Ana içeriğe geç
Sözlük

prensip ile cümle

prensip kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu geçiş metal elektrotlar mükemmel prensipleri, yüz bin birkaç döngüleri ile sunuyoruz.Nämä siirtymämetallioksidielektrodit tarjoavat erinomaisen palautuvuuden, noin muutama satatuhatta sykliä.
Bu prensip Karşıt hipotez hiçbir zaman eşitlik olamaz.Täysin samanlaisia sormenjälkiä ei tiedetä koskaan tavatun.
1890 - William James Principles of Psychology (Psikolojinin Prensipleri) adlı yapıtını yayınladı.Psykologi William James tarkasteli sitä teoksessaan The Principles of Psychology (1890).
Postmodernizm Modernizm’in prensiplerine tepki olarak ortaya çıkmıştır.Postmodernismi oli reaktio modernismin oikeaoppisuutta kohtaan.
Evren de, en azından prensipte, bu tip benzer bir topolojiye sahip olabilir.Το σύμπαν, τουλάχιστον κατ 'αρχήν, θα μπορούσε να έχει μια παρόμοια τοπολογία.
Marco van Basten ve Uwe Seeler ise prensipleri nedeniyle projede yer almayı reddettiler.Οι ποδοσφαιριστές Μάρκο βαν Μπάστεν και Ούβε Σέελερ αρνήθηκαν να πάρουν μέρος στο έργο για λόγους αρχής.
Ayrıca İslam prensiplerinin saçma olduğunu açıkça söylemesi olayı şüphelidir.Ισχυρίζονται πως η θρησκευτική πίστη είναι παράλογη.
Prensip olarak bu iki oyun arasında çok az fark vardır.Πέρα από αυτά τα στοιχεία, τα δύο παιχνίδια έχουν μικρές διαφορές.
Prensipte birden fazla kuark-antikuark çifti olan mezonlar olabilir.Στα πρωτόγονα είδη μπορεί να έχει και περισσότερα ζεύγη βασιλιάδων.
İktisadın Prensipleri.Grundlovens bestemmelser.
Yıldırım savaşı doktrini, iki temel prensip üzerine inşa edilmiştir.Brandpumper er baseret på et af to principper.
1820'lerde Jean-Victor Poncelet ayni prensiple çalışan bir iç akışlı türbin tasarladı.Jean-Victor Poncelet designede en indvendig-flow turbine omkring 1820 som brugte de samme principper.
Prensip olarak ise ulaşılacak uzunluğun sınırı yoktur.Der er således i teorien ikke nogen øvre grænse for hvor lang tid kampen kan vare.
“Bu prensip bir toplama işlemi değildir.” demiştir.Dette er ikke længere kun en racekrig, sagde han.
Sitenin amacı birçok şeyin çalışma prensiplerini açıklamaktır.Sitet er dedikeret til at forklare, hvordan mange ting fungerer.
Newton'un hareket prensipleri bu teorilerin geliştirilmesinde önemli pay sahibidir.Hubbles opdagelse spiller en afgørende rolle i disse teorier.
Ancak Çift yarık deneyi örneğindeki prensipte, levha çok küçük miktarda sarsıntılar geçirir.Den vandrende pind bruger dog kun dette sekret i meget stressede situationer.
Çok hücreli hayvanlarda aynı prensip vücut şeklini kontrol eden gen bağlanımlarına hizmet eder.I flercellede dyr brukes det samme prinsippet i genkaskader som bestemmer kroppsform.
Kısa ömürlü bir modeldir, ancak temel tasarım prensipleri başarılı 908/3 modelinde temel alınmıştır.Modellen ble raskt tatt ut av produksjon, men grunndesignet ble ført videre til modellen 908/3.
Londra Sanhedrin prensip ve doktrinlerini reddetti.Reaksjonene fra London var enstemmige og avviste prinsippet og doktrinen om Sanhedrin.
Bu tip merasimler şu an uygulamadan kaldırılmıştır, ama aynı prensiplere başvurulur.Dagens rotorer er mer avanserte enn denne leken, men de samme prinsippene gjelder fortsatt.
1820'lerde Jean-Victor Poncelet ayni prensiple çalışan bir iç akışlı türbin tasarladı.I 1820 utvikler Jean-Victor Poncelet en turbin for innoverstrøm.
Bu akımın ana prensipleri fonksiyonalizm ve rasyonalizm olmuştur.Det ideologiske grunnlaget for partiet var progressivisme og nynasjonalisme.
Birliğin siyasi görüşlerini ve prensiplerini savunurlar.Prinsipprogrammet drøfter partiets verdier og prinsipper.
Marco van Basten ve Uwe Seeler ise prensipleri nedeniyle projede yer almayı reddettiler.Marco van Basten dan Uwe Seeler menolak untuk mengambil bagian dalam proyek ini karena sebuah prinsip.
Bu prensip elektronun birçok özelliğini açıklar.Asas ini menjelaskan banyak sifat elektron.
Prensip olarak şiddeti onaylamazlar.Ia pada dasarnya non-kekerasan.
Holografik prensip, kara delik bilgi paradoksunu sicim kuramı çerçevesinde çözüme kavuşturmuştur.Prinsip holografik memecahkan paradoks informasi lubang hitam dalam kerangka teori dawai.
1747 yılında Pierre Louis Maupertus mekanik dalına küçük prensipler getirmiştir.Pada 1751, Pierre Louis Maupertuis memajukan dasar yang lebih materialis.
Genel prensipte kişinin Yahudi olarak yetişmiş olması şartı kabul görmektedir.Saya selalu merasa bahwa saya wajib menjadi Yahudi.
Yüksek voltajlı ekipmanları tasarlarken, elektrostatiğin prensipleri önemli olmaktadır.Prinsip elektrostatis sangat penting ketika mendesain peralatan dengan voltase tinggi.
Marco van Basten ve Uwe Seeler ise prensipleri nedeniyle projede yer almayı reddettiler.Marco van Basten và Uwe Seeler đã từ chối tham gia dự án vì không cùng quan điểm.
Einstein, 1905 yılında ilk prensiplerden Lorentz dönüşümlerini türetti.Einstein trong bài báo năm 1905 ông đã rút ra được các phép biến đổi Lorentz từ những tiên đề của mình.
Oyunun başında oyuncu ırkını, ırkının prensiplerini ve teknolojik tercihlerini belirler.Trò chơi bắt đầu bằng cách chọn ra một chủng loài, hành vi và công nghệ của chủng loài đó.
Bu prensiple ilgili temel bilgi Huff et al. tarafından yayınlanan bir makalede bulunabilir.原理についての基本的な情報はHuff et al.の論文に見られる。
Andrey Saharov'la beraber plazmanın tokamakta hapsedilmesi prensiplerini öğrendi.アンドレイ・サハロフとともにトカマク型のプラズマ閉じ込めの方式を考案した。
Summerhill'in en önemli temel prensipler: demokrasi, eşitlik ve özgürlüktür.サマーヒルを運営している原則は、民主主義と社会的平等という大原則である。
Roma hukukundan günümüze birçok temel prensip ve özdeyiş kalmıştır.また法学においても、多くのローマ法の格言や法用語が残っている。
Prensip olarak, evrenin “gözlemlenebilir evren”in ötesinde de parçaları olabilir.全宇宙が観測可能な宇宙よりも「小さい」ということも、もちろん可能である。
Bu dinin inançla ilgili prensipleri şunlardı.この一つが、信教の自由に関する草案だった。
Helikopter ve uçakların uçma prensipleri aslında aynıdır.飛竜降臨弾と原理は同じ。
Prensip olarak röportaj vermiyor.原則として顔出しをしていない。
Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu uluslarüstü prensiplere göre oluşturulmuş ilk örgüttür.まず欧州石炭鉄鋼共同体が設立された。
Sözcük türlerinin sınıflandırma prensipleri.聖職者階級を指す言葉。
Bu prensip, Çin'deki beş ana etnik grup olduğu düşünülen halklar arasındaki uyumu vurguladı.这一原则强调了在中国的五大族群和谐相处。
Gizlilik içinde çalışmalarının, temel prensipleridir (ancak bunu reddetmeleri, inkâr etmeleri).」其馭屬吏寬平忠厚,務安上全下,使各稱其職而止。
Bu madde yeşil siyaset değerleri ve prensipleri savunan dünyadaki partilerin listesidir.本列表條列世界上自認為支持社會民主主義原則及價值的政黨。
Summerhill'in en önemli temel prensipler: demokrasi, eşitlik ve özgürlüktür.夏山学校的运作正是依赖这些重大原则,即民主,平等和自由。
Daha sonra Weimar Klasik olarak da bilinen Edebiyat Klasiği, bu prensiplere sadık kalmıştır.文学上的古典主义,即后来所谓的“魏玛的古典主义”也忠于他的原则。
Kıyamet inancı İslam inancının (Akide) bir parçası ve inancın temel prensiplerinden biridir.指導靈 (Spirit guide),又稱 靈界嚮導 或 守護靈,是新紀元運動的信仰對象之一。
Prensipte Berkefeld filtresi ile benzerlik taşır.其原理和伯克菲尔德过滤器(英语:Berkefeld filter)类似。
Sözcük türlerinin sınıflandırma prensipleri.這是語義學的分類。
‘Oransallık’ ve ‘Kapatmama’ Prensipleri以「毫」開頭的條目
Prensip olarak ise ulaşılacak uzunluğun sınırı yoktur.其实,长征开始的时候根本没什么目标。
İfadenin çözümü için gerekli olan temel prensip de budur.舉證責任是處理證據的基本原則。
"Avrupa Birliği tavrını prensip bildirisiyle geçen Aralık'ta sunmuştur.08月,聯合國調查團精密調查開始。
Bakunin'in devrimci programını gerçekleştirme yöntemleri de onun prensiplerinden daha az anlamlı değildir.바쿠닌의 혁명적 프로그램을 실천하는 방법은 그의 원칙과 일치했다.
Marco van Basten ve Uwe Seeler ise prensipleri nedeniyle projede yer almayı reddettiler.마르코 판 바스턴과 우베 젤러는 본인의 원칙에 따라 이 프로젝트의 참가를 거절했다.
Helikopter ve uçakların uçma prensipleri aslında aynıdır.인증모델과 비행모델은 동일한 완제품이다.
İtaat, prensip olarak emir veyâ yasaklara uymaktır.첫 번째 명령은 순종하거나 무시해야 하는 직접 명령이다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod