Büyük Türkiye Rüyası, 1969, 4. bsk.Katkov, 1969, pp. 410.
Tüm aile bir Amerikan özgürlük rüyasının peşinde sürüklenirler.Exploradores en busca del sueño americano .
Bilinç durumu, rüyayı andırıyor, atıl bir yaşam sürüyordu.”El sueño vive, el sueño vive".
Birden rüyasında Oronte'nin hayalini görür.En esas inmersiones, Horatio sueña.
Rüya içinde rüya gördüklerini söyler.Tiene la costumbre de hablar en sueños.
Rüyalara “duyusuz algı”nın bir türü veya nesnesiz algı olarak da bakılabilir.Podrías también salir e investigar un ruido extraño o algo así.
Kendisine rüyaları yorumlama yeteneği verilmiştir.También es aficionado a analizar sueños.
Küçük erkek kardeşim dün gece korkunç bir rüya gördüğünü söylüyor.Il mio fratellino dice che ieri notte ha fatto un brutto sogno.
Dün gece senin hakkında bir rüya gördüm.Stanotte ti ho sognato.
Son üç haftadır her gece bunun hakkında rüya gördüm.L'ho sognato ogni notte nelle ultime tre settimane.
Sonuçta hayat sadece bir rüya gibi.In fondo la vita non è che un sogno.
Herkes rüyâların gerçekleşebildiğine inanmak ister.Tutti vogliono credere che i sogni possano avverarsi.
Bunun bir rüya olduğunu düşündüm.Credevo che questo fosse un sogno.
Bunun bir rüya olduğunu düşünüyorum.Penso che questo sia un sogno.
Bu bir rüya ve ben yakında uyanacağım!Questo è solo un sogno e presto mi risveglierò.
Jim daha sonra rüyasını ve çukurları neden kazdığını hatırlar: Ölüleri gömmek için.Jim allora si ricorda il suo sogno ed afferma che stava scavando delle fosse – per seppellire i morti.
(Ford: È sogno o realtà? - "Bu bir rüya mı yoksa gerçek mi?").(Ford, Falstaff) È sogno? o realtà?...
Onunla ilgili birçok rüya görür.Ci sono numerosi sogni di questo tipo.
Vittorio ağzından: Küçük bir çocukken korkunç bir rüya görmüştüm.Umberto Veronesi, Da bambino avevo un sogno.
Bölümün sonunda her şeyin bir rüya olduğu anlaşılır.Ma si scopre nel finale che è stato tutto un sogno.
Rüya içinde rüya gördüklerini söyler.Al mattino pensa di aver sognato.
Rüya mıydı acaba? diyordum.È un sogno?
Tatlı rüyalar.Sogni piacevoli 15.
Kalona Zoey'in rüyalarına girer ve onu ayartmaya çalışır.Può entrare nei sogni di Zoey e cerca di convincerla a passare dalla sua parte.
Ve bir gün rüyam gerçek oldu.Oggi il mio sogno è diventato realtà.
Somnium: Bilmecemsi rüyalar.Sogni d'oro, Sonnosauro !
Ben 10'un korkulu rüyasıdır.1.Bersaglio della paura.
Rüya ya da hayal görüyor olabilirim.Ho pensato, chissà dove vanno questi sogni.
Psişik rüya benzeri temaları olan bazı eserleri Edvard Munch ve Odilon Redon'un eserlerine yaklaşıyordu.Alcune opere appaiono come fantasie psichico-oniriche sulla linea di Edvard Munch e Odilon Redon.
Kendimi rüyada gibi hissettim.Mi pareva di sognare.
Rüyaların işleyişine ve nedenlerine ilişkin çok sayıda varsayım bulunmaktadır.Ci sono molte ipotesi relative alla funzione dei sogni.
Reyhani, rüyasında gördüğü bir kıza âşık oldu.Aengus si innamorò di una ragazza vista in sogno.
Rüya sona eriyor.La fine del sogno.
O gece Kevin'le ilgili erotik bir rüya görür.Billy fa un sogno erotico su Alison.
Locke, rüya görür.Mokey è una sognatrice.
Rüyanın yarattığı etkiyle uyanan Jin, kazanın olduğu yere gider ve gerçekte bir kaza olduğunu görür.Jin si sveglia da un sogno, dove causa un incidente stradale, scoprendo che l'incidente è realmente avvenuto.
(Sembolizm içerirler) Şeytandan olan rüya: Bu rüyaların aslı faslı yoktur.Se Lord Satanus fu distrutto o no, non fu rivelato.
Ben gördüğüm bir rüyayı Resulüllah'a anlattım.Racconta uno strano sogno che ha avuto leggendo quel libro.
Rüya görmenin mutabık kalınmış hiçbir biyolojik tanımı yoktur.Non esiste una definizione biologica universalmente accettata dei sogni.
Ben de rüyamı anlatmaya gidiyorum.Continuerò a sognarlo.
Donghae ‘Üzerinde duran hayaletli’ rüyasını açıklıyor.Liliom maschera il proprio impegno dietro la fantasia.”
Ortalama olarak insan, ömrünün yaklaşık 6 yılını rüya görmekle geçirmektedir.Un uomo in media sogna complessivamente per sei anni durante la sua vita, circa due ore per ogni notte.
Bir rüya, bir şiir...The Dream, A Tale.
Ayıldığında kendisini annesinin yanında bulur, kötü bir rüya gördüğünü söyler.Piedino si sveglia spaventato, e ella gli dice che è stato solo un brutto sogno.
Jim o çukurları neden kazdığını açıklayamaz ancak onları sadece gördüğü bir rüya sebebiyle kazdığını söyler.Jim non è in grado di spiegare il motivo delle sue azioni ma dice di aver fatto un sogno.
Ancak Jack sürekli garip rüyalar görmektedir.Fa spesso strani sogni.
Rüyaları yorumlayan kişidir.L'interpretazione dei sogni.
Bu rüya onun hayatını değiştirecektir.Il libro che vi cambierà la vita.
Karabastı: Kâbus, kötü rüya.Crepa, in Incubo.
Oraculum: Kehanete ilişkin rüyalar.Ayla continua ad avere sogni profetici.
Ezgi Asaroğlu - Rüya Gürsoy (17 yaş).Glimmer (Lux nel libro): 17 anni.
Daha sonra, bir rüya halinde Axl'ın anıları canlanır.Compare solo nei ricordi di Axel.
Hatırlayabildiğimiz rüyaların büyük bir kısmı bu süreçte görülür.Il dramma di un intero popolo che può essere vissuto durante la lettura di questo lavoro.
Bu uygarlıklarda rüya, ilahlar tarafından gönderilen bir mesaj olarak kabul edilirdi.Le persone in generale videro la tragedia come un evento voluto da Dio.
Fakat bu sadece bir rüyadır.Ma era solo un sogno.
Bir Yaz Dönümü Gecesi Rüyası.Sogno di una notte di mezza estate.
Tüş (düş) rüya demektir."L'imparzialità - ammonisce - è un sogno.
Peygamber olmayan bizler ise uyanınca rüyamızı birine anlatır ve onun yorumuna gerek duyarız.Se ci sarà un vostro profeta, io, il Signore, in visione a lui mi rivelerò, in sogno parlerò con lui."
Visio: Açık peygamberane rüya.VV., Il sogno di un Principe.
Ayrıca Naruto'nun Hokage olma rüyası , Gaara’yı Kazekage olmaya sevketmiştir.Questa strategia è stato voluta dal nonno di Hotaru, per tenere acceso il nome dei Kagura.