Ana içeriğe geç
Sözlük

poz ile cümle

poz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Kadın resimdeki pozda durur ve film biter.Sie schaut hindurch und der Film endet.
Kral ve eşi portreleri yapılırken poz veriyorlar.Sowohl der Vater als auch der Sohn stachen zahlreiche Porträts.
Hamle gerçekleştirildikten sonra pozisyon değişmiş olmalıdır.Nach der Wende änderte sich die Situation.
Bu pozisyonda görev alan oyuncular genellikle oyunun hücum yönüyle ilgilenirler.Daher ist der Spieler in diesem Level hauptsächlich mit Ausweichen beschäftigt.
Kendi sözleriyle: Yeni pozisyonumda faaliyetlerim geçmiş yıllarda olduğundan çok daha farklıydı.Zugegeben, es gab in meinem Leben mehr als genug bewegende Momente.
Pozisyon: Pasör, Antrenör.Hillerse: Pahl bleibt Trainer
Ayrıca bir kez pol pozisyonu kazandı.Dabei erzielte er einmal die Pole-Position.
Pozitif ve negatif yük taşıyıcıları bazen eş zamanlı olarak da bulunabilir.Positive und negative Superhumps können gleichzeitig auftreten.
Esas pozisyonu Şutör gard'tır ama Point guard pozisyonunda da oynayabilmektedir.Er ist in erster Hinsicht als Point Guard einsetzbar, kann aber auch die Position des Shooting Guard spielen.
Birliklere savaş pozisyonu alması emrini verdi.Die Kompanie erhält den Angriffsbefehl.
1990’lı yıllarda birçok kez Playboy dergisine poz verir.Für das Magazin Playboy interviewte er in diesen Jahren mehrere Prominente.
Bir süre sonra da negatiflerin pozitife çevrilmesi başarılmıştır.So machte sich auch nach einiger Zeit Widerstand gegen den erfolgreichen Ausländer breit.
1988 yılında ilk siyasi pozisyonunu bölge meclisi üyesi seçilerek elde etti.1988 trat sie erstmals politisch in Erscheinung, als sie in den Regionalrat der Region Gordon gewählt wurde.
Hay'in grup üyeleri sonra kendi öncülük pozisyonlarından istifa etmeye zorunda kaldılar.Die Gruppe um Hay musste daraufhin die Führungspositionen der Organisation aufgeben.
Pozitif hakkındaki konular: Pozitivizm Pozitif ayrımcılık Negatif ve pozitif haklar Gram-pozitif Pozitif hukukPositive Ökonomik Positive Philosophie Positivismus Positives Recht
Kasım ayında yapılan doping testi pozitif çıktı.Im Dezember 2013 war ein Dopingtest positiv.
Bu esnada sağ bek pozisyonunda daha iyi işler yapmaya başladı.Danach begann sein Aufstieg in höhere Positionen.
Ölümüne kadar toplam 25 Grand Prix yarışı kazanmış ve Grand Prix'te 33 kez pol pozisyonu almıştır.Er gewann insgesamt fünf Grands Prix, stand 33 Mal auf dem Siegerpodest und fünf Mal auf der Pole-Position.
P340 Maruz kalan kişiyi açık havaya çıkarın ve rahat nefes alabileceği pozisyonda olmasını sağlayın.P340 Die betroffene Person an die frische Luft bringen und für ungehinderte Atmung sorgen.
Pozitif tanımlı bir simetrik matris, kendi değerlerini tümü pozitiftir.Eine symmetrische Matrix ist genau dann positiv definit, wenn alle ihre Eigenwerte positiv sind.
Kaleci pozisyonunda forma giymektedir.Fröhlich zieh ich meine Straße.
Pol pozisyonunda başlayan Coulthard ilk viraja da önde girdi.Der von der Pole-Position startende Coulthard blieb beim Start in die Einführungsrunde stehen.
Her pozitif rasyonel sayının bir tek sonlu Engel açılımı var.Jede positive rationale Zahl hat eine eindeutige endliche Engel-Entwicklung.
Manet ve Degas Hélène André'nin poz verdiği ilk ressamlardır.Manet war neben Degas der erste Maler, dem Hélène André Modell stand.
Bu anlaşma ile birlikte fotoğrafçı Holly Randall da çıplak pozlar verdi.Auf ein Inserat von ihr antwortete die Erotikfotografin Holly Randall.
Üçüncü görüş, milliyetçi bir politik pozisyondur.Grenzland ist ein nationalpolitischer Begriff.
Bunun sonucu olarak da yanlış pozitif ve yanlış negatif sonuçlar ortaya çıkar.Dennoch muss das Auftreten falsch positiver und falsch negativer Ergebnisse berücksichtigt werden.
Born’u yarı resmi asistan pozisyonuna getirdi.Für Übersetzungsaufgaben erhielt Aubin eine halbe Assistentenstelle.
Özellikle 1932 yılında pozitronun ve 1936 muonun keşfinde önemli rol oynadı.1932 bestand er das Referendar- und 1936 das Assessorexamen.
Sezonun ilk yarışında pol pozisyonunda yer aldı, en hızlı turu attı ve yarışı kazandı.Dabei erzielte er in jedem Rennen die Pole-Position, die schnellste Rennrunde und den Sieg.
Her poziyon program boyunca yalnızca bir kere kullanılabilir.Jede Stufe konnte nur einmal verliehen werden.
Buna ek olarak, 26. pozisyondaki lizin, stearik diasit ile asile edilmiştir.Auch aus der 26. Dynastie sind Zeugnisse überliefert.
Ancak çatışma pozisyonuna gelinmedi.Er kam nicht zum Kriegseinsatz.
Ardından 1992 yılında Lech Poznań'a geçti.1991 wechselte er schließlich zu Lech Poznań.
RNA'larının yönelimine göre negatif ya da pozitif polariteli olarak sınıflandırılırlar.Je nach Polarität wird er als positiver oder negativer Einheitspol bezeichnet.
Yasal pozitivizm Salt Hukuk KuramıHELP.gv.at Aktives Wahlrecht
Son taş alımı beyazın 63. hamlesinde gerçekleşmiştir (son piyon hamlesi de bir pozisyon önce yapılmıştır).Der erste Hansetag fand 1356, der letzte 1669 statt (siehe auch Hansetage der Neuzeit).
Ayrıca Adler, uykuda alınan pozisyonlar üzerine de değerlendirmeler yapmıştır.Ebenso so urinieren sie an festgelegten Plätzen.
Mustafa Bayram kendisine verilen tüm pozisyonları ve mülkiyetleri reddetti.Salomon-Calvi verlor alle damit verbundenen Rechte und Privilegien.
Skills, takımda Lucas'ın pozisyonunda oynamaya başlar.Skills erhält Lucas’ Platz im Team der „Ravens“.
Rus ordusu savunma pozisyonuna geçmişti.Die russischen Streitkräfte verharrten in der Defensive.
Bu pozisyon çeşitli bölümlere ayrılmıştır.Er ist in verschiedene Kategorien unterteilt.
Mantıklı pozitivistler bilimsel kuramları, çıkarım kuramları olarak düşünürler.Technische Präzision betrachte ich als legitimes Mittel, um meiner Intention Ausdruck zu geben ...
Fotoğrafçı Suze Randalla poz vererek başladı ve Club, Cheri, High Society gibi dergilerde yer aldı.Als Fotomodell hat sie für diverse Magazine, wie Club, Cheri, Penthouse und High Society, posiert.
Bu pozisyonda yer almış en son beyaz kendisi olmuştur.Dort ließ er sich als einziger Weißer nieder.
Şiîler ise kollarını rahat pozisyonunda yanlara sarkıtırlar.Sie versöhnen sich und fallen sich glücklich in die Arme.
Takımında Defans pozisyonunda görev almaktadır.Jedoch nimmt er in der Nationalmannschaft die Position auf der rechten Angriffsseite ein.
Pozisyon erkek sporcular tarafından pek yapılmamaktadır.Der Frauensport ist allerdings deutlich weniger entwickelt, als der Männersport.
Özellikle pozitivist anlamda deneyciliği değerlendirmişlerdir.Insbesondere bei schwierigen Experimenten zeichnete er sich durch eine besondere Geschicklichkeit aus.
Pozitif ayrımcılık fazladan bir hak değildir.Der Rückgriff auf positives Recht allein reicht nicht.
Bu pozisyonlar da, saha içindeki dizilime göre kendi içerisinde ayrılmaktadır.Dieser Darstellung wird sie im Laufe ihrer spärlichen Auftritte innerhalb des Stückes auch gerecht.
Her şeye pozitif bakar ve şarkı söylemeyi sever.Er redet ohne Unterbrechung und singt gerne.
PPT çatışmalara pozitif bir bakış açısıyla bakar.Der VB benötigt einen guten Überblick über das Gefechtsfeld.
İlk birkaç maçında skor için mücadele etti, ancak sonradan pozisyon yaratmalara yardım etti.Er gewann das erste Duell nach Punkten, musste aber zu Boden.
Şok pozisyonu verilir.Es besteht die Gefahr eines Schocks.
Yani kinetik enerji ne olursa olsun pozitif bir ifadedir.Damit wird ihm kinetische Energie hinzugefügt.
Bir köleyi bağlamak için daha birçok bağlama pozisyonu bulunur.Viele Einwohner werden in die Sklaverei verschleppt.
Atlasın pozisyonu ve şekli (kırmızıyla gösterilmiş), üstten.Oben stehen die (S,S)- und die (R,R)-Formen.
Uyuşturucu testi pozitif çıktı.Allerdings war seine Dopingprobe positiv.
Başvurduğunuz poziyon için hangi yetkinliklere sahipsiniz?Mit welchen Fähigkeiten ist sie ausgestattet?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod