rağbet ile cümle
rağbet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu konuya o zamanlarda rağbet görülmüyordu.Просто в то время люди этого не поняли.
Küçük bir balıkçı köyü olarak rağbet görmüş.Изначально являлся небольшой рыбацкой деревней.
Dizel motor 1920'lerden beri ticari araçlarda kullanılmakta ama hususi otomobillerde pek rağbet görmemekteydi.ومنذ عام 1920 استخدمت محركات الديزل في السيارات التجارية ولكنها لم تلقى رغبة كبيرة في السيارات الخاصة.
Estonya’da üretilen tereyağı, süt ve peynir gibi ürünler batı Avrupa piyasalarında rağbet görmekteydi.وكانت منتجات مثل الزبدة والحليب والجبن معروفة على نطاق واسع في أسواق أوروبا الغربية.
Dinî ve tasavvufî konulara rağbet göstermemiştir.فقال: إنه لم يدع لي محدثاً ولا سميراً.
Ekseriyetle Ramazan ayında rağbet edilmesi sebebiyle, Ramazan ayının denk geldiği mevsime göre üzeri süslenir.وهومحبب في شهر رمضان لأنه يساعد على الهضم.
Lundum bir zamanlar Cabo Verde'de rağbet gören bir müzik türüdür.O lundum é um género musical que outrora já foi muito praticado em Cabo Verde.
Amatör balıkçılar tarafından büyük rağbet görmektedir.É muito procurada por pescadores amadores.
Tabancalarda genel rağbet görürler.No reverso, vêem-se as armas reais.
Fiyat performans cihazı oldukları için bu seri oldukça rağbet görmüştür.Deze apparatuur werd populair vanwege de gunstige prijs-prestatieverhouding.
Bu konuya o zamanlarda rağbet görülmüyordu.Dat kende men in die tijd nog helemaal niet.
Ekmek Çin mutfağında fazla rağbet göremeyen bir maddedir.Voedsel is in de Chinese keuken niet enkel een zaak van eten.
Kuzu ve keçi etleri de bulunabilmektedir fakat çok fazla rağbet görmemektedir.Mogelijk eten ze ook insecten, maar niet al te veel.
Balık avcıları tarafından rağbet gören bir gölettir.Het is een vis waar veel op wordt gejaagd door sportvissers.
Eskiye rağbet olsa, bitpazarına nur yağardı.Als er vraag naar oude rommel zou zijn, dan zou de vlooienmarkt vol zijn.
Eskiye rağbet olsa, bitpazarına nur yağardı.Mensen willen graag nieuwe dingen kopen.
Eskiye rağbet olsa, bitpazarına nur yağardı.Mensen willen graag nieuwe dingen hebben.
Bu su, çevre yerleşim yerlerinden gelenlerin de rağbet ettikleri bir sudur.Woda jest już słonawa; na dnie odkładają się pokłady mułu.
Küçük bir balıkçı köyü olarak rağbet görmüş.Początkowo była to mała wioska rybacka.
Paul Gauguin’in çalışmalarına olan rağbet ölümünün hemen ardından sonra olur.Pod koniec podróży ojciec Paula Gauguina nagle zmarł.
Tabancalarda genel rağbet görürler.Są powszechnie stosowane w karabinach.
Uzun süre İstanbul sosyetesinin rağbet ettiği mekânlardan biri oldu.Ett förslag som länge varit delat inom den borgerliga alliansen.
Bu konuya o zamanlarda rağbet görülmüyordu.Dessa var dock inte relaterade vid tillfället.
Copenhagen yorumlaması kuantum mekaniğinde en yaygın rağbet gören yorumlamadır.Докладніше: Копенгагенська інтерпретація Найбільш поширена інтерпретація квантової механіки.
Otelde düzenlenen maskeli baloya kimse rağbet etmez.Танці під фортепіано балом ніхто не вважав.
Küçük bir balıkçı köyü olarak rağbet görmüş.Зараз це маленьке рибальське село.
Oyun yeterli rağbeti görmemiştir.Гра вiдбулась без глядачiв.
Otelde düzenlenen maskeli baloya kimse rağbet etmez.Tentýž den večer je v hotelu uspořádán maškarní bál.
İsim Panama hükümeti tarafından rağbet görmemiştir ve Amerika Köprüsü ismi tercih edilmiştir.Název se však neujal a most byl známý spíš jako Libeňský most.
Özellikle yazın turizm sektöründe rağbet görmektedir.Město žije především v létě turismem.
Bu esere gösterilen rağbete delil.dir.Jakou bázeň vzbuzuje toto místo!
Bu yüzden, koleksiyoncular tarafından daha çok rağbet görmektedir.Což je důvod, proč by měli být chovány v početnějších skupinách.
Amatör balıkçılar tarafından büyük rağbet görmektedir.Jeho trofeje bývají rybáři velice ceněny.
İsyan boyunca özellikle şehirli Arap halkı isyana pek rağbet etmedi.Al-Hakam politikájával főleg a városi lakosság volt elégedetlen.
Denizkestaneleri denizsamuru en rağbet ettikleri yiyeceklerdendir.A tengert tápláló folyók közül leghosszabb a Mezeny.
Estonya’da üretilen tereyağı, süt ve peynir gibi ürünler batı Avrupa piyasalarında rağbet görmekteydi.Virolaiset tuotteet, kuten voi, maito ja juusto, olivat Länsi-Euroopassa laajasti tunnettuja.
Estonya’da üretilen tereyağı, süt ve peynir gibi ürünler batı Avrupa piyasalarında rağbet görmekteydi.Εσθονικά προϊόντα, όπως βούτυρο, γάλα και τυρί ήταν γνωστά ευρέως στις δυτικοευρωπαϊκές αγορές.
Denizkestaneleri denizsamuru en rağbet ettikleri yiyeceklerdendir.Οι ναυτικοί χάρτες αποτελούν τα κυριότερα εφόδια των ναυτιλλομένων.
İsim Panama hükümeti tarafından rağbet görmemiştir ve Amerika Köprüsü ismi tercih edilmiştir.Navnet var imidlertid upopulært hos Panamas regering, der foretrak Puente de las Américas.
Özellikle yazın turizm sektöründe rağbet görmektedir.Øen er i høj grad præget af sommer turisme.
Eski ticaret yolu üzerinde olduğundan rağbet gören bir bölgeydi.Byen var tidligere et stort handelssted på Silkevejen.
Küçük bir balıkçı köyü olarak rağbet görmüş.Byen var opprinnelig en liten fiskerlandsby.
Bunlar, genellikle all-star maçları gibi önemli derecede rağbet gören şampiyonalardır.Vanlig i veldig sterke turneringer som f.eks. verdensmesterskap.
Dinî ve tasavvufî konulara rağbet göstermemiştir.Namun hal itu tidak menjadikan rintangan untuknya dalam mewujudkan mimpi dan cita-citanya.
Âsâr-ı mergube: Rağbet edilmiş, beğenilmiş eserler.Barang suci dibenci ---> Yang suci (justru) dibenci.
Yaptıkları mangal da rağbet görür.Permukaannya yang berlekuk-lekuk juga kelihatan.
Bugün Anheuser–Busch InBev şirketine ait olan marka, Almanya'da rağbet gören önemli içecek markalarındandır.Industri yang menjadi fokus utama Anheuser-Busch InBev adalah industri minuman.
Çizer üçlü kompozisyonun popüler olabileceğini düşünmüş, kompozisyon 1790'larda çok rağbet görmüştür.Diyakini telah cukup populer, dan posisi segitiga menjadi mode di tahun 1790-an.
Bu konuya o zamanlarda rağbet görülmüyordu.Điều này đã không được nghe đến vào lúc đó.
Kuzu ve keçi etleri de bulunabilmektedir fakat çok fazla rağbet görmemektedir.Thịt cừu và dê cũng được tiêu thụ, nhưng không rộng rãi.
5 Ekim 1995 tarihinde Kral Norodom Sihanouk tarafından tekrar eski rağbetine kavuşturulmuştur.Nó được khôi phục lại vào năm 1993 dưới triều vua Norodom Sihanouk.
5 Ekim 1995 tarihinde Kral Norodom Sihanouk tarafından tekrar eski rağbetine kavuşturulmuştur.1995年10月5日、ノロドム・シハヌーク国王により復興された。
Küçük bir balıkçı köyü olarak rağbet görmüş.彼は小漁村の一漁夫である。
İsim Panama hükümeti tarafından rağbet görmemiştir ve Amerika Köprüsü ismi tercih edilmiştir.しかし、パナマではその名称は定着せず、アメリカ橋(Bridge of the Americas)という名称のほうが好まれた。
Tabancalarda genel rağbet görürler.特に兵器に多く見られる。
Bu su, çevre yerleşim yerlerinden gelenlerin de rağbet ettikleri bir sudur.那須御用邸に注ぐ湯の元湯はこの付近に湧いているとされる。
Çapar adı verilen kayıklar ise ulaşımda büyük bir rağbet görmüşlerdir.また引き戸がついているものは特に乗物と呼んだ。
Edebiyatta, özellikle roman sanatında rağbet gören teknik bir unsurdur.私達は、もちろん、そのミステリのあるがままに論理的な物語を読んでいる。
Ana madde: Balıkesir'de spor İlde en çok rağbet gören spor futboldur.それは、ほぼ間違いなくスポーツ・フィッシングをする人の最も望む獲物である。
İsim Panama hükümeti tarafından rağbet görmemiştir ve Amerika Köprüsü ismi tercih edilmiştir.「塞切尔渡口大桥」这个名字并不受巴拿马政府欢迎,他们更倾向于使用「美洲大桥」这个名字。