Bacaklar, 3.5 cm olup oldukça kısadır ve parlak portakal rengidir.As pernas são bastante curtas, com 3,5-5 cm de comprimento e com coloração laranja brilhante.
Her iki ölçekte de en parlak yıldızlar eksi kadir sınıfında yer alır.As estrelas mais brilhantes, em ambas as escalas, têm números de magnitude negativos.
Hemen hemen tüm figürler parlak renklidir ve zengindir detaylara sahiptir.Comics geralmente são coloridos e ricos em detalhes.
Ay'ın dördün evrelerinde parlaklığı dolunay evresindeki parlaklığının yarısı değil ancak onda biridir.Desta forma, o brilho do quarto crescente não é a metade do da lua cheia, mas somente um décimo deste.
Dörtlünün toplam görünen büyüklüğü neredeyse 13 kadir ve grubun en parlak üyesinin büyüklüğü 14 kadirdir.O mais brilhante membro do grupo tem uma magnitude de cerca de 14.
En parlak dönemlerini Antalyaspor'da geçirmiştir.Alcançou a sua maior exuberância na Andaluzia.
Sistemin en parlak üyesinin büyüklüğü 4,81 kadirdir.Sua magnitude aparente é igual a 4.81.
0,34 kadir görünen parlaklığıyla gece gökyüzünün en parlak sekizinci yıldızıdır.Com uma magnitude aparente combinada de cerca de 0,8, é também a 13ª estrela mais brilhante do céu.
Kullanıcılar ekran parlaklığını uygulama içinde ayarlayabilir.Os usuários podem ajustar o brilho da tela de dentro do aplicativo.
Ancak parlaklığı azalır.Deve ela diminuir?
İlk sonuçlar pek parlak değildi.Os primeiros experimentos foram decepcionantes.
NGC 7793, Heykeltıraş Grubu'nun en parlak gökadalarından birisidir.NGC 7027 é uma das nebulosas planetárias mais brilhantes visualmente.
Heykeltıraş takımyıldızında üçüncü kadirden daha parlak yıldız bulunmamaktadır.A constelação de Sculptor não possui estrelas mais brilhantes que a terceira magnitude.
Swift performansı sırasında parlak, gümüş renkli iki parçalı bir elbise giydi.Na noite do evento usava uma gabardina lilás sobre um pedaço de roupa roxa e dois brilhantes.
Grup, adını en parlak üyesi olan (M101) Fırıldak Gökadası'ndan almıştır.Este grupo está nomeado com o nome do memrbo mais brilhante do grupo, a Galáxia do Catavento (M101).
En parlak örnek Achernar ise de, prototipi kabuklu yıldız Gama Cassiopeiae'dir.A estrela protótipo das estrelas em concha é a Gamma Cassiopeiae, e o exemplo mais brilhante é Achernar.
Görünen parlaklığı +6,8'dir.Sua magnitude aparente é igual a 6.08.
Geleceği çok parlak olarak gösteriliyor.O futuro é brilhante.
Onun karakteri, parlak ve pozitif bir kişiliğe sahiptir.Ela parece ter uma personalidade feliz e otimista.
Bu çok küçük parlaklık değişimi çıplak gözle fark edilemez.Um ajuste muito tenue pode tornar o traço pouco visível.
Alparslan Parlakçı (2003).Editores (2003).
Parlak yay ve noktalar ana ovallerin içerisinde düzensiz bir şekilde bulunurlar.Arcos brilhantes e manchas aparecem esporadicamente dentro das ovais principais.
Bacaklar prosomadan daha parlak, bazen yeşilimsidir.As lâminas foliares são verde brilhante e muitas vezes em forma de seta.
Bu bulutsu, parlak gezegenimsi bulutsular içinde Dünya'ya en yakın olanıdır.Isso explica parcialmente a aparência mais brilhante do planeta nos solstícios.
Bazıları parlaklıklar ve halisünasyonlar gördüklerini söyledi."Santos e Palmeiras viram octas».
Gözler büyüktür, ve parlak sarı bir halkayla kuşatılmıştır.Está entre altas serras, o que proporciona uma visão espetacular.
Bu yıldız sabahları ortaya çıkan en parlak yıldızdır.Esta estrela é uma das estrelas mais luminosas na Via Láctea.
Onun için 2005-06 sezonu pek parlak geçmedi.Temporada 2005-06 foi de longe o pior.
Britanya'nın en parlak motosiklet yarışçısı olarak görülüyordu.É considerado o maior encontro de motocicletas da América Latina.
O parlak bir fikir.Esta é uma ideia brilhante.
Dışarıdaki parlak, güzel bir gün.Lá fora está um dia brilhante lindo.
Sarı-Kanaryalar için 1985-1988 yılları arası da pek parlak geçmedi.Tussen 1985 en 1988 ging het niet veel beter met de Gele Kanaries.
Öte yandan Bathory’nin kimi akrabalarının da sicili pek parlak değildi.En zeker de broer van Lilly is zeker niet mis...
Makamın Özelliği: Nevâ makamı parlak bir makam değildir.De schedel heeft geen duidelijke kam.
Gökyüzünden görünen en parlak kuasar, Virgo takım yıldızındaki 3C 273’tür.De helderste bekende quasar is 3C 273, te vinden in het sterrenbeeld Maagd.
Pek parlak bir öğrenci değildi.Hij was overigens geen briljante leerling.
Arma da kullanılan çok canlı renk bulunmaktadır bunlar ülkeleri için parlak bir geleceği işaret etmektedir.De kleuren die gebruikt zijn in het wapen staan voor een glorierijke toekomst van het land.
Yıldız bulutu M24'ün en parlak parçası içinde yer alır.De sterrenhoop is gelegen in het helderste gedeelte van sterrenhoop Messier 24.
Rosemary Woodhouse parlak, naif bir ev hanımıdır.De film volgt Rosemary Woodhouse, een jonge, naïeve vrouw.
NGC 1023 Grubu'nun en parlak üyesidir.Hij werd genoemd naar het helderste object, NGC 1023.
Parlaklık artışları bazen 6 kadirin üzerinde olabilmektedir.Een "over" kan soms meer dan zes ballen tellen.
Oldukça parlak yıldızlardan oluşmuştur.Lijst van helderste sterren.
Oyunun Konstantin Stanislavski'nin yönettiği Moskova Sanat Tiyatrosu prodüksiyonu, parlak bir başarı kazandı.Latere uitvoeringen onder regie van Konstantin Stanislavski werden echter wel een groot succes.
Masa takımyıldızında parlak yıldız yoktur, en parlak yıldızı α Mensae'nin görünür parlaklığı 5.09 kadirdir.Het sterrenbeeld heeft geen heldere sterren, de helderste is alpha Mensae met slechts magnitude 5,09.
Mesela, Alfa (α) parlak ise, Beta (β) daha az parlaktır ve böyle devam eder.Alpha is dan de helderste, beta de op één na helderste en zo verder.
Parlak ve coşkulu bir sesi vardır.Hij heeft een helder en stuwend geluid.
Bu yıldız kümesi yaklaşık 500.000 yıldızdan oluşan ve gökyüzünün en parlak nesnelerinden birisidir.Deze bolhoop is een van de grootste en helderste en bestaat uit ongeveer 500 000 sterren.
Yüksek yüzey parlaklığına (gezegen nebulaları gibi) sahip küçük nesneler için, yüksek bir büyütme kullanın.Daarvoor gebruikte hij niet de grote molen, maar een kleintje (in de grote), elektrisch aangedreven.
Gümüş gibi parlaktır.Als pasiveerlaag bij zilver.
Beta Ceti ya da Deneb Kaitos, Cetus takımyıldızındaki en parlak yıldızdır.Deneb Kaitos (beta Ceti) is de helderste ster in het sterrenbeeld Walvis (Cetus).
Kürkü sık, parlak görünümlüdür.Hij kucht regelmatig en ziet erg bleek.
İlkbahar ve yaz aylarında parlak yeşil renge bürünürler.Zij waren in lente en zomer in het groen gekleed.
Off the Wall, Jackson için parlak bir kariyerin başlangıcı olarak kabul edilmektedir.Off the Wall bleek een succes en maakte van Jackson een ster.
Bu noktada parlaklığı şu anki değerinin birkaç bin katı olacaktır.Op deze dobbelsteen staan verschillende bedragen van € 1 tot € 1000.
Camsı bir parlaklığa sahiptir.Het huis heeft een halsgevel.
Sistemin en parlak üyesinin büyüklüğü 4,81 kadirdir.De schijnbare magnitude van de ster is 5,89.
Diğer yandan Maraton, Yunanistan için son derece parlak bir zaferdi.De Slag bij Salamis was een overtuigende overwinning voor de Grieken.
Söz konusu cisim düzgün veya parlak olmamalıdır.De bladrand is gaaf of onduidelijk getand.
İri, parlak kırmızı gözleri vardır.Het mannetje heeft helder rode ogen.
Aşk her zaman ışıkla ve parlaklıkla simgelenmektedir.Licht wordt namelijk altijd geassocieerd met succes en hoop.