pazarlık ile cümle
pazarlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
ABD’ye göre pazarlık unsurları da birbirine uymamaktaydı.Der Verkauf in die USA wollte gar nicht klappen.
İsrail hükümeti salıverilmesi için pazarlıklara başladı.Die israelische Regierung bat wiederholt um seine Freilassung.
Pazarlık yaptık.Eine Ausprache.
Fiyat, pazarlıklıdır.Preise müssen ausgehandelt werden.
Fiyat, pazarlıklıdır.Le prix est intermédiaire.
Pazarlık yaptık.L'Accord.
İsrail hükümeti salıverilmesi için pazarlıklara başladı.Mais les dirigeants arabes rendent difficile sa libération.
Fiyatlar etikette ne yazıyorsa o. Pazarlık yapmaya çalışma.Los precios son los que están escritos, no intentes regatear conmigo.
Fiyat, pazarlıklıdır.Los precios son negociables.
Alıcıların pazarlık gücü.Capacidad de elección de los clientes.
Denge fiyatı ve denge miktarı tarafların pazarlık gücüne bağlıdır.El factor de seguridad y duración están supeditados al costo económico.
Ankara "pazarlık yapmayız" dedi.««Marco no tiene nada que negociar»».
Pazarlık yaptık.Un comercio.
Yaklaşık 100 uçak üzerine pazarlık yapıldı.100 aviones construidos.
Uçak yolcuları eylemcilerle yapılan pazarlık sonucunda serbest bırakıldı.Los contratos de cesión de aeronaves fueron negociados con los propietarios.
1993 - Oslo'da gizli pazarlıklardan sonra, İsrailliler ve Filistinliler arasında antlaşma imzalandı.En 1993 los Acuerdos de Oslo concluyeron como marco para el futuro de las relaciones palestino-israelíes.
Sıkı bir pazarlıktan sonra anlaşan ikili, eşeği alıp yola düşer.Dopo un interminabile combattimento, entrambi si colpiscono e precipitano.
2008 yılı başı itibarıyla her iki ülke bu konu üzerinde Rusya ile pazarlık etmektedirler.Entrambi i paesi intavolarono negoziati con la Russia su questo aspetto a partire dal primi mesi del 2008.
Pazarlık yaptık.L'accordo.
O pazarlıkta iyidir, düşük maliyet sağlamak için.Она хорошо умеет торговаться для достижения низкой цены.
Tom fiyatı düşürmek umuduyla, satıcı ile pazarlık etti.Том торговался с продавцом, надеясь сбить цену.
Pazarlık edebilecek bir durumda değilsiniz.Вы не в том положении, чтобы торговаться.
2008 yılı başı itibarıyla her iki ülke bu konu üzerinde Rusya ile pazarlık etmektedirler.В результате, обе страны с начала 2008 года вели переговоры с РФ по этой теме.
Pazarlık yaptık.Сделка состоялась.
Hükümet, pazarlık yapmayacağını açıkladı.Стало известно, что сделка не состоялась.
Asıl olarak sınır konuları üzerine pazarlıklarda bulundu.В пересчёте на неё заключались торговые сделки.
Fiyat, pazarlıklıdır.Плод — ценобий.
Yaklaşık 100 uçak üzerine pazarlık yapıldı.صنع منها 100 طائرة.
Asıl olarak sınır konuları üzerine pazarlıklarda bulundu.وكان لا بد من مفاوضات جدية حول الحدود.
Pazarlık yaptık.لقد تعاهدنا..
Pazarlık yaptık.Estou negociando .
Bu gerçek bir pazarlık.É uma verdadeira pechincha.
Siz de pazarlık yapmayı sever misiniz?Você gosta de pechinchar?
Siz de pazarlık yapmayı sever misiniz?Você gosta de barganhar?
Çünkü bu, her yıl bir pazarlık ya da anlaşmaya konu olmaktaydı.Zo kwam er elk jaar een nieuw boek of verhalenbundel.
Halk kendi aralarında konuşmakta; satıcılarla pazarlık etmektedir.Het praten met mensen met dezelfde (of een tegenstrijdige) gedachtegang.
ABD’ye göre pazarlık unsurları da birbirine uymamaktaydı.Er werd opgemerkt dat de integratie tussen de markten van de lidstaten nog steeds onvoldoende was.
Pazarlık yaptık.Ze hebben een deal.
Bu pazarlıkta yoktu.Zo zijn we niet getrouwd.
Pazarlık yaptık.Jest umowa.
1993 - Oslo'da gizli pazarlıklardan sonra, İsrailliler ve Filistinliler arasında antlaşma imzalandı.W międzyczasie, od stycznia 1993 prowadzone były tajne negocjacje izraelsko-palestyńskie w Oslo.
Pazarlık yaptık.Älvdals kontrakt.
Oldukça küçük olan bu dükkânlar değişik fiyat ve pazarlıkla satış yaparlar.Kedjan är inriktad på låga priser och stora butiker.
Pazarlık yaptık.Ми домовилися.
Yaklaşık 100 uçak üzerine pazarlık yapıldı.Postaveno 100 letounů.
Çünkü bu, her yıl bir pazarlık ya da anlaşmaya konu olmaktaydı.Erau ținute târguri săptămânale sau anuale.
Yaklaşık 100 uçak üzerine pazarlık yapıldı.Este împărțită în 100 de piaștri.
Pazarlık sonuçlandı ve Gazi ile Boemondo arkadaşlık yemini ettiler.Târgul a fost încheiat în această din urmă formă, iar Ghazi și Bohemund au schimbat jurăminte de prietenie.
Grossman'la Speedman konusunda telefonda pazarlık eder.Ultima împerechere cu Sylvester și Speedy.
Ajan 47'ye işini iyi yaptığını söyleyen Belikof, kendisini bırakması karşılığında onunla pazarlık yapar.A 47-es ügynök kénytelen régi munkáját felvenni, hogy a végére járjon az ügynek.
Pazarlık yaptık.Egy kis konkolyozás.
Yaklaşık 100 uçak üzerine pazarlık yapıldı.Mintegy 100 új gépet állítottak üzembe.
Pazarlık yaptık.He tekevät sopimuksen.
Satıcıların pazarlık gücü.Myyjien suuri määrä.
Tom pazarlık ettiği şeyi almadı.Tom ei ostanut sitä tavaraa, jonka hinnasta oli tinkinyt.
Yaklaşık 100 uçak üzerine pazarlık yapıldı.Κατασκευάστηκαν 100 αεροσκάφη.
Alıcıların pazarlık gücü.Διαπραγματευτική ισχύς πελατών.
Satıcıların pazarlık gücü.Διαπραγματευτική ισχύς προμηθευτών.
Pazarlık yaptık.Εμπορική συμφωνία.
Çünkü bu, her yıl bir pazarlık ya da anlaşmaya konu olmaktaydı.Hvert år forventes der at være enten et tick eller et tock.