Güneş en parlak yıldızdır.El Sol es la estrella más brillante.
Kan parlak kırmızıydı.La sangre era de un rojo brillante.
Parlak bir geleceğin var.Tienes un futuro brillante.
Her gece Annabel Lee'yi hayal eder ve gözlerinin parlaklığını yıldızlarda görür.Cada noche, sueña con Annabel Lee y ve el brillo de sus ojos en las estrellas.
Ancak, optik sistemle ilişkisi yüksek yüzey parlaklığıyla sonuçlanmayabilir.Sin embargo, la relación con el sistema óptico puede no dar como resultado un brillo superficial alto.
M47 karanlık bir gecede çıplak gözle seçilebilir ve en parlak yıldızları 6. kadirdendir.M47 puede ser visto a simple vista en la noche, y sus estrellas más brillantes son de magnitud 6.
Tipik parlaklık dalgalanmaları 0,1 büyüklüğü aşmamaktadır.Las fluctuaciones de brillo típicas no exceden las 0,1 magnitudes.
Canopus, Sirius’tan daha fazla parlak olmasına rağmen, Sirius daha parlak olarak görünür.Sin embargo, aunque Canopus es mucho más luminoso que Sirius, este aparece más brillante que Canopus.
Bilinen en parlak kuasarlar her yıl 1000 güneş kütlesine eşit madde yutar.Los cuásares más brillantes conocidos deberían devorar 1000 masas solares de materia cada año.
Ay'ın en belirgin yönü parlak ve karanlık bölgeleri arasındaki kontrast farkıdır.El aspecto más distintivo de la Luna es el contraste de zonas claras y oscuras.
Örneğin Frank Gehry'nin Venedik Plaj Evi'nde çevredeki evlerin renkleri de parlak bir tonu vardır.En la obra de Frank Gehry, Venice Beach House, las casas vecinas tienen un similar color mate brillante.
Genç bekar kızlar parlak renkli Çin giysileri ile giyinirler.Las jóvenes solteras acostumbran a vestir con trajes chinos de vivos colores.
Yüksek yüzey parlaklığına (gezegen nebulaları gibi) sahip küçük nesneler için, yüksek bir büyütme kullanın.Ve, porque eres la poeta más grande entre las que tienen pechos".
En parlak gökada, eliptik gökada olan NGC 4696'dır (~11m).La galaxia más brillante miembro es la galaxia elíptica NGC 4696 (~ 11 m).
M58, Başak Kümesi'nin en parlak galaksilerinden birisidir.M58 es una de las galaxias más brillantes del Cúmulo de Virgo.
Gökyüzünden görünen en parlak kuasar, Virgo takım yıldızındaki 3C 273’tür.El cuásar que muestra mayor brillo en el cielo es 3C 273 de la constelación de Virgo.
Oyun parlak ve esprili karikatür tarzı animasyonlara ve çeşitli tuhaf silahlara sahiptir.El juego cuenta con animación brillante y humorística de dibujos animados y un variado arsenal de armas.
Hemen hemen tüm figürler parlak renklidir ve zengindir detaylara sahiptir.Prácticamente todas las figuras son de colores brillantes y ricas en detalles.
Fakat NGC 6543'te moleküler hidrojen emisyonu, dış halenin iç kenarında parlak olarak görünür.En el caso de NGC 6543 la emisión de hidrógeno es más intensa en el límite interior del halo exterior.
Dağınık ışık açık gökyüzü parlaklığı ve rengi üretir.La luz dispersa produce el brillo y el color del cielo despejado.
Büyük parlak bulutsunun küçük bir özelliği de Eta Carinae'nin çevresindedir.Dentro de esta gran nebulosa se encuentra una característica menor, rodeando a la propia Eta Carinae.
Gökkuşağını oluşturan damlacıklar ne kadar büyükse gökkuşağı o kadar parlak olur.Mientras más grandes sean las gotas que forman el arco iris, más brillante será este.
İlk sonuçlar pek parlak değildi.Sus inicios no fueron brillantes.
M96, M96 Grubu'nun en parlak gökadasıdır.Ambas forman parte del grupo de galaxias M96, siendo M96 la más brillante del mismo.
Görünür parlaklığı 11,33 kadir olan yıldız, bu nedenle çıplak gözle görülemez.Tiene magnitud aparente +11,40, por lo que no es visible a simple vista.
Küçük bir çocukken babasının ünü sayesinde tiyatronun birçok parlak yıldızıyla tanıştı.De pequeña, conoció a muchos actores de teatro destacados, gracias a la celebridad de su padre.
En parlak dönemini ise 2. yüzyılda yaşamıştır.Vivió un momento de esplendor durante el siglo II.
Eleonora'nın ölümünün ardında ise, Rengârenk Otlar Vadisi sıcaklığını ve parlaklığını yitirir.Tras la muerte de Eleonora, el Valle de la Hierba Irisada empieza a perder su lustre y calidez.
Dört yıldızın en parlak olanı 5,13 kadir büyüklüğüyle C bileşeni yani Teta1 Orionis C'dir.La estrella más brillante de las cuatro es C (Theta1 Orionis C), con una magnitud aparente de 5,13.
Fizik bilimi teleskobun minimum teorik büyütmede yüzey parlaklığının %100 olduğunu zorla kabul ettirir.La física dicta que con la mínima ampliación teórica del telescopio, el brillo de la superficie es del 100%.
Çiçekleri âdetâ gökteki yıldızların parlaklığını aksettiriyor.Entonces, aparecerán unas estrellas en el cielo.
Fakat pamuğa mükemmel uyan parlak ve kalıcı bir kırmızı elde edilmesini sağlamaktadır.Esto da como resultado una laca roja semioscura, transparente, con buena permanencia.
Genel olarak daha sıcak olan yıldızlar daha parlaktır.Las estrellas más frías son más rojizas y las estrellas más calientes son azuladas.
Genç kuşlar erişkinlere benzer ancak tüyleri parlak siyahtır ve gözleri koyu renklidir.Tiene la cara pálida los ojos oscuros y el pelo negro como el azabache.
Ay'ın dördün evrelerinde parlaklığı dolunay evresindeki parlaklığının yarısı değil ancak onda biridir.De este modo, el brillo de la media luna no es la mitad de la luna llena, sino solo una décima parte de esto.
Saten, parlak ve kaygan bir kumaş türü.Satén: tejido liso y brillante.
Bu liste Masa Takım Yıldızındaki dikkate değer yıldızlar listesi olup, azalan parlaklığa göre sıralanmıştır.En la siguiente tabla se recogen algunas estrellas ordenadas según su luminosidad.
Ay gibi parlak demektir.La luna luce muy brillantemente.
"Çiğiller umumiyetle parlak yüzlü insanlardır.«Ángeles con caras limpias.
Saçlarının rengi parlak kuzguni siyah idi.Tenía cabello negro brillante.
Parlak bir zırh bütün vücudunu kaplamıştı.Sentí que un escalofrío me corría por todo el cuerpo.
Ancak genel olarak çok parlak bir sezon geçirmedi.En el plano colectivo no fueron temporadas demasiado brillantes.
Gayet parlak bir öğrenciydi, ancak yaramazlıkları sebebiyle okul hayatında sıkıntı yaşadı.Ella es una chica muy versátil excepto por su bajo rendimiento en la escuela.
Bu sırada, yıldızın parlaklığı bir miktar artar; ardından da normalin altına iner.En muchas ocasiones el brillo de la estrella decae durante un corto período y luego vuelve a la normalidad.
Alparslan Parlakçı (2003).Correcaminos (2003).
Dişileri parlak siyahtır.Sus dientes son de color negro brillante.
Bu ilk denemeler sonucunda elde edilen şampuan saça parlaklık ve güzel koku vermiştir.Otro de sus contactos también comenzó con aquel olor a perfume barato y dulzón.
Ülker, parlaklığı sayesinde, şehirden bile gözlenebilir.Debido a su tamaño, se puede apreciar desde la ciudad.
En parlak üye, Cygnus takımyıldızındaki üçüncü en parlak üye, aslında kendisine yakın bir ikilidir.El miembro más brillante, es el tercer miembro más brillante de la constelación de Cygnus.
Soluk merkezî yıldız değişkendir ve parlaklığı 12 ile 16 kadir arasında değişmektedir.La estrella central es una estrella variable cuyo brillo oscila entre magnitud 12 y 16.
Grup, adını en parlak üyesi olan (M101) Fırıldak Gökadası'ndan almıştır.El grupo lleva el nombre de la galaxia más brillante en el grupo, la Galaxia del Molinete (M101).
Güneyhaçı'nın beş parlak yıldızı vardır.La Cruz tendrá 5 estrellas doradas.
Anakol üzerinde daha mavi ve parlak yıldızların olduğu tarafa doğru devam ettiği görülüyor.Allí empezó su estudio sobre estrellas extremadamente rojas y extremadamente azules.
Bir yıldızın parlaklığı yarıçapı ve yüzey sıcaklığı ile belirlenir.La luminosidad de una estrella está determinada por su radio y temperatura superficial.
Parlak ışığa ihtiyacın vardı.La luz necesaria.
Profesör Keenbean, parlak bir mucit.La Agente Brains es increíble.
Sistemin birincil bileşeni, tayf sınıfı K0III olan bir turuncu devdir ve görünen parlaklığı +4,87 kadirdir.La componente principal del sistema es una binaria cercana de magnitud aparente +4,80.
Ayrıca bu tür sistemlerde zaman zaman parlaklığında bir azalma görülür ve bu durumları aylarca sürer.Solo las escuadras de infantería pueden capturar estos puntos y requieren de cierto tiempo para hacerlo.
Sonuç ışığın oldukça parlak patlamasıdır ve bu nova olarak bilinir.Ello aumenta drásticamente el brillo de la estrella, fenómeno que se conoce como nova.
Cıva buharlı lambalar, beyaz parlak bir ışık verir.Las lámparas de media presión producen una luz blanca azulada muy brillante.