Ancak daha sonra Dragovich'in peşinden giderler.後にドリュウズへと進化していく。
Zevkten aldığın haz için zevkin peşinden koşma.お前たちは修行完成者の遺骨の供養にかかずらうな。
İngilizler de peşindedirler.フランスも追随した。
Yeter ki günahkâr hayatına sürükleyecek aşırı kazançlar peşinde koşulmasın.厄年の残りを無事に乗り切るための祈願に遅すぎるということはない。
Düşlerinin ve umutlarının peşinden gidebilecek kadar cesur.その押し出しの強さと夢に見そうな迫力でオチをつける。
Marius ise gizlice onların peşinden gider.そのままマリオが連続踏みつけで追撃する。
Amcası peşinden gider.Oを追い詰める。
Bella'da onu kurtarmak için peşinden gitmiştir.それを救ったのはベルであった。
Cemo'nun peşinde polis vardır.グレアムら警察に追われている。
Bir röportajında "Neredeyse bütün çocukluğum topun peşinde geçti.自身のドーピングについては「俺は子どものころからずっとトレーニングを続けてきた。
Kraliçe onu yakalaması için peşinden Avcı'yı gönderir.王様は猟師に火の鳥を連れてくるよう命令する。
Kendisinin peşinden gitse de kendisine yetişemez.主が立ち入りを許さなければ入る事が出来ない。
Onların peşinden gitmeyin.不要背棄了他們。
Herkes şöhret ve şân peşindedir.皆系和琳责任。
Artık ölüm onu kandırmaya çalışanların peşindedir.後因死者死亡,災厄停止而幸免於難。
Hep bu ve bunun gibi çabaların peşindedirler.张祎行义自始至终,都像这样。
"'Biraz daha gerçek bir komedinin peşindeyim'".”他還著有《乐全集》。
Oyunda Çete üyeleri her zaman kötü bir planın peşindedir.在球場上,他們總是積極追逐每一顆球。
Küreyi alır ancak kürenin peşinde başkaları da vardır.宫前碧波荡漾,宫后山势环绕。
Sözlerine şöyle başladı: "Ben paranın peşinde değilim, zengin biriyim.”我說:“不,不是你,”我咯咯地笑,其實希望真的是她的。
Liman ve benzeri kurumlar için imtiyaz peşinde koşuyorlardı.對現實懷有不滿,和希摩爾一樣也有讓「辛」毀滅一切的想法。
Persse hala Angelica'nın peşindedir.布里辛斯也是弗蕾亞的追求者。
Ancak yaratık da peşinden gelmiştir.在曇鸞之後,淨土宗信仰的基幹被確立了。
Kendisinin peşinden gitse de kendisine yetişemez.識為了別能起於染著,故不應依。
( Olgun kişi, iyiyi gözlemleyerek onun peşinden gider, kötüyü gözlemleyerek düzeltmeye çalışır. )追我前兮不逮,懷後來兮何處,屢回顧。
Savaşın eşiğindeki iki ülkenin askerleri de Tenten'in peşindedir.就在兩軍對峙的當口,織田信孝舉兵。
Amcası peşinden gider.出后其叔。
Hep Önem'in peşinde gider.總是跟在臣身後。
Hunor ve Magor onun peşinden giderek Macar yurdunu bulmuşlardır.天華樹和華迴光是追隨他來學院的同族後輩。
Adam da peşinden oraya gelir.我们知道她后面就会追上去的。
Gayet yüksek derecede eğitim görmüştü ve devamlı olarak yeni şeyler öğrenmek peşinde idi.他訓練刻苦,永遠想要不斷學習和進步。
Bu nedenle Rayne'in peşindedir.其後他被雷恩相中。
Haberci İz Peşinde (her biri 30 dakikadan oluşan 13 bölümlük belgesel dizisi.每集長度為30分鐘,共13集。
Ölüm yine onu kandırmaya çalışanların peşindedir.本欲處爾等死罪,特以舊人寬貸之。
İngilizler de peşindedirler.国人追之。
Zevkten aldığın haz için zevkin peşinden koşma.개인적 즐거움을 위하여 부동산을 사지 마십시오.
Ancak kötü şans hep onun peşindedir.그러나, 불행은 끊임없이 그들을 따라다녔다.
Amcası peşinden gider.미당이 그에 따른다.
Hep bu ve bunun gibi çabaların peşindedirler.또한 이에 대한 고민과 대안도 지속적으로 제시되고 있다.
Sürekli yemek peşindedir.따라서 먹이를 항상 여유 있게 가지고 있다.
Fakat aynı şeyin peşinde olan başka birileri daha vardır.그 외에 다음과 같은 뜻이 있다.
2006 yılının devamında yine Luxemburgo'nun peşinden gitmiştir.2005년 시즌이 끝나고 2006년에 미국으로 다시 돌아갔다.
İngilizler de peşindedirler.영국군은 추격하지 않았다.
Onların peşinden gitmeyin.뒤에서 쫓아오는 놈들에게 잡히면 안 돼!
Nurettin de peşinden yollara düşer.쌍정은 {1011}면을 따라 자란다.
Joker halâ Dent'in peşindedir.괴도 키드를 쫓고 있다.
"'Biraz daha gerçek bir komedinin peşindeyim'".“정통 코미디프로가 뜬다”.
Javert, yine peşindedir.제우스는 다음을 가리키는 말이다.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.그 후 새로운 아내를 찾기 위해 원정을 떠났다.
Menendez de bombanın peşinden koşar.그 뒤에 코마모리는 폭발사를 위장하여 숨어 지내고 있다.
"Köklerin peşinde iki hayat".“엇갈리는 두 톱가수 행보”.
"Düşen uçağın peşinden gitti".“ 대한항공 여객기 괌 추락”.
Algılar arayıcılığıyla deneyimlenen fiziksel zevklerin peşinden koşar.탕아는 감각을 통해 경험한 물질적 쾌략을 중시한다.
Sanjay da peşinden girer.산마르코는 다음을 가리킨다.
Çolak Ağa, bunun üzerine adamlarıyla birlikte Başyayla'ya peşinden gelmiş.조조를 추격하여 안중(安衆, 安眾)에서 유표군과 함께 앞뒤의 요지를 틀어막았다.
Potter, Bailey'in sürekli peşindedir artık.겁이 많아서 그런지 자주 뷰포드에게 괴롭힘을 당한다.
Leia ne olduğunu merak ederek Luke'un peşinden gider.그 때문에 시아가 찾는 물건이 무엇인지 알면서도 동행하고 있다.
Onların peşinden gitmeyin.אל תלכו בעקבותי!
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.הוא שוחרר בעקבות השתדלותה של אשתו.
Bu tip seri katiller heyecan peşindedirler ve öldürmekten zevk alırlar.רוצחים סדרתיים מסוג זה שואבים הנאה מעצם פעולת הרצח.