Bu birçok kentin İmparatorun intikam peşinde olmadığı fikrine kapılmalarına yardımcı oldu.Det betalte seg, og mange andre byer underkastet seg til ham da de så at keiseren ikke ville kreve hevn.
Gayet yüksek derecede eğitim görmüştü ve devamlı olarak yeni şeyler öğrenmek peşinde idi.Han hadde stor arbeidslyst, og sto alltid klar til å påta seg nye oppgaver.
Bir röportajında "Neredeyse bütün çocukluğum topun peşinde geçti.Laura sa: "Kjærligheten i vår tidlige barndom har fulgt deg hele veien".
"'Biraz daha gerçek bir komedinin peşindeyim'".«A Solid Debut For A Promising New Series» (engelsk).
Peşinde kendisinden şüphelenen Interpol bulunmaktadır.Han ble deretter ettersøkt av Interpol.
Buna karşılık Kontes uzun süreli ebedi aşk peşindedir.Slaget ble derimot etterfulgt av et langvarig antiklimaks.
Tenten de onların peşinden gemiye biner.Sjøfolkene tar ham med på sitt skip.
Aynı adamın avlamak için peşinde olan biri daha vardır:BLADE.Han ble blant annet jaget av Bolton.
Maya bir katil tarafından kaçırılır ve onun peşinden giden Sam'e ise araba çarpar.Gina ser at han blir kidnappet, og hun stjeler en drosje for å kjøre etter dem.
2006 yılının devamında yine Luxemburgo'nun peşinden gitmiştir.Deretter gikk turen tilbake til Palestina i 2006.
Ölüm yine onu kandırmaya çalışanların peşindedir.Dengan demikian, kematian merupakan suatu hal yang sangat diinginkan oleh orang yang disalib.
Gianfranco hayallerinin peşinden koşmak için 16 yaşında ailesinin yanından ayrılmıştır.Pada usianya yang ke-16, Gianfranco meninggalkan keluarganya untuk mengejar impiannya sendiri.
Ancak kötü şans hep onun peşindedir.Nasib malang selalu menimpa dirinya.
Amcası peşinden gider.Ia pun mengejarnya.
Ve o bakışın peşinden gittik."Dan ada alasan dibelakang itu."
Onların peşinden gitmeyin.Janganlah mencarinya!
Ancak daha sonra Dragovich'in peşinden giderler.Kemudian mereka kabur dari anak buah Dragovich yang menyerbu.
Ünlü olma peşindedir.Ia terkenal akan kesalehannya.
Persse hala Angelica'nın peşindedir.Barnabas kemudian dijebak dirumah Angelique.
Çarpışmayı durdurmak için iki tarafın da peşinde olduğu köprüyü havaya uçururlar.Jembatan meledak, melemparkan kedua kubu tentara yang sedang bertempur.
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.Ia mengejar adiknya yang mencoba kabur.
Joker halâ Dent'in peşindedir.Dessy pun menjauh lagi dari Edi.
Düşlerinin ve umutlarının peşinden gidebilecek kadar cesur.Mereka merantau berharap bisa meraih impiannya.
Fakat aynı şeyin peşinde olan başka birileri daha vardır.Seseorang mengalami orang lain yang mengalami hal yang sama.
Marius ise gizlice onların peşinden gider.Naya melihat mereka dan membuntuti mereka diam-diam.
Ayak üstü avcılık yaparlar ve avlarının peşinden giderler.Berburu secara berkelompok dan mengejar mangsa.
Bazen yağmurun peşinden sıcak bir havaya neden olur.Adakalanya hujan disertai dengan panas.
Küreyi alır ancak kürenin peşinde başkaları da vardır.Ia pun segera masuk kelobang tersebut dan selanjutnya ia berada di pinggir sebuah tebing yang curam.
Chucky tekrar dönmüş ve hala Andy'nin bedeninin peşindedir.Mereka berdua menemukan Chucky sedang bersiap memindahkan jiwanya kedalam tubuh Andy.
Kelimenin orijinali bir ordunun peşinde hareket eden hareketli hastane anlamında kullanılmıştır.Istilah ini awalnya mengartikan rumah sakit bergerak yang dipakai dalam militer pada masa lampau.
Onlar mutluluğun peşindeler.Mereka sedang mencari kebahagian.
"'Biraz daha gerçek bir komedinin peşindeyim'".Tôi sẽ thành lập một dàn nhạc khác vĩ đại hơn để có được một sự nghiệp trọn vẹn”.
Peşinden millete güçlü bir beyanat.Tác phong bình dân ấy có sức thu hút khá mạnh.
Onların peşinden gitmeyin.Thiệu không theo kế ấy.
Tenten de onların peşinden gemiye biner.Trung bèn giục binh thuyền tiến theo.
Hep Önem'in peşinde gider.Tom luôn ở bên cạnh an ủi cô.
Milu kemiği nehirden çıkarır ve peşinden gelir.Hữu Dật đuổi theo đến sông Gianh rồi rút về.
Buna karşılık Kontes uzun süreli ebedi aşk peşindedir.Biện Hạ chính là lỵ sở của huyện Vĩnh Lộc trong nhiều thời kì.
Ölüm yine onu kandırmaya çalışanların peşindedir.生け贄は術解除後に死亡する。
Artık ölüm onu kandırmaya çalışanların peşindedir.その後は争いの末死亡したと思われる。
"'Biraz daha gerçek bir komedinin peşindeyim'".〜』の実質的な後継番組にあたる。
Onların peşinden gitmeyin.追い抜かれてはならない。
Fakat aynı şeyin peşinde olan başka birileri daha vardır.追っている相手が同じだったのである。
Peşinden Eyfel Kulesi gösterilir.外にはエッフェル塔が見える。
Çünkü aynı hazinenin peşinde olan başka adamlar da vardır.だが、その財宝を狙う人物がもう1人いた。
"'Sahte haham'ın peşinde".“ラシュアンの惨劇”により死亡。
Bugün hala Laputa'nın peşinden gittiğini söylemiştir.現在でもラピュタを追いかけていると語る。
Ancak bu arada iki poliste Yu'nun peşindedirler.^ しかし、実際は現実に、ヤクザ2人に追いかけられているのであった。
Hep bu ve bunun gibi çabaların peşindedirler.「こんなこともあろうかと」と言うチャンスを常に狙っている。
"Düşen uçağın peşinden gitti".「私は山に墜落した飛行機から来ました。
Mona canlıdır ve o da görünüşe bakılırsa temizlikçilerin peşindedir.シュウとも会っており、彼が怨み屋の関係者であると睨んだ。
Sanjay da peşinden girer.ジャグジーがついている。
Bilginin peşinden gidiyoruz. ve siz bize suçlu dediniz.私たちは探している…そして他人は私たちを犯罪者と呼んでいる。
Adam da peşinden oraya gelir.国は後からついてきますよ。
Onu her gördüğünde peşinden "SOOONIIIIIIIC!!!!!" diye bağırarak koşar.怒ったときは「ボケェェェ!!!」と叫ぶ癖がある。
Columbia University'ye devam eden Keys, okulu bırakarak müzik kariyerinin peşinden gitmeye karar verdi.ベースのジェイミーは音楽制作のキャリアを追求するため、大学に行くことを決めバンドを脱退。
Alex bir gerçeği unutup Joshua'nın peşinde gitmektedir.何故かアレックスには辛く当たり、ジョシュアを溺愛している。
Buffy de aynı iblislerin peşindedir.Joneは悪魔を追いかける。
Çünkü bahis oynayıp daha çok para kazanmanın peşindedir.色々な人と賭博をし、その勝ち金で生活している。
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.よく笹夫の元から逃げ出している。