rüşvet ile cümle

rüşvet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ayrıca yine dava esnasında verdiği ifadede, İSKİ'de kimseye rüşvet vermediğini beyan etmiştir.Eine Aussage, die er nicht unter Eid wiederholen wollte.
Hayır, her kapının anahtarı olan para yani rüşvet !!Jeder Datenbanksatz besitzt einen eindeutigen Schlüssel (Key).
50.000 kuruş rüşvet verdikten sonra suçu afoldu.Nach der Zahlung eines Lösegeldes in Höhe von 50.000 US-Dollar wurde das Kleinkind ermordet aufgefunden.
Birkez daha hırsızlığı unutması için Williamson'a rüşvet vermeyi dener.Levene versucht noch verzweifelt, Williamson zu bestechen.
Ayrıca ordunun sadakatini kazanmak için rüşvete başvuran ilk imparatordu.Es war demnach auch der Kaiser, der die Loyalität seiner Untertanen beanspruchen durfte.
Tıpkı babası gibi, seçimler sırasında oy verenlere rüşvet vermişti.Comme son père, il a payé les électeurs aux élections.
Galba, askerlerin sadakâtları için rüşvet almak istemeleri fikrini küçümsedi.Galba dédaigna la notion de subordination par loyauté des soldats.
Rüşvet, devlete karşı suç kabul edilmektedir.L'accusation : complot contre la sécurité de l'État.
1:17 Hakim rüşvet kabul etmemeli Ex.Durant 1 h 1 min devant un notaire officiel.
Justinianus, zalim, rüşvet alan, müsrif ve yetersiz şekilde değerlendirilmiştir.Justinien est dépeint comme cruel, vénal, prodigue et incompétent.
1981'de rüşvet suçlamasıyla yargılandı.En 1987, il a plaidé coupable à l'accusation d'enlèvement.
Ayrıca ordunun sadakatini kazanmak için rüşvete başvuran ilk imparatordu.Il fut le premier empereur à s’assurer ainsi de la fidélité de sa garde.
Her iki taraf hakkında da rüşvetçilik suçlamaları ortaya atılmıştı.Des allégations de collusion ont dû être réfutées par les deux parties.
Rüşvet açığa çıktı.El soborno salió a la luz.
Bunlar soygun, sadece bir rüşvet değil.Son robos, no solo son sobornos.
Ayrıca ordunun sadakatini kazanmak için rüşvete başvuran ilk imparatordu.Además, fue el primer emperador que recurrió al soborno como forma de asegurarse la lealtad del Ejército.
Aida ve Mereb rüşvetle Amonasro'nun bulunduğu zindana gelirler ve burada baba-kız bir araya gelir.Aida y Mereb logran entrar en la celda de Amonasro, donde ella se reencuentra con su padre.
Bellick'in geçmişi rüşvet ve mahkûmlara kötü muamele ile doludur.Bellick tiene un largo historial de corrupción y abuso de presos.
Lescaut bir gardiyana rüşvet vererek Des Grieux'un Manon ile görüşmesini sağlar.Lescaut ha sobornado a unos hombres de la guardia para que Des Grieux pueda hablar con Manon.
Silvanus'un yerine gelen Ursicinus bazı askerlere rüşvet vererek Sllvanus'u öldürttü.Ursicinus, que estaba destinado a reemplazar a Silvano, sobornó a algunos soldados y Silvano fue asesinado.
Belediye başkanı bir rüşvet aldığını inkar etti.Мэр отрицал факт получения взятки.
Rüşvet Rus kültürünün bir parçası hâline geleli çok oluyor.Взятка давно стала частью российской культуры.
Rüşvet uzunca bir zaman evvel Rus kültürünün bir parçası hâline gelmiştir.Взятка давно стала частью российской культуры.
Belediye başkanı rüşvet aldığını yalanladı.Мэр отрицал, что брал взятки.
Rüşvet alırken yakalanan memur tutuklandı.Пойманный на взятке чиновник арестован.
Castle ayrıca polisin ve halkın onun hakkında ne düşündüğünüde umursamaz, ve rüşvetçi polisleride öldürür.Карателя не волнует, что о нём думают полиция и общественность.
İsmail Özdağlar, rüşvet aldığı iddiasıyla yargılanmaktaydı.Исмаилов Сыдык (в наградном листе именуется как Исмаилов Садык).
Rüşvet, devlete karşı suç kabul edilmektedir.Государственная измена — преступление против интересов государства.
Rüşveti ve fiziksel şiddeti kabul etmekten öte adeta teşvik eder.Быстро прощает оскорбления и даже физическое насилие.
Girdiği her yere de rüşveti bulaştırır.Он неумышленно вызывает страдания везде, куда приходит.
Dünya çapında, yalnızca rüşvetin yıllık 1 trilyon ABD dolarını kapsadığı tahmin edilmektedir.وفي جميع أنحاء العالم، تشير التقديرات إلى أن الرشوة وحدها تنطوي على أكثر من تريليون دولار أمريكي سنويا.
Rüşvet ise nadirdir.أما الرشوة فهي أمر نادر الحدوث.
Çok geçmeden yakın tarihlerde Genel Franco'nun emri üzerine İspanya televizyon kanalı TVE rüşvet ile suçlandı.وقد تم اتهامها مؤخرا بتهمة اخذ رشوة من قناة تي في اي بالتلفزيون الأسبانى ، بناء على طلب من الجنرال فرانكو.
