Sen benden bir parçasın.You're a part of me.
Onları nerede parçaladın?Where did you crumble them?
Bu parça nereye gidiyor?Where does this piece go?
Bu, kekin son parçasıdır.This is the last piece of cake.
Tom levye ile döşeme tahtalarını parçaladı.Tom ripped up the floorboards with a crowbar.
Ben senin grubun bir parçası olmak istiyorum.I'd like to be a part of your group.
Ben hatalar yapmayı öğrenme sürecinin önemli bir parçası olarak görüyorum.I consider making mistakes an important part of the learning process.
Bunun bir parçası olamam.I can't be a part of this.
İster istemez bir parça sorumlu hissediyorum kendimi.I can't help but feel partly responsible.
O bir parça genç değil mi?Isn't she a bit young?
Muhtemelen fosilleşmiş parçalar jura dönemi hayvanlarına aittir.Possibly the fossilized tracks belong to animals of the Jurassic period.
Benim hoverkraft yılanbalıklarıyla dolu ve klavyeme yapışmış bir parça sakız var.My hovercraft is full of eels, and there's a bit of chewing gum stuck to my keyboard.
Bu tam olarak bir kek parçası değildi.It wasn't exactly a piece of cake.
Çatıdan düşen kiremitler parçalandı.The tiles that fell from the roof broke into pieces.
Çatıdan düşen fayanslar çok küçük parçalara ayrıldı.The tiles that fell from the roof broke into very small pieces.
O, İngiliz toplumunun bir parçası olmak istiyor.He wants to be part of the English society.
Kim bir parça pasta ister?Who wants a piece of cake?
Seni tek parça halinde geri istiyorum.I want you back in one piece.
Bunun bir parçası olmak istemiyorum.I don't want to be part of this.
Ben sorunun bir parçası olmak istemiyorum.I don't want to be part of the problem.
Tom bir parça karpuz daha istedi.Tom wanted another piece of watermelon.
Ben bunu tek parça halinde evde yapmak istiyorum.I just want to make it home in one piece.
Kim bir parça daha kek istiyor?Who wants another piece of cake?
Bütün istediğim bir fincan kahve ve bir parça tost.All I want is a cup of coffee and a piece of toast.
Ben çözümün bir parçası olmak isterim, problemin bir parçası değil.I want to be part of the solution, not part of the problem.
Her birinizin bir parça kağıt çıkarmasını ve ne olduğunu yazmasını istiyorum.I want each of you to take out a piece of paper and write down what happened.
Ben finansmanımı üç eşit parçaya böldüm.I divided my funding into three equal parts.
İki yıl önce düşen uçağın parçaları Atlantik Okyanusunda bulundu.Two years ago in the Atlantic ocean parts of the crashed plane were found.
Benimle tekrar o şekilde konuşursan, yüzünü parçalayacağım.If you talk to me that way again, I'm going to smash your face in.
Günümüzde tuvalet ve banyo tek parçadır.Nowadays toilet and bathroom is one piece.
Ön yargıyı parçalamak bir atomu parçalamaktan daha zordur.It is harder to crack a prejudice than an atom.
Ben bir parça uyku sersemiyim.I'm a bit groggy.
Tayvan, Çin'in bir parçası değildir.Taiwan isn't part of China.
Onu parçala.Break it down.
Şekil yedi motorun bütün parçalarını göstermektedir.Figure seven shows all the parts of the motor.
Kadınlar bir erkeğin hayatının en güzel parçasıdır.Women are the most beautiful part of a man's life.
O, taşı tamamen parçaladı.He crushed the stone completely.
O mobilya parçasını çok beğeniyorum.I like that piece of furniture very much.
Portakalı soy ve bana bir parça ver.Peel the orange and give me a piece.
Bütün, parçalardan daha değerlidir.The whole is worth more than the parts.
Bir parça umursamıyorum.I don't mind a bit.
Baş, vücudun bir parçası mıdır?Is the head a part of the body?
O yaklaşım, şirket kültürünün parçasıdır.That attitude is part of the company's culture.
O kağıt parçasının ne olduğunu biliyorum.I know what that piece of paper is.
Atletizm okul hayatının önemli bir parçasıdır.Athletics are an important part of school life.
Tom üniversiteden beri bir parça değişmedi.Tom hasn't changed a bit since college.
Bir parça kırılmış cama bastım.I stepped on a piece of broken glass.
Dedemin göğsünde bir şarapnel parçası var.My grandfather has a piece of shrapnel in his chest.
Ben çeşitli kumaş parçaları satın aldım.I bought various pieces of cloth.
Bu, işimin parçası.It's part of my job.
Çikolatayı küçük parçalara ayırın.Break the chocolate into smaller pieces.
Tom bu parçayı birkaç yıl önce besteledi.Tom composed that piece several years ago.
O bir kalem aldı ve bir kağıt parçası üzerine çizmeye başladı.She took a pencil and began drawing on a piece of paper.
Kalan sadece birkaç parça var.There are only a couple of pieces left.
Senin sessizliğin bile bir duanın parçası olabilir.Even your silence can be a part of prayer.
Tom telefon numarasını bir parça kağıda yazdı ve onu Mary'ye uzattı.Tom wrote his phone number on a piece of paper and handed it to Mary.
Tom alışveriş sepetine bir kutu parçalanmış peynir koydu.Tom put a bag of shredded cheese into his shopping cart.
Bu kek parçasını senin için saklıyordum.I was saving this piece of cake for you.
Bunun planın bir parçası olmadığından eminim.I'm sure that wasn't part of the plan.
Ben şimdi resmen bu grubun parçasıyım.I'm now officially part of this group.