rüşvet ile cümle

rüşvet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Her iki taraf hakkında da rüşvetçilik suçlamaları ortaya atılmıştı.両方の世界でも裏切りの行為に関する悪評は知れ渡っていた。
Dünya çapında, yalnızca rüşvetin yıllık 1 trilyon ABD dolarını kapsadığı tahmin edilmektedir.アメリカではシチリアの年収が1日で稼げると聞いていた。
Rüşveti ve fiziksel şiddeti kabul etmekten öte adeta teşvik eder.出世のためには賄賂や汚職も厭わない。
1981'de rüşvet suçlamasıyla yargılandı.1981년에는 남편이 부림 사건 관련으로 구속되었다.
Hayır, her kapının anahtarı olan para yani rüşvet !!각 수의 대한 주석은 구두점을 이용한다. "!"
Tannen, polisi de rüşvetle ele geçirmiştir.טאנן גם קנה את המשטרה.
Bir rüşvet olarak kabul edilebilir diye nadiren hediye kabul ederdi.לעיתים קרובות מוענקת כמתנה.
Bazen rüşvet aldılar .Понякога се налагаше да мамя.
Rüşvetçilik devamlı alışılmış bir idare tarzı olmuştur.Татуирането било обичайна практика.
1981'de rüşvet suçlamasıyla yargılandı.През 1986 г. срещу него има заведено дело за фалшифициране на банкноти.
50.000 kuruş rüşvet verdikten sonra suçu afoldu.Nakon što je platio 5000 $ jamčevine odmah je pušten.
Ayrıca ordunun sadakatini kazanmak için rüşvete başvuran ilk imparatordu.Tako je on bio prvi car koji je vjernost svojih vojnika nagrađivao novcem.
Lescaut bir gardiyana rüşvet vererek Des Grieux'un Manon ile görüşmesini sağlar.Lescautovi sa podarí podplatiť stráže, aby Des Grieuxovi dovolili prehovoriť s Manon.
Ross Rachel'ı işe tekrar alması için Mr. Zelner'e çeşitli rüşvetler verir.Ten mu ponúkne klona Rachel výmenou za informácie.
1621'de rüşvet suçuyla tutuklanıp yargılandı.Leta 1621 je namreč bil obtožen prejemanja podkupnin.
Bir rüşvet olarak kabul edilebilir diye nadiren hediye kabul ederdi.Te dajatve so včasih veljale kot poklon.
Rüşvetçilik devamlı alışılmış bir idare tarzı olmuştur.Njihov stil oblačenja je po navadi formalen.
Bir rüşvet olarak kabul edilebilir diye nadiren hediye kabul ederdi.Miski on kingitus ainult juhul, kui see vabatahtlikult vastu võetakse.
"Alman ihracatçılarımızın rüşvet vermelerini engelleyemezsiniz çünkü kontratlarımızı kaybederiz."Ihr könnt unsere deutschen Exporteure nicht vom Bestechen abhalten, denn wir verlieren sonst unsere Verträge.
"Alman ihracatçılarımızın rüşvet vermelerini engelleyemezsiniz çünkü kontratlarımızı kaybederiz.주변에서는 독일 기업들이 뇌물을 주지 않고는 계약을 따낼 수 없기 때문에 우리가 독일 기업들이 뇌물을 사용하는 것을 막을 수 없다고 했습니다.
"Alman ihracatçılarımızın rüşvet vermelerini engelleyemezsiniz çünkü kontratlarımızı kaybederiz.la corruzione, perché avremmo perso lavoro.
"Alman ihracatçılarımızın rüşvet vermelerini engelleyemezsiniz çünkü kontratlarımızı kaybederiz."Вы не сможете остановить практику немецких экспортеров давать взятки, поскольку мы потеряем контракты".
"Alman ihracatçılarımızın rüşvet vermelerini engelleyemezsiniz çünkü kontratlarımızı kaybederiz.אמרו לנו: אסור לכם למנוע את היצואנים הגרמניים שלנו ממתן שוחד, כי אז נאבד את הקשרים שלנו.
"Alman ihracatçılarımızın rüşvet vermelerini engelleyemezsiniz çünkü kontratlarımızı kaybederiz.أخبرونا, أنه لا يمكنكم منع المصدرين الألمان من الرشوة, لأننا بذلك سنخسر عقودنا.
"Alman ihracatçılarımızın rüşvet vermelerini engelleyemezsiniz çünkü kontratlarımızı kaybederiz.我々ドイツの輸出業者の贈賄を 止めることはできませんよ」と なぜならば それによって契約を失うことになり フランスの企業に負けてしまうからです
Almanya'da, devlet memurlarına rüşvet vermenin yasak olduğu fakat vekillere verilebildiği bir sisteme sahibiz.우리 독일의 시스템하에서 우리는 공무원에게 뇌물을 줄 수 없습니다. 하지만 의원들에게는 줄 수 있죠.
Almanya'da, devlet memurlarına rüşvet vermenin yasak olduğu fakat vekillere verilebildiği bir sisteme sahibiz.V Německu máme systém, kde nesmíte podplácet úředníka, smíte však podplatit poslance.
