Bu popülasyonda en yaygın enfeksiyon sebebi ve yine en yaygın hastaneye başvurma sebebidir.وهو السبب الأكثر شيوعًا للعدوى في هذه الفئة، فضلاً عن أنه السبب الأكثر شيوعًا لدخول المستشفى للعلاج.
Dünya popülasyonunun %25'i Polonya'da toplanmıştır.وقد تجمع 25% منهم في بولنيا.
Gen akışı, yeni genetik varyantları diğer popülasyonlara da yayarak bu süreci yavaşlatabilir.الانسياب الجيني قد يبطيء من هذه العملية بنقله للاختلافات الجينية الجديدة إلى التجمعات الأخرى.
Kronik periodontitis 2010'da yaklaşık 750 milyon insanı ya da popülasyonun %10.8'ini etkilemektedir.أمراض دواعم السّن المزمنة تؤثر في حوالي 750 مليون شخص أو حوالي 10.8% من السكان اعتبارا من عام 2010.
III Yıldızlar Popülasyonu, hidrojen ve helyumdan daha ağır elementler bulundurmayan yıldızlardır.العائلة النجمية III هي نجوم لا تتكون سوي من الهيدروجين و الهيليوم ولا تحتوي على عناصر أثقل من ذلك .
Popülasyonu kesin olarak bilinmemektedir."الجمهور لا يعرفني حقاً.
Popülasyon, 2010 yılının Şubat ayında 50.000'inci nesile ulaşarak dönüm noktasına gelmiştir.في فبراير 2010، وصل تعداد البكتيريا إلى 50000 جيل.
Popülasyon yoğunluğu Yengeç ve Oğlak Dönenceleri arasında en fazladır.الروابط الاجتماعية تكون قوية بين الذكر وابنه.
Bu anlamda, Fisher, Haldane ve Wright'ın çalışmaları popülasyon genetiğinin disiplinini oluşturmuştur.O trabalho de Fisher, Haldane e Wright fundou a disciplina da genética de populações.
Popülasyon, 2010 yılının Şubat ayında 50.000'inci nesile ulaşarak dönüm noktasına gelmiştir.As populações atingiu a marca de 50 mil gerações em fevereiro 2010 .
Hindistan leylek popülasyonunun daha fazla araştırılması gerekmektedir.O estudo das populações autóctones é ainda mais complicado.
Tüm böcek popülasyonunun yalnızca %1'ini oluşturuyorlardı.Compõem menos de 1% de toda a população mutante.
Gen akışı veya gen göçü, popülasyon genetiğinde, gen alellerin bir popülasyondan diğerine aktarılmasıdır.Fluxo gênico (ou migração), a transferência de genes de uma população para outra.
Asya'dan gelen ikinci bir popülasyon ise kuzeyde yerleşmiş ve günümüzün Kanada vaşağına evrimleşmiştir.Uma segunda leva deixou a Ásia e se instalou no norte, e evoluiu no lince-do-canadá moderno.
Antarktik oluklu balinasının geçmiş ve günümüz popülasyonu hakkında bilinenler oldukça kısıtlıdır.Relativamente pouco é conhecido sobre os níveis históricos de população e atuais da baleia-comum Antártica.
Gen havuzu, tek bir popülasyondaki bir genin tüm alel dizileridir.Um pool genético é o conjunto completo de alelos de uma população.
Wright'ın bu tanımı, popülasyon genetiğindeki birçok model için temel bir parametre oluşturur.É um parâmetro básico em muitos modelos de genética populacional.
Diğer bir korunma yolu da böcek ilaçları püskürtülerek sinek popülasyonunu azaltma yöntemleridir.Outros esforços incluem aqueles para diminuição da população de moscas pela pulverização de inseticidas.
Popülasyon genetiğinin kurucularından (Ronald Fisher ve Sewall Wright ile birlikte) biridir.Haldane foi um dos fundadores, junto com Ronald Fisher e Sewall Wright, da Genética populacional.
Gestasyonel diyabet, araştırılan popülasyona bağlı olarak, gebeliklerin % 3–9'unu etkilemektedir.A diabetes gestacional afeta entre 3 e 9% de todas as gravidezes, dependendo da população estudada.
Ancak bazı alanlarda son zamanlarda yapılan koruma çalışmaları ile popülasyonlarının arttığına rastlanmıştır.Muitos usuários também estão preocupados com as recentes notícias de proteção aumentada, no futuro.
Güneyde yaşayanları yerleşikken, daha kuzeyde yaşayan popülasyonlar göçmendir.As populações mais a Norte são migratórias enquanto que as populações mais a Sul são residentes.
Tahribat nedeniyle üreme düzensizlikleri meydana gelmiş ve popülasyon zayıflamıştır.Sua unanimidade entre os críticos diminuiu, seguida pelo declínio de popularidade entre o público.
Popülasyonlarının 2500 ila 2900 çift olduğu tahmin edilmektedir.Sua população está entre 2500 e 2900 casais reprodutores.
Ayrıca iki hayvan populasyonu da asgari endişe altında olarak sınıflandırılmıştır.Ambos eram considerados formas de porcos inferiores.
Bir tavşan popülasyonu var olduğunu varsayalım.Een voorbeeld: Er is een populatie konijnen.
İzole popülasyon olarak Güney Dakota ve Wyoming'te Black Hills'te de bulunur.Ook zijn er geïsoleerde populaties in de Black Hills van South Dakota en Wyoming.
1985 ila 2007 arasında Sumatra fili popülasyonunun %50'si ölmüştür.Tussen 1985 en 1997 ging op Sumatra 30% van het bos verloren.
Topyekûn savaş sadece silahlı birliklere değil, bütün popülasyona ihtiyaç duyar.Een totale oorlog is een oorlog waarin niet uitsluitend de legers, maar de gehele maatschappij meevecht.
Bu da balık popülasyonlarını olumsuz etkilemektedir.Dit heeft een negatief effect op de visstand.
Şu an iki popülasyonu bulunmaktadır.Momenteel zijn er twee divisies.
Genel olarak çok yaşlı Popülasyon II yıldızlarını içerirler.Zij bevatten dan ook vooral populatie II sterren.
Toplam popülasyonu sadece 100 yetişkin örnekten ibaret olduğu tahmin edilir.De totale omvang van de populatie wordt geschat op 100.000 volwassen dieren.
Bölge özellikle üreyen balıkçıl populasyonları açısından incelenmelidir.Het eiland wordt voornamelijk bevolkt door vissers.
Popülasyon azalmasının bir başka muhtemel nedeni de kaçak avlanmadır.Ook de toename van het aantal zoogdieren door het terugdringen van de jacht is een mogelijke oorzaak.
1992 yılındaki tahmini Fransa popülasyonu 15,000 çifttir.In 2007 werd de populatie geschat op 25 broedparen.
Popülasyonşarın özellikle Palearktik'te azaldığı gözlemlenmiştir.De groep werd met name bekend in de undergroundscene.
Bu popülasyonda en yaygın enfeksiyon sebebi ve yine en yaygın hastaneye başvurma sebebidir.Jest najczęstszą przyczyną infekcji w tej grupie osób, a także najczęstszą przyczyną hospitalizacji.
Diğer biliminsanları 6 faklı popülasyon tanımaktadır.Inni z kolei naukowcy rozpoznają sześć wyraźnych populacji.
Popülasyon genetiğinin kurucularından (Ronald Fisher ve Sewall Wright ile birlikte) biridir.Był jednym z twórców genetyki populacyjnej (obok Rolanda Fishera i Sewalla Wrighta).
Aynı alan içerisinde birbiriyle ilişkili tüm popülasyonların oluşturduğu topluluğa komünite denir.Mowa tu o przynależności do wspólnoty wszystkich tych, którzy zostali ochrzczeni w to samo imię.
Popülasyon azalmasının bir başka muhtemel nedeni de kaçak avlanmadır.Prawdopodobnie główną przyczyną zmniejszenia się populacji jest łowiectwo.
Genellikle yerleşiktirler, ancak Doğu Asya populasyonları kışları daha ılıman güneylere göçerler.Na większości obszaru osiadły, lecz wschodnioazjatycka populacja migruje w zimie na cieplejsze rejony.
Toplam popülasyonun 200-300.000 olduğuna inanılmaktadır.Całkowita populacja zawiera się prawdopodobnie w przedziale 200–300 tys. sztuk.
En büyük popülasyon yoğunluğu Sind Eyaleti'ndedir."Najlepsza przestrzeń publiczna dla mieszkańców jest w...
1987 yılında Buenos Aires kentinin parklarında yuvalanmış küçük bir sığırcık popülasyonu gözlemlenmiştir.W 2012 roku w ostępach leśnych Valtenberg zauważono niewielką rodzinę wilków.
Popülasyon istikrarlıdır ve 100.000-200.000 çift arasındadır.Jej populacja jest stabilna, a jej wielkość szacuje się na 100 000 do 200 000 par lęgowych.
Bu dönemden sonra popülasyon sayısında artış gözlemlenmiştir.Od tamtej pory aż do dnia dzisiejszego odnotowuje się sukcesywny wzrost liczby ludności.
Türkiye'de bulunan populasyonu tehdit altında sayılmaktadır.Populację zamieszkującą Unię Europejską oceniono jako zagrożoną.
Küresel popülasyonunun 10.000 ila 20.000 arasında olduğu tahmin edilmektedir.Liczebność dzikiej populacji szacuje się od 10000 do 20000 osobników.
Toplam popülasyonu sadece 100 yetişkin örnekten ibaret olduğu tahmin edilir.Łączną wielkość populacji szacuje się na mniej niż 30 dojrzałych osobników.
Hindistan leylek popülasyonunun daha fazla araştırılması gerekmektedir.Potrzebne jest dokładniejsze zbadanie stanu jego populacji.
Ayrıca iki hayvan populasyonu da asgari endişe altında olarak sınıflandırılmıştır.U dwóch osobników stwierdzono w mniejszym ilości również owady wodne.
Dünya popülasyonunun %25'i Polonya'da toplanmıştır.W Polsce gniazduje 25% światowej populacji.
Ancak çakal eriğinin yok edilmesiyle birlikte populasyonlarda çok büyük azalmalar görülmüştür.Wraz z wyczerpaniem rudy żelaza, zaobserwowano znaczny ubytek ludności.
Popülasyon azalmasının bir başka muhtemel nedeni de kaçak avlanmadır.En mindre del av populationens minskning beror också på jakten.
Popülasyon büyüklüğü problemin çözüm süresini etkilemektedir.Skalan mäter den allmänna problemlösningsförmågan.
Avustralya'nın iç bölgelerinde yaşayan populasyonlar, suların ortaya çıkıp kurumasıyla yer değiştirirler.Populationer i Australien nomadiska då vattensamlingar i inlandet uppstår för att sedan torka ut.
Diğer biliminsanları 6 faklı popülasyon tanımaktadır.Utöva de sex typerna av medveten närvaro.
Bu türün popülasyonu yırtıcı hayvanlardan, parazitlerden ve kuş hastalıklarından etkilenmektedir.Populationen påverkas av predatorer, parasiter och fågelsjukdomar.