Marco van Basten ve Uwe Seeler ise prensipleri nedeniyle projede yer almayı reddettiler.Marco van Basten e Uwe Seeler recusaram-se a tomar parte no projeto em uma questão de princípios.
Bu prensip aynı zamanda bazı kimyacılar tarafından da desteklenmişti; William Hyde Wollaston.O princípio foi também defendido por alguns químicos, tais como William Hyde Wollaston.
1947'de Tiffeneau ve Pinelli hava akışının prensiplerini açıkladı.Em 1947, Tiffeneau e Pinelli descreveram os princípios da medição do fluxo de ar.
Prensipte Berkefeld filtresi ile benzerlik taşır.É similar ao filtro Berkefeld em princípio.
Georgios ideal ve prensiplerini giriş kısmında anlatır.Jorge descreve o seu ideal e seus princípios no prefácio.
Bu altı prensip, İslâm Peygamberi'nin arkadaşlarının hayatlarından elde edilmiştir.As principais linhas de argumentação foram retiradas da vida do próprio profeta.
Konfuçyüs prensipleri ile eğitilmiştir.A ordem social foi baseada em princípios confucionistas.
Bu prensip elektronun birçok özelliğini açıklar.Este princípio explica muitas das propriedades dos elétrons.
Üçüncü prensip patlatma kesimidir.É o terceiro lançamento independente.
Nesne yönelimli, imperatif ve fonksiyonel programlama prensiplerine sahiptir.Ruby suporta programação funcional, orientada a objetos, imperativa e reflexiva.
1720-1890 yılları arasında Osmanlı mimarisi klasik dönem prensiplerinden saptı.Durante os anos de 1720 a 1890, a arquitetura otomana afastou-se dos cânones do período clássico.
"Avrupa Birliği tavrını prensip bildirisiyle geçen Aralık'ta sunmuştur.A União Europeia estabeleceu sua posição em uma declaração de princípios em dezembro passado.
Bu prensiple genel olarak Belmont Prensipleri olarak isimlendirilir.Que proeminentemente é visto em Juste Belmont.
Bu çalışması sırasında 1975'te devamlı dalgacık dönüşümünün metematik prensiplerini ortaya atmıştır.Com esta base, publicou em 1995 uma revisão sistemática de todo o género Adansonia.
Summerhill'in en önemli temel prensipler: demokrasi, eşitlik ve özgürlüktür.Summerhill werkt volgens de basisprincipes van democratie, gelijkheid en vrijheid.
Yazarın prensipteki amacı ahlaki ve dini doğruluğu sunmaktı.Het hoofddoel van de schrijver lijkt het presenteren van morele en religieuze waarheden te zijn.
1820'lerde Jean-Victor Poncelet ayni prensiple çalışan bir iç akışlı türbin tasarladı.In 1820 ontwikkelde Jean-Victor Poncelet een inwaartsstromende waterturbine gebaseerd op dezelfde principes.
Prensip olarak ise ulaşılacak uzunluğun sınırı yoktur.Er is in principe geen maximum aan het aantal toe te kennen uren.
1890 - William James Principles of Psychology (Psikolojinin Prensipleri) adlı yapıtını yayınladı.William James schrijft The Principles of Psychology.
Gizlilik içinde çalışmalarının, temel prensipleridir (ancak bunu reddetmeleri, inkâr etmeleri).De aanvallers nemen hun startpositie (in gevechtshouding) in bij hun partners (uitvoerder).
Böylece monotelitizm prensipleri üzerindeki anlaşmazlıkları ortadan kaldırdı.Daarom leidde hij ethische beginselen af uit de metafysische inzichten.
Bu prensiplerden biri tankların birincil savaş aracı olarak kullanılmasıdır.Dit was de eerste veldslag waar tanks als belangrijkste strijdwapen gebruikt werden.
Postmodernizm Modernizm’in prensiplerine tepki olarak ortaya çıkmıştır.De contouren van het postmodernisme komen tegenover het modernisme uit de verf.
Üçüncü prensip patlatma kesimidir.Het wegvallen van de derde persoon imperatief.
PACS'ın çalışma prensipleri ilk olarak 1982 yılındaki radyologlar toplantısında tartışılmıştır.Idea systemu PACS została po raz pierwszy przedyskutowana na spotkaniu radiologów w 1982 roku.
İtaat, prensip olarak emir veyâ yasaklara uymaktır.Wbrew zasadzie, ale zgodnie ze zwyczajem.
Archytas matematik prensiplerini mekaniğe uyguluyayan ilk kişidir.Archimedes pierwszy wprowadził metody matematyczne do fizyki.
Prensip olarak röportaj vermiyor.Han ger inga intervjuer.
Prensip olarak Gandi dinsel birlik görüşüyle çatıştığı için siyasi bölünmeye karşıydı.I regel var Gandhi motståndare till idén om Indiens delning då den gick emot hans vision om religiös enighet.
Edilgin prensipte bir “şey” harekete ya da değişime meyillidir; madde “öz”ü (ousia) belirler.För ett meningsutbyte eller lärd strid i äldre tider, se Disputation (diskussion).
Sekiz Brokar çalışmasının temel prensipleri aynı kalmakla birlikte pek çok farklı yorumu bulunmaktadır.Intressant är att i samma originaltext nämns brödernas verksamhet på två olika sätt.
Giderek artan sayıda araştırma grup dinamiği prensiplerine evrimsel psikolojiyi uygulamıştır.Все частіше в дослідженнях групової динаміки застосовуються принципи еволюційної психології.
Çünkü El Cezire ruhu kişilere bağlı değil prensiplere bağlıdır."Хай вина за це буде приписана людині, а не природі».
Bu prensiple ilgili birçok rakip fikir vardır.Існує багато споріднених формулювань цього принципу.
Prensipte, tüm toplulukların tüm kurumlarıyla ilgilenir.Адже вирішується доля цілих корпорацій.
Prensip olarak şiddeti onaylamazlar.Рабство ми не визнаємо в принципі.
Sabah erken kalkmayı prensip edinirim.Я взяв собі за правило вставати рано вранці.
1820'lerde Jean-Victor Poncelet ayni prensiple çalışan bir iç akışlı türbin tasarladı.Jean-Victor Poncelet vyvinul v roce 1820 turbínu na podobném principu.
İktisadın Prensipleri.Říše principů.
Prensipte estetik operasyonlara karşıdır.Navrhuji však raději uvážit námitky v estetickém ohledu.
Bu prensip mikro dalga fırınlarında kullanılmaktadır.Toho se využívá v mikrovlnné troubě.
Bu tip merasimler şu an uygulamadan kaldırılmıştır, ama aynı prensiplere başvurulur.Výplně otvorů se provádějí stejně a platí zde stejné zásady.
Marco van Basten ve Uwe Seeler ise prensipleri nedeniyle projede yer almayı reddettiler.Marco van Basten și Uwe Seeler au refuzat să participe la proiect din principiu.
1720-1890 yılları arasında Osmanlı mimarisi klasik dönem prensiplerinden saptı.În timpul anilor 1720-1890 arhitectura otomană a deviat de la principiile de vremurile clasice.
Kıyamet inancı İslam inancının (Akide) bir parçası ve inancın temel prensiplerinden biridir.Este, după unii, descendenta primilor conchistadori; după alții este o creolă.
Tarihsel olarak, Fermat ilkesi fiziksel yasaların değişken hesaplarına rehberlik eden bir prensiptir.Jan Vermeer a fost la timpul său un precursor al principiilor compozițiilor configurative.
1747 yılında Pierre Louis Maupertus mekanik dalına küçük prensipler getirmiştir.În 1751, Pierre Louis Maupertuis se îndreaptă către o explicație materialistă.
Postmodernizm Modernizm’in prensiplerine tepki olarak ortaya çıkmıştır.Postmodernismul se definește prin raportare la modernism.
Kapasitif ve endüktif prensipte çalışan kuvvet ölçerler de vardır.De asemenea există meserii preponderent feminine sau preponderent masculine.
Bu akımın ana prensipleri fonksiyonalizm ve rasyonalizm olmuştur.Principalele tendințe din această perioadă sunt romantismul și realismul.
Müller'e göre bu, "prensipte monoteizm, gerçekte (uygulamada) ise politeizm"dir.Müller úgy vélte, a henoteizmus „elvben monoteizmus, gyakorlatban politeizmus.”
30 Mart 1919'da Jîn dergisinde Wilson Prensipleri üzerine bir yazısı yayımlanmıştır.1919 március 30-án megjelent egy cikke a Jîn magazinban.
"Biyocoğrafyada Genel Prensipler".Általános Alapelvek előkészítése.
1820'lerde Jean-Victor Poncelet ayni prensiple çalışan bir iç akışlı türbin tasarladı.Jean-Victor Poncelet kívülről befelé áramló turbinát tervezett 1820. körül, amely ugyanezt az elvet követte.
Birliğe üyelik şartı İngiltere'deki kulübün prensipleri doğrultusunda gelişmiştir.A csoport hatása megmutatkozott az angol preraffaeliták mozgalmában.
Prensip olarak ise ulaşılacak uzunluğun sınırı yoktur.A felvehető összegnek nincs felső határa.
Nesne yönelimli, imperatif ve fonksiyonel programlama prensiplerine sahiptir.Ilyen elvek például az objektumorientált, a generikus és a funkcionális programozás.
Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu uluslarüstü prensiplere göre oluşturulmuş ilk örgüttür.Létrejön az Európai Szén- és Acélközösség, az Európai Unió alapja.
İktisadın Prensipleri.A szervezés alapelvei.
Holografik prensip, kara delik bilgi paradoksunu sicim kuramı çerçevesinde çözüme kavuşturmuştur.Holografinen periaate ratkaisee mustan aukon informaatioparadoksin säieteoriaan vedoten.