Almanya'da, devlet memurlarına rüşvet vermenin yasak olduğu fakat vekillere verilebildiği bir sisteme sahibiz.W Niemczech mamy system, który zakazuje przekupywania urzędników, ale zezwala na korumpowanie polityków.
Almanya'da, devlet memurlarına rüşvet vermenin yasak olduğu fakat vekillere verilebildiği bir sisteme sahibiz.בגרמניה יש לנו מערכת שבה, אסור לך לשחד עובד מדינה, אבל מותר לך לשחד את סגנו.
Almanya'da, devlet memurlarına rüşvet vermenin yasak olduğu fakat vekillere verilebildiği bir sisteme sahibiz.في المانيا, لدينا هذا النظام حيث لا يسمح لك برشوة أي موظف مدني, و لكن يسمح لك برشوة نائب!
Almanya'da, devlet memurlarına rüşvet vermenin yasak olduğu fakat vekillere verilebildiği bir sisteme sahibiz.役人への賄賂は許されていません しかし 代理人に賄賂を贈ることは許されています これはドイツの法律で合法であり
Almanya'da, dış ülkelerde verilen rüşvete izin verilmişti.Di Jerman, penyuapan di luar negeri diijinkan.
Almanya'da, dış ülkelerde verilen rüşvete izin verilmişti.En Alemania, el soborno en el extranjero estaba permitido.
Almanya'da, dış ülkelerde verilen rüşvete izin verilmişti.En Allemagne, la corruption étrangère était autorisée.
Almanya'da, dış ülkelerde verilen rüşvete izin verilmişti. Hatta vergiden düşürülebiliyordu.Tại Đức, hối lộ ngoại quốc được cho phép. thậm chí còn được giảm thuế.
Almanya'da, dış ülkelerde verilen rüşvete izin verilmişti. Hatta vergiden düşürülebiliyordu.V Německu bylo povoleno úplatkářství v cizině, dokonce se dalo odečíst z daní.
Almanya'da, dış ülkelerde verilen rüşvete izin verilmişti.In Deutschland war die Bestechung ausländischer Amtsträger erlaubt.
Almanya'da, dış ülkelerde verilen rüşvete izin verilmişti.In Duitsland was buitenlandse omkoperij toegelaten.
Almanya'da, dış ülkelerde verilen rüşvete izin verilmişti.In Germania, la corruzione straniera era concessa.
Almanya'da, dış ülkelerde verilen rüşvete izin verilmişti.În Germania, mituirea altor țări era permisă.
Almanya'da, dış ülkelerde verilen rüşvete izin verilmişti.독일에서는 외국의 뇌물이 용인되었습니다.
Almanya'da, dış ülkelerde verilen rüşvete izin verilmişti.Németországban a külföldi megvesztegetés megengedett volt.
Almanya'da, dış ülkelerde verilen rüşvete izin verilmişti.W Niemczech dawanie łapówek za granicą było dozwolone.
Almanya'da, dış ülkelerde verilen rüşvete izin verilmişti.Στην Γερμανία η εξωτερική δωροδωκία ήταν αποδεκτή.
Almanya'da, dış ülkelerde verilen rüşvete izin verilmişti.В Германии международное взяточничество было разрешено.
Almanya'da, dış ülkelerde verilen rüşvete izin verilmişti.В Германия чуждестранният подкуп беше разрешен.
Almanya'da, dış ülkelerde verilen rüşvete izin verilmişti.בגרמניה מותר לתת שוחד בחו"ל.
Almanya'da, dış ülkelerde verilen rüşvete izin verilmişti.في المانيا, الرشوة الأجنبية كان مسموح بها.
Almanya'da, dış ülkelerde verilen rüşvete izin verilmişti.税額控除の対象とさえなっています
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.Ale nie chodzili synowie jego drogami jego; lecz udali się za łakomstwem, i brali dary, a wywracali sąd.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.Fiii lui Samuel n'au călcat pe urmele lui; ci se dădeau la lăcomie, luau mită... şi călcau dreptatea.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.그 아들들이 그 아비의 행위를 따르지 아니하고 이를 따라서 뇌물을 취하고 판결을 굽게 하니라
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.Men hans sønner vandret ikke på hans veier, men søkte bare egen vinning og tok imot gaver og bøide retten.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.Nechodili pak synové jeho po cestách jeho, ale uchýlili se po lakomství, a berouce dary, převraceli soud.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.No, jeho synovia nechodili po jeho cestách, ale sa podali za ziskom a brali úplatok a krivili súd.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.Но сыновья его не ходили путями его, а уклонились в корысть и брали подарки, и судили превратно.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.ולא הלכו בניו בדרכו ויטו אחרי הבצע ויקחו שחד ויטו משפט׃
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.ولم يسلك ابناه في طريقه بل مالا وراء المكسب واخذا رشوة وعوّجا القضاء.
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.他 兒 子 不 行 他 的 道 、 貪 圖 財 利 、 收 受 賄 賂 、 屈 枉 正 直
Ama oğulları onun yolunda yürümediler. Tersine, haksız kazanca yönelip rüşvet alır, yargıda yan tutarlardı.他 兒子 不 行 他 的 道 、 貪圖 財利 、 收受 賄賂 、 屈枉 正直

İlgili Sayfalar