Sudan benim payımı veriver.Just give me my share of the water.
Sırlarını paylaşmak kolay değil.It's not easy sharing your secrets.
Senin duygularını paylaşmak istiyoruz.We sympathize with you.
Seninle önemli bir şey paylaşabilir miyim?Can I share something important with you?
Tom daha gençken bir yatak odasını erkek kardeşi ile paylaşmak zorunda kaldı.Tom had to share a bedroom with his brother when he was younger.
Herkesin o fikri paylaşmasını bekleme.Don't expect everyone to share that opinion.
Her şeyi Tom'la paylaşırım.I share everything with Tom.
Tom bir yabancıyla bir otel odasını paylaşmak zorunda kaldığını söyledi.Tom said he had to share a hotel room with a stranger.
Tom adil payını zaten aldı.Tom has already received his fair share.
Sırrını benimle paylaş.Share your secret with me.
Onu paylaşmak istedim.I wanted to share it.
Bunu paylaşmak istedim.I wanted to share it.
Bir taksiyi paylaşalım.Let's share a cab.
Bunu hiç kimseyle paylaşamam.I can't share it with anyone.
Onlar bir müzik için bir aşkı paylaşıyor.They share a love for music.
Bunu onlarla paylaşmıyorum.I'm not sharing this with them.
Bunu onunla paylaşmıyorum.I'm not sharing this with him.
Onlarla her şeyi paylaşırım.I share everything with them.
Onunla her şeyi paylaşırım.I share everything with him.
Onlarla bir daire paylaşıyorum.I share an apartment with them.
Onunla bir daire paylaşıyorum.I share an apartment with him.
Payımın yarısını sana vereceğim.I'll give you half of my share.
Payımın yarısını ona vereceğim.I'll give him half of my share.
Tom kıl payı kurtuldu.Tom had a narrow escape.
Dan ve Linda bir sigarayı paylaştılar.Dan and Linda shared a cigarette.
Tom ve Mary Boston'daki hayatları hakkındaki hikayeleri paylaştı.Tom and Mary shared stories about their life in Boston.
Ben senin acını paylaşıyorum.I share your grief.
Dan, Linda ile olan fotoğraflarını Facebook'ta bile paylaşmadı.Dan didn't even share his pictures with Linda on Facebook.
Dan kişisel bilgiyi Linda'yla paylaştı.Dan shared personal information with Linda.
Bunu paylaştığın için teşekkürler.Thanks for sharing that.
Paylaşmak istediğin bir şey var mı?Is there anything you'd like to share?
Paydos etmemize ne dersiniz?What do you say we call it a day?
Kıl payıyla atlatılmıştı.It was a pretty close call.
Tom ağabeyi ile bir oda paylaşır.Tom shares a room with his older brother.
Tom ağabeyi ile aynı odayı paylaşıyor.Tom shares a room with his older brother.
Üzüntünü paylaşıyorum.I share your sorrow.
Herkes onunla duygularını paylaştı.Everyone sympathised with her.
Görüşme videoya kaydedilip tüm internette paylaşılmıştı.The interview was recorded on video and shared all over the Internet.
Biz geniş bant aboneliği paylaşıyoruz.We share a broadband subscription.
Tom, apartmanı paylaştığım kişi, geçen ay taşındı.Tom, with whom I was sharing the apartment, moved out last month.
Tom, dairemi paylaştığım adam, geçen ay taşındı.Tom, the guy who'd shared my apartment, moved out last month.
Kurabiyeleri Jim'le paylaşacaksın, değil mi?You'll share the cookies with Jim, okay?
Eugenia yüzü temizlemek ve cildi korumak için en sevdiği yağları bizimle paylaştı.Eugenia shared with us her favorite oils for cleaning the face and protecting the skin.
Şu an, bu odayı arkadaşımla paylaşmak zorundayım.I have to share this room with my friend at present.
Tom'un, öğle yemeğini paylaştığı tüm sınıf arkadaşları ishale yakalandı.The classmates Tom shared his lunch with all came down with diarrhea.
Herkes kendisi için paylaşmanın mutluluğunu araştırmalı.Everyone should discover for themselves the happiness of sharing.
Kıl payıyla!It was a near thing!
Odayı paylaştığım kişi olan Tom dağınıktır.Tom, with whom I am sharing a room, is messy.
Tom, onunla bir odayı paylaştığım adam, dağınık.Tom, the guy I'm sharing a room with, is messy.
Biz parayı üçümüz arasında eşit olarak paylaştık.We shared the money evenly among the three of us.
Hepiniz suçu paylaşın.All share the blame.
Giysileri paylaşabiliriz.We could share clothes.
Ben endişeni paylaşıyorum.I share your concern.
Başkaları Tom'un iyimserliğini paylaşıyor.Others share Tom's optimism.
Paylaştığın için sağ ol.Thanks for sharing.
Paylaşım için teşekkürler.Thanks for sharing.
Biz her şeyi paylaştık.We shared everything.
Biz fikirleri paylaştık.We shared ideas.
Biz o anları bir daha asla paylaşmayacağımızı biliyorduk.We knew we would never share those moments again.
Onlar alışılmadık bir bağlantıyı paylaştılar.They shared an unusual connection.