İyiliğe karşı kötülük yapanlar bana karşı çıkar, İyiliğin peşinde olduğum için.Също и ония, които въздават зло за добро, ми се противят Понеже следвам доброто.
İyiliğe karşı kötülük yapanlar bana karşı çıkar, İyiliğin peşinde olduğum için.ומשלמי רעה תחת טובה ישטנוני תחת רדופי טוב׃
İyiliğe karşı kötülük yapanlar bana karşı çıkar, İyiliğin peşinde olduğum için.والمجازون عن الخير بشر يقاومونني لاجل اتباعي الصلاح.
İyiliğe karşı kötülük yapanlar bana karşı çıkar, İyiliğin peşinde olduğum için.以 惡 報 善 的 與 我 作 對 、 因 我 是 追 求 良 善
İyiliğe karşı kötülük yapanlar bana karşı çıkar, İyiliğin peşinde olduğum için.以 惡報 善 的 與我 作對 、 因我 是 追求 良善
İyon motoru olan, uzaylıların kullandığı bir uzay aracının peşindediler ve Spock şöyle der:Dom snubblade över ett främmande skepp som hade en jonmotor, och Spock sa:
İyon motoru olan, uzaylıların kullandığı bir uzay aracının peşindediler ve Spock şöyle der:팬이 계신지 모르겠는데, 주인공들이 아이온 드라이브를 장착한 외계인 우주선을 만나게 되고, [*스타트랙 등장인물] 스팍이 말하길
İyon motoru olan, uzaylıların kullandığı bir uzay aracının peşindediler ve Spock şöyle der:אם ישנם כאן מעריצים של "מסע בין כוכבים" המקורית,
İyon motoru olan, uzaylıların kullandığı bir uzay aracının peşindediler ve Spock şöyle der:لقد مروا بسفينة فضائية تمتلك محركاً أيونياً، فقال سبوك:
İyon motoru olan, uzaylıların kullandığı bir uzay aracının peşindediler ve Spock şöyle der:スポックが言います 「彼らは技術的にとても優れている
İyon motoru olan, uzaylıların kullandığı bir uzay aracının peşindediler ve Spock şöyle der:佢地揸住一部有離子推動器嘅外星飛船 而且斯波克話
Kaçarken peşinden gittim.Am inceput sa o caut.
Kaçarken peşinden gittim.E io l'ho seguito perchè stava scappando.
Kaçarken peşinden gittim.Ich kam danach es geflohen war.
Kaçarken peşinden gittim.Je l'ai cherché parce qu'il s'était enfui.
Kaçarken peşinden gittim.Przyszłam po tym jak to uciekało.
Kaçarken peşinden gittim.Το κυνήγησα καθώς δραπέτευε.
Kaçarken peşinden gittim.Я за ним пошла
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.E le donne non dovrebbero spendere quattro ore al giorno per cercarla, o vedere i propri figli morire.
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.Iar nicio femeie nu ar trebui să petreacă 4 ore pe zi căutând apă, sau vazându-și copiii cum mor.
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.여성이 물을 구하기 위해 네시간씩을 기다려서는 안됩니다 그렇지 않으면 아이들이 죽어가는 것을 보면서 말입니다
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.Kobiety nie powinny szukać jej całymi dniami patrzeć, jak dzieci umierają.
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.Y las mujeres no tendrían que pasarse cuatro horas al día yendo a buscarla o viendo cómo mueren sus hijos.
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.Και γυναίκες δεν θα έπρεπε να περνούν ώρες για να το ψάχνουν, ή να βλέπουν τα παιδιά να πεθαίνουν.
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.Женщины не должны проводить по четыре часа в день в её поисках или смотреть, как умирают их дети.
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.И жените не трябва да прекарват по четири часа на ден в търсенето й, или да гледат децата им да умират.
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.סיבת המוות הראשונה בקרב אנשים בכוכב הלכת הזה היא מים מזוהמים. תלוי במספרים של מי אתם מאמינים,
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.ولا ينبغي للنساء قضاء أربع ساعات يوميا في البحث عنه، أو مشاهدة أطفالهم يموتون.
Kadınlar zamanlarını ya suyun peşinde... ...yada çocuklarının ölümünü izlemek için harcıyorlar.子供が死ぬのを見せてはいけません 我々はこれと真空圧縮蒸留器の 組み合わせに成功しました
"kaliteli zaman" peşinde değiller.그 아이들은 좋은 시간을 보내지 못합니다.
"kaliteli zaman" peşinde değiller.שמקצות להם עשר דקות שבהן הם אמורים להיפתח אליך.
"kaliteli zaman" peşinde değiller.حيث تقوم بجدولة 10 دقائق لكي يبدأو بالتواصل معك.
"kaliteli zaman" peşinde değiller.子供のペースで読んで聞かせると
Kızıl Simyacı Kimblee de peşindedir.-Crimson Alchemist Kimblee perässään.
Kızıl Simyacı Kimblee de peşindedir.- med Crimson Alchemist, Kimblee, lige i hælene.
Kızıl Simyacı Kimblee de peşindedir.-med Crimson Alchemist Kimbly hack i hälarna.
Kızıl Simyacı Kimblee de peşindedir.Tras él iba Kimblee, el Crimson Alchemist.
Kızın üzerinde ne işin var senin? Seni sapık! Genç kızların peşinde koşturuyorsun değil mi?Apa yang kamu lakukan di atasnya! kamu yang cabul! kamu mengejar gadis-gadis muda, kamu tidak!
Kızın üzerinde ne işin var senin? Seni sapık! Genç kızların peşinde koşturuyorsun değil mi?Apa yang kamu lakukan di atasnya! kamu yang cabul! kamu mengejar gadis-gadis muda, kamu tidak!
Korkmaya başladım, çünkü büyükbabamın nasıl işler peşinde olduğu konusunda bir fikrim yoktu.A ja zaczynam świrować, bo nie mam pojęcia w jakim bagnie siedział mój dziadek. (Śmiech)
Korkmaya başladım, çünkü büyükbabamın nasıl işler peşinde olduğu konusunda bir fikrim yoktu.Aloin hermostua, koska en tiedä mitä kaikkea isoisäni oli tehnyt. (Naurua)
Korkmaya başladım, çünkü büyükbabamın nasıl işler peşinde olduğu konusunda bir fikrim yoktu.Am început să intru în panică: habar n-aveam în ce belele fusese bunicul. (Râsete)
Korkmaya başladım, çünkü büyükbabamın nasıl işler peşinde olduğu konusunda bir fikrim yoktu.A vtedy ma chytila panika, pretože netuším, v čom bol môj starý otec namočený. (smiech)
Korkmaya başladım, çünkü büyükbabamın nasıl işler peşinde olduğu konusunda bir fikrim yoktu.Comecei a entrar em pânico, porque não faço ideia do tipo de coisas em que o meu avô estava metido.
Korkmaya başladım, çünkü büyükbabamın nasıl işler peşinde olduğu konusunda bir fikrim yoktu.Dan saya mulai panik, karena saya tidak tahu masalah yang pernah dimiliki kakek saya. (Tawa)
Korkmaya başladım, çünkü büyükbabamın nasıl işler peşinde olduğu konusunda bir fikrim yoktu.Elkezdtem parázni, mert nem sejthettem, milyen marhaságokat csinálhatott nagyapám. (Nevetés)
Korkmaya başladım, çünkü büyükbabamın nasıl işler peşinde olduğu konusunda bir fikrim yoktu.Et j'ai commencé à flipper, car je ne sais pas dans quelle genre de merde mon grand-père a trempé. (Rires)
Korkmaya başladım, çünkü büyükbabamın nasıl işler peşinde olduğu konusunda bir fikrim yoktu.Ik werd goed zenuwachtig, want ik weet niet wat voor rare dingen mijn grootvader heeft gedaan. (gelach)
Korkmaya başladım, çünkü büyükbabamın nasıl işler peşinde olduğu konusunda bir fikrim yoktu.Io ho cominciato ad avere paura... che ne so io di che razza di cose faceva mio nonno? (Risate)
Korkmaya başladım, çünkü büyükbabamın nasıl işler peşinde olduğu konusunda bir fikrim yoktu.저는 당황하기 시작했어요. 제 할아버지가 어떤 일을 저지르신지 알지 못했기 때문이죠. (웃음)
Korkmaya başladım, çünkü büyükbabamın nasıl işler peşinde olduğu konusunda bir fikrim yoktu.Y yo empecé a alucinar porque no sé en qué clase de mierda andaba mi abuelo. (Risas)
Korkmaya başladım, çünkü büyükbabamın nasıl işler peşinde olduğu konusunda bir fikrim yoktu.Και άρχισα να φρικάρω, επειδή δεν ξέρω σε τι είδους δουλειές ήταν μπλεγμένος ο παππούς μου. (Γέλια)
Korkmaya başladım, çünkü büyükbabamın nasıl işler peşinde olduğu konusunda bir fikrim yoktu.И аз започнах да се побърквам, защото не знаех с какви глупости се е занимавал дядо ми. (Смях)
Korkmaya başladım, çünkü büyükbabamın nasıl işler peşinde olduğu konusunda bir fikrim yoktu.И я начал нервничать, потому что не знал, что мог мой дед наделать. (Смех)
Korkmaya başladım, çünkü büyükbabamın nasıl işler peşinde olduğu konusunda bir fikrim yoktu.והתחלתי להילחץ, כי אני לא יודע עם איזה סוג של דברים לא חוקיים סבא שלי התעסק. (צחוק)
Korkmaya başladım, çünkü büyükbabamın nasıl işler peşinde olduğu konusunda bir fikrim yoktu.وثمّ بدأت أرتعد، لأنني لم أكن أعرف أي نوع من الحماقة ارتكبها جدي. (ضحك)
Korkmaya başladım, çünkü büyükbabamın nasıl işler peşinde olduğu konusunda bir fikrim yoktu.知る由もなく 怖くなってきました (笑) 男が戻って「200年間待ってたぞ」
‹‹Küçük büyük herkes kazanç peşinde, Peygamberler, kâhinler, hepsi halkı aldatıyor.Denn sie geizen allesamt, klein und groß; und beide, Propheten und Priester, gehen allesamt mit Lügen um
‹‹Küçük büyük herkes kazanç peşinde, Peygamberler, kâhinler, hepsi halkı aldatıyor.For både små og store søker alle sammen urettferdig vinning; både profet og prest gjør alle sammen svik,
‹‹Küçük büyük herkes kazanç peşinde, Peygamberler, kâhinler, hepsi halkı aldatıyor.이는 그들이 가장 작은 자로부터 큰 자까지 다 탐남하며 선지자로부터 제사장까지 다 거짓을 행함이라