Ana içeriğe geç
Sözlük

parmak ile cümle

parmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Eller, parmaklarını belirginleştirerek çok hafiçe yapılmış.손은 아주 극도로 살짝 표현되어있고, 손가락을 구분할 수 있을 정도입니다.
Eller, parmaklarını belirginleştirerek çok hafiçe yapılmış.Las manos se articulan siempre tan ligeramente, definiendo los dedos.
Eller, parmaklarını belirginleştirerek çok hafiçe yapılmış.Ręce są lekko zarysowane, uwydatniając palce.
Eller, parmaklarını belirginleştirerek çok hafiçe yapılmış.Ruce jsou vyvedeny velmi lehce, s viditelnými prsty.
Eller, parmaklarını belirginleştirerek çok hafiçe yapılmış.Une sorte d'articulation sur la main est vaguement apparente. Elle représente les doigts.
Eller, parmaklarını belirginleştirerek çok hafiçe yapılmış.Кисти рук едва видны, но можно различить пальцы.
En eski insanlar sayma sistemleri konusunda el ve ayak parmaklarına güvenirlerdi.Comida, Casas, Fauna,
En eski insanlar sayma sistemleri konusunda el ve ayak parmaklarına güvenirlerdi.labtops
En eski insanlar sayma sistemleri konusunda el ve ayak parmaklarına güvenirlerdi.Niektoré z najstarších počítacích systémov používali prsty na rukách a nohách.
En iyi ihtimalle bazı parmaklarımı kaybedecektim.Au mieux, je vais finir par perdre quelques doigts.
En iyi ihtimalle bazı parmaklarımı kaybedecektim.En el mejor de los casos, iba a perder algunos dedos.
En iyi ihtimalle bazı parmaklarımı kaybedecektim.Il minimo che mi poteva succedere era perdere qualche dito.
En iyi ihtimalle bazı parmaklarımı kaybedecektim.Im allerbesten Fall, werde ich einige Finger verlieren.
En iyi ihtimalle bazı parmaklarımı kaybedecektim.În cel mai bun caz voi sfârşi prin a-mi pierde câteva degete.
En iyi ihtimalle bazı parmaklarımı kaybedecektim.In het beste geval verlies ik wat vingers.
En iyi ihtimalle bazı parmaklarımı kaybedecektim.아무리 잘되어도 손가락을 잃을 것이고
En iyi ihtimalle bazı parmaklarımı kaybedecektim.Legjobb esetben a végére el fogok veszíteni pár ujjat,
En iyi ihtimalle bazı parmaklarımı kaybedecektim.Prinajlepšom, prídem len o zopár prstov.
En iyi ihtimalle bazı parmaklarımı kaybedecektim.Trường hợp tốt nhất là tôi sẽ mất đi vài ngón tay.
En iyi ihtimalle bazı parmaklarımı kaybedecektim.W najlepszym razie stracę kilka palców.
En iyi ihtimalle bazı parmaklarımı kaybedecektim.В лучшем случае, потеряю несколько пальцев.
En iyi ihtimalle bazı parmaklarımı kaybedecektim.В най-добрия случай в крайна сметка ще загубя няколко пръста.
En iyi ihtimalle bazı parmaklarımı kaybedecektim.במקרה הטוב אני עומד לאבד מספר אצבעות.
En iyi ihtimalle bazı parmaklarımı kaybedecektim.وفي افضل الحالات سوف افقد بعض الاصابع.
En iyi ihtimalle bazı parmaklarımı kaybedecektim.最悪の場合は考えることすらしたくありませんでした
Etiyopyalı Beş Haberci Serbest Bırakıldı, Ama Diğerleri Hâlâ Parmaklıklar ArdındaBREAKING: Trei dintre jurnaliștii etiopieni au fost eliberați,însă ceilalți au rămas în spatele gratiilor
Etiyopyalı Beş Haberci Serbest Bırakıldı, Ama Diğerleri Hâlâ Parmaklıklar ArdındaCinq journalistes éthiopiens libérés de prison, les autres restent derrière les barreaux
Etiyopyalı Beş Haberci Serbest Bırakıldı, Ama Diğerleri Hâlâ Parmaklıklar Ardında#FreeZone9Bloggers tre giornalisti etiopi sono liberi ma gli altri restano in prigione
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."Áno, mám to hneď," odpovedal s jeho tlustou červenou prstom zasadil do polovice stĺpec.
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."Ano, mám to hned," odpověděl s jeho tlustou červenou prstem zasadil do poloviny sloupec.
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."Da, l-am luat acum," el a răspuns cu degetul lui gros roşu plantaţi până la jumătatea cursei coloana.
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."Igen, kaptam most," felelte az ő vastag piros ujját ültetett le félig
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."Ja, ich habe es jetzt", antwortete er mit seinem dicken, roten Finger gepflanzt halb nach unten der Spalte.
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."Ja, ik heb het nu gekregen," antwoordde hij met zijn dikke rode vinger geplant halverwege de kolom.
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."Ja, jag har det nu", svarade han med sitt tjocka röda fingret planterade halvvägs kolumnen.
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."Ja, jeg har fået det nu," svarede han med sin tykke røde fingeren plantet halvvejs ned kolonnen.
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."Ja, sem ga dobil danes," je odgovoril s svojo debelo rdečo prst posajene do polovice stolpec.
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."네, 지금도 가지고있다"고 중간 아래 심어진 그의 두꺼운 붉은 손가락으로 대답
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."Kyllä, olen saanut sen nyt", hän vastasi hänen paksu punainen sormi istutettu puoliväliin sarakkeeseen.
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."Oui, je l'ai eu aujourd'hui," répondit-il avec son doigt rouge épais planté à mi-chemin
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."Sì, ho capito ora", ha risposto con un dito di spessore rosso piantato a metà
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."Sí, lo tengo ahora", contestó con su dedo rojo y espeso plantado hasta la mitad
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."Sim, eu tenho agora", ele respondeu com o dedo de espessura vermelho plantado até a metade a coluna.
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."Tak, mam teraz", odpowiedział z jego grubości palca czerwonych sadzone w połowie drogi w dół kolumnie.
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."Vâng, tôi đã có nó ngay bây giờ," ông trả lời với ngón tay đỏ dày của mình trồng xuống một nửa các cột.
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."Ya, saya punya sekarang," jawabnya dengan jari tebal merah ditanam setengah kolom.
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."Ναι, έχω το πήρα τώρα," μου απάντησε με παχύ κόκκινο δάχτυλό του φυτευτεί μέχρι τη μέση της στήλης.
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."Да, имам го сега", той отговори с дебели червени му пръст, засадени наполовина колоната.
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."Да, у меня есть сейчас", он ответил со своим толстым красным пальцем посадили на полпути вниз колонке.
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."Так, у мене є зараз", він відповів зі своїм товстим червоним пальцем посадили на півдорозі вниз колонці.
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."כן, יש לי את זה עכשיו", הוא ענה עם אצבע העבות האדומות שלו נטועים באמצע
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun."نعم ، لقد حصلت عليه الآن" ، فأجاب بإصبعه حمراء سميكة زرعت أسفل حتى منتصفه
"Evet, ben şimdi var," diye yarıya kadar dikti onun kalın kırmızı parmak yanıtladı sütun.コラム。 "ここにある。
- Evet,işte bu! Başardın! - Parmakların yerinde duruyor!Sì lei ci è riuscita, ha tenuto le sue dita
Fakat insan hakları ve özgürlüğüne olan tutkusu onu demir parmaklıklara tıktı.Doch diese Leidenschaft für Menschen- und Freiheitsrechte brachte ihn ins Gefängnis.
Fakat insan hakları ve özgürlüğüne olan tutkusu onu demir parmaklıklara tıktı.Mais sa passion pour les droits et les libertés lui ont valu de se retrouver en chaînes.
Fakat insan hakları ve özgürlüğüne olan tutkusu onu demir parmaklıklara tıktı.Pero su pasión por los derechos humanos y libertades lo llevó a la cárcel.
Fakat insan hakları ve özgürlüğüne olan tutkusu onu demir parmaklıklara tıktı.Za založení této organizace však Atnaf zaplatil svou vlastní svobodou.
Fakat insan hakları ve özgürlüğüne olan tutkusu onu demir parmaklıklara tıktı.Но его страсть к правам и свободам человека заковала его в цепи.
Fakat olması gereken de bu, İnşa edilmiş çevrede doğanın parmak izleri.Aber eigentlich sollte es so sein, ein Fingerabdruck der Natur in der bebauten Welt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod