En parlak yılları Williams yıllarıdır.Het slechtste seizoen in de historie van Williams.
Parlak olan arka kapak değiştirilebilir.De vering van het achterwiel kan met de hand worden bijgesteld.
Yayıncısının ofisine kuyruklu ceket ve parlak deriden dans ayakkabıları ile giderdi.Bij zijn uitgever verscheen hij in een jacquet en lakleren schoenen.
NGC 1535, gökyüzündeki en parlak gezegenimsi bulutsulardan biridir.NGC 5315 is een planetaire nevel in het sterrenbeeld Passer.
Müzik yaşamında parlak geleceği olan bir insandı.Daar was hij een belangrijke figuur in het muziekleven.
Sonuç olarak, parlaklık hep aynıdır.Maar het vlekkenpatroon blijft altijd hetzelfde.
2005 yılında görünür parlaklığı 14 olan (SN 2005cs) süpernovası gözlemlenmiştir.SN 2005cs) in dit stelsel waargenomen.
Ancak 2. Bundesliga kariyeri çok parlak geçmedi.Bundesliga van twee naar één reeks ging was dit niet voldoende.
O parlak bir fikir.Dat is een schitterend idee.
G350.1-0.3, iç Samanyolu'nda parlak bir radyo kaynağıdır.G350.1-0.3 jest bardzo jasnym radioźródłem położonym w wewnętrznej części Drogi Mlecznej.
Bilinen en az parlaklığa sahip yıldızlar NGC 6397 kümesinde yer alırlar.Najtrudniej dostrzegalne obecnie znane gwiazdy odnaleziono w gromadzie NGC 6397.
Güneş'ten biraz daha sıcak ve parlak olan yıldız, 1,75 milyar yıllık yaşıyla oldukça gençtir.Jest gwiazdą bardzo podobną do Słońca, ale młodszą o 1,7 miliarda lat.
Heykeltıraş takımyıldızında üçüncü kadirden daha parlak yıldız bulunmamaktadır.Nie zawiera gwiazd jaśniejszych niż trzeciej wielkości.
Fırfırlı etek ve parlak çanlı elbiseler giyerler.Liczy się świecący kostium i błyszczące rajstopy.
Oksihemoglobin parlak kırmızı renktedir.Oksyhemoglobina ma jasnoczerwoną barwę.
Sumo güreşçileri ise küpeçiçeği ("fuşya") rengi gibi oldukça parlak renklerde kimonolar giyer.Zawodnicy sumo noszą niekiedy bardzo jasne stroje, na przykład w kolorze fuksji.
Örneğin; “Akşamları ortaya çıkan en parlak yıldız, sabahları ortaya çıkan en parlak yıldızdır.”Cytat: „Właśnie wzeszła najjaśniejsza gwiazda, która zwiastuje światło Jutrzenki ”.
Forvet mevkiinde çok parlak kariyer yaşamıştır.Zrobił błyskotliwą karierę w międzynarodowych koncernach.
NGC 1535, gökyüzündeki en parlak gezegenimsi bulutsulardan biridir.NGC 1535 to jedna z pokazowych mgławic planetarnych.
Beta Pictoris (β Pic, β Pictoris) Pictor takımyıldızının en parlak ikinci yıldızıdır.Beta Pictoris (β Pictoris, β Pic) – gwiazda w gwiazdozbiorze Malarza.
Genel olarak daha sıcak olan yıldızlar daha parlaktır.Gwiazdy ciemniejsze i chłodniejsze są powszechne.
Sonunda yalnız en parlak yıldızlar adlandırılır oldu.To właśnie im udało się zaobserwować najwięcej „nowych gwiazd”.
Çok az sarmal gökada olduğu ve hiç parlak düzensiz gökada olmadığı hemen fark edilebilir.Można go zobaczyć bez trudu nawet przy niezbyt czystym niebie.
Nikah töreni pek parlak oldu.Uroczystości ślubne były bardzo wystawne.
Yaprakları parlak koyu yeşildir.Barwa na wierzchu ciemnozielona.
Sağ taraftaki gökadanın hemen üzerindeki iki parlak yıldız, aslında bizim gökadamız içerisindedir.Dwie jaśniejsze galaktyki grupy po lewej stronie znajdują się w trakcie łączenia.
Size önerdikleri oyun, seçeneklerden birinin kesinlikle daha parlak göründüğü bir seçimdir.Na urodzinach jednego z nich postanawiają dowieść, który z nich jest lepszy.
Frigya en parlak dönemini Kral Midas'la yaşamıştır.Utworzyli państwo Frygia, które przeżywało największy rozkwit w okresie panowania króla Midasa.
Bu takımyıldızda dördüncü kadirden daha parlak yıldız yoktur.Nie zawiera gwiazd jaśniejszych niż czwartej wielkości.
Görülebildiği zamanlar, gökyüzündeki en parlak cisim olarak dikkat çeker.Po dotknięciu ręki Sama uznała, że jest on najjaśniejszą smugą na niebie.
1990'lı yıllar takım için pek parlak geçmedi.Sezon 1999 nie był już dla Fina i zespołu tak łatwy.
K 4-55'in parlak iç halkası, çift kutuplu bir yapı ile kuşatılmıştır.Wyjątkowość K 4-55 stanowi jej jasny wewnętrzny pierścień posiadający dwubiegunową strukturę.
Göğün beşinci parlak yıldızıdır.Jest to piąta co do jasności gwiazda gwiazdozbioru.
Sonuç olarak, parlaklık hep aynıdır.Flaga zawsze ma te same wymiary.
Pek parlak bir öğrenci değildi.Nie był dobrym uczniem.
Lise eğitimindeki aksaklıklar ve kişisel isteksizliği yüzünden parlak bir eğitim hayatı olmadı.Urok osobisty i talent polityczny miały rekompensować brak wyższego wykształcenia.
En parlak olduğu dolunay evresinde Ay'ın görünür kadir derecesi yaklaşık −12,6'dır.Podczas pełni, gdy Księżyc jest najjaśniejszy osiąga wielkość gwiazdową rzędu -12,6m.
Büyük, parlak, huni şeklinde çiçekleri vardır.Kwiat dość duży, o dzwonkowatym kształcie.
Oldukça parlak yıldızlardan oluşmuştur.Należy do gwiazd rozbłyskowych.
Ay gibi parlak demektir.A księżyc będzie lśnił.
20 Aralık 1960'ta görünen parlaklığı 11.7 olan tip Ia süpernova SN 1960R keşfedilmiştir.SN 1961P – supernowa typu Ia odkryta 11 września 1961 roku w galaktyce UGC 2069.
Gözleri parlak bakır renklidir.Jej oczy są błyszczące granatowe.
Kızılötesi dalgaboylarında gökyüzünün bilinen en parlak cismidir.W zakresie podczerwieni jest najjaśniejszą galaktyką na niebie.
Bu dönemde oldukça gelişen şehir en parlak dönemlerini yaşadı.Był to również okres największej świetności miasta, które znacznie wówczas rozbudowano.
Çok kısa süre sonra, genç ve parlak general İoannis Çimiskes'in sevgilisi oldu.W krótkim czasie stała się bardzo popularną modelką i narzeczoną Hiroyuki Tokumoriego.
Gözleri parlak olmalı, akıntı olmamalı, iç göz kapakları pembe olmalıdır.Broda nie powinna zakrywać oczu, które są brązowe.
Yükselen Güneş'in kırmızımsı parlaklığının canlı örneğidir.W ich tle symbol czerwonego wschodzącego słońca.
Bununla birlikte, Ay, Jüpiter veya Venüs kadar parlak görülmez.Den är dock inte lika ljus som Venus eller Jupiter.
BM Scorpii, yarı-düzenli bir değişen yıldızdır, görünen parlaklığı +5.5 ile +7.0 mag. arasında değişir.BM Scorpii är en halvregelbundet variabel stjärna med en skenbar magnitud mellan +5,5 och +7,0.
Ptolemy, üç yüz elli sene sonra, onun Antares kadar parlak olduğunu söyledi.350 år senare skattade Ptolemaios den ungefär lika ljusstark som Antares.
Bunu da şöyle açıklamıştır; parlak bir nesneye ya da ışığa uzun süre bakarsa göz, acı duymaktadır.Jag sade till honom: 'Herre, den som ser synen, ser han genom själen eller genom anden?'
Beta Pictoris (β Pic, β Pictoris) Pictor takımyıldızının en parlak ikinci yıldızıdır.Beta Pictoris (β Pic / β Pictoris / Beta i Målaren) är den näst ljusstarkaste stjärnan i stjärnbilden Målaren.
( Üstün kişinin parlak zekâsı, değişmez bir özelliğidir. )(Det skulle ju innebära fullkomlig insikt i Guds väsen osv.)
Aynı zamanda, Samanyolu'daki en parlak yıldızlardan biridir.Den är också en av de starkast lysande stjärnorna i Vintergatan.
Ay üç gündür aynı parlaklıktaydı.Paul var med i bandet i tre månader.
Bu yıldız kümesi yaklaşık 500.000 yıldızdan oluşan ve gökyüzünün en parlak nesnelerinden birisidir.Stjärnhopen är en av de största och ljusaste på himlen och den består av cirka 500 000 stjärnor.
Geleceği çok parlak olarak gösteriliyor.Grattis grabben - framtiden ser ljus ut.
Hubble parlaklık ve parametre z’yi düzeltir.Hubble korrelerade ljusstyrka och parametern z.
1563'te iki parlak gezegen Jupiter ile Satürn'ün kavuşumlarından biri gerçekleşti.I augusti 1563 låg planeterna Jupiter och Saturnus mycket nära varandra på himlen.
Alparslan Parlakçı (2003).Vapenmästaren.† (2003).