Onların, iş modeli ve kanvasınızı bütünleyen bir parça olduğunu anlayın.Understand they're an integral part of your business model and business model canvas.
Bu muhteşem parça, bu giriş müziği --That splendid music, the coming-in music,
Aida'dan "The Elephant March" -cenazem için seçtiğim parça- (Kahkahalar)"The Elephant March" from "Aida," is the music I've chosen for my funeral. (Laughter)
Tüm parçalar orada.All the pieces are there.
Her şey parçalanmıştı, sanki vücudundan boşluklar geçiyordu.Everything was cauterized, and it was just like there was a void going through the body.
Burada yürürken derinin parçalarını duyabiliyorsun.And you know, you walk, and you hear the pieces of skin.
Evet, kesinlikle yürümem gerkiyor, ve denge, biraz, onların içinde bir parça sanat gibi.Yeah, I definitely have to be moving, and balance is a little bit of an art in them.
Bu silikon deri parçası sadece.And this is just a silicon piece of skin.
Bundan bir parça kurtulmak istiyorum."I need a little bit off."
Burdaki bozulmuş bir buz parçası.And here's a picture of sick ice.
12 yaşında çok-yıllı bir parça.This is a piece of multi-year ice that's 12 years old.
Bu tek bir buz parçasında, 300 tür mikroorganizma yaşıyor.In that one single piece of ice, you have 300 species of microorganisms.
Galiba bu küçük paralelkenar bir arazi parçası.I guess it's a little plot of land, a little parallelogram plot of land.
O dönüşüm Hindistan'ın bügün nereye doğru gitiğinin bir parçasıdır.And that transformation is part of where India is heading today.
Hindistan'ın gelişmekte olduğu şey, TED'in "E" parçasının sayesinde: Kendi eğlence sanayisi.And that is what India is developing through the "E" part of TED: its own entertainment industry.
-- bunlar Birleşik Krallık'ın parçası değildirler.-- these are not part of the United Kingdom.
Bu, bu alandaki bir parçacığın üzerindeki kuvveti ifade ediyor. -Now, let's say that in this field, I have some particle traveling on x-y plane.
Parçacık yön değiştiriyor. Şuradayım diyelim ve izin üstünde azıcık hareket edeyim. -So let's say I move, this is an infinitesimally small dr.
Parçacık hareket ettikçe, zaman arttıkça diye düşünebilirsiniz. -And then what is f dot dr?
Yani bir tanesi bu doğru parçası olacak.So one radius is going to be this line here.
Okyanusun bu parçası tam anlamıyla bir kıyamet yerine benziyor.Parts of the ocean there look just absolutely apocalyptic.
Ama diyelim ki güneş ışığı vuran bir parçacık var ve eşit olmayan biçimde ısınıyor.But let's say you have sunlight hitting some particle and it's unevenly heated.
Dünyanın mühendis ve bilim adamları... ...laboratuvarlarında parça parça inşa etmekteler.The scientists and engineers of the world are building it piece by piece, in their labs.
Sen bizi rahatlatıyorsun ve biz seni parçalıyoruz. (seyirciler güler)You comfort us and we dismember you (audience laughs)
İçinde bir tane kağıt parçası var! ---[There's a piece of paper inside!] (Laughter)
Ya ihtiyacımız olan bütün vücut parçalarımız zaten doğada ya da kök hücrelerimizde zaten mevcutsa.What if all the replacements our bodies need already exist in nature, or within our own stem cells?
Sadece parçalar üzerinden değil de komple bir diz değişimine ne dersiniz?What about getting to a total biologic knee replacement, not just the parts?
Dizinizi bu parçalarla tekrardan büyüteceğiz.We're going to rebuild your knee with the parts.
Afrika'nın hayatımın büyük bir parçası olduğunu hissettim.I really felt that Africa was this big part of my life.
6 parça limonlu tavuk biftek, yok yok 8 parça olsun.I would like the grilled rib steak with 6 pieces of lemon chicken, actually 8 pieces.
Burda cebimde birkaç parçası var.I've got some of the pieces in my pocket here.
Demek istediğim, moleküler seviyede büyük bir parça.I mean, big piece at the molecular level.
Akıl hocaları, koçlar ve öğretmenler kategorisinde son parça danışmanlardır.The last category in mentors, coaches, teachers are advisers.
[folyo parçalarının rüzgarda birbirine sürtünmeleriyle oluşturulmuş ses][sound of foil pieces tapping against each other in the wind]
Burası benim genç bir adam olarak bestelediğim bazı parçaların ilk defa sahnelendiği yer.This is the venue where, as a young man, some of the music that I wrote was first performed.
Belli odalar için mi parça besteliyorum?Do I write stuff for specific rooms?
Çark, santrifüjün içerisindeki hareket eden siyah parça.The rotor is that moving part within the centrifuge, that black object that you see.
Belkide bir sonraki parçaya geçmeliyiz çünkü bu konuşmanın nereye varacağını kestiremiyorum.Maybe we'll go into the next tune, because I totally lost where this is going.
Bence şimdi başka bir parçaya geçmeliyim.I think we will play another tune now.
Çalmayı sevdiğim parçalardan biri olan "Lush Life" ı çalacağım.I'm going to do "Lush Life." It's one of my favorite tunes to play.
Onları üç eşit parçaya ayırıyor.So he divides these into three equal heaps.
Üç eşit parça ve arta kalan bir hindistan cevizi.One left over and three equal heaps.
Vücudun herhangi bir parçasını geliştirebiliriz.We can develop any part of the body.
Bedenimi parçalara ayır.Cut this body of mine into pieces.
Tam olarak tek bir parça tüm yuvarlak vardı.There was exactly one a-piece all round.
Onun dinleyiciler, o onun hakkında bir parçası 'SİZİN tekrar gidene kadar mükemmel sessizHer listeners were perfectly quiet till she got to the part about her repeating 'YOU
Ama yük parçacıkların ve nesnelerin bir niteliğidir. Tıpkı kütle gibi.But charge is a property of particles and objects, just like mass.
Ve bu tıpkı yerçekimi gibi. yani iki parçacık hiç bir şekilde birbirlerine bağlı değiller.And it's just like gravity. I mean, the two masses are in no way connected.
Peki o halde bu iki parçacık arasındaki kuvvet nedir?So what is the force between these two particles?
Zıt parçacıkların birbirlerini ittiklerini biliyoruz değil mi? -Well, we know that unlike particles attract, right? Almost by definition.
Savaşın parçaladığı Libya'nın barışa ulaşmak için umutsuzca ihtiyacı olan idealler bunlar olmalı.These are the ideals that a war-torn Libya needs desperately in order to achieve peace.
Ve elbette, öğrenmenin sürekli bir parçası olduğu, düzenli bir yaşam anahtardır.And of course, a well-ordered life in which learning is a continuous part of it, is key.
Sonbaharın sonunda ve soğuk kıştan önce gelen yazın bir parçası demektir.Before winter sets in, in the fall, it's a glimpse of summer.
Yazın bu geri dönen bir parçasında, Hintliler kış için avlanırlardı.Indians, they say, hunted for the winter in that brief returning summer.
Bu benim son parçam.This is my final piece.
Tamam, son parça olarak bunu yapmak istiyorum, buna çok benzer olacak.Okay, for the last piece I'd like to do, this one goes very similar to this.
Tasarım sürecin sadece bir parçasıydı.Design was just a part of the process.
Birinci kısmı cevaplamış olduk. t eşittir 3 için, parçacığın hızı 13,007'ye eşit.So we've answered the first part. The speed of the particle at time t=3 is 13.007.
Sonra da t eşittir 3 için parçacığın ivme vektörünü bulmamız isteniyor.Then they want us to find the acceleration vector of the particle at time t=3.
Benim işim, kalbinin etrafına diktiğin o duvarları parçalamak.Oil covered pelicans!