Sami, Leyla'nın ceset parçalarını şehir çevresine dağıttı.Sami scattered Layla's body parts around the city.
Marie isteksizce bir parça daha kek alır.Marie reluctantly takes another piece of cake.
Kayıp bir parça var.There's a piece missing.
Bu bulmacalarda eksik bir parça var.This puzzles has a missing piece.
Bu bulmacada eksik bir parça var.There's a piece missing from this puzzle.
Sami bir parçacık hızlandırıcı üzerinde çalışıyordu.Sami was working on a particle accelerator.
Sami bir puma tarafından parçalara ayrıldı.Sami was torn to shreds by a cougar.
Sami, Leyla'nın hayatının bir parçasıdır.Sami is part of Layla's life.
Sami, Leyla'nın yaşamının bir parçasıdır.Sami is part of Layla's life.
Onu iki parçaya ayırdım.I have cut it into two pieces.
Sami, Leyla'nın cesedini daha çabuk parçalamak için bazı kimyasallar kullandı.Sami used some chemicals to get Layla's body to decompose quicker.
Onu iki parçaya kestim.I cut it into two pieces.
O, anlaşmanın bir parçası değildi.That was not part of the agreement.
Bu kağıt parçası üzerinde yazılmış hiçbir şey yok.There's nothing written on this piece of paper.
Tom'a bir parça kek verdiler.They gave a piece of cake to Tom.
Biri bir parça daha kek istiyor mu?Would anyone like another piece of cake?
Bir parça daha kek isteyen var mı?Would anyone like another piece of cake?
Bir parça daha pasta isteyen var mı?Would anybody like another piece of cake?
Biri bir parça daha pasta istiyor mu?Would anybody like another piece of cake?
Ahşap bir mobilya parçası yapıyor.He makes a wooden piece of furniture.
Bana bir parça kek ayır.Save me a piece of cake.
Tom pencereyi parçaladı.Tom smashed the window.
Hepsi benim planımın bir parçası.This is all part of my plan.
Tom, Mary'e bir parça kağıt verdi.Tom handed Mary a piece of paper.
Edebiyat parçalamayı bırak Tom.Cut the purple prose, Tom.
Tom hamuru iki parçaya ayırdı.Tom divided the dough into two portions.
Tom cebinden bir parça kağıt aldı ve onu Mary'ye verdi.Tom took a piece of paper out of his pocket and handed it to Mary.
Tom hüzünlü parçalar dinledi.Tom listened to sad music.
O kaya parçasını ağıldan uzağa taşı.Move that boulder away from the barn.
Bir parça turta istersiniz diye düşündüm.I thought you'd like a piece of pie.
Niye herkesin yüzünden düşen bin parça?Why is everybody so sad?
Kabiliye Cezayir'in bir parçasıdır.Kabylie is part of Algeria.
Cezayir'in bir parçası olan Kabiliye'nin resmî sınırları yoktur.Kabylie, which is part of Algeria, has no official borders.
Bilgisayarının tüm parçalarını söktü.He completely dismantled his own computer.
Tom, John'un son albümündeki bir parçaya remiks yaptı.Tom remixed a track from John's latest album.
Tom, John'un son albümünden bir parçayı remiksledi.Tom remixed a track from John's latest album.
Başlangıç olarak bir parça turta yemek istiyorum.For starters, I want to eat a little bit of pie.
Kuran'ı kasten parçaladı.The deliberately dissecrated the Quran.
Cezayir, Arap Baharı'nın yeni bir bölümünün parçası olmak istemiyor.Algeria doesn't want to be part of a new chapter of the Arab Spring.
Bu çok sevilen bir parça.This song is a crowd-pleaser.
Turtadan küçük bir parça aldı.He got a small portion of pie.
Köpeğine artan pizzadan bir parça verdi.He gave his dog a piece of leftover pizza.
Hepsi planın parçası.That's all part of the plan.
Yeni uduyla eski bir Türkçe parça çaldı.He played an old Turkish song on his new oud.
Tom pastadan bir parça yedi.Tom ate a piece of the cake.
Artık hayatımın bir parçasısın.Now you're part of my life.
Seni parçalara ayıracaklar!They will tear you to pieces!
Bir parçam seni her zaman sevecek.A part of me will always love you.
Bir parçam seni hep sevecek.A part of me will always love you.
Yanni'nin bir oto yedek parça şirketi var.Yanni owns an auto parts company.
Evin bir tarafı, üzerinde çatı olan dikdörtgen bir beton parçasından oluşuyor.To one side of the house was a rectangular concrete slab with a roof over it.
Sorunun bir parçası da benim.I'm part of the problem.
Şehrin bu parçasını gerçekten seviyorum.I really like this part of town.
"Gökten iki parça düştü"."Gökten iki parça düştü".
Elektronik Müzik için Dört Parça.Four Pieces for Electronic Music.
Her sistem daha büyük başka bir sistemin parçasıdır.Everything is part of a larger system.
RT 4497'nin (OLD 717) bazı parçaları da kullanılmıştır.Parts of RT 4497 (OLD 717) were also used.
Slogan başarılı ve uzun süredir devam eden bir reklam kampanyasının bir parçası olmuştur.The slogan has been part of a successful, long-running advertising campaign.
Yahut kendisi sonsuza kadar kendini tekrar eden dönüşsel bir modelin parçası mıdır?"What makes an Immersive Sim, and why are they staging a comeback?".
Hiçbir zaman oturup bir müzik parçasını okuyamadım.I could never sit and read a piece of music.