Bir parça pasta ister misin?Would you care for a piece of pie?
Sana bir parça pasta ayıracağım.I'll save you a piece of cake.
Tom bir parça tost yedi.Tom ate a piece of toast.
Biz bir parça geç kaldık.We're a bit late.
O, skandalın parçası değildi.He wasn't part of the scandal.
Lütfen, büyük bir parça istiyorum.I'd like a large portion, please.
Bir parça pasta istiyorum.I want a piece of pie.
Bir parça kek istiyorum.I want a piece of cake.
Hava parçalı bulutlu olacak.It'll be partly cloudy.
Tom bir çocukken bir köpek tarafından parçalandı.Tom was mauled by a dog when he was a kid.
Bir parça kek alın.Help yourself to a piece of cake.
Tom arabasını parçaladı.Tom totaled his car.
Kırık cam parçaları güneşte parlıyordu.The pieces of broken glass glittered in the sun.
Tom'un sorunun bir parçası olabileceğini düşünmüyor musun?Don't you think Tom might be part of the problem?
Tom'un sorunun bir parçası olabileceğini düşünmüyor musunuz?Don't you think Tom might be part of the problem?
Bunun sorunun bir parçası olabileceğini düşündün mü?Did you think that might be part of the problem?
Bunun sorunun bir parçası olabileceğini düşünüyor musun?Do you think that might be part of the problem?
Tom'un sorunun bir parçası olabileceğini mi düşünüyorsun?Do you think Tom might be part of the problem?
Bu, sorunun bir parçası olabilir.This may have been part of the problem.
Sanırım bu, sorunun bir parçası.I think that's a part of the problem.
Sorunun bir parçası olduğumu düşündüm.I thought I was part of the problem.
Belki o, sorunun bir parçası.Maybe that's part of the problem.
Bu, sorunun bir parçası.This is part of the problem.
Baş, insan bedeninin bir parçasıdır.The head is a part of the human body.
Artık hayatımın bir parçası değilsin.You're no longer part of my life.
O patatesleri soyar ve parçalara böler.He peels the potatoes and divides them into pieces.
Bir zamanlar bir tahta parçası vardı.Once upon a time there was a piece of wood.
"Altın parçalarını ikiye katlamak istiyor musun?" "Ne demek istiyorsun?""Do you want to double your gold pieces?" "What do you mean?"
Burada bir çukur kazın ve içine altın parçaları koyun.Dig a hole here and put the gold pieces into it.
Bir araba fabrikasında yedek parça yapıyorum.I am making spare parts in a car factory.
Bir araba fabrikasında yedek parça yapıyorsunuz, değil mi?You are making spare parts in a car factory, aren't you?
Bir araba fabrikasında yedek parça yapıyor.He is making spare parts in a car factory.
Mary bir araba fabrikasında yedek parça yapıyor.Mary is making spare parts in a car factory.
Bir araba fabrikasında yedek parça yapıyoruz.We are making spare parts in a car factory.
Bir araba fabrikasında yedek parça yapıyorlar.They are making spare parts in a car factory.
Ekmeği iki parçaya böldüm.I divided the bread into two pieces.
Sen ekmeği iki parçaya böldün, değil mi?You divided the bread into two pieces, didn't you?
Ekmeği iki parçaya böldü.He divided the bread into two pieces.
Mary ekmeği iki parçaya ayırdı.Mary divided the bread into two pieces.
Ekmeği iki parçaya böldük.We divided the bread into two pieces.
Ekmeği iki parçaya böldüler.They divided the bread into two pieces.
O bir parça isyankardır.He's a bit of a rebel.
Ona kafası kadar büyük gümüş bir parça verdi.He gave him a lump of silver as big as his head.
Tom'un bana verdiği kek parçası o kadar büyüktü ki onun hepsini yiyemedim.The piece of cake Tom gave me was so big that I couldn't eat it all.
O kağıt parçasını bana verin, onu kontrol edeceğim!Give me that piece of paper, and I will inspect it!
Kırık vitray parçaları, suç delillerinden biriydi.Pieces of broken stained glass were one of the evidences for the crime.
Salata; zeytinyağı, kızarmış ekmek parçaları ve fındık olmadan eksiktir.The salad is incomplete without olive oil, croutons and nuts.
Bu kutularda yedi yerine sadece beş parça sardalya olması haksızlık.It's unfair that one of the cans had only five, instead of seven, pieces of sardines.
Bu parça önemli bir anahtardır.This piece is in a major key.
Ne yazık ki bütün şey parçalara ayrıldı.Unfortunately, the whole thing fell apart.
Arabamın parçalarını bulmakta çok zor zaman geçiriyorum.I'm having a very hard time finding parts for my car.
Bilgisayar parçaları Japonya'da çok pahalı.Computer parts are very expensive in Japan.
Makineden eksik bir parça var.There's a piece missing from the machine.
Makineden bir parça eksik.There's a piece missing from the machine.
Bu kağıt parçasına adını yaz.Write your name on this piece of paper.
Tom'un saçında bir parça gri var.Tom has a patch of gray in his hair.
İnsan tırnakları, cadı içkisinin bir parçasıydı.Human nails were part of the witch's brew.
Onun yeni parçasını dinledin mi?Did you listen to her new song?
Minik parçacıkları çıplak gözle görmek zordur.Minute particles are hard to see with the naked eye.
Onu iki parçaya kesin.Cut it into two pieces.