parçalanmış ile cümle

parçalanmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Şirketin hizmet alanındaki faaliyetleri çok sayıda farklı demiryolu hizmet şirketine satılarak parçalanmıştır.Yhtiö eriytti osan toimintaansa erilleen varsinaisesta rautatieliikenteestä.
Büyük oranda parçalanmış eritrositlerin hemoglobinlerinden kaynaklanır (%75).Sentraalisesta syanoosista kärsivillä valtimoiden hapettuneen hemoglobiinin pitoisuus on vähemmän kuin 85 %.
Örnek: Osmanlı İmparatorluğu da tıpkı Roma İmparatorluğu gibi parçalanmıştır.Vastaavia malleja on sovitettu myös Rooman valtakunnan romahdukseen.
Dağlar derin akarsu vadileriyle parçalanmıştır.Vuoristoa halkovat syvät laaksot.
Parçalanmış ceset ertesi gün bulundu.Το απανθρακωμένο πτώμα της βρέθηκε την επόμενη μέρα.
Bilge Kağan yazıtı hem devrilmiş, hem de parçalanmıştır.Οι αγιογραφίες της ασβεστώθηκαν και καταστράφηκαν.
Sert ve gevrekdir, ancak ağızda tereyağlı, parçalanmış ve yumuşaktır.Knopperne sidder spredt, og de er brune, glatte og kegleformede.
Parçalanmış ceset ertesi gün bulundu.Liget blev fundet den efterfølgende morgen.
Böylece, o zamana kadar dört ligin bulunduğu 104 yaşındaki Football League parçalanmış oldu.Dette betød at den 104-årige Football League, som hadde operert med fire divisjoner, ble oppløst.
2007'de, parçalanmış piroklastik bulunan 10 km'den büyük bir alanda çalışmalar yapılmıştır.I 1910 var der for eksempel 5 km med spor i gruva.
Dağlar derin akarsu vadileriyle parçalanmıştır.Fjellene er kraftig erodert med dype daler.
Hikâye parçalanmış bir ailenin mutsuz çocukları ile başlar.Tác phẩm mở đầu bằng hình ảnh một gia đình bất hạnh.
Yuan Shikai'nın 1916 yılındaki ölümünün ardından Çin, politik olarak parçalanmıştı.Sau khi Viên Thế Khải mất năm 1916, Trung Quốc bị tan vỡ về chính trị.
Böylece, akrabalıklar kaybolmuş, aileler parçalanmıştır.Những vụ ly hôn, làm tan vỡ các gia đình.
Çocuk.korkunç bir şekilde parçalanmıştı ve her yerinden kanlar fışkırıyordu.Lửa đã cháy và máu đã đổ, trên khắp dải biên cương.
Cesedi kesilip parçalanmış ve köpeklere verilmiştir.死体は切り刻まれ、犬に与えられたという。
Parçalanmış ceset ertesi gün bulundu.翌日遺体が発見された。
Bitki örtüsü bakımından yoksun olan bu dağ, derin vadilerle parçalanmıştır.それは恰も旭日がまず高い山の峰を照らすような者である。
Bir savaş sonunda Ak Hun İmparatorluğu parçalanmıştır.在一战结束后,奥斯曼帝国土崩瓦解。
2002 yılında bulunduğu hangar çökmüş ve araç parçalanmıştır.본 차량도 2007년에 폐차되고 구분 소멸되었다.
Çocuk.korkunç bir şekilde parçalanmıştı ve her yerinden kanlar fışkırıyordu.그의 살가죽이 찢겨 나갔고 피로 범벅이 되었다.
Çocuk.korkunç bir şekilde parçalanmıştı ve her yerinden kanlar fışkırıyordu.ונוראה הייתה אנקת החללים בכל מקום, ודמם הציף את כל העיר ונשפך למטה במורד...
Cesedi kesilip parçalanmış ve köpeklere verilmiştir.Тялото ѝ е оставено, за да бъде изядено от кучета.
Arada sert kayalıklar; yer yer derin vadilerle parçalanmıştır.Склоновете на планината са стръмни, а местността обрасла с дъбове.
Parçalanmış cesetler vardı.Други от мъртъвците бяха разчленени.
1.3 milyar yıl önce parçalanmıştır.Razvile su se prije otprilike 1,5 milijardi godina.
2002 yılında bulunduğu hangar çökmüş ve araç parçalanmıştır.Uništen je 2002. godine kada se na njega srušio hangar.
Tektonik hareketlerin teknikleriyle parçalanmıştır.No što je moglo biti pokretač tektonskih aktivosti?
Pencere ve kapılar parçalanmış ve iç kutular yok edilmiştir.Fasada je išarana i dijelovi otpadaju, a prozori i stakla su razbijeni.
Cesedi kesilip parçalanmış ve köpeklere verilmiştir.Bio je prekriven granjem i ostavljen da ga psi pojedu.
Fraktal terimi parçalanmış ya da kırılmış anlamına gelen Latince "fractus" sözcüğünden türetilmiştir.Toto slovo pochádza z latinského fractus – rozbitý.
Arazi çeşitli nehirlerin vadileri ile hayli parçalanmıştır.Toto územie je pretkané viacerými riekami.
Yuan Shikai'nın 1916 yılındaki ölümünün ardından Çin, politik olarak parçalanmıştı.Po smrti Yuan Shikaija leta 1916 je bila Kitajska politično razdrobljena.
Parçalanmış ceset ertesi gün bulundu.Posiljeno in zadavljeno so našli naslednji dan.
Parçalanmış cesetler vardı.Buvo leista skrosti lavonus.
Monoglobe, Grand Theft Auto: Chinatown Wars oyununda parçalanmıştır.Huang Lee - pagrindinis veikėjas Grand Theft Auto: Chinatown Wars žaidime.
Parçalanmış ceset ertesi gün bulundu.Laevavrakk leiti järgmisel päeval.
Bir başka Twitter kullanıcısı BDP üyelerinin parçalanmış arabasını gösteren bir resim paylaşarak şöyle dedi:Otro usuario de Twitter publicó la foto de autos destruidos de miembros del BDP y tuiteó:
Bu bilgilerle donatılmış olarak sonunda ben, parçalanmış benliğimi bir araya getirecektim.Bewaffnet mit diesem Wissen versammelte ich schließlich mein zerbrochenes Selbst.
Bu bilgilerle donatılmış olarak sonunda ben, parçalanmış benliğimi bir araya getirecektim.이런 깨달음으로 무장하게되자, 결국 각각의 조각이 서로 다른 목소리를 반영하는
Bu bilgilerle donatılmış olarak sonunda ben, parçalanmış benliğimi bir araya getirecektim.כך, מצויידת בידע זה, הצלחתי בסוף לחבר מחדש את העצמי המרוסק שלי,
Bu bilgilerle donatılmış olarak sonunda ben, parçalanmış benliğimi bir araya getirecektim.كانت مسلّحة بهذه المعرفة، وفي نهاية المطاف كنت سأجمع شتات نفسي،
Bu bilgilerle donatılmış olarak sonunda ben, parçalanmış benliğimi bir araya getirecektim.粉々になった自分を一つにし 次第に薬からも離れ
Buraya parçalanmış bir plak çizeyim... aynısını... parçalanmış olarak.Deixe-me desenhar a placa arrebentada aqui, deixe-me desenhar...vou desenhá-la toda estrupiada.
Buraya parçalanmış bir plak çizeyim... aynısını... parçalanmış olarak.Hij kan zelfs afscheuren. Ik teken hier een afgescheurde plaque. Ik teken dezelfde...
Buraya parçalanmış bir plak çizeyim... aynısını... parçalanmış olarak.Ich zeichne mal denselben ... Ich zeichne mal die RupturierenDu
Buraya parçalanmış bir plak çizeyim... aynısını... parçalanmış olarak.이것은 실제로 파열될 수도 있습니다. 제가 이쪽에다 파열된 플라그를 그려보겠습니다. 같은 것을 그리고요.. 파열된 것을 그리겠습니다.
Buraya parçalanmış bir plak çizeyim... aynısını... parçalanmış olarak.Mogą się faktycznie pęknąć. Narysuję ten pękający złóg tutaj....
Buraya parçalanmış bir plak çizeyim... aynısını... parçalanmış olarak.Questo tipo di tubo qui...
Buraya parçalanmış bir plak çizeyim... aynısını... parçalanmış olarak.Takže tento velký plát praskl. Možná tomu napomohl právě vířivý proud krve nebo cokoliv jiného.
Buraya parçalanmış bir plak çizeyim... aynısını... parçalanmış olarak.Và nó có thễ bong tróc. Để tôi vẽ một mãng vữa ở đây...
Buraya parçalanmış bir plak çizeyim... aynısını... parçalanmış olarak.Voy a dibujar esta ruptura aquí. Dibujo la misma en este lado. Voy a dibujar la ruptura.
Buraya parçalanmış bir plak çizeyim... aynısını... parçalanmış olarak.Тук ще нарисувам спукана плака.
Buraya parçalanmış bir plak çizeyim... aynısını... parçalanmış olarak.في الحقيقة يمكن أن تنفجر اللويحة. دعني أرسم لويحة منفجرة هنا..دعني أرسم نفسها..سأرسم المنفجرة هنا.
Buraya parçalanmış bir plak çizeyim... aynısını... parçalanmış olarak.プラークが破綻したよ。荒れた血流が刺激したんだね
Çünkü sağlığın içsel, parçalanmış, bireysel ve medikal olduğunu düşünmek büyük ölçüde bir hata.왜냐하면, 건강이 신체 내부의 문제이고, 미시적이고, 개개인의 문제이고, 약으로 해결되는 것이라는 생각은
Çünkü sağlığın içsel, parçalanmış, bireysel ve medikal olduğunu düşünmek büyük ölçüde bir hata.Porque esta ideia de que a saúde é uma coisa interna, atomizada, individual e farmacêutica é um erro crasso.
Çünkü sağlığın içsel, parçalanmış, bireysel ve medikal olduğunu düşünmek büyük ölçüde bir hata.Защото идеята, че здравето е нещо вътрешно, нещо молекулно, индивидуално и фармацевтично е доста погрешно.
Çünkü sağlığın içsel, parçalanmış, bireysel ve medikal olduğunu düşünmek büyük ölçüde bir hata.מכיוון שהרעיון שבריאות זה רק עניין פנימי, פרטני, אישי ותרופתי
Çünkü sağlığın içsel, parçalanmış, bireysel ve medikal olduğunu düşünmek büyük ölçüde bir hata.لأن تلك الفكرة أن الصحة هي الجزء الداخلي والصغير والفردي والدوائي

İlgili Sayfalar