pis ile cümle

pis kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bundan hiç pişmanlık duymuyorum.I don't regret it one bit.
Bu ahçı her gün farklı yemekler pişirir.This cook cooks different meals every day.
Hadi pis gaspçıyı öldürelim!Let's kill the filthy usurper!
Bugünkü brokoli çok pişmiş ve tatsız.Today's broccoli is overcooked and tasteless.
Burada pişirebilirsin.You can cook here.
Gazlı pilav pişireceğini bozdum bu yüzden onun yerine indüksiyonlu pilav pişirici aldım.I broke my gas-powered rice cooker so I got an induction rice cooker instead.
Oda çok pis!The room is very dirty.
Kaldığım otel pis.The hotel that I stay in is dirty.
Evim pis.My house is dirty.
Tom, babasının önerdiğini yapmamaktan pişman oluyor.Tom regrets not doing what his father recommended.
Belki geldiğin gelecek sefere senin için yemek pişiririm.Maybe next time you come over I'll cook for you.
Tom yemek pişirecek kişi.Tom is the one who'll do the cooking.
Tom zaten yaptığına pişman.Tom already regrets what he did.
Tom canı nadiren yemek pişirmek ister.Tom seldom feels like cooking.
Tom yemek pişirmede iyi olduğunu söylüyor.Tom says he's good at cooking.
Tom onun yaptığından pişmanlık duyar.Tom regrets doing what he did.
Tom Mary'ye hakaret ettiğine pişman.Tom regrets insulting Mary.
Tom Mary'nin yemek pişirmesinden nefret ediyor.Tom hates Mary's cooking.
Tom bir pislikti.Tom was a jerk.
Annem bana nasıl yemek pişirileceğini öğretti.My mom taught me how to cook.
Bez çok pis kokuyor.The nappy smells very dirty.
Akşam yemeği için ne pişireyim?What shall I cook for dinner?
Akşam yemeğini pişirmek zorundayım.I have to cook dinner.
Izgarada pişmiş balığı severim.I like fish cooked on the grill.
Pastalar hala pişiyor.The pies are still cooking.
Ekmek fırında pişiyor.The bread is baking in the oven.
300 gram pirinç pişir.Cook 2 Japanese cups of rice.
Yaklaşık bir buçuk fincan pirinç pişirin.Cook about one and a half cup of rice.
Gerçekten bir pisliksin.You really are a jerk.
Yemek pişirmede iyi olan bir kadın istiyoruz.We want a woman who's good at cooking.
Bir gün bundan pişman olacaksın.You'll regret it someday.
Ben bundan hiç pişman değilim.I don't regret it at all.
Mary'nin kedisi pis bir canavar.Mary's cat is a nasty beast.
Havuçları fazla pişirmemek için dikkatli ol.Be careful not to overcook the carrots.
Yemek pişirmeyi severim.I like to cook.
Yemek pişirmeyi sevmem.I don't like cooking.
Seninle tanıştığıma pişman değilim.I do not regret meeting you.
Tom dün gece bizim için akşam yemeği pişirdi.Tom cooked dinner for us last night.
Tom mutfakta bize yiyecek bir şey pişiriyor.Tom is in the kitchen cooking us something to eat.
Tom büyük bir tencerede gerçekten iyi kokan bir şey pişiriyordu.Tom was cooking something in a large pot that smelled really good.
O geldi ve bana yemek pişirdi.He came over and cooked dinner for me.
Tom'u öptüğüm için pişmanım.I regret kissing Tom.
Basınçlı kabın içinde ne pişiriyorsun?What are you cooking inside the pressure pot?
Yüzü derin üzüntü ve pişmanlık ifade ediyor.His face expresses deep sorrow and repentance.
Nerede akşam yemeği pişiriyorum?Where do I cook dinner?
Ben nerede akşam yemeğini pişiririm?Where do I cook supper?
Annemin yemek pişirmesine yardım ettim.I helped mom cook.
Bu kadar iyi yemek pişirebildiğini bilmiyordum, Tom.I didn't know you could cook so well, Tom.
Tom'un bu kadar iyi yemek pişirebildiğini bilmiyordum.I didn't know Tom could cook so well.
Bu gece yemek pişirmek için kimin sırası?Whose turn is it to cook tonight?
Benim için bir şey pişirecek misin?Will you cook something for me?
Beğenseniz de beğenmeseniz de, keki ya ben pişireceğim ya da hiç pişirilmeyecek!Whether you like it or not, either I bake the cake or no one will!
Bu gece akşam yemeğini pişirmene yardım edeceğim.I'll help you cook dinner tonight.
Benim aptallığım sadece pişman olmama neden olmuyor fakat aynı zamanda beni utandırıyor.My foolishness not only causes me regret but also shames me.
Yemek pişirme kitaplarını okuduğumda ağzım sulanır.My mouth waters when I read cooking books.
Kim bu pisliği yapmaktan sorumluysa onu temizlemek zorunda kalacak.Whoever is responsible for making this mess will have to clean it up.
Tom pisliği temizlememe yardımcı oldu.Tom helped me clean up the mess.
Tom üç somun ekmek pişirdi.Tom baked three loaves of bread.
Tom üç düzine kurabiye pişirdi.Tom baked three dozen cookies.
Tom pisliği temizledi.Tom cleaned up the mess.

İlgili Sayfalar