"Asla bir odadaki en parlak kişi olma" ve biz de öyle değildik.절대 방 안에서 가장 똑똑한 사람이 되지 말라는 것이었고 우리는 그러지 못했습니다.
"Asla bir odadaki en parlak kişi olma" ve biz de öyle değildik.Nesnaž se být nejchytřejším člověkem v místnosti, což my nebyli.
"Asla bir odadaki en parlak kişi olma" ve biz de öyle değildik.Nigdy nie bądź najmądrzejszym człowiekiem w grupie, my nie byliśmy.
"Asla bir odadaki en parlak kişi olma" ve biz de öyle değildik.Nu fi niciodată cea mai deşteaptă persoană din încăpere, şi noi nu eram.
"Asla bir odadaki en parlak kişi olma" ve biz de öyle değildik.Nunca seas la persona más brillante en un cuarto, y no lo éramos.
"Asla bir odadaki en parlak kişi olma" ve biz de öyle değildik.Nunca sejas a pessoa mais esperta presente, e nós não éramos.
"Asla bir odadaki en parlak kişi olma" ve biz de öyle değildik.Probeer nooit de slimste te zijn, en dat waren we niet.
"Asla bir odadaki en parlak kişi olma" ve biz de öyle değildik.Sei nie die gescheiteste Person in einem Raum, und das waren wir auch nicht.
"Asla bir odadaki en parlak kişi olma" ve biz de öyle değildik.Sose légy a legokosabb ember a szobában, és mi nem voltunk.
"Asla bir odadaki en parlak kişi olma" ve biz de öyle değildik.Vær aldrig den kvikkeste person i et lokale, og det var vi ikke.
"Asla bir odadaki en parlak kişi olma" ve biz de öyle değildik.Ποτέ μην είστε το εξυπνότερο άτομο στο δωμάτιο, κι εμείς δεν ήμασταν.
"Asla bir odadaki en parlak kişi olma" ve biz de öyle değildik."Никога не бъди най-умния човек в стаята" и ние не бяхме такива.
"Asla bir odadaki en parlak kişi olma" ve biz de öyle değildik."Никогда не будь в команде, где ты умнее всех", а мы и не были.
"Asla bir odadaki en parlak kişi olma" ve biz de öyle değildik.אל תהיה האדם המבריק ביותר בסביבה, ואנו לא היינו.
"Asla bir odadaki en parlak kişi olma" ve biz de öyle değildik.لا تكن مطلقاً أذكى شخص في الغرفة، ولم نكن كذلك.
"Asla bir odadaki en parlak kişi olma" ve biz de öyle değildik.私達は確かにその中で一番賢い化学者ではありませんでした
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.a jeho nohy boly podobné mosadzi, jako rozžeravenej v peci, a jeho hlas bol ako hlas mnohých vôd.
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.A nogi jego podobne mosiądzowi, jakoby w piecu rozpalone, a głos jego jako głos wielu wód.
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.chơn như đồng sáng đã luyện trong lò lửa , và tiếng như tiếng nước_lớn .
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.chơn như đồng sáng đã luyện trong lò lửa, và tiếng như tiếng nước lớn.
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.in noge njegove podobne svetlemu bronu, kakor v peči razbeljenemu, in glas njegov kakor glas mnogih voda;
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.kaki-Nya berpijar seperti tembaga yang dibakar. Suara-Nya seperti deru air terjun yang besar
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.그의 발은 풀무에 단련한 빛난 주석 같고 그의 음성은 많은 물소리와 같으며
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.Nohy pak jeho podobné mosazi, jako v peci hořící; a hlas jeho jako hlas vod mnohých.
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.og hans Fødder lignede skinnende Malm, når det gløder i Ovnen; og hans Røst var som mange Vandes Lyd;
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.picioarele Lui erau ca arama aprinsă, şi arsă într-un cuptor; şi glasul Lui era ca vuietul unor ape mari.
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.und seine Füße gleichwie Messing, das im Ofen glüht, und seine Stimme wie großes Wasserrauschen;
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.Zijn voeten glansden als gesmolten brons en Hij had een stem als een donderende waterval.
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.και οι ποδες αυτου ομοιοι με χαλκολιβανον, ως εν καμινω πεπυρωμενοι, και η φωνη αυτου ως φωνη υδατων πολλων,
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.а ноги Його подібні до мідї, наче в печі розпаленої; а голос Його, як шум многих вод;
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.и ноги Его подобны халколивану, как раскаленные в печи, и голос Его, как шум вод многих.
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.ומרגלתיו כעין נחשת קלל כצרופות בכור וקולו כקול מים רבים׃
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.ورجلاه شبه النحاس النقي كانهما محميّتان في أتون وصوته كصوت مياه كثيرة
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.腳 好 像 在 爐 中 煆 煉 光 明 的 銅 . 聲 音 如 同 眾 水 的 聲 音
Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi.腳 好像 在 爐中煆煉 光明 的 銅.聲音 如同 眾水 的 聲音
Aynı zamanda onlar, mimarının geleceği şimdiki gibi parlak gözükmediği bir zamanda palyaçoluk da yaptılar.Ćwiczyli występy klauna, kiedy jeszcze nic nie wskazywało na to, że przyszłość mebli będzie taka świetlana.
Aynı zamanda onlar, mimarının geleceği şimdiki gibi parlak gözükmediği bir zamanda palyaçoluk da yaptılar.Họ còn thể hiện diễn biến của vai hề khi tương lai của nội thất đã trở nên gần như không còn thuận lợi nữa.
Aynı zamanda onlar, mimarının geleceği şimdiki gibi parlak gözükmediği bir zamanda palyaçoluk da yaptılar.가구의 전망이 그다지 밝지 않았을 때, 그들은 광대연기를 연습하기도 했습니다.
Aynı zamanda onlar, mimarının geleceği şimdiki gibi parlak gözükmediği bir zamanda palyaçoluk da yaptılar.Те също са практикували клоунада, когато бъдещето на мебелите не било чак толкова светло, както се оказало.
Aynı zamanda onlar, mimarının geleceği şimdiki gibi parlak gözükmediği bir zamanda palyaçoluk da yaptılar.היה להם גם מופע ליצנים כאשר העתיד של הריהוט לא היה אפילו קרוב למצבו הטוב כשם שקרה בסופו של דבר.
Aynı zamanda onlar, mimarının geleceği şimdiki gibi parlak gözükmediği bir zamanda palyaçoluk da yaptılar.أيضا هم تدربوا على دور مهرج عندما لم يكن مستقبل الأثاث مبشرا كما تحول ليكون.
Aynı zamanda onlar, mimarının geleceği şimdiki gibi parlak gözükmediği bir zamanda palyaçoluk da yaptılar.道化師もやっていたのです これはチャールズの写真です 次の映像を見てみましょう
Azalt/ Çoğalt komutları kullanıldığında, görüntü parlaklık ayarı miktarıA quantidade de ajuste do brilho de vídeo ao usar os comandos Aumentar/ Diminuir
Azalt/ Çoğalt komutları kullanıldığında, görüntü parlaklık ayarı miktarıCantidad de ajuste del brillo de vídeo cuando se utilizan las órdenes Aumentar/ Reducir
Azalt/ Çoğalt komutları kullanıldığında, görüntü parlaklık ayarı miktarıJusteringsværdien for videoens lysstyrke når kommandoerne Forøg eller Reducér bruges
Azalt/ Çoğalt komutları kullanıldığında, görüntü parlaklık ayarı miktarıJusteringsvärdet för videons ljusstyrka när kommandona Öka eller Minska används
Azalt/ Çoğalt komutları kullanıldığında, görüntü parlaklık ayarı miktarıMíra, o níž se upraví jas videa, jestliže použijete příkazy 'Zvýšit/ Snížit'
Azalt/ Çoğalt komutları kullanıldığında, görüntü parlaklık ayarı miktarıPoziom modyfikacji poziomu jasności
Azalt/ Çoğalt komutları kullanıldığında, görüntü parlaklık ayarı miktarıQuantità di regolazione della luminosità del video quando si usano i comandi Aumenta/ Diminuisci
Azalt/ Çoğalt komutları kullanıldığında, görüntü parlaklık ayarı miktarıΒήμα ρύθμισης της φωτεινότητας βίντεο κατά τη χρήση των εντολών αύξησης/ μείωσης
Azalt/ Çoğalt komutları kullanıldığında, görüntü parlaklık ayarı miktarıВеличина изменения яркости при использовании команд Увеличить/ Уменьшить
Azalt/ Çoğalt komutları kullanıldığında, görüntü parlaklık ayarı miktarıКрок зміни яскравості зображення під час використання команд « Підвищити » і « Знизити »
Azalt/ Çoğalt komutları kullanıldığında, görüntü parlaklık ayarı miktarıמידת הכיוון לבהירות הווידאו כאשר משתמשים בפקודות הוסף/ הפחת
Azalt/ Çoğalt komutları kullanıldığında, görüntü parlaklık ayarı miktarı上げる/下げるで映像の輝度を調整する量
Balık masaya geldi, parlak, neredeyse parıldayan beyaz bir renk.Arrivò sul tavolo aveva un colore bianco brillante, quasi scintillante.
Balık masaya geldi, parlak, neredeyse parıldayan beyaz bir renk.A venit la masă într-o culoară albă, luminoasă, aproape sclipitoare.
Balık masaya geldi, parlak, neredeyse parıldayan beyaz bir renk.Den serverades klar, nästan skimrande, vit.
Balık masaya geldi, parlak, neredeyse parıldayan beyaz bir renk.Donesli nám ji ke stolu, měla krásnou, skoro zářivou, bílou barvu.
Balık masaya geldi, parlak, neredeyse parıldayan beyaz bir renk.Em được bưng ra bàn một màu trắng tươi, gần như lung linh.
Balık masaya geldi, parlak, neredeyse parıldayan beyaz bir renk.Er kam auf den Tisch mit einer hellen, fast schimmernden weißen Farbe.