Ana içeriğe geç
Sözlük

paralel ile cümle

paralel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Paralel ATA kabloları tek seferde 16 bit veri yolayabilir.يمكن لهذا الناقل نقل بيانات حتى 32 بت في المرة الواحدة .
İslâmî dînî gruplar arasında paralel yapılanma vardır.الافتقار لوجود تنسيق بين أنشطة الهيئات الإسلامية.
Borular daha sonra paralel dizilere monte edildi.Depois disso, os paraquedas seriam ejetados.
Givens rotasyonu Householder dönüşümlerinden daha kolay paralellenebilir .A rotação de Givens é paralelizada mais facilmente do que as transformações de Householder.
Bir özel değişken ilklendirilmez ve değeri paralel bölge dışında kullanılmaz.Uma variável não é inicializada e o valor não é mantido para o uso fora da região paralela.
Paralelleştirme OpenMP direktifi #pragma omp tarafından yapılır.A parabolização é feita pelo diretivo OpenMP "#pragma".
Yarışma paralel slalom yarışması olarak düzenlenir.A competição é realizada na modalidade slalom paralelo.
Paralel RC devresi genellikle seri devreden daha az ilgi görür.O circuito RC paralelo é geralmente de menor interesse que o circuito série.
Oyun, hikâyeye paralel olarak beş evreden oluşurken, hikâye esasen Hanzo Vakfı'nı içermekteydi..O jogo apresenta uma história de cinco fases paralelas, envolvendo principalmente a Hanso Foundation.
Paralel bilgisayarlar, teorik olarak, Paralel Rastgele Erişim Makineleri (PRAM) olarak modellenir.O computador paralelo na definição pode ser considerado como uma máquina de acesso aleatório paralelo (PRAM).
Yamuk, en az iki kenarı paralel olan dörtgen.Bling! apenas com duas faixas a mais.
Siyasi karikatürlerinde ise, gazeteciliğiyle sanatcılığı paralellik gösterir.De quando a Literatura abraça o Jornalismo, Paralelos.
Bir nesneyi dilimlere kesmek birçok paralel kesiti oluşturur.Cortar um objeto em fatias cria várias seções transversais paralelas.
Bu dağlar birbirine paralel dizilmiştir.Essas montanhas são acompanhadas por uma segunda cadeia paralela.
Sinema kariyeri neredeyse sinemanın tarihiyle paralel gider.O cinema funciona próximo à Praça de Alimentação.
Bu geometride paralelliklerin benzersizliği artık geçerli değildi.No entanto, desde a inclusão das características biométricas, isso não é mais permitido.
DNA ipliklerinin bu düzenine anti-paralel denir.O formato das cadeia do ADN é designado antiparalelo.
Toplam olasılık yasası ile paralel bir önermedir.Direito Penal Esquematizado Parte Geral.
SATA'nın paralel ATA'dan en belirgin farkı güç ve veri kablolarıdır.Os conectores e cabos são as partes mais visíveis da diferença entre SATA e o drives Parallel ATA.
Romanda, bu paralel evrenlerde herhangi bir değişimin yapılabilip yapılamayacağı anlaşılmamaktadır.A razão de Parmênides deixava claro que nada pode mudar.
Kıbrıs Türk edebiyatı, Türkiye'ye paralel bir gelişim göstermiştir.Lendas irlandesas fornecem um paralelo interessante.
Yandaki gösterimdeki paralelkenarın kenarları; (AB), (BC), (CD) ve (DA).Usando a notação do diagrama à direita, os lados são denotados (AB), (BC), (CD), (DA).
Bu kural tüm paralel dişli dizileri için geçerlidir.Esta propriedade é comum a todos os ácidos.
İndüklenen akım bobindeki akıma paralel fakat ters yöndedir.Base da concha afundada na região umbilical, porém não perfurada.
Bununla paralel ilerleyen yakıt tüketimi de epey yüksektir.Além disso, o consumo de combustível de ambos era muito elevado.
En az bir paralel evreni icatlarıyla tehlikeye sokmuştur.Ele colocou, em um episódio, um universo paralelo em perigo com suas invenções.
Paralel yapraklarda (φ, ψ) dihedral açıları yaklaşık (–120°, 115°)'dir.De dihedrale hoeken (φ, ψ) zijn ongeveer (–120°, 115°) bij parallel liggende strengen.
Metro-2 (Rusça: Метро-2), Moskova metrosuna paralel ve varlığı tartışılan bir gizli yeraltı tünelidir.Metro-2 (Russisch: Метро-2) is een vermeend geheim metronet in Moskou.
Bu yüzden paralel sistemlerde dikkatli programlama yapılması gerekir.Je moet dan noodgedwongen van parallel programmeren gebruikmaken.
Diğer kavramlar bağlantının donanımı ile burada kendi paralel taşıma sistemleri yanı sıra gelir.Andere noties van verbinding zijn uitgerust met hun eigen parallelle transportsystemen.
Bu tür eğri kaldırma bazen referans çerçevelerinin paralel taşıması olarak düşünülebilir.Dit opheffen van krommen kan soms worden gezien als het parallelle transport van referentiekaders.
Bu duruma paralel olarak gecekondulaşma da hız kazandı.Ook thuis tegen Vitesse werd er gelijkgespeeld.
E, J ile paralellik gösterip hikâyeleri yineler.E lijkt sterk op J en de verhalen in beide overlappen vaak.
Yandaki gösterimdeki paralelkenarın kenarları; (AB), (BC), (CD) ve (DA).Met behulp van de notatie in het diagram aan de rechterkant zijn de zijden (AB), (BC), (CD), (DA).
Konik sentil paralelin aksine konik biçimlidir.De bladvoet is in tegenstelling tot de iepen symmetrisch van vorm.
O, aynı zamanda Öklit’in paralel postülatı konusunda etkili çalışmaları yazdı.Hij schreef ook een werk over het parallellenpostulaat van Euclides.
Bölge Ekvator'un güneyinde 46 ° ve 60 ° güney paralelleri arasında bulunur.Ze liggen binnen de gordel van de subantarctische eilanden tussen de 46° en 60° zuiderbreedte.
38. paralel Güney Kore ile Kuzey Kore arasında sınır kabul edildi.Korea werd langs de 38e breedtegraad opgesplitst in Noord- en Zuid-Korea.
Askerî öyküler tarihsel çatışmalarla paralellik gösterir.Er zijn muurschilderijen van historische veldslagen te zien.
Rönesans'a paralel olarak Hümanizm düşüncesi de İtalya'dan tüm Avrupa'ya ihraç edildi.De retorische reputatie van Symmachus moet in heel Italia bekend zijn geweest.
Ancak kabaca paralel olan uzun aksisleri ile uzun mesafeli bir düzen oluşturmak için kendilerini ayarlarlar.Het is een eenlinggolf, die over lange afstand zijn vorm behoudt.
Örneğin D majör ve D minör gamları paralel iki gamdır.Zo zijn C majeur en c mineur gelijknamige toonaarden.
Her bir drumlin uzun ekseni buzul ilerleme yönüyle paralellik gösterir.Op de lange termijn zal een exponentiële groei elke vorm van lineaire groei overschrijden.
Bulgaristan ile Türkiye birçok konuda birbirine paralel politikalar izlemektedirler denilebilir.Relaties Joegoslavië-Bulgarije Men heeft verschillende kijken op dit onderwerp.
Bunlar temel olarak iki paralel şeride ayrılabilirler: Kıyı yüzeyi ve sahil.Het park wordt onderverdeeld in twee delen, het landoppervlak en een wateroppervlak.
A(w,v) = −A(v,w), v ve w paralel kenarın rolleri değişimci bağlamında yönünü tersine çevirir.A(w, v) = −A(v, w), ponieważ zmiana kolejności wektorów ma zmieniać znak.
Varsayılan olarak her bir iş parçacığı kodun paralelleştirilmiş bölümünü birbirinden bağımsız şekilde yürütür.Domyślnie wszystkie wątki przetwarzają zrównolegloną część kodu niezależnie od siebie.
A(v,v) = 0, v ile belirlenen dejenere paralelkenarın bölgesi bağlamında (yani, bir doğru parçası) sıfırdır.A(v, v) = 0, ponieważ powierzchnia zdegenerowanego równoległoboku jest równa 0.
Diyabet oranı, son 50 yılda obeziteyle paralel olarak önemli boyutta artış göstermiştir.Zachorowalność na cukrzycę znacznie wzrosła w ciągu ostatnich 50 lat, równolegle do wzrostu otyłości.
Ayrıca akademik değişim programları da bu anlayışla paraleldir.Koordynator międzyszkolnego programu Inni to także my.
Paralel hesaplamaZłożoność obliczeniowa
Bu dağlar birbirine paralel dizilmiştir.Góry te są silnie rozczłonkowane.
OFDMA kullanılıyorsa her dilim eşit ve paralel olmalıdır.Na wszystkich odwzorowaniach walcowych zarówno południki jak i równoleżniki są proste i równoległe.
Karayoluna paralel olarak Demiryolu geçmektedir.Równolegle do dróg biegną linie kolejowe.
Shore House karakterini Sherlock Holmes'la paralellikler kurarak yazdı.Sam doktor House jest częściowo wzorowany na postaci Sherlocka Holmesa.
Karşılıklı kenarları birbirine paraleldir.Istnieją one w stosunku do siebie zupełnie równolegle.
Bunlara paralel olarak Maliye ve Ekonomi Bakanlığı'nda çeşitli görevler üstlenmiştir.Pracował na różnych stanowiskach w Ministerstwie Finansów i Ministerstwie Spraw Gospodarczych.
İki tane eş ve paralel tabandan oluşurlar.Składają się z dwóch pierścieni i bębenka.
Onlarla paralel çalışmalar yürüttük.Odbył szkolenie spadochronowe.
Bununla paralel olarak Sol Muhalefet'in aksine ayrı bir parti kurma eğilimleri bulunmamaktaydı.Najwyraźniej w obozie łacińskim istniało stronnictwo przeciwne jakimkolwiek układom.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod