Karşılıklı kenarları birbirine paraleldir.Motstående sidor är parallella.
Filmde iki ayrı hikâye paralel olarak anlatılır ve sonunda birbiriyle kesişir.Handlingen består av två parallella berättelser som till slut visar sig ha ett samband.
0 derece paraleli Ekvator'dur.I C är varje algebraisk ekvation lösbar.
Karşılıklı kenarları paralel ve uzunlukları eşittir.Rektangelns motstående sidor är parallella och har samma längd.
Kamerun'da yaşayan etnik grup sayısına paralel olarak çok sayıda yerel dil mevcuttur.I Kamerun bor över 200 olika etniska och språkliga grupper.
Bu kapsamda, mevcut askeri piste (07R-25L) paralel olarak bir adet yeni pist (07L/25R) inşa edilmiştir.Ett nytt trafikledningstorn invigdes 1995 vartefter en ny start-landningsbana (07R-25L) anlades.
Ancak, paralel işlemler (farklı tablolarda) olmasına rağmen, iç içe geçmiş işlemler desteklenmez.Precis som med klocksträckning finns det enheter som inte stöder arbitrering.
38. paralel Güney Kore ile Kuzey Kore arasında sınır kabul edildi.Uppdelningen av Korea i Nordkorea och Sydkorea längs den 38:e breddgraden förblev därför.
Snowboard'ta paralel slalom dalı ilk kez olimpiyatlarda yer almaktadır.Detta var första gången som parallellslalom i snowboard arrangeras på ett olympiskt vinterspel.
Bir başka ifade ile, Ekvator'a (en büyük paralel) ve Greenwich'e (başlangıç meridyenine) göre konumudur.I det fallet är nämlifgen den andra kroppen (så när som på isomorfi) en utvidgningskropp till den första.
Buna paralel olarak Sørvágsvatn bir su havaalanı olarak kullanıldı.Den är fortfarande i drift som ett eget tunnelbanesystem.
Aynı zamanda iki paralel buzulun birbiriyle çarpışmasından da oluşabilir.Det kan också hända att två företag köper in sig i varandra för att förhindra uppköp.
Karayoluna paralel olarak Demiryolu geçmektedir.Spårvagnarna går då delvis på järnväg.
Bu duruma paralel olarak gecekondulaşma da hız kazandı.Men även här segrade hans uthållighet.
Gövdelerinde birbirine paralel iki çizgi bulunur.Dessutom finns två cirkelformiga band på varje sida.
Buzulların genişlediği alanlarda akışa paralel olarak şekillenirler.Det är vanligt att belysningselement i större lokaler är parallellkopplade.
Karayoluna paralel olarak Demiryolu geçmektedir.Паралельно до залізниці проходить автотраса.
Diyabet oranı, son 50 yılda obeziteyle paralel olarak önemli boyutta artış göstermiştir.Рівень захворюваності діабетом значно збільшився за останні 50 років паралельно з надлишковою вагою.
Farklı katlarda aynı anda paralel çalışmalar yürütülmüştür.В інших галактиках приблизно в той же час відбуваються ті ж процеси.
Diğer kavramlar bağlantının donanımı ile burada kendi paralel taşıma sistemleri yanı sıra gelir.Інші поняття зв'язності оснащені власними системами паралельного перенесення.
Hikâye, filmin paralelinde ancak farklı bir karakter kümesi var.Власне, тільки у фільмі є хоч якесь пояснення другої голови.
Altın Palmiye'ye paralel verilir.Номінація на Золоту пальмову гілку.
Orta Paralel Dairesi:…….Парафіяльний центр св.
Onlarla paralel çalışmalar yürüttük.Займалася парашутною підготовкою.
Sonuç olarak deşifreleme işlemi paralelleştirilebilir.Як наслідок, розшифрування можна упаралелити.
90 derece kuzey paraleli Kuzey Kutup noktasıdır.Північний полюс - 90° північної широти.
Bahçe, denize paralel, rıhtım boyunca uzanan süslü bir duvarla çevrilidir.Зовні сад оточено білою стіною, обмежуючи таким чином простір.
Başlangıç paraleli Ekvatordur.Параметричний Еквалайзер.
REvolution Computing tarafından sunulan REvolution R ve paralel işlem yeteneklerine sahip ParallelR.На Ford F-MAX застосована революційна технологія ConnectTruck.
Diyabet oranı, son 50 yılda obeziteyle paralel olarak önemli boyutta artış göstermiştir.Výskyt diabetu v posledních 50 letech značně vzrostl, a to paralelně s výskytem obezity.
MariaDB sürüm numaraları, 5.5'e kadar MySQL ile paralel ilerlemiştir.Čísla verzí MariaDB až do 5.5 následují číslování MySQL.
İş ve sanat arasında kurduğu bu paralellik tüm hayatı boyunca devam etmiştir.Zájem o vztah mezi uměním a psychologií ho pak provázel po celý život.
Duvarlar, dört veya beş adet normal parçayla birleştirilen paralel parçalardan oluşuyordu.Žilnatina je tvořena nejčastěji 4 až 5 páry postranních žilek.
Kapitalizm, orta sınıfın zenginleşmesi sürecine paralel olarak kapital birikimi oluşmaya başladı.Proč tedy kapitalismus přináší prosperitu jen zlomku světové populace?
11 Mayıs 2007'de, Crytek paralel stüdyolarını Kiev, Ukrayna'da açtığını duyurdu.11. května 2007 Crytek ohlásil, že jeho satelitní studio v Kyjevě získává status plnohodnotného studia.
Bu kural tüm paralel dişli dizileri için geçerlidir.Tento systém závitů je platný pro všechny země s palcovým systémem.
Aynı zamanda bir iletkenin yüzeyine de paralel olmaları gerekir.Zároveň však je žádoucí, aby se buňky mohly dělit.
Buna paralel olarak Fransa'da da diyalekt çalışmaları yapılmış ve Fransa Dil Atlası ortaya konmuştur.V angličtině se používá výraz Thanksgiving a ve francouzštině Action de grâce.
Paralel evren hipotezinde zaman yolcusu.Tedy příslušníkům hypotetické paralelní pozemské civilizace.
İki paralel yol hızlandırıcıların gelişmesinde etkili oldu.Také se podílel na vývoji urychlovačů částic.
Mantıksal semboller fonksiyonların sıralı veya paralel yürütülmesini temsil eder.Normální buňky mají schopnost dělit se anebo vykonávat nějakou funkci.
Buna paralel olarak video klip çekimlerinin yanı sıra sinema filmi teklifleri aldı.Ten souhlasil a mezi videokazetami si vybral film Mrazík.
İlk özellik, her eşkenar dörtgenin bir paralelkenar olduğu anlamına gelir.Magický je proto, že jeden vrchol čtyřúhelníku ovlivňuje ostatní.
Binlerce işlemci içeren sistemler güçlü paralel (massively parallel) sistemler olarak bilinir.Sistemele cu mii de asemenea procesoare sunt cunoscute drept massively parallel.
Diyabet oranı, son 50 yılda obeziteyle paralel olarak önemli boyutta artış göstermiştir.Incidența diabetului a crescut considerabil în decursul ultimilor 50 de ani, în paralel cu cea a obezității.
Bununla birlikte, ilçedeki kentleşme oranı kent nüfusuna paralel olarak yüksek değildir.Creșterea veniturilor nu a fost însă uniformă în masa populației.
Öklid geometrisinde üçüncü bir doğruya dik olan iki açı, birbirine paraleldir.Două drepte paralele cu o a treia sunt paralele între ele.
Filmde iki ayrı hikâye paralel olarak anlatılır ve sonunda birbiriyle kesişir.Romanul urmărește două povești distincte care în cele din urmă se vor intersecta.
İşte bu yönteme paralelkenar yöntemi denir.De aceea au ales această metodă murdară.
Borular daha sonra paralel dizilere monte edildi.A fost apoi extinsă pentru a se aplica tuturor particulelor subatomice.
Bacaklar oturma durumda olduğu gibi kırılır ve patenci buza paralel olacak şekilde geriye yatar.Picioarele se desfac, apoi se apropie cu putere ca o foarfecă până când ajung paralele.
Shore House karakterini Sherlock Holmes'la paralellikler kurarak yazdı.Salonul lui Sherlock Holmes a rămas expus în mod identic.
Bu tutuma paralel olarak da İngiliz taraftarlığı söz konusudur.Într-o oarecare măsură, acest tip de venerație este împărtășit și de anglicani.
Paralel hesaplamaEcuație parametrică
Ama dikey programlama paralel programlamayı engeller.Ruby nu încearcă să-l îngrădească pe programator.
Bununla paralel olarak yeni bir koyun çiçeği aşısı da üretildi.Tocmai în acest mod a luat naștere diversitatea bucovineană.
Karayoluna paralel olarak Demiryolu geçmektedir.Calea ferată trece paralel cu satul.
Bu gözlük paralel evrenler arasındaki boşluktan geçenlerin de anlaşılmasına olanak sağlamaktadır.Acestea se explică tot prin universurile paralele.
Güçlü ruhlar (biyeega hoolanh) görünür güçle paraleldir.O mărime strâns legată de puterea aparentă este factorul de putere.
Eklembacaklıların ve kafadanbacaklıların beyni, birbirine paralel ikiz sinirden meydana gelmektedir.Creierul dorsal și masa nervoasă subesofagiană sunt conectați prin doi nervi laterali.