Çocuklar, prenses geldi.Hé, gyerekek, már itt van a hercegnő.
Çocuklar, prenses geldi.Εεε!!! Παιδιά η πριγκίπισσα είναι εδώ!
Çocuklar, prenses geldi.Παιδιά η πριγκίπισσα είναι εδώ!
Çocuklar, prenses geldi.اطفال, الاميرة الحقيقية هنا
Çocuklar, prenses geldi.اطفال, الاميرة وصلت
Çocuklar... Sizce Pamuk Prenses kadar güzel değil miyim?Νομίζετε ότι είμαι πιο άσχημη;
Çok güzel! Prenses, çok güzelsiniz! Çok güzelsiniz!Ουνί, είσαι τόσο όμορφη.
Çok güzel. Prenses odası gibi. Değil mi?Este asa draguta.ca o camera de printesa. serios?
Çok güzel. Prenses odası gibi.너무 예뻐요. 공주방 같아요. 꼭.
Çok güzel. Prenses odası gibi.זה ממש יפה, זה כמו חדר לנסיכה.
Çok güzel. Prenses odası gibi.انها جميلة جداً ,انها كغرفة أميرات
Çok güzel. Prenses odası gibi.そうでしょ
Çok güzelsiniz! Prenses.Nagyon szép!
Çok kötü bir prenses.Μια πολύ κακιά πριγκίπισσα.
Çok kötü bir prenses.ايتها الاميرة السيئة
Çünkü bir kez duyunca... ..."Prenses olmak istemiyorum." kelimeleri kolayca dilinden dökülecek.Mondd el neki nagyon kedvesen, hogy nem akarsz hercegnő lenni és aztán figyelj nagyon.
Çünkü bir kez duyunca... ..."Prenses olmak istemiyorum." kelimeleri kolayca dilinden dökülecek.Πες του ευγενικά ότι δεν θέλεις να γίνεις πριγκίπισσα.
Çünkü bir kez duyunca... ..."Prenses olmak istemiyorum." kelimeleri kolayca dilinden dökülecek.اخبريه بلطف انك لا تريدين ان تصبحي اميرة
Çünkü hala Prenses olduğuna inanmıyorsun.Azért, mert nem hercegnőként gondolsz magadra.
Çünkü hala Prenses olduğuna inanmıyorsun.C'est parce que tu ne te vois pas comme la princesse.
Çünkü hala Prenses olduğuna inanmıyorsun.Επειδή ακόμα δεν πιστεύεις ότι μπορείς να είσαι η Πριγκίπισσα.
Çünkü hala Prenses olduğuna inanmıyorsun.لانك مازلت غير مصدقة انك الاميرة
Çünkü o Kore Prensesi.Car c'est une princesse coréenne.
Çünkü o Kore Prensesi.Mert ő Korea hercegnője.
Çünkü o Kore Prensesi.Είναι επειδή είναι Πριγκίπισσα της Κορέας.
Çünkü o Kore Prensesi.لانها اميرة كوريا
Çünkü prensesin sevdiği şeyleri severim.Mert szeretem, amit a hercegnő szeret.
Demek istediğim, sen prenses değilsin.Ce que je te dis, ça prouve que tu n'es pas la princesse.
Demek istediğim, sen prenses değilsin.Csak arra mutatok rá, hogy te nem lehetsz a hercegnő.
Demek istediğim, sen prenses değilsin.Αυτά τα λόγια... Απλά λέω ότι δεν υπάρχει περιπτώσει να είσαι η Πριγκίπισσα.
Demek istediğim, sen prenses değilsin.انا فقط اقول انه مستحيل ان تكوني الاميرة
Derdin ne senin? Dünyanın su kirliliği sorunu karşısında Prenses'in ne yapması gerekiyor?Mit gondolsz, a hercegnőnek mit kellene tennie a vízszennyezés problémájával?
Derdin ne senin? Dünyanın su kirliliği sorunu karşısında Prenses'in ne yapması gerekiyor?Que pensez-vous que la princesse devrait faire pour régler le problème de la pollution de l'eau ?
Devin köprüsünü geçip, prensesi kurtardıktan sonra, prensesi babasına götürüyorsunuz.След като преминете моста на трола и спасявате принца или принцесата, ги връщате на баща им, краля.
Dik dur... Bir prenses gibi.Avec confiance, comme une princesse.
Dik dur... Bir prenses gibi.Magabiztosan, mint egy hercegnő.
Dik dur... Bir prenses gibi.Σκληρή... σαν πριγκίπισσα.
Dik dur... Bir prenses gibi.تصرفي..كأميرة
Dışarıdakiler prenseslerin hepsinin çok güzel olduğunu sanacak.A cause de toi, tous les touristes vont croire que les princesses de notre pays sont belles.
Dışarıdakiler prenseslerin hepsinin çok güzel olduğunu sanacak.Miattad a külföldi turisták azt fogják hinni, hogy országunk minden hercegnője szép.
Dışarıdakiler prenseslerin hepsinin çok güzel olduğunu sanacak.Οι ξένοι θα νομίζουν ότι οι πριγκίπισσες μας είναι όλες όμορφες.
Dışarıdakiler prenseslerin hepsinin çok güzel olduğunu sanacak.الاجانب سيعتقدون ان جميع اميرات بلادنا جميلات
Dışarıdan gelen bir erkeğin Prenses'in odasına girmesi hoş karşılanmaz.Ce n'est pas correct qu'un homme pénètre dans la chambre de la princesse.
Dışarıdan gelen bir erkeğin Prenses'in odasına girmesi hoş karşılanmaz.Nem illendő, hogy egy férfi lépjen be a hercegnő szobájába.
Dışarıdan gelen bir erkeğin Prenses'in odasına girmesi hoş karşılanmaz.ليس جيدا ان يدخل رجال اغراب الى غرفة الاميرة
Doğru... Prenses'in okulumuzda öğrenci olduğunu duymuştum.Ó, mellesleg hallottam, hogy a hercegnő a mi egyetemünkön tanul.
Dönmeyeceğini söylesen de... ...sen hala prensessin ve babanın kızı olduğun sürece... ...bunu değiştiremezsin.حتى ولو لم تعودي الى القصر فانت تبقين الاميرة وهذا لا يمكن تغيره طالما انك تبقين ابنت ابيك
Dün gece Prenses'le dışarı çıkmıştınız.Tegnap együtt ment el a hercegnővel.
Dün gece Prenses'le dışarı çıkmıştınız.Vous avez emmené la princesse, hier.
Dün gece Prenses'le dışarı çıkmıştınız.Βγήκες έξω με την Πριγκίπισσα χτες.
Dün gece Prenses'le dışarı çıkmıştınız.لقد خرجت البارحة مع الاميرة
Dün prenses olmamı söylüyordu.Hier, il m'a dit d'être la Princesse.
Dün prenses olmamı söylüyordu.Tegnap még azt mondta, legyek hercegnő.
Dün prenses olmamı söylüyordu.Σε κάποια φάση, το μόνο που τον ένοιαζε ήταν να γίνω Πριγκίπισσα!
Dün prenses olmamı söylüyordu.لقد اراد فعلا ان اصبح الاميرة
Dünyanın su kirliliği sorunu karşısında Prenses'in ne yapması gerekiyor?Τι είναι αυτό που η πριγκίπισσα πρέπει να κάνει σχετικά με αυτό το σοβαρό πρόβλημα του περιβάλλοντος;
Dünyanın su kirliliği sorunu karşısında Prenses'in ne yapması gerekiyor?الان علينا تغيير الماء, ما خطبك؟
Dürüst konuşmak gerekirse... ...dürüstçe... Prenses olduğun zaman, böyle utanç içinde nasıl yaşayacağım?Franchement, en réalité... si tu deviens la princesse, je serai tellement embarrassé...
Dürüst olmak gerekirse... ...prensesimizle gurur duyuyorum.Annyira örülök, hogy Ön a hercegnőnk.
Dürüst olmak gerekirse... ...prensesimizle gurur duyuyorum.Je suis tellement contente que vous soyez notre princesse.