Rüşvet aldığından dolayı öldürülmüştür.وتبين أن مرشدها قد تلقى رشوة.
Yolsuzluk biçimleri rüşvet, haraç, kayırmacılık, baskı, zimmete geçirme şeklinde gerçekleşebilir.في بعض الأحيان قد تستعمل الرشوة، والتشهير، والسجن، وحتى الاغتيال.
Birkaç Romalı komutanı da, en az iki tribünü, savaştan önce ve savaş sırasında rüşvetle aldı.Ele também subornou vários comandantes romanos, e ao menos dois tribunos, antes e durante a guerra.
Aida ve Mereb rüşvetle Amonasro'nun bulunduğu zindana gelirler ve burada baba-kız bir araya gelir.Aida e Mereb subornam o guarda e vão para cela da prisão de Amonasro, onde ela se reúne com seu pai.
Tıpkı babası gibi, seçimler sırasında oy verenlere rüşvet vermişti.Net als zijn vader kocht hij kiezers tijdens de verkiezingen om.
Aida ve Mereb rüşvetle Amonasro'nun bulunduğu zindana gelirler ve burada baba-kız bir araya gelir.Aida en Mereb vinden hun weg naar Amonasro's gevangeniscel, waar ze wordt herenigd met haar vader.
Tannen, polisi de rüşvetle ele geçirmiştir.Tannen had ook de politie afgekocht.
Rüşvetçilik devamlı alışılmış bir idare tarzı olmuştur.Inom konsten har nakenhet alltid varit ett vanligt motiv.
1981 - Arjantin'in eski Başkanı Isabel Peron, rüşvet suçundan 8 yıl hapis cezasına çarptırıldı.6 juli – Argentinas tidigare president Maria Estela Perón friges efter drygt sex års husarrest.
Hayır, her kapının anahtarı olan para yani rüşvet !!Один з об'єктів, який присутній на всіх банкнотах - кленовий лист.
Scipio rüşvetle suçlandı.Його підозрювали в шпигунстві .
Burada rüşvet ile ilgili yaptığı bir araştırmadan dolayı ikinci bir ödül kazandı.Dvakrát získal cenu za improvizaci na soutěži v Opavě.
Saraydan çıkma cariyelerle evlenen ileri gelenler de rüşvetsiz iş yapmaz olmuşlardı.Ty, které nenavazují vztahy s lidmi, se jim úzkostlivě vyhýbají (kromě souputníků svých druhů).
Ayrıca ordunun sadakatini kazanmak için rüşvete başvuran ilk imparatordu.A fost primul împărat care și-a asigurat astfel fidelitatea gărzii sale.
Kraliçe danışmanlara rüşvet vererek çocukların kurban edilmesi yanıtını krala vermelerini sağlar.Kuningattaren kuoltua neuvonantajat painostavat kuningasta hankkimaan puolison.
Scipio rüşvetle suçlandı.Sotaretken valmistelijaksi valittiin Scipio.
Zegota örgütü, Alman gardiyanlara rüşvet vererek onu kurtardı.Mε τις ενέργειές του έσωσε τον Πύργο από τους Γερμανούς.
Bizi sohbete, rüşvete falan boğdular.Σε ασβεστολιθικά ή ασπροχώματα.
1981 - Arjantin'in eski Başkanı Isabel Peron, rüşvet suçundan 8 yıl hapis cezasına çarptırıldı.1981 - Argentinas forhenværende præsident Isabel Peron frigives efter fem års husarrest og rejser til Spanien.
Lescaut bir gardiyana rüşvet vererek Des Grieux'un Manon ile görüşmesini sağlar.Lescaut har bestukket en fængselsbetjent til at lade Grieux tale med Manon.
Bacon'a karşı öne sürülen rüşvet suçlamalannda önemli rol oynadı.Ideen om et kritisk eksperiment ble fremsatt av Bacon.
1981 - Arjantin'in eski Başkanı Isabel Peron, rüşvet suçundan 8 yıl hapis cezasına çarptırıldı.1969 - Mantan Presiden Argentina Isabel Peron dipenjara selama 8 tahun.
1981 - Arjantin'in eski Başkanı Isabel Peron, rüşvet suçundan 8 yıl hapis cezasına çarptırıldı.20 tháng 3: Maria Estela Peron, cựu nữ tổng thống Argentina, bị kết án 8 năm tù giam.
50.000 kuruş rüşvet verdikten sonra suçu afoldu.Nhờ số tiền chuộc trị giá 50.000 crown, ông được trả tự do.
Mundungus onu Dolores Umbridge'e çalıntı eşyaları satarken yakaladığında rüşvet olarak vermiştir.Hắn đã nộp nó cho Dolores Umbridge để hối lộ được thả đi khi bị bắt quả tang đang ăn trộm đồ.
İsmail Özdağlar, rüşvet aldığı iddiasıyla yargılanmaktaydı.伊勢神宮の御杣山(みそまやま)であり、ヒノキ材を切り出していたことにちなむという。
Bir rüşvet olarak kabul edilebilir diye nadiren hediye kabul ederdi.珍しいものを見付けると贈り物として届けた。

İlgili Sayfalar