İlişki peşinde değilim.Я не ищу отношений.
Köpek ağacın etrafında kedinin peşinden koşuyor.Собака гоняет кошку вокруг дерева.
Tom serüven peşinde dünyayı geziyor.Том путешествует по миру в поисках приключений.
Dinle, neyin peşindesin?Послушай, чего ты добиваешься?
Bizim Tom da şu hep dış güzelliği peşinde koşan tiplerden.Том из тех, кто гоняется за внешностью.
Tom dış güzelliği peşinde olanlardandır.Том из тех, кто гоняется за внешностью.
Çolak Ağa, bunun üzerine adamlarıyla birlikte Başyayla'ya peşinden gelmiş.Харун был со своим народом, когда началось это искушение.
İngilizler de peşindedirler.Англичане преследовали.
Onların peşinden gitmeyin.Не ищите его.
Bunların peşinden Eylül 2006'da Acoustic Hearts of Winter adlı albümleri geldi.В сентябре 2006 года состоялся релиз нового альбома сестер «Acoustic Hearts of Winter».
Az sonra da Boromir'in öldürülmesi ve peşinden Kardeşliğin dağılması süreci yaşanmıştır.Практически сразу после этого произошли события, повлекшие за собой гибель Боромира и раскол Братства.
Küreyi alır ancak kürenin peşinde başkaları da vardır.О них продолжали спотыкаться другие, и гора тел росла.
Artık ölüm onu kandırmaya çalışanların peşindedir.После него самцы умирают.
Zevkten aldığın haz için zevkin peşinden koşma.Не искать удовольствий плоти.
Herakleios daha sonra Hüsrev'e bir ültimatom yayınladı: Barışı gözetir ve peşinden koşarım.И так они посовещались и пошли к султану, а я тоже вышел вслед за ними».
Çünkü aynı hazinenin peşinde olan başka adamlar da vardır.Появляются и другие претенденты на деньги.
Peşinde artık hem polis hem de Alman casusları vardır.Теперь за ним охотится не только полиция, но и немецкие шпионы.
Ama gazeteci peşinden gider olayı yakalamaya çalışır.Их преследуют журналисты, которые хотят снимать происходящее.
Persse hala Angelica'nın peşindedir.Роланд отправляется на поиски Анджелики.
"Düşen uçağın peşinden gitti".Ну и посадили на следующий самолёт».
Onun peşinden hiç ayrılmaz.Она, однако, всегда преследует его.
"Fener Rothen'in peşinde".Валентина Мордерер, «По следам.
Ünlü olma peşindedir.Желает стать знаменитым.
Ancak kötü şans hep onun peşindedir.Практически всегда его «преследует» невезение.
Angel ve ekibi onu kurtarmak için peşinden giderler.Юги и его друзья отправляются вслед, чтобы спасти его.
Buna rağmen Efedi ve Kutsanmış Olan'ın peşinden gider.Мы даём клятву идти на жертвы за такую священную и блестящую задачу».
Adam da peşinden oraya gelir.Этот человек преследует меня.
Buffy de aynı iblislerin peşindedir.А Бастер преследует самих бандитов.
Tüm aile bir Amerikan özgürlük rüyasının peşinde sürüklenirler.Эта мечта глубоко укоренена в американской мечте.
Tony Loki'nin peşinden Stark Kulesi'ne gider.Тони Старк отправляет его в Негативную зону.
Demir Adam peşinden gider ve onu engellemek için kapışırlar.Зелёные Фонари отправились за ними, пытаясь сделать всё, чтобы остановить их.
Nişanlısı hemen peşinden gider ve onu sakinleştirir ve barışırlar.В результате подруга вынуждена увести её, чтобы успокоить и привести в чувства.
Sadece peşinden koşarak ondan uzaklaşmayı bırakın.Она побежала за ним, чтобы остановить его.
Pratik amaçlar peşindedir ve yardıma ihtiyacı olanlara hemen elini uzatır.Справедливый, наказывает действительно виноватых, и помогает тем, кто в этом нуждается.
Buna karşılık Kontes uzun süreli ebedi aşk peşindedir.В большинстве случаев преследуется цель достижения устойчивой длительной ремиссии.
Ölüm yine onu kandırmaya çalışanların peşindedir.В собрание не допускали никого, кроме тех, кто желал умереть.
James Marsden, Teddy Flood, yerel güzellik peşinde olan robot silahşördür.Джеймс Марсден в роли Тедди Флада, робота.
"'Biraz daha gerçek bir komedinin peşindeyim'".Мы искали реальную, живую драму».
Yılmadı, çocukluk hayalinin peşinden devam etti.Это, как ему казалось, был конец его детской мечты.
Haliyle gümrük görevlileri de Thomas'ın peşindedir.Фактически, остальные члены семьи манипулируют Томасом.
Bu filmde ise grubun peşinde Rus mafyası, ırkçı bir grup vardır.Как и раньше, в деле участвует русская мафия.
"'Sahte haham'ın peşinde".«В погоне за Львом Панджшера».
Ölüm yine onu kandırmaya çalışanların peşindedir.جحيم يتمنى فيه المعذبون الموت".
Carl Hanratty rolünde Tom Hanks: Bir FBI ajanı olarak filmin genelinde Frank Jr.'ın peşinde görülür.توم هانكس بدور كارل هنراتي: وهو عميل اف بي آي الذي يُطارد فرانك طيلة أحداث الفيلم.
Ancak yaratık da peşinden gelmiştir.فأتبع القوم فلا يبقى منهم مخبر إلا قتلته.
"'Sahte haham'ın peşinde"."محمد الفهمي الموصلي".
Logan kızın peşinden sakladıkları şatoya gider.بورسود سُميت على القلعة التي كانت تتبع له.
Onların peşinden gitmeyin.لا تحاول تجنبه.
Joker halâ Dent'in peşindedir.التاجر الجوال يسعى وراء ديناره.
Sürekli yemek peşindedir.يجب أن يؤخذ دائمًا مع وجبة الطعام.
James Marsden, Teddy Flood, yerel güzellik peşinde olan robot silahşördür.جيمس مارسدن بدور تيدي فلود، الوافد الجديد والباحث عن المتعة المحلية.
Bartholomew üç adamın bu paranın peşinde olduğunu, ayrıca ABD hükümetinin de parayı geri istediğini söyler.يريد الرجال المال المفقود، بينما تريد الحكومة الأمريكية استعادته.
Sadece peşinden koşarak ondan uzaklaşmayı bırakın.فقبض عليه فهرب منه.
Tenten de onların peşinden gemiye biner.ثم يقومان بمطارد كومستوك إلى سفينته.
Zevkten aldığın haz için zevkin peşinden koşma.Não procure o prazer físico para seu proprio partido.
Poe eserlerinde özgünlüğün peşinde koşar ve atasözlerinden pek hoşlanmazdı.Poe perseguiu a originalidade de suas obras, e não gostava de provérbios.
O gün öğleden sonra Lizzie tren raylarına doğru kaçar ve Mika onun peşinden koşmaktadır.Naquela tarde, Lizzie vaga para os trilhos do trem com Mika dando a perseguição.
Bunların peşinden Eylül 2006'da Acoustic Hearts of Winter adlı albümleri geldi.Em 26 de setembro de 2006, o álbum Acoustic Hearts of Winter foi lançado.
Fransa Almanya'dan Alsace-Lorraine'i geri almak peşindeydi.Desde então, a França tinha o objetivo de recuperar a Alsácia-Lorena.
Dişi ya da erkek yunus birkaç dakikalığına eşleşmek için diğer bir yunusun peşinden gitmeye çalışır.Um golfinho fêmea ou macho tentará perseguir um parceiro por alguns minutos.