Ana içeriğe geç
Sözlük

pota ile cümle

pota kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Voltaj, yani elektriksel potansiyel farkı, elektrik akımının dirençten geçebilme kabiliyetidir.Razliku električnog potencijala možemo zamisliti kao sposobnost pomicanja električnog naboja kroz otpor.
Bütün elapidler zehirlidir ve çoğu potansiyel olarak ölümcüldür.Svi dijelovi biljke su otrovni, i može izazvati smrt.
O sırada, potansiyeller içeri gelir.Záujemci mohli vstúpiť.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi, büyük bir tarım potansiyeline sahiptir.Lokalita na okraji Mníchova ponúkala veľký potenciál.
Potasyum ferrosiyanür bitkilerde gübre olarak kullanılabilir.Žltoroh jarabinolistý možno použiť na Slovensku ako okrasnú rastlinu.
Membran potansiyeli iki temel faktörden meydana gelir; difüzyon ve elektriksel kuvvet.Reliance Design existuje vo dvoch variantoch – Desktop a Enterprise.
Çünkü onun potansiyele sahip olduğunu biliyoruz.Zistil, že je možnosť sa sním stretnúť.
Genetik materyal üzerine olan etkisinden dolayı, potansiyel karsinojenik etkisi vardır.Ale niektoré štúdie uvádzajú, že dlhodobá expozícia môže mať karcinogénne účinky.
Potansiyel rakiplerini yok ettikten sonra, Eylül 1183'te kendini eş imparator ilan etti.Po odstranitvi možnih tekmecev se je dal septembra 1183 okronati za socesarja.
Planck kuvveti, ayrıca yerçekimi potansiyel enerjisi ve ışınım enerjisi ile ilişkilidir.Planckova sila je tudi povezana z enakovrednostjo težnostne potencialne energije in elektromagnetne energije.
Anemi olması durumunda, diğer potansiyel nedenler üzerinde de durulmalıdır.Če je prisotna slabokrvnost, je treba misliti na druge možne vzroke.
Gebe hastalara uygulanmasından önce riskler ve potansiyel yararlar değerlendirilmelidir.Pred uporabo antikoagulanta je potrebno pretehtati tveganja in koristi za bolnika.
Bu tahminlerin uygunluğu ve belirliliği, bir kuramın potansiyel olarak ne kadar kullanışlı olduğunu belirler.Točnost in uporabnost lestvice so v nedavni raziskavi postavili pod vprašaj.
Şalgamın potas gereksinimi, diğer kök sebzelerinkinden daha azdır.Potrebuje rahlo več vode kot preostala žita.
Potasyum elektroliz yöntemiyle elde edilen ilk metaldir.Kalij je prvi element v zgodovini, ki je bil pridobljen z elektrolizo.
Ankaragücü, taraftar potansiyeli bakımından rakibine her zaman üstünlük kurmuştur.Vedno se je poročila politično ter tako za svoje kraljestvo vedno želela poiskati najbolj optimalno rešitev.
Balıkçılık potansiyeli, özellikle ıstakoz ve ton balığı, tamamen işlenmemektedir.Razvrščanje žarkoplavutaric, in seveda vseh ostalih vrst rib, še vedno ni povsem dorečeno.
Bu nedenle potansiyel fark tek bir değerdir.Svarbus tik potencialų skirtumas.
Çünkü onun potansiyele sahip olduğunu biliyoruz.Jis iš tikrųjų manė, kad potencialas jų vienodas.
Bu potansiyel fark daha sonra ATP sentezi için kullanılır.Tuo metu išsiskirianti energija panaudojama ATP sintezei.
Bunlara ek olarak nano teknoloji temiz enerji üretimi üzerinde potansiyel olarak mükemmel bir etkiye sahiptir.Kentukis turi absoliutų pranašumą energijos gamyboje.
Potansyel Avcılar şaşkındır.Medžiojamos poliarinės lapės.
Kalan ara bölgedeki görülen potansiyel yaklaşık olarak sabittir.Ji leidžia įvertinti gyvybės susidarymo tam tikram regione tikimybę.
Amaç, potansiyel müşterilere yazılım hakkında fikir verip reklam yapmaktır.Pirmas tikslas yra priversti vartotojus sustoti ir pažvelgti į reklamą.
Öte yandan okyanuslar da diğer önemli potasyum kaynağıdır.Vandenynai yra pagrindinis kietųjų dalelių šaltinis.
Potasyum bıçakla kesilebilecek kadar yumuşaktır.Naatrium on pehme, seda saab noaga lõigata.
Plazmalar çok iyi elektrik iletkenleridir ve elektrik potansiyelleri önemli bir rol oynamaktadır.Kuna plasmad on väga head elektrijuhid, omavad elektrilised potentsiaalid suurt tähtsust.
Bu aşamada; Oluşacak durumların krize dönüşebilecek bir potansiyeli var mıdır?Kerkib küsimus: kas sellises olukorras on õiglane sõda üldse võimalik?
Sualtı petrol ve gaz boru hatları potansiyeli artan çevresel tehditleri ileri sürülmüştür.Läbipaistvad gaasi/auru läbilaskvuse barjäärid.
Fakat BCS Teorisi çekim için sadece orijinden bağımsız olarak potansiyelin olmasını gerektirir.Üldiselt rääkides vajab BCS-teooria vaid seda, et potentsiaal oleks tõmbuv, sõltumata allikast.
Sebze meyve alanları potansiyeli oldukça yüksektir.Soła üleujutuste potentsiaal on väga suur.
