İtalya'da Romantizm Akımı, ulusal kurtuluş hareketine paralel bir gelişim gösterdi.El anarquismo en Alemania se desarrolló siguiendo un proceso paralelo al desarrollo nacional del país.
Farklı katlarda aynı anda paralel çalışmalar yürütülmüştür.Estudios realizados en distintos puntos geográficos de forma simultánea.
Temel olarak operasyonel arttırma paralelleştirmeye yol açan adımlardır.Implementar medidas para aumentar el paralelismo interno.
Çok çekirdekli işlemciler de paralel hesaplama sistemleri için uygundur.Siendo muy interesante para el cálculo en paralelo.
Hund kuralından dolayı bu elektronlar temel halde paralel spinlere sahip olmalıdır.Según la regla de Hund, los electrones con espines paralelos tendrán menor energía.
Sinema kariyeri neredeyse sinemanın tarihiyle paralel gider.El cine abstracto comenzó a existir casi al tiempo del cine común.
Enlemler paralel doğrular şeklinde izdüşürülür.Líneas claras en forma de paréntesis invertidos.
Şarkı; o sıralardaki AIDS karşıtı hareketlere paralel olarak yazılmıştır.Esta canción fue escrita en oposición al apartheid.
Bunlar temel olarak iki paralel şeride ayrılabilirler: Kıyı yüzeyi ve sahil.Se puede dividir en dos claras zonas: la línea de costa y los valles interiores.
Bu özellikle paralel işlemlerde oldukça yararlıdır.Es especialmente útil en niveles laberínticos.
Yavru sayıları doğum yıllarına paralel artış gösterir.La sínfisis del pubis separa en cierto grado durante el parto .
Yurtdışındaki görüşler de bunlara paraleldir.Las posturas contrarias a esta celebración también existen en el extranjero.
Buna paralel örnekler çoktur.Gli esempi paralleli abbondano.
Los Angeles Times'ın verdiği rakamlar da buna paralel olarak, 1,067 ile 1,201 kişi arasındadır.Uno studio del Los Angeles Times indica il numero di morti collaterali fra i 1.067 e i 1.201.
DF-4 IRBM'nin gelişimi 1967'de tek aşamalı bir şekilde DF-3 ile paralel olarak başladı.Lo sviluppo del DF-4 è cominciato nel 1967 e si è svolto in parallelo con il progetto del DF-3.
Dünyamıza ek olarak, Şeytanlar tarafından doldurulan bir başka paralel olan Hades de var.Oltre al nostro mondo ne esiste un altro parallelo, l'Ade, popolato da diavoli.
Paralel bilgisayarlar, teorik olarak, Paralel Rastgele Erişim Makineleri (PRAM) olarak modellenir.I computer paralleli sono in teoria strutturati come PRAM (Parallel random access machine).
Bunun için dizel-elektrikli paralel hibrid motordan yararlanılır.Motore ibrido parallelo diesel-elettrico.
Paralel hesaplamaCompasso proporzionale
Bunlar temel olarak iki paralel şeride ayrılabilirler: Kıyı yüzeyi ve sahil.Il territorio può essere diviso in due zone: l'entroterra e la fascia costiera.
Bitişik β iplikler antiparalel, paralel veya karışık düzenli hidrojen bağları oluşturabilir.Filamenti β adiacenti possono dunque formare legami idrogeno in modalità antiparallela, parallela o mista.
Böylece tarayıcının barkoda paralel tutulması zorunluluğu ortadan kalkacaktı.L'impressione di un clero parallelo doveva essere infatti evitata.
Pek çok algoritma, paralel donanımın kullanımını daha verimli yapmak için tekrar tasarlanmalıdır.La maggior parte degli algoritmi deve essere riscritta per poter sfruttare l'hardware parallelo.
Ayrıca, Yunan felsefesi de bu dini düşünceyle paralel gelişmiştir.In questo senso la filosofia greca è permeata, fra l'altro, dal problema politico.
Onlarla paralel çalışmalar yürüttük.Sono stati un progetto parallelo dei Journey.
Buna paralel olarak da işçilerin sağlık ve çalışma koşulları üzerine olan şikayet sayısı da arttı.D'una parte le esigenze rispetto alla qualità dell'offerta di servizi sanitari è cresciuta.
Böylelikle işlemci paralel işlemleri ve atlamaları daha kolay gerçekleştirebilmektedir.Ciò permette di eseguire accordi e di suonare i salti più agevolmente.
Bu geometride paralelliklerin benzersizliği artık geçerli değildi.La ragione stessa dell'esistenza dei Poveri Cavalieri aveva cessato di esistere.
Bu sonuç, mantıksal neden ile gerçek nedenin özdeş sayılmasına paraleldir.La stessa conclusione si evince immediatamente dalla tabella di verità della implicazione logica.
Paralel ya da çapraz kurgu, aynı anda gerçekleşmekte olan iki olayı anlatır.La simultaneità è l'attributo di due o più eventi che si verificano nel medesimo istante.
Bu enlem (paralel) hiçbir toprak parçasından geçmez.Ciò vuol dire che esso non decade in altre particelle.
Borular daha sonra paralel dizilere monte edildi.All'epoca, i canditi venivano assimilati alle spezie.
Gruplar tipik olarak kıyıya paralel bir hat boyunca hareket ederler.Una caratteristica tipica del gruppo è muoversi in una linea parallela alla costa.
Ancak, Birleşmiş Milletler ordularının karşı saldırısı sonucunda cephe 38. paralel boyunca sabitlendi.Попытка прорыва войск ООН к 38-й параллели была отражена.
Operatif tedavi yöntemi ile paralel kalbin kateter tedavisi de geliştirildi.Параллельно оперативному методу лечения развивались катетерные методы лечения сердца.
Yurtdışındaki görüşler de bunlara paraleldir.Это же мнение разделяли и за рубежом.
Paralel iki doğru düzlem belirtir.Пусть заданы две параллельные прямые.
İnsan toplulukları ile olan bu paralellikler, birçok bilimsel araştırmaya konu olmuştur.Такие параллели с человеческим обществом давно являются предметом исследований учёных.
0 derece paraleli Ekvator'dur.Стандартный двухполосный параметрический эквалайзер.
İkinci sezonunun çoğu bölümünün konusu paralel evren ile ilgilidir.В премьерном сезоне сериала открывается много деталей о параллельной вселенной.
Ekvator haricindeki enlem paralelleri büyük çember değillerdir.А вот из параллелей только экватор является большим кругом.
Aslına bakılırsa bu ayrım gerçek hayattaki gelişmelerle de paraleldi.Это отчасти совпадало с их ситуацией в реальной жизни.
Onlarla paralel çalışmalar yürüttük.Параллельно выполнял оформительские работы.
Farklı katlarda aynı anda paralel çalışmalar yürütülmüştür.Они работали практически одновременно по параллельным маршрутам.
Paralel RC devresi genellikle seri devreden daha az ilgi görür.Тактовая частота для кэш-памяти обычно ненамного меньше частоты ЦП.
Bu teknolojilerde dizileme süreci paralelleştirilerek binlerce veya milyonlarca dizi aynı anda üretilir.Эта система позволяет манипулировать 10 000 клетками или частицами одновременно.
Aynı enlem açılarını birleştiren paralel çizgilere Enlem çizgileri ya da paralel denir.Линии, соединяющие точки одной широты, именуются параллелями.
E, J ile paralellik gösterip hikâyeleri yineler.Ди Джей отказывается и рассказывает обо всём дяде и тёте.
Gövdelerinde birbirine paralel iki çizgi bulunur.На обеих щеках присутствуют две тёмные линии.
(Meryem Suresi, 19:16-34) Bu bilgiler Luka İncili ile paralellik göstermektedir.13:14 Что такое мерзость запустения? / Ответы на вопросы / Библия Онлайн.
Gazetecilik kariyerine paralel olarak siyasi parkuruna da devam etmiştir.Параллельно продолжает деятельность журналиста на радио.
Buna paralel olarak sözcüklerin telaffuzu ve bazen yazımı değişir.В связи с этим часто изменяются величина и даже форма листьев.
Ancak hayvancılık köy nüfusunun azalmasına paralel azalmış durumdadır.Нехватка продовольствия в то же время парализовала города.
Bütün paralel dairelerinin arasındaki uzaklık birbirine eşit ve 111 km'dir.أما المسافة بين دوائر العرض فهي متساوية تقريبا وتعادل نحو 111 كيلومتر .
Bu daha ekstrem boşluklar Barbara Hepworth'un heykelleriyle paralel olarak gelişti.وتطورت تلك الفجوات الكبيرة بالتوازي مع منحوتات باربرا هيبورث .
Bu aşamada, güvenilirlik mühendisliğinin gelişimi, kalite ile paralel bir yol üzerinde bulunmaktaydı.كان تطوير هندسة الوثوقية هنا على مسار متوازي بجودة.
Uyanık yaşamda, bir yönetsel işlev uzun süreli hafızayı, gerçeklik ile paralel olarak yorumlar (Tarnow, 2003).تفسر الوظيفة التنفيذية للحياة أثناء الإستيقاظ الذاكرة طويلة الأمد بما يتفق مع فحص الواقع (تارنو 2003).
Diyabet oranı, son 50 yılda obeziteyle paralel olarak önemli boyutta artış göstermiştir.ارتفعت مُعدلات مرض السكري بشكل ملحوظ على مدى السنوات الـ 50 الماضية بالتوازي مع السمنة.
Gelen ışık paralel ışınlardan oluşmalıdır, her biri soğurucu ortam içinde aynı mesafe gitmelidir.يجب على الإشعاع الساقط أن يتألف من أشعة متوازية، كل منها تقطع نفس المسافة في الوسط الماص.
Kuzey Paralel Dairesi:….."تقرير/ "وعد الشمال"...