parasız ile cümle

parasız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Zaten ömrümce parasız yatılı okudum.Λειτούργησε ακατάπαυστα επί μία χιλιετία.
1929'da tiyatrosu parasızlık yüzünden kapanır.Το 1959 οι ταφές στον χώρο σταματούν λόγω έλλειψης χώρου.
Bu boş kırsal arazi her gün halka parasız olarak açıktır.Haven er åben for offentligheden dagligt uden beregning.
"İngiltere'nin müstakbel başbakanının Türk dedesinden parasızlık mektubu"."The lobby behind Turkey's prime minister".
Mevduat Hesap defteri parasız ödeme işlemlerinin temelini oluşturmaktadır.Sedlen danner grundlag for udbetaling af lønnen.
Mevduat Hesap defteri parasız ödeme işlemlerinin temelini oluşturmaktadır.Den danner kun grunnlag for beregningen av utbetalt pensjon.
Ve her ikisi de parasızdır.Keduanya sama-sama emas.
"Ben, evden kaçmak için, gizlice parasız yatılı sınavına girdim.“Saya sering tanda tangan surat pernyataan dispensasi uang kuliah.
Parasızdır ve neredeyse her zaman küçümsenir.Nó có ít giá trị kinh tế và thường bị vất đi.
Zaten ömrümce parasız yatılı okudum.Nó đã từ lâu bị thâm hụt tài chính.
Yalnız, parasız ve çocukluğundan kalma sağlık sorunları da dahil pek çok sorunla uğraşmak zorunda kalır.Khi còn trẻ cô phải chịu đựng rất nhiều vấn đề về sức khỏe bao gồm hen suyễn mãn tính.
Şaban da parasız kalır.Lý Hùng cũng không phung phí tiền bạc.
Ve her ikisi de parasızdır.どちらも有料である。
Parasızlık nedeniyle sık sık tren altında seyahat etti ve uyudu.二日酔いで電車に乗ることもあり、よく寝過ごしてしまうことが多い。
"Ben, evden kaçmak için, gizlice parasız yatılı sınavına girdim.いじめにより高校を不登校となり自宅学習をしていた。
Örnek 2: O beş parasızın teki!他2話 VOL.5 大混戦!
Parasız ve unutulmuş bir şekilde birkaç ay sonra ölür.女性は意識不明のまま、約2ヶ月後に死亡。
Bir süreliğine işi bırakan Tina, parasızlık nedeniyle yeniden işe dönmek zorunda kalır.数日して戻ってきた歌ちゃんは、腹から出血しながら事も無げに札束を持ち帰ってくる。
Cimarosa o şehirde bulunan manastırların birine bağlı olan bir parasız okulda eğitime başladı.紋四郎は、 戸代部落で私塾を開いていた僧のもとで勉強した。
"Ben, evden kaçmak için, gizlice parasız yatılı sınavına girdim.曾因沒有錢交學費,上課途中被逼趕出學校。
Parasızdır ve neredeyse her zaman küçümsenir.存在感相當薄弱,經常遭到忽視。
Annesi parasızlıktan ölmüştür.她的母亲死于难产。
"Ben, evden kaçmak için, gizlice parasız yatılı sınavına girdim.집안 형편으로 대학에 진학하지 않고 순경 공채 시험에 응시하였다.
Afganistan Anayasası 43. maddesine göre, devlet okulları parasızdır ve ilköğretim zorunludur.대한민국 헌법 제31조는 교육권과 무상 의무교육 등을 규정한 대한민국 헌법의 조항이다.
Onu parasız alabilirsiniz.무료로 받을 수도 있어.
12-16 yaş arasında erkek çocukların öğrenim gördüğü orta dereceli parasız yatılı bir okul idi.לכן מגיל 13 עד 16 למד בפנימיה לבעלי צרכים מיוחדים.
Parasız kaldı.הוא נשאר בלי כסף.
Parasız kaldı.היא נשארה בלי פרוטה.
Moralleri bozulan ve parasız kalan Normanlar kıyıya dönüp, İtalya'ya yelken açtılar.Деморализираната и неплатена норманска армия се завръща на брега и отплава обратно към Италия.
Eğitim; 12 yaşına kadar parasız ve zorunludur.То е безплатно и задължително до 16-годишна възраст.
"Ben, evden kaçmak için, gizlice parasız yatılı sınavına girdim.След неуспешен гимназиален изпит бяга от дома.
Parasızlık nedeniyle sık sık tren altında seyahat etti ve uyudu.Поради бедността си, той често е трябвало да пътуват по влаковете и да спи в лагери на скитници.
1929'da tiyatrosu parasızlık yüzünden kapanır.В 1909 година затваря обсерваторията поради финансови проблеми.
Parasız kaldı.Остана без пари.
Nin, 1940'larda parasızlıktan sayfası bir dolardan olmak üzere Venüs Aşıkları'nı kaleme almıştı.1940-ih je napisala priče iz "Delte Venere" za dolar po stranici.
Eğitim; 12 yaşına kadar parasız ve zorunludur.Obrazovanje je besplatno i obvezno za svu djecu do 16 godina.
Zaten ömrümce parasız yatılı okudum.Desetljećima je ispumpavala je novac iz države.
1929'da tiyatrosu parasızlık yüzünden kapanır.V roku 1929 divadlo zaniklo kvôli hospodárskym ťažkostiam.
Moralleri bozulan ve parasız kalan Normanlar kıyıya dönüp, İtalya'ya yelken açtılar.Demoralizirana in neplačana normanska vojska se je vrnila na obalo in odplula v Italijo.
Annesi parasızlıktan ölmüştür.Umrl je kot brezdomni revež.
Müzeye giriş parasız olup yıllık olarak ziyaretçi yaklaşık 300.000'ı aşmaktadır.Įėjimas į šį muziejų yra nemokamas ir jis sulaukia apie vieno milijono lankytojų kasmet.
Parasızdır ve neredeyse her zaman küçümsenir.Alamjooksul hargneb ja kaob tavaliselt kõrbeliiva.
Oğlu duruşmaya götürüldükten sonra uzun süre haber alamayınca parasız kalır ve açlıktan ölür.Kui ta seda kaua aega ei leia, siis ta sureb nälga.
İlk ve orta derecede öğrenim büyük ölçüde parasızdır ancak ülkede özel okullar da bulunmaktadır.Põhi- ja keskharidus riiklikes koolides on kõigile tasuta, kuid leidub ka tasulisi erakoole.
Ailemin yanında oturuyordum, beş parasızdım bu yüzden kızı alacak gücüm yoktu.Bettelarm, im Hause meiner Eltern lebend, konnte ich mir das nicht leisten.
Ailemin yanında oturuyordum, beş parasızdım bu yüzden kızı alacak gücüm yoktu.Eram săracă, trăiam cu părinţii mei, nu mi-am permis să o fac.
Ailemin yanında oturuyordum, beş parasızdım bu yüzden kızı alacak gücüm yoktu.Extremt fattig, boende hjemme hos mine forældre, havde jeg ikke råd til det.
Ailemin yanında oturuyordum, beş parasızdım bu yüzden kızı alacak gücüm yoktu. Gözüm yaşlı, "Hayır" dedim.Nghèo khổ, sống cùng một nhà với cha mẹ, tôi không đủ khả năng để nhận cô bé. tôi khóc và nói, "Không."
Ailemin yanında oturuyordum, beş parasızdım bu yüzden kızı alacak gücüm yoktu.Ik was straatarm en woonde bij mijn ouders. Ik kon dat niet bekostigen.
Ailemin yanında oturuyordum, beş parasızdım bu yüzden kızı alacak gücüm yoktu.Karena miskin dan tinggal bersama orang tua, saya tidak dapat membiayainya.
Ailemin yanında oturuyordum, beş parasızdım bu yüzden kızı alacak gücüm yoktu.그런데 저도 찢어지게 가난하고 제 부모님과 같이 살아서 그렇게 할 수 없었어요.
Ailemin yanında oturuyordum, beş parasızdım bu yüzden kızı alacak gücüm yoktu.Muito pobre, a viver em casa dos meus pais, não podia fazer nada.
Ailemin yanında oturuyordum, beş parasızdım bu yüzden kızı alacak gücüm yoktu.Poverissima, vivevo a casa con i miei genitori, non potevo permettermelo.
Ailemin yanında oturuyordum, beş parasızdım bu yüzden kızı alacak gücüm yoktu.Sama żyłam w biedzie, mieszkałam z rodzicami. Nie było mnie na to stać.
Ailemin yanında oturuyordum, beş parasızdım bu yüzden kızı alacak gücüm yoktu.Teljesen szegényen, miközben a szüleimmel éltem, nem engedhettem meg magamnak.
Ailemin yanında oturuyordum, beş parasızdım bu yüzden kızı alacak gücüm yoktu.Très pauvre, partageant la maison avec mes parents, je n'en avais pas les moyens.
Ailemin yanında oturuyordum, beş parasızdım bu yüzden kızı alacak gücüm yoktu.Yo, que era extremadamente pobre, y vivía con mis padres, no tenía el dinero.
Ailemin yanında oturuyordum, beş parasızdım bu yüzden kızı alacak gücüm yoktu.Όντας πάμφτωχη, καθώς ζούσα με τους γονείς μου, αδυνατούσα οικονομικά να το κάνω.
Ailemin yanında oturuyordum, beş parasızdım bu yüzden kızı alacak gücüm yoktu.Будучи на межі бідності, живучи в домі моїх батьків, я не могла собі цього дозволити.
Ailemin yanında oturuyordum, beş parasızdım bu yüzden kızı alacak gücüm yoktu.Окаяно бедна, живеейки в дом заедно с родителите ми, не можех да си позволя това.

İlgili Sayfalar