pozisyon ile cümle
pozisyon kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Erkek ve kadın sporcunun yüzleri havada farklı yönlere doğru dönmüş pozisyondadır.Haar tijdlijn en die van de Doctor lopen namelijk in tegenovergestelde richting.
Esas pozisyonu Şutör gard'tır ama Point guard pozisyonunda da oynayabilmektedir.Young speelt voornamelijk op de point guard positie.
Burada bir problemin pozisyonundan diğer problem pozisyonuna geçişteki eyleme 'hamle denmektedir.Een andere optie is het "probleem van het lijden" in een breder perspectief te plaatsen.
Orta saha pozisyonunda görev almakta olup, Bölgesel Amatör Lig ekiplerinden Uşakspor'da oynamaktadır.Lig, maar speelt nu in de Turkse Amateur Divisies.
Bu pozisyonda yer almış en son beyaz kendisi olmuştur.Ze zou de laatste blanke in haar straat zijn.
Ölümüne kadar, sekiz yıl boyunca bu pozisyonda görev yaptı.Tot het jaar van zijn overlijden zou hij nog acht keer in deze functie benoemd worden.
Pozisyonum gereği, vokalist olmamam lazım diye düşünüyordum.""Ik zie niet in waarom ik e-mail nodig zou hebben.
Santos Urdinarán (30 Mart 1900 - 14 Temmuz 1979), forvet pozisyonunda görev yapan Uruguaylı futbolcudur.Santos Urdinarán (Montevideo, 30 maart 1900 – aldaar, 14 juli 1979) was een Uruguayaans voetballer.
On numara pozisyonunda kendimi rahat hissediyorum.10de plaats in de eindrangschikking een stuk beter.
Bu esnada sağ bek pozisyonunda daha iyi işler yapmaya başladı.Vanaf dat moment begon de club haar positie te verbeteren.
Bu kaldırışlarda her takım değişik pozisyonlar kullanabilir.Elke weg geeft unieke mogelijkheden aan het spel.
Üniversitedeki pozisyonu onun için çok iyi bir gelişme oldu.De academie was voor hem een deceptie.
Çünkü onlar başkalarının pozisyonlarını devralmak için inanılmaz istekli olacaktır.”Maar het is belangrijk dat we ook de rechten verdedigen van mensen om hun persoonlijke opvattingen te uiten".
(Kalın yazılar pol pozisyon belirtir) ^(Mis van Paus Paulus VI).
Şubat 1988 yılına kadar bu pozisyonda kaldı.Die ambtstermijn liep tot februari 1988.
Daha sonra pozisyonu kalıcıya dönüşmüş, Jaspers hiçbir zaman klinik uygulamaya geri dönmemiştir.De waarheid komt steeds dichterbij en voor Jason is er geen weg meer terug...
Takımlar son turdaki pozisyonlarına göre belirlendi.Coureurs ontvangen punten gebaseerd op hun finishposities.
Forvet pozisyonunda oynamaktaydı.Hij speelde op de center-positie.
Bu sonuç ise radikal pozisyondur.Het is een radicale visie.
Tıpkı diğer İspanyol liberalleri gibi Goya da Fransa'nın ülkesini istilası ile güç bir pozisyona düşmüştü.Podobnie jak inni hiszpańscy liberałowie Goya znalazł się w trudnej sytuacji w obliczu francuskiej inwazji.
Diğerleri bu pozisyon hakkında çok emin değillerdir.Inni są mniej pewni jego pozycji.
(O zamanlar kadınlar akademik pozisyonlardan dışlanmışlardı).Do tego czasu kobiety były wykluczone z edukacji akademickiej.
Sonra güçtü pozisyonu, bir diğer güçlü hadım Aetios tarafından tehdit edilmiştir.Jego pozycja została w późniejszym czasie zagrożona przez wpływy innego potężnego eunucha Aetiosa.
Rus ordusu savunma pozisyonuna geçmişti.Wojska rosyjskie przeszły do obrony.
Bir kişinin vajinaya, diğer kişinin de anüse girmesi; bu pozisyonun genel uygulanma şeklidir.Czy wkraczając w czyjeś życie, wiążąc się z kimś, bierzemy za tę osobę odpowiedzialność na zawsze?
Bunun için baş, geriye yatırılıp çene yukarı kaldırılır (baş-çene pozisyonu).W dolnej części są wzniesione, potem odginające się w dół.
Dekia adlı büyük bir şirket, üst düzey bir yönetici pozisyonu için yedi aday ile görüşmeler yapmaktadır.Międzynarodowa korporacja prowadzi rekrutację na stanowisko kierownicze spośród siedmiorga kandydatów.
Şiîler ise kollarını rahat pozisyonunda yanlara sarkıtırlar.Ręce gorączkowo wyrzucane przed twarzami w ich migowej kłótni.
Ona göre pozisyon alıyor.Chce w ten sposób zająć jego miejsce.
Forvet pozisyonunda görev almaktadır.Swoim zasięgiem obejmuje państwo Seszele.
Diğer 6 ve 7. pozisyonlarda da kusurlar vardır.Tak samo jest z punktami 5 oraz 6.
Bu sonuç ise radikal pozisyondur.Stanowisko to jest radykalnym nominalizmem.
Bu pozisyonda birliklerini örgütlemek ve eğitmek için büyük bir yetenek gösterdi.Podczas wykonywania tych zadań wykazał duże zdolności organizacyjne i szkoleniowe.
Aralık 1988'de PZPR Merkez Komitesi Sekreteri pozisyonuna yükselmesi nedeniyle Varşova'ya döndü.W grudniu 1988 wrócił do Warszawy w związku z awansem na sekretarza Komitetu Centralnego PZPR.
Biellmann pozisyonu spiral pozisyonu olarak ve buz dansı kaldırışlarında kullanılabilir.Spirala Biellmann może być wykonywana na dowolnej krawędzi łyżwy.
Ölümüne kadar, sekiz yıl boyunca bu pozisyonda görev yaptı.Urząd ten sprawował przez osiem lat, do śmierci.
Hay'in grup üyeleri sonra kendi öncülük pozisyonlarından istifa etmeye zorunda kaldılar.W tej sytuacji por. „Starża” był zmuszony wycofać swoją kompanię na pozycje wyjściowe.
Defans ve ön libero pozisyonlarında oynamıştır.Gra na pozycji przyjmującego lub libero.
Ayrıca bir kez pol pozisyonu kazandı.Poza tym sześciokrotnie zdobył pole position.
Ölü katılığı halinde ise kişi, ölüm anında bulunduğu pozisyonu muhafaza eder."Miejsce, w którym człowiek umiera, jest równie ważne jak miejsce, w którym się rodzi.
Bu pozisyonlardan biri de Mühimmat Tepesi'ydi.Pierwsza mówi, że po prostu znajdował się tam magazyn amunicji.
Bir köleyi bağlamak için daha birçok bağlama pozisyonu bulunur.Istnieje kilka hipotez związanych z powstaniem niewolnictwa.
Aynı zamanda Ravenclaw'ın Quidditch Takımında Arayıcı (Seeker) pozisyonunda oynar.Podobnie jak ojciec gra w quidditha na pozycji szukającego.
Bilinci kapalı ise koma pozisyonu verilerek yardım çağrılır.Z pomocą przychodzi nieznajomy przybysz.
Dönüşler sırasında bir ya da birden fazla pozisyon gösterilir.Na jednym podecjum występuje jedno lub kilka apotecjów.
Kadının üstte olduğu seks pozisyonu erkekler üzerinde kadınların hâkimiyetini gösterir.W strukturze płci stwierdzono dominację osobników żeńskich nad męskimi.
Kısa forvet pozisyonunda görev yapmaktadır.Zajmuje stanowisko adiunkta UW.
Oyunun ortasında da şahın emin bir pozisyonda korunulmasının önemi vardır.Podczas gry w karty przekonuje się, że sługa miał rację.
(Kalın yazılar pol pozisyon belirtir) ^(Ustęp z dziejów sceny polskiej).
Bu durum merkez bankası bilânçosunun (3) pozisyonunda yansıtılır.Po tym wszystkim nastąpi zwolnienie zarezerwowanego obszaru pamięci w (3).
Çeşitli pozisyonlarda denendikten sonra, fazla koşmayı sevmemesinden dolayı kaleci olarak futbola devam etti.Od dziecka lubił stać na bramce, gdyż nie bardzo lubił biegać.
Bu şampiyonada yer alan toplam sekiz yarışı kazandı ve yarışlardaki pol pozisyonlarını da kazandı.W ośmiu startach czterokrotnie zdobywał pole position i tyle samo wygrał wyścigów.
Üçüncü pozisyon yaylıdır.Zajął trzecią pozycję.
Cephe birlikleri STAVKA'nın emirleri doğrultusunda 29 Ağustos'tan itibaren savunma pozisyonu aldı.Do 29 sierpnia dywizja zajęła przygotowane pozycje obronne.
25 Aralık 2018), orta saha pozisyonunda görev yapmış Alman-Amerikalı antrenör ve teknik direktördür.15 września 2017 został trenerem i dyrektorem technicznym reprezentacji Chińskiego Tajpej.
Fakat pozisyonun ofsayt olarak değerlendirmeyen hakem, golü verdi ve Arjantin 1-0 öne geçti.W 1/8 finału mimo dobrej postawy nie sprostali faworyzowanej Argentynie i przegrali 1:0 po dogrywce.
Kendisi daha önce bu pozisyonda altı kez görev yaptı.Detta har bara skett sex gånger tidigare i historien.
Futbol pozisyonlarını konu alan bir yazı (İngilizce)Resultat på FIS (engelska) Ställningar på FIS (engelska)
Ulusal Savunma Komisyonu Başkanı, silahlı kuvvetleri kontrol etmekte olup ülkenin en güçlü pozisyonudur.Ordföranden i kommissionen kontrollerar Nordkoreas väpnande styrkor och är den mäktigaste positionen i landet.
Üçüncü görüş, milliyetçi bir politik pozisyondur.Den andra punkten gäller försvaret av nationen som politisk gemenskap.