Türkiye halen hidroelektrik potansiyelini ekonomik olarak kullanamamaktadır.Tadžikistan ei suuda siiski oma elektrienergiavajadust ise katta.
Potasyum nitrat barut yapımında kullanılır.Püriiti kasutatakse väävelhappe tootmisel.
Cooper bağlanmanın zayıflığının önemi olmayan çekici potansiyelin varlığında olduğunu göstermiştir.Cooper näitas, et selline paardumine toimub, kui on olemas kuitahes nõrk tõmbav potentsiaal.
Sosyalizmin potansiyelini tam olarak kullanma amacıyla mı?Lõimingu võimalusi sotsiaalainetes.
Bütün aksonlardaki aksiyon potansiyeli her zaman aynı ölçüde ve hızdadır.Vastaspindadel olevad sisejõud on alati arvuliselt võrdsed ja vastassuunalised.
Kütle, elektriksel yük, sıcaklık ve bir ortamdaki bir noktanın elektrik potansiyeli skaler niceliklerdir.Punkti temperatuur ja elektriline potentsiaal mingis keskkonnas on skalaarid.
Kızın ismi Rona'dır ve bir Potansiyel Avcı'dır.Tema tütar esimesest abielust on Riina Kütt.
Ve böyle bir potansiyel bulunamazsa EL denklemleri o kuvvetleri kapsayamıyor.Aga ilma potentsiaalsuse printsiibita seda mõttekäiku ei saa kasutada.
Biri herkesle anlaşmak ister, diğeri herkesi potansiyel düşman olarak görür.Ühed pidasid valikut loovaks, teised oleksid soovinud näha aasta inimesena konkreetset isikut.
Şalgamın potas gereksinimi, diğer kök sebzelerinkinden daha azdır.Kõrbesebra vajab vähem vett kui teised sebrad.
AB potansiyel adayı ülkelerKjer je bilo mogoče, na to poročilo opozaria.
AB potansiyel adayı ülkelerWaar mogelijk wordt dit aangegeven in het rapport.
• Aday ülkeler ve potansiyel aday ülkelerde Mali Geçiş Yardımı, Kurumsal Geliştirme ve Sınır ötesi İşbirliği.• Perustuu samoihin periaatteisiin kuin koheesiorahasto.
• Aday ülkeler ve potansiyel aday ülkelerde Mali Geçiş Yardımı, Kurumsal Geliştirme ve Sınır ötesi İşbirliği.• Βασίζεται στις ίδιες αρχές που διέπουν και το Ταμείο Συνοχή.
• Aday ülkeler ve potansiyel aday ülkelerde Mali Geçiş Yardımı, Kurumsal Geliştirme ve Sınır ötesi İşbirliği.• Основава се на същите принципи като Кохезионния фонд.
Aklında düsünmeyi bir türlü bırakamadığı birsey vardı ve kimse onlardaki potansiyeli göremese bile.Było w niej coś takiego, co nie przestawało go nękać. I chociaż nikt inny nie dostrzegał w nich potencjału.
Aklında düsünmeyi bir türlü bırakamadığı birsey vardı ve kimse onlardaki potansiyeli göremese bile.Er was iets mee, waardoor hij er steeds moest aan denken...
Aklında düsünmeyi bir türlü bırakamadığı birsey vardı ve kimse onlardaki potansiyeli göremese bile.Υπήρχε κάτι σ" αυτό που δε μπορούσε να σταματήσει να σκέφτεται.
Altın ocakta, gümüş potada arıtılır, Yüreği arıtansa RABdir.Az olvasztótégely az ezüst számára van, és a kemencze az aranyéra; a szívek vizsgálója pedig az Úr.
Altın ocakta, gümüş potada arıtılır, Yüreği arıtansa RABdir.Degeln prövar silver och smältugnen guld, så prövar HERREN hjärtan.
Altın ocakta, gümüş potada arıtılır, Yüreği arıtansa RABdir.Der er digel for sølv og ovn for gull; men den som prøver hjertene, er Herren.
Altın ocakta, gümüş potada arıtılır, Yüreği arıtansa RABdir.Digel til Sølv og Ovn til Guld, men den, der prøver Hjerter, er HERREN.
Altın ocakta, gümüş potada arıtılır, Yüreği arıtansa RABdir.El crisol prueba la plata, y la hornaza el oro; pero el que prueba los corazones es Jehovah
Altın ocakta, gümüş potada arıtılır, Yüreği arıtansa RABdir.Emas dan perak diuji di perapian, tetapi hati orang diuji oleh TUHAN
Altın ocakta, gümüş potada arıtılır, Yüreği arıtansa RABdir.Hopealle sulatin, kullalle uuni, mutta sydämet koettelee Herra.
Altın ocakta, gümüş potada arıtılır, Yüreği arıtansa RABdir.Il crogiuolo è per l'argento e il forno per l'oro, ma chi prova i cuori è il Signore
Altın ocakta, gümüş potada arıtılır, Yüreği arıtansa RABdir."도가니는 은을, 풀무는 금을 연단하거니와 여호와는 마음을 연단 하시느니라"
Altın ocakta, gümüş potada arıtılır, Yüreği arıtansa RABdir.Kotlík striebru a pec zlatu; ale ten, kto zkúša srdcia, je Hospodin.
Altın ocakta, gümüş potada arıtılır, Yüreği arıtansa RABdir.Le creuset est pour l`argent, et le fourneau pour l`or; Mais celui qui éprouve les coeurs, c`est l`Éternel.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod