rüşvet ile cümle
rüşvet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Rüşvete ödenen yıllık 1 trilyon dolara yani Hindistan'ın yıllık GSMH'sına eşit miktarda olabilir.Elérheti akár az egybillió dollárt is, ami azonos a megvesztegetések éves értékével, vagy, India GDP-jével.
Rüşvete ödenen yıllık 1 trilyon dolara yani Hindistan'ın yıllık GSMH'sına eşit miktarda olabilir.Er kann bis zu 1 Billion wert sein, die jedes Jahr an Bestechung gezahlt werden, genausoviel wie Indiens BIP.
Rüşvete ödenen yıllık 1 trilyon dolara yani Hindistan'ın yıllık GSMH'sına eşit miktarda olabilir.그 시장은 해마다 뇌물로 쓰이는 액수, 또는 인도 GDP와 같은 일조 달러까지 성장할 수 있습니다.
Rüşvete ödenen yıllık 1 trilyon dolara yani Hindistan'ın yıllık GSMH'sına eşit miktarda olabilir.Może być on warty nawet miliard dolarów płaconych w łapówkach każdego roku, równowartość PKB Indii.
Rüşvete ödenen yıllık 1 trilyon dolara yani Hindistan'ın yıllık GSMH'sına eşit miktarda olabilir.Nó có thể thu được một nghìn tỷ USA, được dùng cho đút lót hàng năm. bằng với GPD của Ấn Độ.
Rüşvete ödenen yıllık 1 trilyon dolara yani Hindistan'ın yıllık GSMH'sına eşit miktarda olabilir.Poate valora pana la un trilion de dolari, platiti ca mita in fiecare an, echivalent cu PIB-ul Indiei.
Rüşvete ödenen yıllık 1 trilyon dolara yani Hindistan'ın yıllık GSMH'sına eşit miktarda olabilir.Puede valer hasta un billón de dólares, lo que se paga en sobornos cada año, igual al PBI de India.
Rüşvete ödenen yıllık 1 trilyon dolara yani Hindistan'ın yıllık GSMH'sına eşit miktarda olabilir.Può ampliarsi fino al trilione di dollari pagato in tangenti ogni anno, il PIL dell'India.
Rüşvete ödenen yıllık 1 trilyon dolara yani Hindistan'ın yıllık GSMH'sına eşit miktarda olabilir.Αξιολογείται στα 3 τρις δολάρια που πληρώνονται ετησίως σε λαδώματα ή αλλιώς όσο το ΑΕΠ της Ινδίας.
Rüşvete ödenen yıllık 1 trilyon dolara yani Hindistan'ın yıllık GSMH'sına eşit miktarda olabilir.השווי עשוי להיות עד טריליון דולר, שניתנים כשוחד מידי שנה, או שווה לתוצר הלאומי הגולמי של הודו.
Rüşvete ödenen yıllık 1 trilyon dolara yani Hindistan'ın yıllık GSMH'sına eşit miktarda olabilir.وقد تصل إلى تريليون دولار تدفع في الرشاوي كل عام أو قد تساوي الناتج المحلي الإجمالي للهند
Rüşvete ödenen yıllık 1 trilyon dolara yani Hindistan'ın yıllık GSMH'sına eşit miktarda olabilir.年間1兆ドルにも達するのです。 これはインドのGDPに匹敵します。 しかも競争相手が全くいないマーケットです。
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Ada yang menyangka uang sogok dapat membuat keajaiban; dengan uang sogok segalanya dapat terlaksana
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Ako drahokam býva úplatný dar v očiach toho, kto ho berie; k čomukoľvek sa obráti, darí sa mu.
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Của hối lộ giống như viên ngọc quí trước mặt ai được nó; Dầu nó xây trở phía nào, cũng được may mắn.
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Của hối_lộ giống như viên ngọc quí trước mặt ai được nó ; Dầu nó xây trở phía nào , cũng được may_mắn .
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Darilo je kakor drag kamen v očeh njega, ki ga prejme: kamor koli se obrne, uspeva.
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Darurile par o piatră scumpă în ochii celor ce le primesc: ori încotro se întorc, izbîndesc. -
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Drága kõ az ajándék elfogadójának szemei elõtt; mindenütt, a hova csak fordul, okosan cselekszik.
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Een geschenk is prettig voor degene die het krijgt, maar ook de gever zal ervan genieten.
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.En gåva är en lyckosten i dens ögon, som ger den; vart den än kommer bereder den framgång.
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Gave er en edelsten i dens øine som får den; hvor den kommer, gjør den lykke.
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Il dono è come un talismano per il proprietario: dovunque si volga ha successo
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Jako kámen drahý, tak bývá vzácný dar před očima toho, kdož jej béře; k čemukoli směřuje, daří se jemu.
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Jako kamień drogi, tak bywa dar wdzięczny temu, który go bierze; do czegokolwiek zmierzy, zdarzy mu się.
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.뇌물은 임자의 보기에 보석 같은즉 어디로 향하든지 형통케 하느니라
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Lahjus on käyttäjänsä silmissä kallis kivi: mihin vain hän kääntyy, hän menestyy.
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Pedra preciosa é a peita aos olhos de quem a oferece; para onde quer que ele se volte, serve-lhe de proveito.
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Piedra de encanto es el soborno a los ojos del que lo practica; dondequiera se dirija, tiene éxito
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Som en Troldsten er Gave i Giverens Øjne; hvorhen den end vender sig, gør den sin Virkning.
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Wer zu schenken hat, dem ist's ein Edelstein; wo er sich hin kehrt, ist er klug geachtet.
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Το δωρον ειναι ως λιθος πολυτιμος εις τους οφθαλμους του δωροδοκουμενου οπου τουτο εμφανισθη, κατορθονει.
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Подарок – драгоценный камень в глазах владеющего им: куда ни обратится он, успеет.
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Подаръкът е като скъпоценен камък в очите на притежателя му; дето и да бъде обърнат той се показва изящен*.
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.אבן חן השחד בעיני בעליו אל כל אשר יפנה ישכיל׃
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.الهدية حجر كريم في عيني قابلها. حيثما تتوجه تفلح.
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.賄 賂 在 餽 送 的 人 眼 中 、 看 為 寶 玉 、 隨 處 運 動 、 都 得 順 利
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.賄賂 在 餽送 的 人 眼中 、 看為 寶玉 、 隨處運動 、 都 得 順利
Sayılarla ilgili konuş -- tipik bir rüşvet ve tipik bir ücret.Donnez-nous une idée des chiffres ici -- un pot de vin moyen ainsi qu'un coût moyen. En gros, combien est-ce?
Sayılarla ilgili konuş -- tipik bir rüşvet ve tipik bir ücret.Érzékeltetnéd mekkora összegről van szó? Egy tipikus kenőpénz, egy díj. Vagyis, mennyiről beszélünk?
Sayılarla ilgili konuş -- tipik bir rüşvet ve tipik bir ücret.일반적인 뇌물과 수수료에 대한 좀더 구체적인 수치를 알려주실 수 있나요?
Sayılarla ilgili konuş -- tipik bir rüşvet ve tipik bir ücret.W sensie, podaj nam jakieś liczby -- ile wynosi łapówka, a ile opłata. Jak to kalkulujesz?
Sayılarla ilgili konuş -- tipik bir rüşvet ve tipik bir ücret. Yani, kafanda ne var?Dacci un'idea dei numeri -- una tipica tangente ed una tipica tariffa.
Sayılarla ilgili konuş -- tipik bir rüşvet ve tipik bir ücret.כלומר, תן לנו מושג על המספרים-- שוחד אופייני מול תשלום אופייני. מה הסכומים?
Sayılarla ilgili konuş -- tipik bir rüşvet ve tipik bir ücret.أعني أعطنا لمحة عن هذه الأرقام هنا -- مثال لرشوة ومثال لغرامة. أعني، مالذي يدور بخلدك؟
Sayılarla ilgili konuş -- tipik bir rüşvet ve tipik bir ücret.賄賂と手数料の典型的な額の。どのようなお考えですか。 SM:そ、そうですね。一例を挙げましょう。
"Şirketlerin, yurtdışında rüşvet vermelerine izin vermeyeceğiz." diyemiyordu."Chúng tôi sẽ không cho phép các công ti hối lộ ra nước ngoài."
"Şirketlerin, yurtdışında rüşvet vermelerine izin vermeyeceğiz." diyemiyordu."Kami tidak akan mengijinkan perusahaan kami menyuap di luar negeri."
"Şirketlerin, yurtdışında rüşvet vermelerine izin vermeyeceğiz." diyemiyordu.자국의 회사들이 외국에서 뇌물을 사용하는 것을 금지한다고 말할 수 없었기 때문입니다.
"Şirketlerin, yurtdışında rüşvet vermelerine izin vermeyeceğiz." diyemiyordu."Nedovolíme, aby naše firmy uplácely v zahraničí."
"Şirketlerin, yurtdışında rüşvet vermelerine izin vermeyeceğiz." diyemiyordu."Nem fogjuk engedni, hogy a vállalataink külföldön vesztegessenek."
"Şirketlerin, yurtdışında rüşvet vermelerine izin vermeyeceğiz." diyemiyordu."Nie pozwolimy naszym firmom wręczać łapówek za granicą".
"Şirketlerin, yurtdışında rüşvet vermelerine izin vermeyeceğiz." diyemiyordu."Wir erlauben unseren Unternehmen nicht, im Ausland zu bestechen."
"Şirketlerin, yurtdışında rüşvet vermelerine izin vermeyeceğiz." diyemiyordu."Мы не позволим нашим компаниям за границей давать взятки".
"Şirketlerin, yurtdışında rüşvet vermelerine izin vermeyeceğiz." diyemiyordu.לא היה מסוגל לומר, "לא נרשה לחברות שלנו לתת שוחד בחו"ל"
"Şirketlerin, yurtdışında rüşvet vermelerine izin vermeyeceğiz." diyemiyordu.ليس في وسعنا أن نقول لن نسمح لشركاتنا أن تقوم بالرشوة في الخارج.
"Şirketlerin, yurtdışında rüşvet vermelerine izin vermeyeceğiz." diyemiyordu.宣言することはできないのです 彼らが助けを求めていました
Sırayı atlamak için rüşvet veriyorlardı, bu uzun sırayı.Estavam a pagar para passar à frente na fila, a fila longa.
Sırayı atlamak için rüşvet veriyorlardı, bu uzun sırayı.Fizettek, hogy kikerülhessék a sort, a hosszú sort.
Sırayı atlamak için rüşvet veriyorlardı, bu uzun sırayı.Họ sẵn sàng trả tiền để tránh xếp hàng, hàng dài.