Ana içeriğe geç
Sözlük

pir ile cümle

pir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ülkende pirinç yer misiniz?Do you eat rice in your country?
Altın renk olarak pirinç madenine benzer.Gold is similar in color to brass.
Biz Japonlar pirinçle besleniyoruz.We Japanese live on rice.
Pirinç yağışlı bölgelerde yetiştirilir.Rice is grown in rainy regions.
Pirinç yağışlı bölgelerde yetişir.Rice is grown in rainy regions.
Pirinç hasatında bir festival düzenlenir.A festival is held at the rice harvest.
Pirinç ürünü zaten hasat edildi.The rice crop is already in.
Olağandışı düşük ısılar bu yıl düşük kaliteli pirinç hasatından sorumlu tutulmaktadır.Unusually low temperatures account for the poor rice crop this year.
Ülkemizin başlıca ürünü pirinçtir.The chief crop of our country is rice.
Çoğu Japon en az günde bir kez pirinç yer.Most Japanese eat rice at least once a day.
Piramitler antik çağda inşa edildiler.The pyramids were built in ancient times.
Tayland'da ülkenin bazı kısımları pirinç yetiştirmek için şimdiden aşırı kuru hale geldi.In Thailand it has already become too dry to grow rice in some parts of the country.
Çoğu Japon pirinçle beslenir.Most Japanese live on rice.
O yıl büyük bir pirinç eksikliği vardı.There was a great lack of rice that year.
Çatının şekli piramite benziyor.The shape of the roof looks like a pyramid.
İspanya'dan Parise Pirene'leri bir uçtan bir uca yürüdüm.I hiked through the Pyrenees from Spain to Paris.
Pirincin var mı?Do you have rice?
Ben pirinç, miso çorbası ve natto yiyeceğim.I'll have rice, miso soup and natto.
Pirinç miso çorbası ile iyi gider.Rice is good with miso soup.
Hangisini tercih edersin, pirinç pilavı mı yoksa ekmek mi?Which do you prefer, rice or bread?
Bu topraklar iyi pirinç mahsulü verir.This land yields a good crop of rice.
Buralarda pirinç tarlaları vardı.There used to be rice fields around here.
Pirinç kalitesi düşüyor.The quality of rice is going down.
Pirinç lapasının sindirimi kolaydır.Rice gruel is easy to digest.
Onlar o dükkânda pirinç ticareti yapıyorlar.They deal in rice at that store.
Sence Abd'den pirinç ithal etmeli miyiz?Do you think we should import rice from the U.S.?
Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olabilirsin.You may go farther and fare worse.
Geçen yaz oldukça soğuktu, ve pirinç ekini on yıl içinde en kötüydü.It was exceptionally cold last summer, and the rice crop was the worst in 10 years.
Geçen yıl çok yağmur yağdığı için kötü bir pirinç mahsulümüz vardı.We had a bad rice crop last year because it rained a lot.
Biz pirinç yetiştiririz.We cultivate rice.
Bir pirinç tanesini bile harcamamamız gerekir.We shouldn't waste even one grain of rice.
Ekmeği pirinçten daha çok severim.I like bread more than rice.
Pirinci ekmeğe tercih ederim.I prefer rice to bread.
Ben Japon pirinç yastıklarından hoşlanıyorum; onlar boynum için yararlı.I like Japanese rice pillows; they are good for my neck.
Biz pirince bağımlı yaşıyoruz.We live on rice.
Biz pirinçten sake yaparız.We make sake from rice.
O pireyi deve yapar.He makes a mountain out of a molehill.
Bazı yeni pirinç türleri yılda iki veya üç kez hasat edilebilir.Some new kinds of rice can be harvested two or three times a year.
Pirinç, bakır ve çinkodan oluşan bir alaşımdır.Brass is an alloy of copper and zinc.
Pirinç ocağını açın lütfen.Turn on the rice cooker, please.
Bir kase pirinç yaklaşık 180 gramdır.A bowl of rice is about 180 grams.
Japonya'da kronik bir pirinç fazlalığı vardır.There is a chronic oversupply of rice in Japan.
Japonya'da ana yiyecek pirinçtir.The main diet in Japan is rice.
Japonya'da pirinç için büyük bir pazar var.There is a great market for rice in Japan.
Japonyanın temel ürünü pirinçtir.The main crop of Japan is rice.
Japonya'nın pirinç tüketimi azalıyor.Japan's consumption of rice is decreasing.
Japonya'nın pirinç piyasası ithalata kapalıdır.Japan's rice market is closed to imports.
Japonya, Amerika'dan pirinç ithal etmeye başladı.Japan began to import rice from the United States.
Japonlar pirinç ağırlıklı yaşardı.The Japanese used to live mainly on rice.
Japonlar ağırlıklı olarak pirince dayalı yaşarlar.The Japanese live mainly on rice.
Japonlar esas olarak pirinçle beslenirler.The Japanese live mainly on rice.
Köylüler pirinç ekiyorlardı.The peasants were planting rice.
O, pireyi deve yapar.He makes mountains out of molehills.
O pirinç yetiştirir.He grows rice.
Pirinç kekinin hepsini yemedi.He didn't eat all of the rice cakes.
Onlar çok pirinç yerler.They eat a lot of rice.
Sebzeyle ve kahverengi pirinçle beslenir.She lives on vegetables and brown rice.
Babam pirinç yetiştirir.My father grows rice.
Pirincin fiyatı yüzde üçten daha fazla yükseldi.The price of rice rose by more than three percent.
Verimsiz bir pirinç hasadı başımızı belaya sokacaktır.A poor rice harvest will get us into real trouble.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod