Kalıt kelimeler paralel bir dilden alınan alıntı kelimelerden ayırt edilmelidir.Sie müssen von Lehnwörtern unterschieden werden, welche aus einer parallelen Sprache übernommen wurden.
Bu harekete paralel olarak Gyula Károlyi Arad'da karşı devrim hükûmeti kurdu.Parallel dazu bildete Gyula Károlyi eine Konterrevolutionsregierung in Arad.
Politik düşüncelerine paralel olarak 1926 yılından itibaren epik tiyatro da gelişiyordu.Parallel zur Entwicklung seines politischen Denkens verlief ab 1926 die Bildung seines epischen Theaters.
Gilberto Gil sanat yaşamına paralel olarak politika ile de yakında ilgilendi.Parallel zu seiner künstlerischen Laufbahn ist Gilberto Gil auch bereits seit langer Zeit politisch engagiert.
Filmde iki ayrı hikâye paralel olarak anlatılır ve sonunda birbiriyle kesişir.In dem Film werden sechs unabhängige Geschichten erzählt, die gegen Ende teilweise miteinander verschmelzen.
Yamuk, en az iki kenarı paralel olan dörtgen.Ein Trapez ist ein Viereck mit mindestens zwei parallelen Seiten.
Bunlara rağmen paralel programlama desteğini de artırmaktadır.Damit sollen insbesondere die Möglichkeiten der parallelen Programmierung ausgebaut werden.
Örneğin D majör ve D minör gamları paralel iki gamdır.So sind z. B. C-Dur und a-Moll Paralleltonarten.
Buna paralel Türkiye genç millî takımlarına düzenli olarak davet edilmeye başladı.Parallel fing er auch an regelmäßig für die türkischen Jugendmannschaften zu spielen.
Enlem(paraleller)lerin uzunlukları gittikçe kısalır.Die zugehörigen Parameterintervalle werden mit zunehmender Periode immer kürzer.
Oyun, II. Dünya Savaşı'nın yaşanmadığı bir paralel evren'de geçer.Die Serie spielt in einer Alternativweltgeschichte, in der der Kalte Krieg noch nicht zu Ende ist.
Film, Berlin Film Festivali'ne paralel olarak düzenlenen Avrupa Film Pazarı’nda gösterilecek.Please Like Me sollte am Series Mania Television Festival in Paris gezeigt werden.
Buzul 77º 37' güney paraleli ve 162º 59' doğu meridyeni aralığında bulunur.Er befindet sich bei 77° 37' südlicher Breite und 162° 59' östlicher Länge.
FPGA'ler özellikle paralel işlem gerektiren uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır.Besondere Vorsicht erfordern parallel ablaufende Transaktionen.
Rus toplum yapısının zamanla değişmesiyle paralel olarak tablonun popülaritesi de artmıştır.Durch den russischen Einfluss während der Zeit des Sozialismus hat auch der Wodka einige Verbreitung gefunden.
10 Mayıs 1948'de 38. paralelin güneyinde ilk genel seçimler yapıldı.Daher fand die Wahl am 10. Mai 1948 nur im Süden statt.
Çubuklar metal ve birbirine paralel haldedirler.Beide Füße liegen symmetrisch und parallel.
Onlarla paralel çalışmalar yürüttük.Diese werden parallel betrieben.
Paralellerin dereceleri, Ekvatordan kutuplara doğru büyür.Die vertikale Komponente nimmt vom Äquator zu den Polen hin ab.
Çizimler The Simpsons ile birebir paralellik gösterir.Der Film wird in einer Folge bei „Die Simpsons“ parodiert.
Batı dünyasında bu türün karşılığı yoktur ancak salnamelere paralel olarak almanaklar mevcuttur.Für dieses Produkt gibt es keinen Weltmarkt, da Maultaschen überwiegend in Deutschland nachgefragt werden.
Rönesans'a paralel olarak Hümanizm düşüncesi de İtalya'dan tüm Avrupa'ya ihraç edildi.Mussolinis Entscheidung wurde in ganz Italien mit Begeisterung aufgenommen.
Yol güzergahı mevcut olan I-8 karayoluna paralel olarak yapılmıştır.Sie ist mittlerweile teilweise zur Autobahn 8 ausgebaut.
Altın Palmiye'ye paralel verilir.Das palmyrenische Teilreich.
Paraleller birbirlerini hiçbir zaman kesmezler.Ces particules ne peuvent jamais être dissociées les unes des autres.
Bunlara paralel olarak Maliye ve Ekonomi Bakanlığı'nda çeşitli görevler üstlenmiştir.Parallèlement, elle occupe divers postes à responsabilité au ministère de l'Économie et des Finances.
Karşılıklı kenarları paralel ve uzunlukları eşittir.Les côtés opposés sont alors parallèles et de même longueur.
Ancak, Birleşmiş Milletler ordularının karşı saldırısı sonucunda cephe 38. paralel boyunca sabitlendi.Le livre fut cependant rejeté des deux côtés du 38e parallèle.
Yurtdışındaki görüşler de bunlara paraleldir.À l'étranger, les critiques sont plus partagées.
Crysis'e paralel bir zaman sürecinde geçmektedir.Une kermesse se tient toujours en parallèle au pardon.
Bitişik β iplikler antiparalel, paralel veya karışık düzenli hidrojen bağları oluşturabilir.Les brins β adjacents peuvent s'organiser de façon parallèle, antiparallèle ou mixte.
Ancak hayvancılık köy nüfusunun azalmasına paralel azalmış durumdadır.Le cheval espagnol souffre en parallèle d’une baisse de popularité.
Sonic’in paralel evrendeki küçüklüğü ile iş birliği yapması gerekir.Mickey restera dans cet univers parallèle.
Buna paralel Türkiye genç millî takımlarına düzenli olarak davet edilmeye başladı.En parallèle, il est régulièrement convoqué dans les équipes nationales suédoises de jeunes.
Oyun, Fate/stay night görsel roman serisinin paralel bir evreninde geçmektedir.Le jeu se déroule dans un univers parallèle au visual novel Fate/stay night.
Mitingler ve protesto gösterileri, öğrenci hareketleriyle paraleldir.L'épiscopat polonais se joint aux protestations des étudiants.
Bunlara rağmen paralel programlama desteğini de artırmaktadır.Support de la programmation parallèle.
Grand Theft Auto IV ile paralel zamanda geçer ve aynı hikâyeyi konu edinir.Deux rééditions regroupant Grand Theft Auto IV et les deux contenus épisodiques sont publiées.
İş bölünürdü bu yüzden işler paralel olarak yapılırdı.Les affaires se multipliant, il fallut diviser les fonctions.
Bu işlem devam ederken bağımsız olan buyruklar paralel olarak planlanır.Du point de vue de l'utilisateur, ces exécutions semblent se dérouler en parallèle.
Fetihler artıkça hanenin popülerliği de paralel olarak artar.La popularité de Wisdom grandit en parallèle à la tension entre les membres.
Karşılıklı kenarları birbirine paraleldir.Les faces opposées sont parallèles.
Bu durumun paralel evrenlerle ilgili olduğunu söyleyen teoriler vardır.On dira alors de ces traits qu'ils sont paralinguistiques.
Bakır şeride paralel bir manyetik ibre yerleştirildi.On est ramené à un problème de pendule paramétrique.
Ocak 1977'de "Sentaktik Paralelizm" (Dede Korkut destanı dilinde) başlıklı doktora üzerine tezini savundu.En Janvier 1977, il a soutenu sa thèse de doctorat « Le parallélisme syntaxique » à Moscou.
Kendisi Edolas adı verilen paralel bir dünyada "Ekslansları" adı verilen bir türdür.C'est une créature issu d'un monde parallèle appelé le Néant.
Ama bu özellikler Paralel ATA larda pek desteklenmezler.À noter que le support reste partiel sur certains de ces systèmes.
Onun paralelliği yok.No tiene igual.
Paralel RC devresi genellikle seri devreden daha az ilgi görür.El circuito RC en paralelo generalmente es de menor interés que el circuito en serie.
Karşılıklı kenarları paralel ve uzunlukları eşittir.Los lados opuestos son de igual longitud, (congruentes).
Bir özel değişken ilklendirilmez ve değeri paralel bölge dışında kullanılmaz.Una variable privada no es inicializada y tampoco se mantiene fuera de la región paralela.
Bu enlem (paralel) tüm hattı boyunca yalnızca Antarktika'dan geçer.El paralelo pasa a través de la Antártida solamente.
E, J ile paralellik gösterip hikâyeleri yineler.E es paralela a J, a menudo duplicando las descripciones.
Her paralel aralığı bir enlem derecesidir.Cada enlace doble cuenta como un grado de insaturación.
Ordunun teçhizatları ise paralel olarak gelişmiştir.El funcionamiento de los juguetes evolucionó de forma paralela.
Kürenin yalnızca S0, S1, S3, ve S7 paralelleştirilebilir.Las únicas esferas paralelizables son S1, S3 y S7.
Bu sırada ön duvar ve ona paralel dizilen yedi sütun üstüne bir tavan yapılmıştır.Y que si alguien abriera la de alquitrán arderían siete parroquias situadas alrededor.
Bu teknolojilerde dizileme süreci paralelleştirilerek binlerce veya milyonlarca dizi aynı anda üretilir.Esta técnica genera cientos de millones de pequeñas lecturas de secuencia a la vez.
Orta Paralel Dairesi:…….Agencia Central de Ultramar ----.
Bununla birlikte, ilçedeki kentleşme oranı kent nüfusuna paralel olarak yüksek değildir.Sin embargo, la distribución geográfica no es proporcional con el número de habitantes.