Ana içeriğe geç
Sözlük

parça ile cümle

parça kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu iki parça birbirine uymuyor.These two pieces don't fit together.
Tom bulmaca parçalarını birbirine geçirmek için zorlamaya çalıştı.Tom tried to force the puzzle pieces to fit together.
Kırık şişe parçaları üzerinde yürümeyin.Don't walk on the shards of the broken bottle.
Kalbim bin parçaya parçalandı.My heart has broken into a thousand pieces.
Pahalı porselen bin parçaya bölündü.The expensive china broke into a thousand pieces.
Tom, LGBTQ+ topluluğunun bir parçası.Tom is part of the LGBTQ+ community.
Tom köpeğine bir parça et verdi.Tom gave his dog a piece of meat.
O bir parça et kesti.He cut off a piece of meat.
Çay fincanı düştü ve parçalandı.The teacup fell down and shattered.
Uşak geldi ve ağacı küçük parçalara ayırdı.And the servant came and chopped the Tree into little pieces.
Tom köpeğine bir parça artık Noel hindisi verdi.Tom gave his dog a piece of leftover Christmas turkey.
Yetenekli sanatkâr parçalanmış vazoyu parça parça restore etti.The skilled craftsman restored the shattered vase piece by piece.
Tom'un bir parça insanlığının olmadığı açık.It's clear Tom doesn't have an ounce of humanity.
Bir parça daha kek yiyebilir miyim?May I eat another piece of cake?
Tom'u bir parça özlemiyorum.I don't miss Tom a bit.
Tom, Mary'ye ailenin bir parçası gibi davrandı.Tom treated Mary like part of the family.
Hayatınızın bir parçası olmak istiyoruz.We want to be part of your life.
Tom'un hayatının bir parçası olmak istedik.We wanted to be part of Tom's life.
Sadece onun bir parçası olmaktan memnunum.I'm just glad to be part of it.
Bunun bir parçası olduğum için mutluyum.I'm happy to be a part of this.
Bunun bir parçası olmaktan mutluyum.I'm happy to be a part of this.
Sadece bunun bir parçası olmak istiyorum.I just want to be a part of it.
Tom ev halkının bir parçasıydı.Tom was part of our household.
Biz onun bir parçası olmak istedik.We wanted to be a part of it.
O kesinlikle bunun bir parçası.That's definitely part of it.
Ülke parçalara ayrılıyor.The country's falling apart.
Bunun bir parçası olmak istiyorum.I want to be a part of this.
Tom hayatımın büyük bir parçasıdır.Tom is a big part of my life.
Her bir parça yardımcı oldu.Every little bit has helped.
Tom onu parçalara ayırma kararı verdi.Tom decided to take it apart.
Ben bir parça rock şarkıcısıyım.I'm a bit of a rock singer.
Sorunun parçasıyız.We're part of the problem.
Bu anlaşmanın bir parçasıydı.It was part of the deal.
Tom bunun bir parçasıydı.Tom was part of that.
Sonuçta, o bir bilim adamıydı, ama çoğunlukla masum hayvanları parçalamayı severdi.After all, he was a scientist, but mostly he liked dissecting innocent animals.
Onun tüm hayatı kağıt parçalarıydı.His whole life was pieces of paper.
Ben sadece parçaları hatırlayabiliyorum.I can only remember fragments.
Tom bana bir parça pasta önerdi.Tom offered me a piece of cake.
Tom bozulan traktörüne yeni bir parça almak için kasabaya gitti.Tom drove into town to get a new part for his broken down tractor.
Tom resmi parçalara ayırdı.Tom tore the picture into pieces.
Mary resmi parçalara ayırdı.Mary tore the picture into pieces.
Lisa'nın bir parçası benimle kalıyor.A part of my Lisa stays with me.
Bence sorunun bir parçasısın.I think you're part of the problem.
Bunu, yaptığımız bilimsel araştırmanın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.We view this as an integral part of the scientific research we are doing.
Bu parçayı seviyorum.I love this piece.
Jamal geleceğimin bir parçası değil.Jamal is not part of my future.
O adama kendi aklından bir parça ver.Give that guy a piece of your mind.
Fadıl hala Leyla'nın hayatının bir parçası olmak istiyordu.Fadil still wanted to be part of Layla's life.
O, sorunun bir parçası.That's part of the problem.
Bir parça kek aşırdım.I helped myself to a piece of cake.
Origami için bütün ihtiyacınız bir kağıt parçasıdır.All you need for origami is a sheet of paper.
Fadıl da Leyla'nın ailesinin bir parçası oldu.Fadil, too, became part of Layla's family.
Fadıl, İslam'ı hayatının bir parçası olarak kabul etti.Fadil accepted Islam as part of his life.
Fazıl İslam'ı hayatının bir parçası olarak benimsedi.Fadil accepted Islam as part of his life.
Meydan okumalar Fadıl'ın gündelik hayatının bir parçasıdır.Confrontations are part of Fadil's everyday life.
Fadıl'ın cesedi parçalanmıştı.Fadil's body was in pieces.
Fadıl'ın cesedi parçalar halindeydi.Fadil's body was in pieces.
Doğaçlama cazın ayrılmaz bir parçasıdır.Improvisation is an integral part of jazz.
Fadıl, Leyla'nın cesedini parçalamaya başladı.Fadil began to dismember Layla's body.
Katiller bazen kurbanlarını parçalamaktadır.Killers sometimes dismember their victims.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod