Çünkü onun potansiyele sahip olduğunu biliyoruz.Com a sua ajuda sabemos que é possível.
Hermetizm geleneğinde, her kişi Tanrı olma potansiyeline sahiptir.De acordo com a doutrina do conhecimento médio, Deus sabe o que as pessoas fariam em quaisquer circunstancias.
Bu moleküller arası potansiyelin bir formu ilk olarak 1924'te John Lennard-Jones tarafından önerildi.Foi proposto em 1924 por John Lennard-Jones.
"Tat alıcısı hücrelerinde geçici bir alıcı potansiyeli olan kanal ifadesi".«Um canal de receptor de potencial transitório expresso em células de receptores gustativos».
Plazmalar çok iyi elektrik iletkenleridir ve elektrik potansiyelleri önemli bir rol oynamaktadır.Como os plasmas são muito bons condutores, os potenciais elétricos têm um papel importante.
"Şimdi," der köşede bekleyen potansiyellere.Imaginando otros posibles" ”Projeções na Plaza Mayor.
Döteryum ayrıca nükleer füzyon için potansiyel yakıttır.Plutônio-Alumínio também pode ser um componente do combustível nuclear.
İlçe hayvancılık açısından da son derece önemli bir potansiyele sahiptir.Apresenta também um grande potencial para a pecuária.
Genetik materyal üzerine olan etkisinden dolayı, potansiyel karsinojenik etkisi vardır.A OMS considera que a substância tem um potencial cancerígeno.
Asıl amaç krallığa dış yardım getirebilme potansiyeli olan yabancı birini hanedanlığa katmaktı.A partida estrangeira foi fundamental para trazer a possibilidade de ajuda militar externa para o reino.
Potansiyel enerji V ise sistemdeki parçacıkların birbirleri ile olan ilişkilerini yansıtır.O potencial de energia V {\displaystyle V\,} descreve a interação entre os dois sistemas em colisão.
İlçe sanayisi de; potansiyelimiz olan Tarım ürünlerimize dayalı olarak çalışmaktadır.Cultura: continuamos a exploração iniciada por nossos ancestrais.
Atomlar arası etkileşimi temsil eden potansiyel, potansiyel enerji yüzeyleri tarafından incelenir.O potencial representando as interações atômicas é então dado pelas superfícies de energias potenciais.
Enerji potansiyeldir ve kinetik enerji gibi başka enerji biçimlerine dönüştürülebilir.Energia cinética pode ser transferida entre objetos e transformada em outros tipos de energia.
Thomas, Nina'daki potansiyeli görür ve ona rolü verir.Thomas ziet potentie en geeft haar de rol.
Çünkü onun potansiyele sahip olduğunu biliyoruz.Die persoon moet dan wel potentieel hebben.
"Şimdi," der köşede bekleyen potansiyellere.De Atuatuci grensden aan "zijn machtsgebied".
Bu potansiyel fark daha sonra ATP sentezi için kullanılır.De protonen worden later gebruikt bij de vorming van ATP.
Bunun Kandahar'daki potansiyel Taliban saldırılarını durduracağı söylendi.Daarmee zou een aanval op Kandahar zijn voorkomen.
Önizlemenin beklenmedik biçimde sonlandırılabilir olan bir potansiyel sorunu giderir.Een oplossing voor een schijnbaar onmogelijk oplosbaar probleem.
Bu sırada Xander orada kalan bütün potansiyelleri dışarı çıkarmaya çalışmaktadır.Hierna verwijdert Sayori alle andere personages uit het spel.
Akım çizgileri eş potansiyel çizgilerine diktir.Met afstammelingen langs de vrouwelijke lijnen.
Keza tek Parça giysi yapmak basitti, potansiyel olarak da uygundu.Het voordeel van een zijtje was dat het gemakkelijk in een kledingstuk genaaid kon worden.
Bu potansiyel dışarıdan gelebilir veya başka maddelerin varlığından kaynaklanabilir.Mogelijk zijn deze ontstaan uit een andere tak van de oorspronkelijke Var.
6 GJ, yanmış bir varil yağın potansiyel kimyasal enerji miktarına eşittir.In een Fermi-gas is de Fermi-energie bij 0 K gelijk aan de chemische potentiaal.
Başlangıç aşamasında, (çocukluk çağında) çocuktaki "Güç" potansiyeline bakılır.Zij is op jonge leeftijd in aanraking gekomen met De Kracht (The Force).
Miyelinlidir ve yaklaşık 25 µm uzunluğuna sahiptir ve aksiyon potansiyel başlatma işlevlerini gerçekleştirir.Het Ísafjarðardjúp heeft een lengte van ongeveer 75 kilometer en begint als voortzetting van de Ísafjörður.
Potansiyel açısından Avrupa'da Norveç'ten sonra ikinci sıradadır.Daje to drugi wynik w Europie, za Norwegią.
Dolayısıyla potansiyel olarak mutajenik ve kanserojeniktirler.Jest potencjalnym mutagenem i kancerogenem.
Yerçekimi potansiyel enerjisi doğrudan ısıya dönüştü.Ubytek energii grawitacyjnej zmienia się w energię cieplną.
"Şimdi," der köşede bekleyen potansiyellere.Teraz pracuje w "Bistrze za rogiem".
Güneş enerjisi ile çalışan İHA'lar potansiyel olarak sınırsız uçabilirler.Mikroorganizmy niezależne od energii słonecznej, mogą kontynuować swój wzrost także w nocy.
Elektrik kaynağı, kas zar potansiyelidir ve yaklaşık -90 mV'tur.Różnica ta jest nazywana potencjałem spoczynkowym neuronu i wynosi ok. – 70 mV.
Çünkü onun potansiyele sahip olduğunu biliyoruz.Odkrywają, że ma ona nadprzyrodzone zdolności.
Potansiyel Avcı'lar onu doğrularlar.Dzięki temu myśliwi mogą je schwytać.
Saldırgan AOL çalışanı gibi görünerek anlık bir iletiyi potansiyel bir kurbana gönderiyordu.Atakujący udawał członka zespołu AOL i wysyłał wiadomość do potencjalnej ofiary.
Bazıları Dünyaya çok yaklaşabilir ve potansiyel tehdit oluştururlar.Några av den kommer mycket nära jorden och utgör ett potentiellt hot mot planeten.
İntravenöz metoklopramid ya da intranazal lidokain diğer potansiyel seçeneklerdir.Intravenös metoklopramid eller intranasalt lidokain är andra möjliga behandlingsalternativ.
Flavonoidlerin potansiyel yan etkileri düşünülürse faydalı olup olmadığı tartışmalıdır.Det är tveksamt om flavonoider ger någon positiv effekt och de kan dessutom ge biverkningar.
300 voltun altındaki potansiyeller, insanlar tarafından tipik olarak saptanamamaktadır.Potentialer under 3000 volt är vanligen inte märkbara av människor.
Anemi olması durumunda, diğer potansiyel nedenler üzerinde de durulmalıdır.Vid anemi bör andra tänkbara orsaker övervägas.
Dünya sürprizler için ölçüye alınamaz bir potansiyeldir.Världspopulationens storlek är omöjlig att uppskatta.
Bundan başka bir de ilerideki çalışmalar için ek potansiyel çözümler üretilir.Goda utsikter för nya arbetsmöjligheter anses också föreligga.
G-Man, işverenlerinin kendisinin potansiyelinin olduğunu düşündüklerini açıklar ve ona bir iş teklifi sunar.G-Man berättar sedan att han har rekommenderat Gordon till hans arbetsgivare och erbjuder honom ett jobb.
Konumlandırma, bir ürünün konumu potansiyel alıcıların o ürünü nasıl gördüğüdür.Delbarhet - Hur tillgänglig är produkten för marknaden.
Potansiyel olarak ölümcüldür ve büyük bir miktarda enerji içermektedir.Den är tung, men lagrar mycket energi.
En aşağı noktasında ise kinetik enerjisi maksimumdur ve potansiyel enerjisindeki azalmaya eşittir.I punkten med lägst potentiell energi är den kinetiska energin maximal.
Ve böyle bir potansiyel bulunamazsa EL denklemleri o kuvvetleri kapsayamıyor.Om de inte gör det i din dialekt kan du bortse från dessa.
Günümüzde mide asit sekresyonunun en potansiyel azaltıcısı konumundadırlar.De är de mest potenta syrasekretionshämmarna som finns idag.
"Şimdi," der köşede bekleyen potansiyellere.Farthinder kan bestå av så kallade fartgupp i gatan.
O zamanki tanımları şimdi potansiyel enerji olarak adlandırılabilecek tanımlarla eşdeğerdi.Його вираз відповідає тому, що ми сьогодні назвали б потенціальною енергією.
Turizm potansiyeline sahiptir.Має туристичний потенціал.
Anemi olması durumunda, diğer potansiyel nedenler üzerinde de durulmalıdır.За наявності анемії необхідно також розглянути інші потенційні причини.
Klasik mekanikte güç genellikle bir potansiyel enerjinin düşümüdür.У класичній механіці сила часто є градієнтом потенціальної енергії.
Burada T, sistemin total kinetik enerjisini ve V ise potansiyel enerjisini ifade eder.У кожному з рівнянь Лагранжа T являє собою повну кінетичну енергію системи, а V — повну потенціальну енергію.
Üreme potansiyelleri yüksektir.Крива виробничих можливостей
Thomas, Nina'daki potansiyeli görür ve ona rolü verir.Тома бачить у Ніні внутрішній потенціал і дає їй головну роль.
Bu artan çekimsel potansiyel daha sonra kozmolojik zamanı hızlandıracaktı.Збільшення гравітаційного потенціалу в свою чергу прискорює космологічний час.
Diğer potansiyel kuyu cesitleri elektriksel ve magnetik potansiyel kuyular içerir.До інших видів потенціальних ям відносяться електрична і магнітна потенціальні ями.
Ancak potansiyeli yeterince değerlendirilememektedir.Проте ймовірності результатів оцінювати важко.