NEST birbirine paralel işleyen 3 tamamlayıcı olayı destekler: Macera Projesi: Kurgusal araştırma projeleridir.Erasmus Mundus cuprinde trei acțiuni: Programe comune Parteneriate Proiecte de atractivitate ^
Bu özellikle paralel işlemlerde oldukça yararlıdır.Ez különösen hasznos a párhuzamosítási folyamathoz.
Paralelinde de "Ishii Birimi" ve "Wakamatsu Birimi" olarak ikiye bölündü.A szervezet két részre oszlott, "Isii Egység" és "Vakamacu Egység" néven.
Meridyenler ve paraleller birbirine diktir.A generátorfüggvény és az eloszlás kölcsönösen meghatározza egymást.
Shore House karakterini Sherlock Holmes'la paralellikler kurarak yazdı.House karakterét részben Sherlock Holmes inspirálta.
Bu geometride hiçbir paralel bulunamaz ve bir üçgenin iç açılarının toplamı 180° ‘den büyüktür.Az ő rendszerében nincsenek párhuzamosok és a háromszög belső szögeinek összege nagyobb mint 180°.
Metro-2 (Rusça: Метро-2), Moskova metrosuna paralel ve varlığı tartışılan bir gizli yeraltı tünelidir.A Metro-2 (oroszul: Метро-2) egy feltételezett titkos metróhálózat Moszkvában.
Buna paralel işsizlik oranı da artmaya başladı.Az elöregedés mellett megjelent a munkanélküliség is.
Karayoluna paralel olarak Demiryolu geçmektedir.Az úttal párhuzamosan halad egy vasúti vonal.
Bunlara rağmen paralel programlama desteğini de artırmaktadır.Az új képességek a párhuzamos programozást támogatják.
O, aynı zamanda Öklit’in paralel postülatı konusunda etkili çalışmaları yazdı.Írt egy nagy hatású művet Euklidész párhuzamossági posztulátumáról is.
Gazetecilik kariyerine paralel olarak siyasi parkuruna da devam etmiştir.Az újságírói karrierrel szinte egyszerre indult politikai karrierje.
Bulgaristan ile Türkiye birçok konuda birbirine paralel politikalar izlemektedirler denilebilir.A részletek terén a lengyel és az orosz fél értékelése több ponton eltér.
Yavru sayıları doğum yıllarına paralel artış gösterir.Különböző időpontok merülnek fel születési éveként.
Bir doğruya dışında alınan bir noktadan bir ve yalnız bir paralel çizilebilir.Ez azt mondja ki, hogy egy egyeneshez egy rajta kívül fekvő ponton át több párhuzamos húzható.
Saadettin Camii'nin güney kapısı karşısından Kavaflar Çarşısı'na paralel devam eder.Még Camargue környékéről is a déli Balti-tengert keresik fel.
Küçükbaş hayvan sayısı, büyükbaş hayvan sayısının artmasına paralel olarak azalmıştır.Egyes állatok esetében a hímek kis százaléka végzi a párosodások döntő hányadát.
Öte yandan taşınan silahın ağırlığına paralel olarak Faith'in hızı da yavaşlamaktadır.Aseiden kantaminen hidastaa myös Faithin vauhtia.
Film ile arasında birçok paralellik ve ilişki olmasına rağmen video sanatı film değildir.Videotaiteella ja elokuvalla on yhtymäkohtia, mutta videotaide ei kuitenkaan ole elokuvaa.
Diğer bir deyişle, Deniz Ezgisi biri erkekler biri kadınlar olmak üzere paralel olarak iki kere söylendi.Toisin sanoen laulu merellä esitettiin kahdesti, miehille ja naisille.
İki tane eş ve paralel tabandan oluşurlar.Ne ovat pulleita, kahdesta rinnakkaisesta lokerosta muodostuneita.
Meridyenler ve paraleller birbirine diktir.Universaalit ja partikulaarit edellyttävät toisensa.
Mozart'ın kendine ait tarzı klasik müziğin tamamının gelişimine paraleldir.Mozartin oma kehitys heijastelee klassismin tyylin kehitystä varsin läheisesti.
Bu gelişmelerle paralel olarak veteriner hekim sayısında artışa gidildi.Tilannetta pahensi se, että suuri osa eläinlääkäreistä oli rintamalla.
Platon'un öğretisinde de bu anlayışa paralellik görülür.Myös Platonin voidaan katsoa edustaneen tätä oppia.
Bir üçgenin bütün iç açılarının toplamı 180 dereceden büyüktür ve paralel hiçbir doğru yoktur.Yhtenäinen monikulmio on aidosti konveksi, jos sen jokainen sisäkulma on aidosti pienempi kuin 180 astetta.
Orta Paralel Dairesi:…….Ala-Syvärin voimalaitos (ven.
Pek açık olmayan bir örnek ise Paralellik Belitidir.Jonkin verran kaukaa haettu esimerkki on järjestelmällistyttämättömyydellänsäkään.
Diyabet oranı, son 50 yılda obeziteyle paralel olarak önemli boyutta artış göstermiştir.Τα τελευταία 50 χρόνια αυξήθηκαν σημαντικά τα ποσοστά του διαβήτη, παράλληλα με την παχυσαρκία.
Bu teknolojilerde dizileme süreci paralelleştirilerek binlerce veya milyonlarca dizi aynı anda üretilir.Αυτές οι τεχνολογίες αλληλούχησης επιτρέπουν δυνητικά την παραγωγή εκατομμυρίων ακολουθιών ταυτόχρονα.
Özel görelilikte, paralel jeodezikler paralel kalır.Στην ειδική σχετικότητα, παράλληλες γεωδαισιακές παραμένουν παράλληλες.
Yandaki gösterimdeki paralelkenarın kenarları; (AB), (BC), (CD) ve (DA).Χρησιμοποιώντας το συμβολισμό στο διάγραμμα δεξιά, οι πλευρές είναι οι (AB), (BC), (CD), (DA).
Bu yönden Hazer Bey'in yazgısı pek çok tragedya kahramanının yazgısıyla paraleldir.Ο συγγραφέας έτσι, ευνοεί την ηρωίδα από πολλές απόψεις.
Karşılıklı kenarları birbirine paraleldir.Οι πλευρές είναι περίπου παράλληλες.
Buna paralel Paris Siyasal Bilgiler Enstitüsü'nde doçent olarak görev almıştır.Όμως, ήθελε απεγνωσμένα μια επίσημη θέση στις επιστήμες του Παρισιού.
Paraleller birbirlerini hiçbir zaman kesmezler.Partiklerne må ikke forstyrre hinanden.
Shore House karakterini Sherlock Holmes'la paralellikler kurarak yazdı.House er delvis inspireret af Sherlock Holmes.
Öklid geometrisinde üçüncü bir doğruya dik olan iki açı, birbirine paraleldir.To linjer, som er parallelle med den samme tredje linje, er også parallelle med hinanden.
Politik düşüncelerine paralel olarak 1926 yılından itibaren epik tiyatro da gelişiyordu.Fra 1926 udvikledes også teorien om det såkaldte episke teater.
Bütün paralel dairelerinin arasındaki uzaklık birbirine eşit ve 111 km'dir.Breddekredsene har samme indbyrdes afstand overalt, nemlig 111,12 km.
Bu sonuç, mantıksal neden ile gerçek nedenin özdeş sayılmasına paraleldir.Det udtrykker et forhold, der af logiske grunde ikke kan være sande på samme tid.
Diyabet oranı, son 50 yılda obeziteyle paralel olarak önemli boyutta artış göstermiştir.Diabetes er blevet meget mere udbredt i løbet af de sidste 50 år i takt med overvægt.
Özellikle paralel hesaplamalarda önemli bir problemdir.Det er især populært ved konsekvensberegninger.
Paralel hesaplamaBeregning på gammeldags måde
Film ile arasında birçok paralellik ve ilişki olmasına rağmen video sanatı film değildir.Selv om det finnes opplagte paralleller og relasjoner mellom mediene så er ikke videokunst film.
Paralel iki doğru düzlem belirtir.Grafisk representerer ligningene to parallelle rette linjer.
İsim değişikliğine paralel olarak yeni bir bayrak ve yeni bir ulusal marş kabul edilmiştir.Staten tok både et nytt navn og nytt flagg for å markere overgangen.
İşte bu yönteme paralelkenar yöntemi denir.Dette kalles da parallellprosessering.
Bu geometride paralelliklerin benzersizliği artık geçerli değildi.Man kunne derfor tenke seg geometrier hvor dette ikke lenger behøvdes.
Çoklu iş parçacıkları paralel olarak pek çok bilgisayar sisteminde uygulanabilir.Flere tråder kan i moderne datasystemer kjøres parallelt.
2004: 454 Life Sciences pirodizilemenin paralelleştirilmiş bir versiyonunu pazarladı.2007: 454 Life Sciences presenterer GS FLX versjonen.
Şili Karayolu 11, nehre paralel olarak gider.Riksvei 70 går parallelt med elva.
C. megacarpa ise 26° güney paralelinde, Avustralya'nın güneydoğusundaki Queensland'da yer alır.Sørgrensen for Cycas megacarpa er 26°S i Queensland, Australia.
Bu evrenlere "paralel evrenler" ya da "alternatif evrenler" de denir.De forskjellige universene innen multiverset kalles parallelle universer eller alternative universer.
O backhand paralel vuruşlarıyla tanınır.Han er kjent for sin sterke backhand.
Gruplar tipik olarak kıyıya paralel bir hat boyunca hareket ederler.Virksomheten til begge institusjonene fortsettes uavbrutt under en felles paraply.
Damarlar birbirine paralel, her iki yüzüde çıplaktır.Fasettøynene er nakne og vidt adskilt i pannen hos begge kjønn.
1880'lerde Yafa'ya gelen Aşkenaz göçleri Birinci Aliyah ile paralel olarak arttı.I løpet av 1880-tallet økte antallet innvandrere av askenasiske jøder med begynnelsen av første aliyah.
Onlarla paralel çalışmalar yürüttük.Mereka bekerja secara paralel.
Buna paralel olarak sözcüklerin telaffuzu ve bazen yazımı değişir.Akan tetapi beberapa tradisi mengubah maknanya dan kadang-kadang warna liturginya pula.