pazarlık ile cümle
pazarlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
"Özgüveniniz olsun ve kendiniz için pazarlık edin."Believe in yourself and negotiate for yourself.
Bu pazarlık ne kadar değerliydi biliyor musun?Do, do you know how much this deal is worth?
İyi bir pazarlık türüdür.It's a kind of good deed, a good deed.
Onlarla konuşmaya başladık ve ben pazarlık ediyordumWe started talking with them and I was negotiating.
Bazen onlarla pazarlık ederken bazı zamanlar Jean-Pierre Bemba,But I was doing that, negotiating with them.
Avrupa son pazarlıklarda yoktu.Europe was not at the final negotiating table.
Ayrıca insanlarla pazarlık edebileceğini de öğrendim.And I learned that you could actually negotiate with people.
Ama sonra ne kadar para alacakları hakkında pazarlık yapıyoruz.But then we negotiate on what they're going to get paid.
Askeri bir müdaheleden çok pazarlık ve hoşgörüyü kullanıyorlar.They use negotiation and tolerance more often than an armed response.
Ölüme sürükleyici bir tarihsiz pazarlık! Gelip, lezzetsiz kılavuzu, acı davranış gel!A dateless bargain to engrossing death!-- Come, bitter conduct, come, unsavoury guide!
İçten pazarlıklı!So calculating.
Başta inkar vardır, sonra kızgınlık, sonra pazarlık aşaması..There's denial, and then there's anger, and then there's bargaining.
Bu bir pazarlık oyunu.This is a bargaining game.
Asla ama ASLA onlarla pazarlık etmeyinNever ever negotiate.
Uzun bir pazarlıktan sonra, polis, mahkumu Harlem Hastanesi'ne göndermeyi kabul etti.After a long negotiation, police agreed to send the prisoner to Harlem Hospital.
Pazarlik yapmiyorlar.They're not negotiating.
Alçakça yapılan gizli pazarlıklara karşı savaştıklarını iddaa ediyorlar.They claim that they are battling a dastardly conspiracy.
Ben kanun kaçakları ile pazarlık yapmam.I won't yield to the outlaws
Bu sözleşmeler üzerinden pazarlık yapmaya vaktiniz olacak Uzun vadeden bahsederken kastettiğimiz bu.That's what we really mean when we talk about the long-run.
Öksüzün üzerine kura çeker, Arkadaşınızın üzerine pazarlık ederdiniz.Yes, you would even cast lots for the fatherless, and make merchandise of your friend.
Balıkçılar onun üzerine pazarlık eder mi? Tüccarlar aralarında onu böler mi?Will traders barter for him? Will they part him among the merchants?
İşçiler, daha kolay geçiş sağlayan bir anlaşma üzerinde pazarlık yapamadı.Workers were not able to negotiate a deal that provides an easier transition.
Seydiu, "Daha önce de söylediğimiz gibi, Kosova'nın bağımsızlığı konusunda pazarlık yapmayacağız."As we said before, we will not negotiate for the independence of Kosovo.
Diplomat, "Görünen o ki, Bay Papadopulos BM ile iyiniyetle pazarlık etmemiş," dedi."It seems Mr Papadopoulos did not negotiate in good faith with the UN," the diplomat said.
Fakat pazarlık süresince daha sıkı denetim uygulanması da büyük olasılıkla tavsiye edilecek.But it is also likely to recommend stricter controls during the negotiation process.
Plan, ülkelere bir çözüm üzerinde pazarlık yapmak için taze bir başlangıç verecek.The plan would give the countries a fresh start to negotiate a solution.
BH'li siyasi liderler pazarlık masasına geri döndülerBiH political leaders return to the bargaining table
Grev, hükümetle sendikalar arasındaki pazarlıklardan sonuç alınamaması üzerine ilan edildi.The strike was declared after negotiations between government and the unions ended without success.
Hiseni, "Kosova'nın bağımsızlığı pazarlık konusu değildir ve bir daha asla müzakere edilemez." dedi."The independence of Kosovo is not negotiable, and it can never be negotiated again," Hyseni said.
BH yetkilileri şu anda mevcut stand-by anlaşmasını gözden geçirmek üzere IMF ile pazarlık yapıyor.BiH officials are currently negotiating with the IMF to review the existing stand-by arrangement.
SETimes'a konuşan Haksiu, "Pazarlık edebileceklerini düşünüyorlar."They think they can negotiate.
Pazarlık yapılmadan teslim olunmaz," dedi.There can be no surrender without negotiations," the lawyer said.
Liderlerin Çarşamba günü pazarlık masasına dönmesi gerekiyor.The leaders are due to return to the negotiating table Wednesday.
Mahkemelerdeki yığılmayı azaltmak için savunma pazarlıkları getirildi.Plea bargains were introduced to reduce court backlogs.
Siyasi Liderler Makedonya'daki Anlaşmazlığa Barışçı Çözüm İçin Pazarlık YaptıPolitical Leaders Negotiate Peaceful End to Macedonian Standoff
Bükreş ise başından sonuna kadar pazarlık yapmamakta diretti.From beginning to end, Bucharest insisted it would not negotiate.
Ancak Cumhurbaşkanı Boris Tadiç'in pazarlıklara katılması sonrasında uzlaşma sağlanabildi.A compromise was reached only after President Boris Tadic joined the negotiations.
Atina bit pazarında geçmiş için pazarlıkBargaining for the past at Athens' flea market
İnsanlar saatlerce pazarda dolaşıp pazarlık ediyor. [Andy Dabilis/SETimes]Many spend hours haggling and visiting at the market. [Andy Dabilis/SETimes]
"Bunlar ilkelerdir ve bunlar üzerinde pazarlık yapılamaz.""These are the principles and they are non-negotiable."
Zrvenkovski, "Geri adım atmaya ve yeni Ohri pazarlıklarına ihtiyacımız yok."We do not need a step backwards and new Ohrid negotiations.
Brüksel bu ilkelerin pazarlık konusu olmadığını söylüyor.Brussels says these principles are non-negotiable.
Ancak üç gün süren pazarlıklar ve görüşmeler sonrasında, ufukta çözüm görünmüyor.But after three days of negotiations and arguments, no resolution seems imminent.
Şirket ayrıca Saraybosna-Podgorica seferi başlatmak için Karadağ ile pazarlıklarını sürdürüyor.It is also negotiating with Montenegro to introduce a Sarajevo-Podgorica flight.
Taraflar arasında BH için yeni bir standby anlaşması üzerinde pazarlık sürüyor.The two sides are negotiating a new stand-by arrangement for BiH.
Makedonya: Aşırılık Yanlılarıyla Pazarlık YokNo Negotiations with Extremists, Macedonia Says
Ancak Ceku, meselenin pazarlık götürmez olduğunu söyleyerek bağımsızlığın dışındaki herşeyi dışladı.Ceku, however, ruled out anything but independence, saying the matter was non-negotiable.
Kooperatif başkanı, şirketin Hint pazarıyla pazarlık halinde olduğunu da açıkladı.He revealed the company is already in negotiations with the Indian market.
Aslında yakın gelecekte bir "Büyük Pazarlık" olabilir.In fact, a "Grand Bargain" may be in the offing.
Sırp Siyasiler: Miloseviç'in Oğlu Hakkındaki Suçlamaların Düşürülmesi Siyasi PazarlıktırSerbian Politicians Say Dropping of Charges Against Milosevic's Son Part of Political Deal
Ama sonra pazarlık başlıyordu.But then came negotiating.
"Kosova'nın toprak bütünlüğü dokunulmazdır ve pazarlık konusu olamaz."''Kosovo's territorial integrity is untouchable and not negotiable.''
Firmalar, vergi uygulanma kotasının yükseltilmesi konusunda birlikle pazarlık halindeler.They are negotiating with the Union for a higher quota before taxes kick in.
"Bana, başbakanla genelkurmay arasında bir pazarlık yapıldı gibi geliyor."It seems to me that there was bargaining between the prime minister and the General Staff.
Bir seks işçisi ile pazarlık eden adam.Man negotiating with a sex worker.
Kanun özel olarak toplu pazarlık öngörmemektedir.The law does not specifically provide for collective bargaining.
Longchamp, Richard'ın serbest bırakılması için pazarlık yapmak için Almanya'ya gitti.Longchamp travelled to Germany to help negotiate Richard's release.
[1] Model Rubinstein pazarlık modeli olarak da bilinir.The model is known also as a Rubinstein bargaining model.
Alıcıların pazarlık gücü.Die neue Macht der Aktionäre.
1975'te yeni müzakereler başlamış, ancak bu pazarlıklar 1978'de yeniden kesilmiştir.1975 wurden neue Verhandlungen aufgenommen, aber 1978 wieder abgebrochen.