Ana içeriğe geç
Sözlük

peygamber ile cümle

peygamber kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Ahav, İlyasın bütün yaptıklarını, peygamberleri nasıl kılıçtan geçirdiğini İzebele anlattı.In Ahab je povedal Jezabeli vse, kar je storil Elija, tudi, kako je umoril vse proroke z mečem.
Ahav, İlyasın bütün yaptıklarını, peygamberleri nasıl kılıçtan geçirdiğini İzebele anlattı.아합이 엘리야의 무릇 행한일과 그가 어떻게 모든 선지자를 칼로 죽인 것을 이세벨에게 고하니
Ahav, İlyasın bütün yaptıklarını, peygamberleri nasıl kılıçtan geçirdiğini İzebele anlattı.Koning Achab vertelde koningin Izébel wat Elia had gedaan en hoe hij de profeten van Baäl had afgeslacht.
Ahav, İlyasın bütün yaptıklarını, peygamberleri nasıl kılıçtan geçirdiğini İzebele anlattı.Men när Ahab berättade för Isebel allt vad Elia hade gjort, och huru han hade dräpt alla profeterna med svärd,
Ahav, İlyasın bütün yaptıklarını, peygamberleri nasıl kılıçtan geçirdiğini İzebele anlattı.Ora, Acabe fez saber a Jezabel tudo quanto Elias havia feito, e como matara � espada todos os profetas.
Ahav, İlyasın bütün yaptıklarını, peygamberleri nasıl kılıçtan geçirdiğini İzebele anlattı.Tedy oznajmił Achab Jezabeli wszystko, co uczynił Elijasz, a iż prawie wszystkie proroki pomordował mieczem.
Ahav, İlyasın bütün yaptıklarını, peygamberleri nasıl kılıçtan geçirdiğini İzebele anlattı.Tedy oznámil Achab Jezábel všecko to, což učinil Eliáš, a že naprosto všecky proroky její pobil mečem.
Ahav, İlyasın bütün yaptıklarını, peygamberleri nasıl kılıçtan geçirdiğini İzebele anlattı.И Ахаав съобщи на Езавел всичко, що бе сторил Илия, и как бе избил с меч всичките пророци.
Ahav, İlyasın bütün yaptıklarını, peygamberleri nasıl kılıçtan geçirdiğini İzebele anlattı.И пересказал Ахав Иезавели все, что сделал Илия, и то, что он убил всех пророков мечом.
Ahav, İlyasın bütün yaptıklarını, peygamberleri nasıl kılıçtan geçirdiğini İzebele anlattı.ויגד אחאב לאיזבל את כל אשר עשה אליהו ואת כל אשר הרג את כל הנביאים בחרב׃
Ahav, İlyasın bütün yaptıklarını, peygamberleri nasıl kılıçtan geçirdiğini İzebele anlattı.واخبر اخآب ايزابل بكل ما عمل ايليا وكيف انه قتل جميع الانبياء بالسيف.
Ahav, İlyasın bütün yaptıklarını, peygamberleri nasıl kılıçtan geçirdiğini İzebele anlattı.亞 哈 將 以 利 亞 一 切 所 行 的 、 和 他 用 刀 殺 眾 先 知 的 事 、 都 告 訴 耶 洗 別
Ahav, İlyasın bütün yaptıklarını, peygamberleri nasıl kılıçtan geçirdiğini İzebele anlattı.亞哈將 以利亞 一切 所 行 的 、 和 他 用 刀殺眾 先知 的 事 、 都 告 訴耶 洗別
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,A v prehovore z Koránu, ktorý je pre Moslimov Bohom hovoriacim k ľudstvu
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,En un pasaje del Corán, que para los musulmanes es Dios que le habla a la Humanidad.
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,Et dans un extrait du Coran, qui pour les Musulmans est Dieu parlant à l'humanité,
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,Koran은 무슬림들에게 신이 인류에 전하는 말씀으로 여겨집니다. 신이 그의 마지막 예언자인 무하메드에게 한 말이기 때문입니다.
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,Nel Corano, il quale per i Mussulmani è Dio che parla all'umanità,
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,Si in scrierile din Coran, care pentru musulmani este Dumnezeu care vorbeste umanitatii,
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,Và trong một điều dạy của kinh Koran, mà đối với người Hồi giáo là chúa, nói về lòng nhân đạo,
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,W słowach Koranu, które dla Muzułmanów są słowami Boga mówiącego do ludzkości,
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,А в едно слово от Корана, което за Мюсюлманите е Бог, говорещ на човечеството,
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,И в высказывании из Корана, в котором, как считают мусульмане, Бог обращается к человечеству,
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,І говорячи про Коран, який для мусульман є зверненням Бога до людства,
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,וכמאמר הקוראן, שלמוסלמים מייצג את דבר האלוהים לאנושות, אלוהים אומר לנביאו מוחמד,
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,アラーはムハンマド つまりイスラームの
Ama Kâhin Sadok, Yehoyada oğlu Benaya, Peygamber Natan, Şimi, Rei ve Davutun muhafızları ona katılmadılar.제사장 사독과 여호야다의 아들 브나야와 선지자 나단과 시므이와 레이와 다윗에게 속한 용사들은 아도니야와 같이 하지 아니하였더라
Ama Kâhin Sadok, Yehoyada oğlu Benaya, Peygamber Natan, Şimi, Rei ve Davutun muhafızları ona katılmadılar.Но свещеник Садок, Ванаия Иодаевият син, пророк Натан, Семей и Реий и Давидовите силни мъже не бяха с Адония.
Ama Kâhin Sadok, Yehoyada oğlu Benaya, Peygamber Natan, Şimi, Rei ve Davutun muhafızları ona katılmadılar.וצדוק הכהן ובניהו בן יהוידע ונתן הנביא ושמעי ורעי והגבורים אשר לדוד לא היו עם אדניהו׃
Ama Kâhin Sadok, Yehoyada oğlu Benaya, Peygamber Natan, Şimi, Rei ve Davutun muhafızları ona katılmadılar.واما صادوق الكاهن وبناياهو بن يهوياداع وناثان النبي وشمعي وريعي والجبابرة الذين لداود فلم يكونوا مع ادونيا.
Ama Kâhin Sadok, Yehoyada oğlu Benaya, Peygamber Natan, Şimi, Rei ve Davutun muhafızları ona katılmadılar.但 祭 司 撒 督 、 耶 何 耶 大 的 兒 子 比 拿 雅 、 先 知 拿 單 、 示 每 、 利 以 、 並 大 衛 的 勇 士 、 都 不 順 從 亞 多 尼 雅
Ama Kâhin Sadok, Yehoyada oğlu Benaya, Peygamber Natan, Şimi, Rei ve Davutun muhafızları ona katılmadılar.但 祭司 撒督 、 耶何耶大 的 兒子 比 拿雅 、 先知 拿單 、 示每 、 利以 、 並 大衛 的 勇士 、 都不順從亞 多 尼雅
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.A Josafat reče: Ni li tu sicer nobenega proroka GOSPODOVEGA, da bi ga po vprašali?
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Ale Jozafat riekol: Či nie je tu už proroka Hospodinovho, aby sme sa opýtali toho?
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Ale Jozafat riekol: Či tu už neni proroka Hospodinovho, aby sme sa opýtali toho?
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Ale Jozafat rzekł: Nie maszże tu którego proroka Pańskiego, żebyśmy się go pytali?
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Dar Iosafat a zis: ,,Nu mai este aici niciun prooroc al Domnului, ca să -L putem întreba?``
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Dar Iosafat a zis: ,,Nu mai este aici nici un prooroc al Domnului, prin care să -L putem întreba?``
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Disse, porém, Jeosafá: Não há aqui ainda algum profeta do Senhor, ao qual possamos consultar?
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Disse, porém, Jeosafá: Não há aqui ainda algum profeta do Senhor a quem possamos consultar?
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Giòsafat disse: «Non c'è più nessun altro profeta del Signore da consultare?»
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Giòsafat disse: «Non c'è qui nessun profeta del Signore da consultare?»
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Josafat pa reče: Ni li sicer nobenega GOSPODOVEGA proroka tu, da bi ga povprašali?
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Josaphat aber sprach: Ist hier kein Prophet des HERRN mehr, daß wir durch ihn fragen?
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Josaphat aber sprach: Ist nicht irgend noch ein Prophet des HERRN hier, daß wir durch ihn fragen?
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.여호사밧이 가로되 이 외에 우리가 물을만한 여호와의 선지자가 여기 있지 아니하니이까
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Maar Josafat vroeg: "Is er geen profeet van de HERE hier? Ik zou het hem eigenlijk ook nog wel willen vragen."
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Mais Josaphat dit: N`y a-t-il plus ici aucun prophète de l`Éternel, par qui nous puissions le consulter?
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Men Josafat sade: »Finnes här ingen annan HERRENS profet, så att vi kunna fråga genom honom?»
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Men Josafat sa: Er her ikke nogen annen Herrens profet, så vi kunde spørre Herren til råds gjennem ham?
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Men Josafat spurgte: "Er her ikke endnu een af HERRENs Profe ter, vi kan spørge?
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Men Josafat spurgte: "Er her ikke endnu en af HERRENs Profeter, vi kan spørge?"
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.monda Jósafát: Nincsen-é itt több prófétája az Úrnak, hogy attól [is] tudakozódhatnánk?
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.monda Josafát: Nincs itt már több prófétája az Úrnak, hogy attól [is] tudakozódhatnánk?
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Mutta Joosafat sanoi: "Eikö täällä ole enää ketään muuta Herran profeettaa, jolta voisimme kysyä?"
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Tedy řekl Jozafat: Což již není zde proroka Hospodinova žádného, abychom se ho zeptali?
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Tedy řekl Jozafat: Což není zde již žádného proroka Hospodinova, abychom se ho zeptali?
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Tetapi Yosafat bertanya lagi, "Apakah di sini tidak ada nabi lain yang dapat bertanya kepada TUHAN untuk kita?
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.Και ειπεν ο Ιωσαφατ, Δεν ειναι ενταυθα ετι προφητης του Κυριου, δια να ερωτησωμεν δι' αυτου;
Ama Yehoşafat, ‹‹Burada danışabileceğimiz RABbin başka peygamberi yok mu?›› diye sordu.И сказал Иосафат: нет ли здесь еще пророка Господня? спросим и у него.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod