röportaj ile cümle
röportaj kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu özel beyin anormalliğinizle ilgili sizinle röportaj yapabilir miyim?" dedim.هل أستطيع أن أقوم معك بمقابلة عن العيب النادر في الدماغ لديك؟"
Bu özel beyin anormalliğinizle ilgili sizinle röportaj yapabilir miyim?" dedim.インタビューしたいのですが」 彼は 来るように返信してきました
Bu proje için röportaj yaptığım ailelerden biri deAz egyik család, akit a projektemhez meginterjúvoltam
Bu proje için röportaj yaptığım ailelerden biri de치료받고 변형되거나 제거되는 걸 바라는 게 아니라는 사실을 지적하는 겁니다.
Bu proje için röportaj yaptığım ailelerden biri deQuieren ser quienes quiera que hayan llegado a ser.
Bu proje için röportaj yaptığım ailelerden biri deוהם אינם רוצים שירפאו, ישנו או יחסלו אותם.
Bu proje için röportaj yaptığım ailelerden biri deوأنهم لا يريدون أن يُعالجوا أو يُغيّروا أو يُقصو.
Bu proje için röportaj yaptığım ailelerden biri deどんな境遇であれ 彼らは自分のままでありたいのです
Buraya gelmeden önce görmüştüm. Dünkü röportajı olabilir.Μόλις το είδα, φαίνεται ότι έδωσε χθες τη συνέντευξη.
Bu röportajdaki en iyi şeylerden bazıları kamera kapandıktan sonra oldu.Le parti migliori di queste interviste accadono dopo lo spegnimento della telecamera.
Bu röportaj dizisi bana da büyük bir ayrıcalık tanımış oldu.Byla velká čest dělat tu sérii.
Bu röportaj dizisi bana da büyük bir ayrıcalık tanımış oldu.Được thực hiện series này là 1 đặc ân thú vị.
Bu röportaj dizisi bana da büyük bir ayrıcalık tanımış oldu.E' stato uno straordinario priviliegio fare questa serie.
Bu röportaj dizisi bana da büyük bir ayrıcalık tanımış oldu.Es war ein unglaubliches Privileg, diese Serie zu machen.
Bu röportaj dizisi bana da büyük bir ayrıcalık tanımış oldu.Faire cette série a été un privilège extraordinaire.
Bu röportaj dizisi bana da büyük bir ayrıcalık tanımış oldu.Fue un privilegio asombroso hacer esa serie.
Bu röportaj dizisi bana da büyük bir ayrıcalık tanımış oldu.Het was een bijzonder voorrecht om deze serie te mogen maken.
Bu röportaj dizisi bana da büyük bir ayrıcalık tanımış oldu.이 시리즈를 진행한다는 것은 놀라운 특권입니다.
Bu röportaj dizisi bana da büyük bir ayrıcalık tanımış oldu.Pentru mine a fost un privilegiu nemaipomenit să fac această serie.
Bu röportaj dizisi bana da büyük bir ayrıcalık tanımış oldu.Udział w tym cyklu był niezwykłym przywilejem.
Bu röportaj dizisi bana da büyük bir ayrıcalık tanımış oldu.Ηταν ενα απίστευτο προνόμιο το να κάνω αυτή τη σειρά.
Bu röportaj dizisi bana da büyük bir ayrıcalık tanımış oldu.Беше изумителна привилегия да направя тези серии.
Bu röportaj dizisi bana da büyük bir ayrıcalık tanımış oldu.Было невероятно почетно делать эти программы.
Bu röportaj dizisi bana da büyük bir ayrıcalık tanımış oldu.זו הייתה זכות מדהימה לעשות את הסדרה הזו.
Bu röportaj dizisi bana da büyük bir ayrıcalık tanımış oldu.لقد كان عمل تلك السلسلة شرفاً عظيماً.
Bu röportaj dizisi bana da büyük bir ayrıcalık tanımış oldu.お話したような瞬間が何度もありました 沈黙の時は まったくありませんでした
-- bu samimi olarak, 1999'da Amerikan CEO'ları üzerine oldukça acıklı bir röpörtajdı.그건 솔직히 1999년 미국 CEO들에겐 아주 슬픈 기사였습니다.
-- bu samimi olarak, 1999'da Amerikan CEO'ları üzerine oldukça acıklı bir röpörtajdı.Ce fut franchement un commentaire plutôt triste pour les PDG americains en 1999.
-- bu samimi olarak, 1999'da Amerikan CEO'ları üzerine oldukça acıklı bir röpörtajdı.Dat was eigenlijk een tamelijk triest oordeel over Amerikaanse CEO's in 1999.
-- bu samimi olarak, 1999'da Amerikan CEO'ları üzerine oldukça acıklı bir röpörtajdı.Era francamente un comentario bastante triste sobre los CEOs Americanos en 1999.
-- bu samimi olarak, 1999'da Amerikan CEO'ları üzerine oldukça acıklı bir röpörtajdı.Francamente, questo era un commento piuttosto triste sui manager americani nel 1999.
-- bu samimi olarak, 1999'da Amerikan CEO'ları üzerine oldukça acıklı bir röpörtajdı.Offen gesagt, war das ein sehr trauriger Kommentar zu den amerikanischen CEOs von 1999.
-- bu samimi olarak, 1999'da Amerikan CEO'ları üzerine oldukça acıklı bir röpörtajdı.Szczerze mówiąc, to był naprawdę smutny komentarz amerykanskich dyrektorów generalnych w 1999.
-- bu samimi olarak, 1999'da Amerikan CEO'ları üzerine oldukça acıklı bir röpörtajdı.-- το οποίο, για να είμαι ειλικρινής, λέει πολλά για τους Διευθύνοντες Συμβούλους της Αμερικής του 1999.
-- bu samimi olarak, 1999'da Amerikan CEO'ları üzerine oldukça acıklı bir röpörtajdı.Откровенно, это был печальный титул для генерального директора в Америке 1999 года.
-- bu samimi olarak, 1999'da Amerikan CEO'ları üzerine oldukça acıklı bir röpörtajdı.Честно казано, това беше много тъжен коментар за американскте ГИДиректори през 1999.
-- bu samimi olarak, 1999'da Amerikan CEO'ları üzerine oldukça acıklı bir röpörtajdı.זו היתה באמת פרשנות עגומה לגבי המנכ"לים האמריקאיים ב-1999.
-- bu samimi olarak, 1999'da Amerikan CEO'ları üzerine oldukça acıklı bir röpörtajdı.وبصراحة..كان يعد هذا تعليقًا مؤسفًا بالنسبة للرؤساء التنفيذيين الأمريكيين في عام 1999
-- bu samimi olarak, 1999'da Amerikan CEO'ları üzerine oldukça acıklı bir röpörtajdı.正直な話 1999年のアメリカの CEO が このレベルでは寂しい限りです 後にカナダのドキュメンタリー映画 『ザ・コーポレーション』で
-Bütün mülakatları, röportajları o veriyor.-Anh ta trả lời tất cả các cuộc phỏng vấn.
-Bütün mülakatları, röportajları o veriyor.-Da todas las entrevistas.
-Bütün mülakatları, röportajları o veriyor.-Dělá všechny rozhovory.
-Bütün mülakatları, röportajları o veriyor.-Dia melayani banyak interview.
-Bütün mülakatları, röportajları o veriyor.- El da toate interviurile.
-Bütün mülakatları, röportajları o veriyor.- Er gibt alle Interviews.
-Bütün mülakatları, röportajları o veriyor.-Er gibt alle Interviews.
-Bütün mülakatları, röportajları o veriyor.-Hän antaa kaikki haastattelut.
-Bütün mülakatları, röportajları o veriyor.- Han stiller altid op til interviews.
-Bütün mülakatları, röportajları o veriyor.-Hij geeft al de interviews.
-Bütün mülakatları, röportajları o veriyor.Hij geeft al de interviews.
-Bütün mülakatları, röportajları o veriyor.- Il donne toutes les interviews.
-Bütün mülakatları, röportajları o veriyor.- Ő csinálja az interjúkat. - Attól még rohadék.
-Bütün mülakatları, röportajları o veriyor.- Õ csinálja az interjúkat. - Attól még rohadék.
-Bütün mülakatları, röportajları o veriyor.-On był we wszystkich wywiadach.
-Bütün mülakatları, röportajları o veriyor.- Si occupa lui delle interviste.
-Bütün mülakatları, röportajları o veriyor. -Yine de puştun teki.- Cậu ta tổ chức cuộc phỏng vấn - Cậu ta vẫn là một con chó sói.
-Bütün mülakatları, röportajları o veriyor. -Yine de puştun teki.모든 인터뷰를 맡고있지 / 그래도 겁쟁이새끼야
-Bütün mülakatları, röportajları o veriyor. -Yine de puştun teki..הוא עושה את כל הראיונות- .הוא עדיין כלבה-
-Bütün mülakatları, röportajları o veriyor. -Yine de puştun teki.هو يقدم جميع المقابلات - لا يزال سافلا -
-Bütün mülakatları, röportajları o veriyor. -Yine de puştun teki.イデオロギーが好きなのさ