Bu zaman Karahanlılar'ın en parlak dönemi oldu.Esto llevó a que quizás fuese la historia más notable de los Titanes para esta época.
Başak kümesi'nin en parlak gökadasıdır.Es el edificio más alto en Boca Ratón.
Kümenin bütün parlaklığı sabit bir şekilde küme merkezinden uzaklaştıkça azalır.Después de gastar energía, se repone lentamente hasta el límite máximo de cada personaje.
Öldükten sonra zamanla bu parlaklık kaybolur.Al morir, este efecto desaparece.
Fas, bu Berberî yönetimleri zamanında belki de tarihteki en parlak dönemini yaşadı.Un viaje a París fue, tal vez, el recuerdo más perdurable de aquella época.
İtalyanca tüysüz parlak demek olan talise kökünden adını almıştır.El protagonista, que se encuentra ya muy cansado, no toma en serio las palabras del italiano.
Bundan sonra ise parlaklık hızla azalmaya başlar.UU., aunque comenzó rápido a descender.
En parlak dönemlerini Antalyaspor'da geçirmiştir.Alcanzó su mayor exuberancia en Andalucía.
Işık, parlak bir bulut gibi tüm gökyüzünü kaplıyordu ve daha büyük boyutlu yıldızlar belirsizce parlıyordu.Una brillante luna creciente navegaba a través de un cielo sin nubes y lleno de estrellas.
Başka parlak fikirleriniz var mı?Avete altre idee brillanti?
Parlak ışık gözleri bozar.La luce viva ferisce gli occhi.
Gökyüzündeki dördüncü en parlak radyo kaynağıdır (1400 MHz) seviyesinde.È la quarta sorgente radio più luminosa del cielo visibile a 1400 MHz.
Dörtlünün toplam görünen büyüklüğü neredeyse 13 kadir ve grubun en parlak üyesinin büyüklüğü 14 kadirdir.La magnitudine visuale totale del gruppo è di 13 e l'elemento più luminoso ha una magnitudine di 14.
Oldukça parlak yıldızlardan oluşmuştur.È composta da stelle piuttosto deboli.
Maurice'nin kariyeri parlaktı.I genitori di Carlo erano furiosi.
Ay üç gündür aynı parlaklıktaydı.La luna aveva avuto lo stesso livello di luce per tre giorni.
Ay gibi parlak demektir.Chiaro di luna.
Sistemin en parlak kısmı sıkılaşmış nesnenin etrafındaki yığılma diskidir.La parte più luminosa del sistema è il disco di accrescimento intorno all'oggetto compatto.
En parlak gökada, eliptik gökada olan NGC 4696'dır (~11m).Il membro più luminoso è la galassia ellittica NGC 4696 (~11m).
Parlak bir zırh bütün vücudunu kaplamıştı.Un'oscura membrana copriva l'intero sistema.
Kümenin parlak merkezi çekirdeği yaklaşık 7 parsek (22.8 ışık yılı) bir çapa sahiptir.Il nucleo centrale luminoso dell'ammasso ha infine un diametro di circa 7 parsec (22,8 anni luce).
Jüpiter her iki kutbunda da parlak ve sürekli bir gün ağarmasına sahiptir.Giove mostra delle brillanti e persistenti aurore su entrambi i poli.
2012'de The Guardian, "Wow"ı Lionheart albümünün "tartışmasız parlak noktası" olarak gösterdi.Nel 2012 il Guardian ha definito "Wow" il momento culminante dell'album Lionheart.
En parlak olduğu dolunay evresinde Ay'ın görünür kadir derecesi yaklaşık −12,6'dır.Durante le lune piene più brillanti, la Luna raggiunge una magnitudine apparente di circa -12,7.
Ey parlak yıldız, seherin oğlu, Göklerden nasıl da düştün!"Come mai sei caduto dal cielo, astro del mattino, figlio dell'aurora?
Kafası siyah, küçük parlak noktalarla kaplıdır.La testa è coperta di punti scuri più piccoli.
Parlak bir öğrenciydi.Fu uno studente brillante.
1993-94 ve 1994-95 sezonları Olajuwan'ın en parlak sezonlarıdır.La stagione 1993-1994 si può considerare la più felice per il Pontedera.
Nikah töreni pek parlak oldu.La cerimonia nuziale è stata molto lussuosa.
Bu yıldız kümesi yaklaşık 500.000 yıldızdan oluşan ve gökyüzünün en parlak nesnelerinden birisidir.Questo ammasso è uno dei più grandi e luminosi, ed è formato da circa 500.000 stelle.
Bu parlak başlanıça rağmen sezonun ilk yarısının sonunda Beşiktaş, lig 6.sı oldu.Dopo questa brillante vittoria tuttavia la 6.
Karanlık madde görülemez çünkü parlak değildir ve ışığı yansıtmaz.La materia oscura non può essere visualizzata in quanto non emette né riflette luce.
Dişileri parlak siyahtır.Le vibrisse sono nero brillante.
Parlak yeşilin yanı sıra sarı, turuncu veya siyah renkler de mevcuttur.Ci sono stati resoconti anche di piogge gialle, verdi e nere.
Alparslan Parlakçı (2003).Protagonisti e percorsi (2003).
En parlak yılları Williams yıllarıdır.Il 1994 sarà l'anno più tribolato per la Williams.
Sonuç olarak, parlaklık hep aynıdır.Alla base il prodotto è sempre lo stesso.
Bacaklar, 3.5 cm olup oldukça kısadır ve parlak portakal rengidir.Le zampe sono piuttosto corte (3,5 centimetri) e di colore arancione.
Atbaşı Bulutsusu'nun altında yer alan parlak noktalar, henüz oluşum aşamasındaki genç yıldızlardır.Le macchie brillanti alla base della nebulosa sono giovani stelle in formazione.
Değişen Yıldız, parlaklıkları zaman içinde değişen yıldızlardır.Una stella variabile è una stella la cui luminosità apparente cambia nel tempo.
Dört yıldızın en parlak olanı 5,13 kadir büyüklüğüyle C bileşeni yani Teta1 Orionis C'dir.La più brillante della quattro è la C, o θ1 Orionis C, con magnitudine apparente 5,13.
Prosoma koyu kahverengi (erkekleri hemen hemem siyahtır) olup kenarlarına doğru parlak pürüzsüz ve tüysüzdür.Il fusti è sottile, scuro, con spine (purpuree) generalmente punteggiate di nero e spesse.
Yaprakları parlak koyu yeşildir.La colorazione è verde scuro lucido.
Gündüzler o gökyüzünden daha parlak, geceleri ise bulutlardan daha soluk olurdu.La notte il vento aumenta e il cielo si ricopre di nubi.
En parlak yıldızı α Vulpeculae'nin parlaklığı 4.44 kadirdir.La stella più luminosa è la 4 Vulpeculae, di magnitudine 5,14.
Çocukların giysilerine düşürülen parlak beyaz ışık sayesinde motife canlılık katılmıştır.A causa di un abbigliamento obbligatorio i ragazzi protestano.
Her iki ölçekte de en parlak yıldızlar eksi kadir sınıfında yer alır.Sorprendentemente, la stella più massiva delle due sembra essere anche la meno luminosa.
Bundan sonra ise parlaklık hızla azalmaya başlar.Da allora, lo scioglimento ha cominciato a rallentare.
Cıva buharlı lambalar, beyaz parlak bir ışık verir.Le lampade ad alta pressione producono una luce bluastra e bianca molto brillante.
Kaşkay kadınları kat kat renkli etekler (üç etek) parlak tunikler ve eşarplar giyerler.Si indossano ghirlande fatte di fiori (per le donne) o foglie di quercia (per gli uomini).
Gözlerin etrafında deri ve elmacık kemiğindeki (malar) çizgi, parlak kırmızı-renklidir.Le spalle (mantello) e la nuca sono fulve, mentre la faccia è brizzolata.
Parlaklık artışları bazen 6 kadirin üzerinde olabilmektedir.Le covate più numerose possono talvolta comprendere fino a 6 uova.
Bulutsu, merkezindeki parlak mavi yıldız HD 206267 tarafından iyonize edilir.Sotto, un prospetto del sistema di HD 20367.
Burak son derece parlak bir kariyer yarattı kendine.Qui fece una rapida e brillante carriera.
Delta Orionis Aa, tüm gökyüzünün en parlak örten ikili yıldızıdır.Delta Orionis Aa, a sua volta, è una binaria a eclisse, una delle più brillanti dell'intera volta celeste.
Göz bebeği ortamda bulunan toplam ışık miktarına göre genişler, ortamda bulunan en parlak nesneye göre değil.Le specie di questa famiglia non contengono lattice, ma linfa chiara.
Genç bekar kızlar parlak renkli Çin giysileri ile giyinirler.Essendo abbastanza piccole, vengono portate a coppia nei tradizionali vestiti cinesi.
Camsı parlaklıkta, sertliği 7.5-8, yoğunluğu 2.66-2.92'dir.Ha sfaldatura basale imperfetta, durezza 7,5-8; peso specifico 2,63-2,92.
Güneş parlak.Солнце яркое.
Titan ile karşılaştırıldığında Titan II ekran biraz daha parlak görünüyor.По сравнению с Titan, экран Titan II кажется немного ярче.