Ana içeriğe geç
Sözlük

paha ile cümle

paha kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Daha az pahalı ve geniş olanların bir iç avlusu bulunabiliyordu.Kisebb vagy nagyobb földbirtokon érdemesebb-e gazdálkodni?
(Antik Yunan zamanı Korint çok pahalı bir şehirdi ve herkes orada yaşayamazdı.)(Bár a Barisan-hegység jóval korábbi: kora krétakori, az nem volt teljesen áthatolhatatlan.)
Orta Doğu ülkeleri deniz suyunu arıtıp kullanmaktadır, bu pahalı bir yöntemdir.A tengervíz sótalanítása, ihatóvá tétele drága művelet.
En pahalı video klipler listesi, müzik tarihindeki en pahalı video kliplerin listelendiği bir maddedir.A számhoz videóklip is társult, ami a Metallica történetében a legdrágább költségvetésű videóklip volt.
Bu teknik özel donanım gerektirir ve pahalıya mal olmaktadır.Ez speciális technológia, drága gyártósorok kellenek hozzá.
Liberatores mensupları eylemlerinin karşılığını çok pahalıya ödediler.A keresztény szövetségesek drágán fizették meg a győzelmet.
Şu ana kadarki Şili futbol tarihinin en pahalı oyuncusudur.Ezzel ő lett a skót futballtörténelem legdrágábban eladott játékosa.
Tek amacı, ne pahasına olursa olsun Kira'yı bulmak.Egyetlen céljuk: bármi áron elpusztítani az idegeneket.
En pahalı emlak fiyatları ise San Francisco koyunda ortalama 650.000 dolardır.A bérleti árak is itt a legmagasabbak, átlagban heti 450 $.
Kuşkusuz Tom Hanks'in bir sonraki projesi daha az pahalı değildi.Andrésen későbbi művészi pályája egyébként nem igazán jelentős.
Bu ayakkabılar çok pahalı.Ez a cipő túl drága.
Onun çok pahalı bir saati var.Neki egy nagyon drága órája van.
İlacın yapımı çok pahalıdır.Lääkekehittely on kallista.
Firmanın ürünleri kalitesi ve pahalılığıyla bilinir.Yrityksen tuotteet ovat tunnettuja ja arvostettuja tarkkuudestaan ja laadustaan.
Canımız pahasına da olsa buraları bırakmayız.”Vältä sitä mihin hintaan hyvänsä."
Ama ne pahasına?Mikä maksaa?
Çünkü tüfek genel satış için çok pahalıydı.Panssarivaunujen ampumatarvikkeet olivat huomattavan kalliita.
Biletler pahalı ve yer bulmak zordu.Välineet olivat kalliita ja vaikeasti hankittavissa.
Ekonomik olarak pahalı olması.Yhtiö on taloudellisesti kannattava.
Tedavi ise çok pahalıdır.Lisäksi tällainen terapia on hyvin kallista..
Tulyumun pahalı bir metal olması onun uygulama alanlarını sınırlandırır.Rodium on kallis metalli, mikä rajoittaa sen käyttöä.
Öğrenim pahalıydı.Opiskelu on maksullista.
Tabii ki bu biraz pahalıya patlayacaktı bu nedenden ötürü.Se sai vain pienen levityksen omakustannuksen takia.
Damıtma çoğu durumda çok pahalıdır.Biologiset lääkkeet ovat useimmiten erittäin kalliita.
Dünyanın en pahalı şehirleri arasındadır.Se on maailman pohjoisimpia kaupunkeja.
Renklendirme işlemi hem zaman alıcı hem de pahalı bir işlemdi.Matkanteko oli ajoittain vaivalloista ja myös kallista.
Kopi luwak, dünyanın en pahalı ve en az üretilen kahvesidir.Kopi Luwak on yksi maailman kalleimmista kahvilaaduista.
Fakat Hitler'in emri, "her ne pahasına olursa oldun elde tutulacak" yönündeydi.Hitler oli saatava hengiltä hinnalla millä hyvänsä.
Makineler ile makineyi işletmek pahalıdır.Sädehitsaukseen tarvittavat laitteet ovat kalliita.
Kendi huzurumuzu her ne pahasına olursa olsun koruyacağız.Olemme valmiit uhraamaan henkemme puolestasi joka hetki.
Örneğin managed dedicated serverler, daha pahalıdır.Untuvatäytteiset patjat ovat erityisen kalliita.
Camlı kondansatör: Yüksek gerilimde kullanılır ve pahalıdır.Stainer-viuluja arvostetaan korkealle, ja ne ovat kalliita.
Tağşişten sonra fiyatlar yükselirken satın alma gücü düşer, hayat pahalılığı artardı.Jos hinnat nousevat mutta tulot pysyvät ennallaan, ostovoima laskee.
Tek amacı, ne pahasına olursa olsun Kira'yı bulmak.Hallitus katsoi ainoaksi vaihtoehdoksi solmia rauha hinnalla millä hyvänsä.
Bu sefer çok pahalı Van Gogh çalacaklardır.Tällä kertaa purkkien tina sulaa hyvin.
Dünyevi zaafları insanoğluna çok pahalıya patlayacaktır.Ihmisten uhraukset isänmaalle tulevat olemaan kovat.
Gerekçesi de çok pahalı olması ve kraliyet deniz kuvvetlerinin paraya ihtiyacı olmasıydı.Tervakauppa oli tuottoisaa, ja suurvallaksi pyrkivän Ruotsin laivasto tarvitsi paljon tervaa.
Ayrıca oldukça pahalıydı.Tämä oli äärimmäisen kallista.
Neden bu kadar pahalı bir sözlük aldın?Miksi ostit noin kalliin sanakirjan?
Ne zaman hoşuma giden bir şey bulsam, hep pahalı olur.Aina kun löydän jotain, joka miellyttää minua, on se liian kallista.
Tom tam köşedeki pahalı bir restoranda suşi yedi.Tom söi sushia kalliissa ravintolassa, joka on aivan kulman takana.
Kuşkusuz Tom Hanks'in bir sonraki projesi daha az pahalı değildi.Η επόμενη ταινία του Χανκς δεν ήταν λιγότερο ακριβή.
Ayrıca, Attaleiates'in yaşamı hakkında da paha biçilmez bilgi sağlar.Παρέχει επίσης πολύτιμες πληροφορίες σχετικά με τη ζωή του ίδιου του Ατταλειάτη.
Şehirlerde, taze meyveler çok pahalıydı ve nadiren tüketilirdi.Για τους κατοίκους των πόλεων τα φρέσκα οπωροκηπευτικά ήταν πολύ ακριβά κι έτσι καταναλώνονταν σπάνια.
Bu sistemler daha az pahalı bilgisayar donanımına ve daha az desteğe ihtiyaç duyarlar.Τα συστήματα αυτά απαιτούν λιγότερο υλικό υποστήριξης και χαμηλής αξίας υλικό υπολογιστή.
Yunan ırkı ise diğerlerine göre daha ölçülü,daha kaliteli,ama daha pahalıdır.Το δε ελληνικό στοιχείο υπερείχε και ποσοτικά αλλά και ποιοτικά.
KKP sistemi oluşturmak çok pahalı olabilir.Η διαδικασία της συσκευασίας του αποθετηρίου μπορεί να είναι υπολογιστικά πολύ δαπανηρή.
Tedavi ise çok pahalıdır.Ομως η έγκαιρη θεραπεία είναι πολύ σημαντική.
Criterion DVD'ler diğer markalara göre biraz daha pahalıdırlar.Τα SMS είναι φθηνότερα από ό, τι οποιοδήποτε άλλο μέσο επικοινωνίας.
Fakat bu başarı, büyük kayıplar pahasına elde edilebilmiştir.Εν τέλει, ηττήθηκαν με μεγάλες απώλειες.
Platin de çok pahalı olmuştur.Η περγαμηνή ήταν πολύ ακριβή.
Lakin bunun çok pahalı olacağı varsayıldı.Το αποτέλεσμα κοστολογήθηκε πολύ ακριβά.
Popüler olmasının nedeni ucuz olması, güvenilir olması, iş görmesi ve fazla pahalı olmamasıdır.Είναι δημοφιλής, επειδή είναι ασφαλής, έχει καλά αποτελέσματα και δεν κοστίζει πολλά χρήματα.
Fakat imal edilmesinin pahalı olması bir dezavantaj oluşturur.Ωστόσο, το μεγάλο κόστος της εφαρμογής είναι αποτρεπτικός παράγοντας.
Bir KKP paketini şirkete göre kişiselleştirmek hem pahalı hem de zahmetli bir iştir.Η μετάδοση μέσω τέτοιου καλωδίου θα ήταν δαπανηρή και προβληματική.
1926'da 14 yaşındayken Dorset'te ünlü çok pahalı bir özel okul olan Sherborne Okuluna girdi.Το 1926, σε ηλικία 14 ετών, πήγε στο σχολείο Sherborne στο Ντόρσετ ως εσώκλειστος.
Kiralık hatlar ağ maliyeti yönünden pahalı bir uygulamadır.Οι μισθοί είναι σταθερό κόστος από τη φύση τους.
Atlar çok pahalı, yük hayvanları da çok yavaştı.Λιγοστά ήταν τα γίδια και πολύ λίγα τα γελάδια.
Van Gogh'un eserleri dünyanın en pahalı resimleri arasında yer alır.Διάφορα έργα ζωγραφικής του Πικάσσο συγκαταλέγονται ανάμεσα στα πιο ακριβά έργα τέχνης στον κόσμο.
Damıtma çoğu durumda çok pahalıdır.Η παρακολούθηση είναι επαρκής στις περισσότερες περιπτώσεις.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod