morì il 1º agosto.
Yara izleri de vücudun görünüşünden rahatsızlık duymaya yol açabilir.Le cicatrici possono anche provocare un disturbo dell'immagine corporea.
Psikiyatrik rahatsızlıklar.Disturbi psichici.
Ya da köpeğiniz sizi 15 saniyeliğine rahatsız edecektir.Lascia a suo fratello a farle la guardia per i prossimi 15 anni.
Kategori adında da belirtildiği gibi sarmal galaksiler rahatsız edici görünümdedirler.Come si può intuire dal nome della categoria, le galassie a spirale appaiono perturbate.
Rahatsız oluyorlar.Si ebbero disordini.
Sinirlendiğinde veya gergin olduğunda rahatsızlığının emareleri kötüleşiyordu.Quando era contrariato o stressato, i sintomi della sua infermità peggioravano e si facevano più evidenti.
Van Gogh, Mauve'un Sien ve küçük kızı ile birlikte yaşamasından rahatsız olduğunu düşünmüştür.Da questo atteggiamento van Gogh suppose che Mauve non approvasse la sua relazione con Sien e la sua bambina.
Bazı hastalarda Raynaud fenomeni rahatsızlığı da geliştiği gözlemlenmiştir.Sospettare la Malattia di Raynaud quando il fenomeno é intermittente.
Ciddi anlamda, insanları rahatsız eder.Anzi, a qualcuno diamo fastidio.
Bu normal olmayan hallerden rahatsız olan Macbeth, Cadılara tekrar gider.Inquieto, Macbeth torna dalle streghe per interrogarle.
Vuruş yaparken arkasında ya da onu rahatsız edecek kadar yakın durmayınız.Non attacca direttamente il giocatore, a patto che non venga infastidito o ci si avvicini troppo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod