Ölümsüzlük peşinde koşan bu insanlarla alay etmeli miyiz?Kinevessük-e a halhatatlanság modern keresőit, bolondoknak titulálva őket?
Ölümsüzlük peşinde koşan bu insanlarla alay etmeli miyiz?우리가 영원한 생명을 추구하는 현대인들을 바보라 부르며 비웃어야할까요?
Ölümsüzlük peşinde koşan bu insanlarla alay etmeli miyiz?Máme sa posmievať moderným hľadačom nesmrteľnosti, volať ich bláznami?
Ölümsüzlük peşinde koşan bu insanlarla alay etmeli miyiz?Měli bychom si z těchto moderních hledačů nesmrtelnosti dělat legraci a prohlašovat je za hlupáky?
Ölümsüzlük peşinde koşan bu insanlarla alay etmeli miyiz?Moeten we de moderne zoekers van de onsterfelijkheid belachelijk maken en hen als dwazen bestempelen?
Ölümsüzlük peşinde koşan bu insanlarla alay etmeli miyiz?Sollten wir diese modernen Sucher nach Unsterblichkeit verspotten, sie Narren nennen?
Ölümsüzlük peşinde koşan bu insanlarla alay etmeli miyiz?Θα έπρεπε να γελάσουμε με τους σύγχρονους αναζητητές της αθανασίας, αποκαλώντας τους ανόητους;
Ölümsüzlük peşinde koşan bu insanlarla alay etmeli miyiz?Должны ли мы высмеивать современных искателей бессмертия, называть их глупцами?
Ölümsüzlük peşinde koşan bu insanlarla alay etmeli miyiz?Трябва ли да осмиваме модерните търсачи на безсмъртие, като ги наричаме глупаци?
Ölümsüzlük peşinde koşan bu insanlarla alay etmeli miyiz?Чи будемо кепкувати із сучасних шукачів безсмертя, називаючи їх дурнями?
Ölümsüzlük peşinde koşan bu insanlarla alay etmeli miyiz?האם צריך ללעוג לרודפים המודרניים אחר האלמוות, ולקרוא להם טפשים?
Ölümsüzlük peşinde koşan bu insanlarla alay etmeli miyiz?هل نُحقِّر من شأن طالبي الخلود العصريين، و ننعتهم بالمغفلين؟
Ölümsüzlük peşinde koşan bu insanlarla alay etmeli miyiz?愚か者とよぶべきでしょうか? あるいは彼らはいつの日か
Ölüm üzerine bu kadar odaklanmaları Torajanların uzun hayatın idealinin peşinde olmadıkları anlamına gelmez.Al die aandacht voor de dood betekent niet dat de Torajanen niet streven naar het ideaal van een lang leven.
Ölüm üzerine bu kadar odaklanmaları Torajanların uzun hayatın idealinin peşinde olmadıkları anlamına gelmez.Mindez a halálra való összpontosítás nem azt jelenti, hogy a toraják nem vágynak hosszú életre.
Ölüm üzerine bu kadar odaklanmaları Torajanların uzun hayatın idealinin peşinde olmadıkları anlamına gelmez.Takže celé toto soustředění se na smrt neznamená, že Torajané netouží po ideálu dlouhého života.
Ölüm üzerine bu kadar odaklanmaları Torajanların uzun hayatın idealinin peşinde olmadıkları anlamına gelmez.Весь цей фокус на смерті не означає, що тораджани не прагнуть ідеалу довгого життя.
Ölüm üzerine bu kadar odaklanmaları Torajanların uzun hayatın idealinin peşinde olmadıkları anlamına gelmez.То, что всё сконцентрировано на смети, не значит, что тораджи не стремятся к идеалу долгой жизни.
Ölüm üzerine bu kadar odaklanmaları Torajanların uzun hayatın idealinin peşinde olmadıkları anlamına gelmez.Целият този фокус върху смъртта не означава, че тораджанците не се стремят към идеала за дълъг живот.
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar.Häntä kutsutaan " Houndiksi " , koska hän on kiimainen.
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar.Hij heet 'Hound' omdat ie altijd achter teefjes aanzit.
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar.- Îi zicem Copoiul fiindcă e fierbinte.
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar.Kallas "Hound" för att han alltid löper...
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar.Kami memanggilnya Hound kerana dia suka wanita.
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar.Le pusimos "hound", "sabueso", por lujurioso.
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar.- Lo chiamano cosė perché č arrapato.
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar. Onu, New Orleans'taki barlardan birinde bulabilirsiniz.Den nennen wir nur so, weil er immer...so scharf ist. in New Orleans.
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar. Onu, New Orleans'taki barlardan birinde bulabilirsiniz.- Eller "Hound"...Altid brunstig. <i>Finkæm alle barer i New Orleans.</i>
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar. Onu, New Orleans'taki barlardan birinde bulabilirsiniz.Hound, bo to pies na baby. <i>Przeszukaj wszystkie bary w Nowym Orleanie.</i>
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar. Onu, New Orleans'taki barlardan birinde bulabilirsiniz..אני קובע את שעות העבודה שלי .אף-אחד לא יורה עלי ברגל
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar.Rockhound arról híres, hogy folyton kanos.
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar.- Tako ga kličemo, ker je pohoten.
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar.Τον λέμε "Λαγωνικό" γιατί κυνηγάει γυναίκες.
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar.Наричаме го така, защото все гони жените.
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar.Наричаме го така, защото все гони жените.
Önceleri Karl Marx'ın peşinden giderdim, sonra Emma Goldman'la tanıştımAndaba con Karl Marx luego conocí a Emma Goldman
Önceleri Karl Marx'ın peşinden giderdim, sonra Emma Goldman'la tanıştımAvant, je traînais avec Karl Marx, puis j'ai connu Emma Goldman.
Önceleri Karl Marx'ın peşinden giderdim, sonra Emma Goldman'la tanıştımIch ging eigentlich mit Marx, aber dann traf ich Emma Goldman
Önceleri Karl Marx'ın peşinden giderdim, sonra Emma Goldman'la tanıştımObișnuiam să merg pentru Karl Marx Apoi am întâlnit-o pe Emma Goldman
Önceleri Karl Marx'ın peşinden giderdim, sonra Emma Goldman'la tanıştımPlejede at rulle med Karl Marx så mødte jeg Emma Goldman
Önceleri Karl Marx'ın peşinden giderdim, sonra Emma Goldman'la tanıştımTáhlo mě to ke Karlu Marxovi ale pak jsem poznal Emmu Goldman
Önceleri Karl Marx'ın peşinden giderdim, sonra Emma Goldman'la tanıştımكنت مناصر لكارل ماركس.. ثم قابلت آيما جولدمان
Önceleri Karl Marx'ın peşinden giderdim, sonra Emma Goldman'la tanıştım仲間のロビー・ズーパーに吹きこまれたんだ
Onlarla gücü elde ettiğimi, ...ünlü Finnick Odair'ın peşinde olmayacaklarını sanıyordum.Я думал, что смогу договориться с ними! Что они не рискнут пойти против знаменитого Финника Одейра!
Onu bir sürü çekici sözlerle baştan çıkardı, Tatlı diliyle peşinden sürükledi.Demikianlah wanita itu merayu pemuda itu dengan bujukan-bujukan yang memikat sehingga tergodalah ia
Onu bir sürü çekici sözlerle baştan çıkardı, Tatlı diliyle peşinden sürükledi.Ela o faz ceder com a multidão das suas palavras sedutoras, com as lisonjas dos seus lábios o arrasta.
Onu bir sürü çekici sözlerle baştan çıkardı, Tatlı diliyle peşinden sürükledi.Elle le séduisit à force de paroles, Elle l`entraîna par ses lèvres doucereuses.
Onu bir sürü çekici sözlerle baştan çıkardı, Tatlı diliyle peşinden sürükledi.Hän taivutti hänet paljolla houkuttelullaan, vietteli liukkailla huulillansa:
Onu bir sürü çekici sözlerle baştan çıkardı, Tatlı diliyle peşinden sürükledi.Hun fikk lokket ham ved sin sterke overtalelse, ved sine glatte leber forførte hun ham.
Onu bir sürü çekici sözlerle baştan çıkardı, Tatlı diliyle peşinden sürükledi.Hun lokked ham med mange fagre Ord, forførte ham med sleske Læber;
Onu bir sürü çekici sözlerle baştan çıkardı, Tatlı diliyle peşinden sürükledi.I nakłoniła go wielą słów swoich, a łagodnością warg swoich zniewoliła go.
Onu bir sürü çekici sözlerle baştan çıkardı, Tatlı diliyle peşinden sürükledi.I naklonila ho mnohými řečmi svými, a lahodností rtů svých přinutila jej.
Onu bir sürü çekici sözlerle baştan çıkardı, Tatlı diliyle peşinden sürükledi.여러가지 고운 말로 혹하게 하며 입술의 호리는 말로 꾀므로
Onu bir sürü çekici sözlerle baştan çıkardı, Tatlı diliyle peşinden sürükledi.Lo lusinga con tante moine, lo seduce con labbra lascive
Onu bir sürü çekici sözlerle baştan çıkardı, Tatlı diliyle peşinden sürükledi.Lo rindió con su mucha persuasión; lo sedujo con la suavidad de sus labios
Onu bir sürü çekici sözlerle baştan çıkardı, Tatlı diliyle peşinden sürükledi.Nagnila ga je z mnogim pregovarjanjem svojim, s prilizovanjem ust svojih ga je potegnila:
Onu bir sürü çekici sözlerle baştan çıkardı, Tatlı diliyle peşinden sürükledi.Naklonila ho svojím mnohým umením; zvábila ho hladkosťou svojich rtov.
Onu bir sürü çekici sözlerle baştan çıkardı, Tatlı diliyle peşinden sürükledi.Nàng dùng lắm lời êm dịu quyến dụ hắn, Làm hắn sa ngã vì lời dua nịnh của môi miệng mình.
Onu bir sürü çekici sözlerle baştan çıkardı, Tatlı diliyle peşinden sürükledi.Nàng dùng lắm lời êm_dịu quyến dụ hắn , Làm hắn sa_ngã vì lời dua nịnh của môi miệng mình .
Onu bir sürü çekici sözlerle baştan çıkardı, Tatlı diliyle peşinden sürükledi.Så förleder hon honom med allahanda fagert tal; genom sina läppars halhet förför hon honom.