Ana içeriğe geç
Sözlük

pir ile cümle

pir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Pirinç üretimi azaldı.Production of rice has decreased.
Pirincin fiyatı yüzde 3 arttı.The price of rice rose by three percent.
Pirinç fiyatı yüzde üç arttı.The price of rice rose by three percent.
Pirinç fiyatı düştü.The price of rice has come down.
Pirincin fiyatı tekrar yükseliyor.The price of rice is going up again.
Pirinç kilo ile satılır.Rice is sold by the kilogram.
Pirinç bu alanda başlıca üründür.Rice is the chief crop in this area.
Pirinç sürekli satılan bu ürünlerden biridir.Rice is one of those staple commodities.
Pirinç Dünyanın birçok yerinde yetişir.Rice is grown in many parts of the world.
Pirinç sıcak iklimlerde yetişir.Rice grows in warm climates.
Pirinç fiyatları hükümet tarafından düzenlenir.Rice prices are regulated by the government.
Pirinç hasatı bu yıl büyük.The rice crop is large this year.
Pirinç hasatı bu yıl kötü.The rice crop is poor this year.
İyi hasat pirinç fiyatını düşürdü.The good harvest brought down the price of rice.
Yabancı pirinç sert ve tatsızdır ve de Japon damak tadına hitap etmez.Foreign rice is hard and tasteless, and doesn't appeal to the Japanese palate.
Japonlar ne zaman parlatılmış pirinç yemeye başladılar?When did the Japanese start eating polished rice?
Pirinç yiyorum.I am eating rice.
Adamın biraz pirinci var.The man has a little bit of rice.
Pirinç lezzetlidir.The rice is delicious.
Tek bir tane pirinci israf etmeyin!Waste not a single grain of rice!
Bir pire kendi yüksekliğinde 200 kere atlayabilir.A flea can jump 200 times its own height.
Meksika'da Mısır'da olanların herhangi birinden daha büyük bir piramit var.There's a pyramid in Mexico bigger than any of those in Egypt.
Başrahip şirret kadına pirinç pilavı verdi.The abbot gave rice to the vixen.
1918 yılında, pirinç fiyatından kaynaklanan ayaklanmalar tüm dünyada patlak verdi.In 1918, revolts due to the price of rice erupted all around the country.
Pirinç pilavını pişir.Cook the rice.
İnsanların pireyi deve yapması gerektiğini düşünmüyorum.I don't think people should make a mountain of a mole hill.
Pirinç milyonlarca insanı besleyen bir tahıldır.Rice is a grain that feeds billions of people.
Beyaz pirinci mi yoksa kahverengi pirinci mi tercih edersiniz?Do you prefer white rice or brown rice?
Çin dünyanın önde gelen pirinç üreticisidir.China is the world's leading producer of rice.
Mısır piramitleri dünyanın yedi harikasından biridir.The pyramids of Egypt are one of the seven wonders of the world.
Japonya'da yılbaşı için pirinç kekleri yeme geleneği vardır.There is a custom of eating rice cakes for New Year's in Japan.
Pirinç dünyanın çeşitli yerlerinde yetiştirilir.Rice is cultivated in several parts of the world.
Sel nedeniyle kötü bir pirinç hasadı oldu.Because of the flood, it was a bad rice-harvest.
Ülkenizdeki insanlar pirinç yer mi?Do the people of your country eat rice?
Yıllarca günde iki kez pirinç yedi.He ate rice twice a day for many years.
Beyaz pirinç yemeği kahverengi pirinçten daha çok seviyorum.I think I like eating white rice better than brown rice.
Pirinç pilavını genellikle çubuklarla yerim.I usually eat rice with chopsticks.
Pirinç pilavı Japonya'da genellikle çubukla yenir.Rice is usually eaten with chopsticks in Japan.
Tom çok fazla esmer pirinç yer.Tom eats a lot of brown rice.
Tom piranalar tarafından canlı olarak yenilen bir adam gördüğünü iddia etti.Tom claimed that he saw a man being eaten alive by piranhas.
Tom'un akşam yemeği için kuzu pirzola, patates ve mantar çorbası vardı.Tom had lamb chops, potatoes and mushroom soup for dinner.
Tom en az günde bir kez pirinç pilavı yer.Tom eats rice at least once a day.
Tom her gün en az üç kase pirinç pilavı yer.Tom eats at least three bowls of rice every day.
Pirinç pilavı bir balık yemeği ile güzeldir.Rice is nice with a dish of fish.
Ben hala kahverengi pirinç pişiriyorum.I'm still cooking the brown rice.
Tom, bir kaseye biraz pirinç koydu.Tom put some rice in a bowl.
Kızarmış pirinç yedim ve biraz bira içtim.I ate fried rice and drank some beer.
Pire için yorgan yakma.Don't throw out the baby with the bath water.
SOPA, Stop Online Piracy Act'in baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır.SOPA is an acronym for the Stop Online Piracy Act.
Pirincin kalitesi gittikçe kötüleşmektedir.The quality of rice is getting worse.
Pişmiş pirinç yemek istemiyorum.I don't want to eat cooked rice.
Japonlar pirinç ve balıkla beslenirler.The Japanese live on rice and fish.
Japonların temel beslenmesi pirinç ve balıktan oluşur.The Japanese's basic diet consists of rice and fish.
Temel Japon diyeti ağırlıklı olarak pirinç ve balıktan oluşur.The basic Japanese diet consists mainly of rice and fish.
Şimdi pirinç yiyorum.I'm eating rice now.
Ben ambalajsız ya da 1 kilogramlık torbalarda paketlenmiş olarak pirinç satarım.I sell rice in bulk or packed in 1 kilogram bags.
Pirinci ekmekten daha çok severim.I like rice more than bread.
Ben bir Japon Pirinç Omleti yedim.I ate a Japanese rice omelette.
Her gün ne kadar pirinç yiyorsun?How much rice do you eat every day?
O pireyi deve yapıyor.She is making a mountain out of a molehill.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod