Bu olay, popülaritesinin artmasına sebep oldu.Zweifellos hat das zur Popularität des Buchs beigetragen.
Bir dönemki büyük popülaritesine karşın, öldüğü zaman artık neredeyse unutulmuştu.Ihrem enormen Erfolg zum Trotz ist sie heute nahezu vergessen.
Jon’un, Sur’u savunmada gösterdiği başarı ona popülarite kazandırır ve Jon hapisten salıverilir.Um die Menschen, die er liebt, retten zu können, muss Jonas die Flucht aus der Gemeinschaft gelingen.
Bu isyanın patlak vermesi, Galba'yı düşen popülaritesi ve genel hoşnutsuzluk hakkında haberdar etti.Cette manifestation de révolte mit Galba au courant de son impopularité et du mécontentement général.
Bununla birlikte genç Kraliçe popülaritesini mevcut hükümete olan güveni geri kazanılmasına yardımcı oldu.Cependant, la popularité de la jeune reine permet de rétablir la confiance dans le gouvernement.
Grubun popülaritesi 1983 yılında davulcu Phil Rudd'ın gruptan ayrılmasının ardından azalmaya başladı.La popularité d'AC/DC commence à diminuer en 1983, date à laquelle Phil Rudd est renvoyé du groupe.
1961'de kulüp başkanı Enric Llaudet takımın popülaritesine rağmen kulübü eritti.En 1961, le président Enric Llaudet décide de dissoudre la section, malgré sa popularité.
Bununla beraber manga da popülaritesini Japonya'da ve dünyada zirveye taşımıştır.Le manga a eu une énorme popularité, tant au Japon que dans le reste du monde.
Bu dönemde İzlenimcilik'in ABD'deki popülaritesinde artış oldu.Par la suite, le groupe voit sa popularité aux États-Unis augmenter.
Klip, şarkıcının internetteki popülaritesini arttırdı.Borat contribua néanmoins à étendre la popularité internationale de la chanteuse.
Filipinler'de yaşıyorken ABS-CBN Star Circle Quest programında büyük popülarite kazanmıştır.Elle est d'abord apparue dans la première saison de l'édition de ABS-CBN, Star Circle Quest.
1956 yılında kulüp oldukça fazla bir popülariteye sahipti.En 1925, le club se montra un peu trop ambitieux.
Aktör popülaritesinin zirvesinde öldü.El actor murió en el apogeo de su popularidad.
Bir üst değişenler bölümü de Google Trends tarafından belirlenen popülariteye göre eklendi.También se añadió una sección de motores superior, basado en la popularidad determinado por Google Trends.
Cole popülaritesini, ilk olarak "Sweet Lorraine" ile 1940 yılında yakaladı.Sin embargo, Cole no consiguió llegar al gran público hasta "Sweet Lorraine" en 1940.
Onun popülaritesi nedeniyle de birçok yeni remix ve birkaç saatlik versiyonlar yapılmıştır.Debido a su popularidad, muchos remixes y versiones se han hecho, algunas con cientos de horas de duración.
Bir dönemki büyük popülaritesine karşın, öldüğü zaman artık neredeyse unutulmuştu.A pesar de su popularidad en vida, tras su muerte fue prácticamente olvidado.
Euler’in tek yaptığı popülaritesini canlandırmak olmuştu.Euler fue quien lo popularizó.
Filipinler'de yaşıyorken ABS-CBN Star Circle Quest programında büyük popülarite kazanmıştır.En Filipinas, se emitió en ABS-CBN.
Bir dönemki büyük popülaritesine karşın, öldüğü zaman artık neredeyse unutulmuştu.Nonostante la sua musica fosse popolare nella sua epoca, oggi è stata quasi completamente dimenticata.
Oyunun popülaritesinin yükselmesi Valve şirketinin ticari mallar üretmesine öncülük etti.La sua popolarità ha portato alla creazione di merchandise ufficiale da parte di Valve.
Danny, okuldaki popülaritesini yitirmekten korkmaktadır.В итоге Конни теряет свою популярность в школе.
Grubun popülaritesi 1983 yılında davulcu Phil Rudd'ın gruptan ayrılmasının ardından azalmaya başladı.Состав группы оставался неизменным, пока в 1983 году коллектив не покинул Фил Радд.
Sistem, dijital cüzdanların "cüzdan mobilleri" olarak bilinen Japonya'da zaten popülaritesini kazanmıştır.Информация из учётной карточки награждённого в электронном банке документов «Подвиг народа».
Ancak popülariteleri 2009’da yayınlandıkları ‘Gee’ şarkısıyla kazandı.وفي عام 2009 اكتسبت الفرقة شعبية كبيرة بفضل أغنيتهم الناجحة "جي".
Sistem, dijital cüzdanların "cüzdan mobilleri" olarak bilinen Japonya'da zaten popülaritesini kazanmıştır.O sistema já ganhou popularidade no Japão, onde as carteiras digitais são conhecidas como "carteira mobile".
O topun popülaritesi yüzünden, 1996'da üretilen Questra'nın iki yeni sürümü vardı.Devido à popularidade dessa bola, havia duas novas edições da Questra, lançadas em 1996.
Bununla birlikte genç Kraliçe popülaritesini mevcut hükümete olan güveni geri kazanılmasına yardımcı oldu.Contudo, a popularidade da jovem rainha ajudou a restaurar a confiança no governo.
Patti Smith Group ABD ve Avrupa'da albüm tanıtım turunda iken punk'ın popülaritesi de arttı.Durante as turnês de Patti Smith pelos Estados Unidos e pela Europa, a popularidade do punk aumentou.
64 yılıyla birlikte, Nero popülaritesini arttırmak için Neapolis'te halk önünde söylemeye başladı.Em 64, Nero começou a cantar em público na cidade de Nápoles, visando aumentar a sua popularidade.
Billboard Hot 100 listesi ABD'de bir şarkının popülaritesinin ölçüldüğü standarttır.A Billboard Hot 100 ainda é o padrão pelo qual a popularidade de uma canção é medida nos Estados Unidos.
Danny, okuldaki popülaritesini yitirmekten korkmaktadır.Preocupa-se muito em ser popular em sua escola.
İlk popülaritesini Roxette için çektiği video klip ile elde etti.Realizou as suas primeiras gravações para a Remington.
Popülaritesini YouTube'da elde etmiştir.Zijn populariteit heeft hij grotendeels verworven door YouTube.
Onun popülaritesi nedeniyle de birçok yeni remix ve birkaç saatlik versiyonlar yapılmıştır.Door zijn populariteit zijn er veel nieuwe remixen en covers gemaakt, sommigen wel urenlang.
Roma Senatosu'nda popülaritesi o kadar yüksekti ki kendisine "en iyi" anlamına gelen optimus unvanı verildi.De senaat gaf hem zelfs de titel optimus, de beste.
Ayrıca, Godoy'un popülaritesi de bir hayli düşmüştü.Daardoor kreeg de populariteit van Gondi een flinke deuk.
Popülariteleri, Sovyet işgali ile hızla azalmıştı.Pogingen daartoe sloegen de Sovjets snel neer.
1961'de kulüp başkanı Enric Llaudet takımın popülaritesine rağmen kulübü eritti.W 1961 prezydent Enric Llaudet rozwiązał drużynę pomimo popularności jaką się cieszyła.
Albümün çıkışı, grubun popülaritesini yurtdışına taşıyan Kore Akımının yükselmesi ile aynı döneme rastladı.Album był zbliżony brzmieniowo do popularnej wówczas za granicą grupy The Police.
Bir dönemki büyük popülaritesine karşın, öldüğü zaman artık neredeyse unutulmuştu.Popularny w czasach międzywojennych, po wojnie został niemal zapomniany.
Popülaritesini YouTube'da elde etmiştir.Swoją popularność zdobył dzięki serwisowi YouTube.
Sene 2003, Nu Metal'in popülaritesinde ciddi bir azalma oldu.W ostatnich latach jednak ma miejsce poważny rozkwit sceny folk metalowej w Polsce.
Bir üst değişenler bölümü de Google Trends tarafından belirlenen popülariteye göre eklendi.Została dodana także lista najbardziej popularnych przedsiębiorstw bazująca na Google Trends.
64 yılıyla birlikte, Nero popülaritesini arttırmak için Neapolis'te halk önünde söylemeye başladı.År 64 började Nero dock sjunga offentligt i Neapel för att stärka sin popularitet.
Bir dönemki büyük popülaritesine karşın, öldüğü zaman artık neredeyse unutulmuştu.Till min stora överraskning var den redan död.
Roma Senatosu'nda popülaritesi o kadar yüksekti ki kendisine "en iyi" anlamına gelen optimus unvanı verildi.Flertalet i senaten tillhörde den konservativa fraktionen och kallade sig själva optimates, "de bästa".
Daha sonra turnuva beklentileri aşarak daha çok popülarite kazandı.В результаті перед турнікетами скупчилася велика кількість людей.
Bu maçla beraber popülaritesi arttı.Разом з тим, її популярність зростала.
Danny, okuldaki popülaritesini yitirmekten korkmaktadır.Дуже турбується про свою популярність у школі.
Sistem, dijital cüzdanların "cüzdan mobilleri" olarak bilinen Japonya'da zaten popülaritesini kazanmıştır.Systém již získal popularitu v Japonsku, kde jsou digitální peněženky známé jako "pevné mobilní telefony".
Bu dönemde İzlenimcilik'in ABD'deki popülaritesinde artış oldu.V poslední době je snaha zpopularizovat tento termín po celých Spojených státech.
Bu dönemde programın izleyicisi ve popülaritesi artmıştır.Stabilita a popularita programu od té doby značně vzrostla.
Bu olay, popülaritesinin artmasına sebep oldu.Incidentul a servit doar la a-i crește popularitatea.
Oreos'un popülaritesi arttıkça, onunla birlikte gelen dağıtım miktarı da artar.Popularitatea biscuiților Oreo continuă să crească, la fel ca și cantitatea de distribuție.
Bu fırsatçı saldırgan, Mario'nun popülaritesini kıskanan "Wario"dan başkası değildir.Personajul principal al acestor jocuri este Wario, varianta vicleană și lacomă a lui Mario.
Popülaritesini YouTube'da elde etmiştir.Acesta a devenit popular prin YouTube.
Şovun popülaritesi sayesinde yedi tane daha pastane açmıştır.A műsor népszerűségének köszönhetően már tíz másik cukrászdát is nyitott.
Kraliçe zaten popülaritesini yitirmişti ve bu suni köy olayı namını biraz daha lekeledi.A királynő valóban örült a javaslatnak, amely valamelyest enyhítette a gyászát.
Cole popülaritesini, ilk olarak "Sweet Lorraine" ile 1940 yılında yakaladı.Cole tuli suosituksi kappaleen ”Sweet Lorraine” myötä vuonna 1940.